Önceki Sonraki

74:31Müddessir Suresi 31. Ayet

Kuran Sırası: 74 İniş Sırası: 4
1234567891011121314151617181920212223242526272829303132333435363738394041424344454647484950515253545556

74:31Müddessir Suresi 31. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
وما
ve mā
|
ve
Kombi Müfredat
جعلنا
ceǎlnā
CAL|ج ع ل
biz yapmadık
Kombi Müfredat
أصحاب
eSHābe
ṦḪB|ص ح ب
muhafızları
Kombi Müfredat
النار
n-nāri
NVR|ن و ر
cehennemin
5
إلا
illā
|
başkasını
Kombi Müfredat
ملائكة
melāiketen
MLK|م ل ك
meleklerden
7
وما
ve mā
|
ve
Kombi Müfredat
جعلنا
ceǎlnā
CAL|ج ع ل
yapmadık
Kombi Müfredat
عدتهم
ǐddetehum
AD̃D̃|ع د د
onların sayısını
10
إلا
illā
|
başka bir şey
11 Kombi Müfredat
فتنة
fitneten
FTN|ف ت ن
bir sınavdan
12
للذين
lilleƶīne
|
için
13 Kombi Müfredat
كفروا
keferū
KFR|ك ف ر
inkar edenler
14 Kombi Müfredat
ليستيقن
liyesteyḳine
YGN|ي ق ن
iyice inansın diye
15
الذين
elleƶīne
|
olanlar
16 Kombi Müfredat
أوتوا
ūtū
ETY|ا ت ي
kendilerine verilmiş
17 Kombi Müfredat
الكتاب
l-kitābe
KTB|ك ت ب
Kitap
18 Kombi Müfredat
ويزداد
ve yezdāde
ZYD̃|ز ي د
ve artsın diye
19
الذين
elleƶīne
|
20 Kombi Müfredat
آمنوا
āmenū
EMN|ا م ن
inananların
21 Kombi Müfredat
إيمانا
īmānen
EMN|ا م ن
imanı
22
ولا
ve lā
|
ve
23 Kombi Müfredat
يرتاب
yertābe
RYB|ر ي ب
kuşkulanmasınlar
24
الذين
elleƶīne
|
olanlar
25 Kombi Müfredat
أوتوا
ūtū
ETY|ا ت ي
verilmiş
26 Kombi Müfredat
الكتاب
l-kitābe
KTB|ك ت ب
Kitap
27 Kombi Müfredat
والمؤمنون
velmu'minūne
EMN|ا م ن
ve inananlar
28 Kombi Müfredat
وليقول
veliyeḳūle
GVL|ق و ل
ve desinler diye
29
الذين
elleƶīne
|
kimseler
30
في
|
bulunan
31 Kombi Müfredat
قلوبهم
ḳulūbihim
GLB|ق ل ب
kalblerinde
32 Kombi Müfredat
مرض
meraDun
MRŽ|م ر ض
hastalık
33 Kombi Müfredat
والكافرون
velkāfirūne
KFR|ك ف ر
ve kafirler
34
ماذا
māƶā
|
ne?
35 Kombi Müfredat
أراد
erāde
RVD̃|ر و د
demek istedi
36
الله
llahu
|
Allah
37
بهذا
bihāƶā
|
bu
38 Kombi Müfredat
مثلا
meṧelen
MS̃L|م ث ل
misalle
39
كذلك
keƶālike
|
böylece
40 Kombi Müfredat
يضل
yuDillu
ŽLL|ض ل ل
şaşırtır
41
الله
llahu
|
Allah
42
من
men
|
kimseyi
43 Kombi Müfredat
يشاء
yeşā'u
ŞYE|ش ي ا
dilediği
44 Kombi Müfredat
ويهدي
ve yehdī
HD̃Y|ه د ي
ve doğru yola iletir
45
من
men
|
kimseyi
46 Kombi Müfredat
يشاء
yeşā'u
ŞYE|ش ي ا
dilediği
47
وما
ve mā
|
ve
48 Kombi Müfredat
يعلم
yeǎ'lemu
ALM|ع ل م
bilmez
49 Kombi Müfredat
جنود
cunūde
CND̃|ج ن د
ordularını
50 Kombi Müfredat
ربك
rabbike
RBB|ر ب ب
Rabbinin
51
إلا
illā
|
başkası
52
هو
huve
|
O'ndan
53
وما
ve mā
|
ve değildir
54
هي
hiye
|
bu
55
إلا
illā
|
başka bir şey
56 Kombi Müfredat
ذكرى
ƶikrā
Z̃KR|ذ ك ر
bir uyarı(dan)
57 Kombi Müfredat
للبشر
lilbeşeri
BŞR|ب ش ر
insanlara
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَمَا: ve | جَعَلْنَا: biz yapmadık | أَصْحَابَ: muhafızları | النَّارِ: cehennemin | إِلَّا: başkasını | مَلَائِكَةً: meleklerden | وَمَا: ve | جَعَلْنَا: yapmadık | عِدَّتَهُمْ: onların sayısını | إِلَّا: başka bir şey | فِتْنَةً: bir sınavdan | لِلَّذِينَ: için | كَفَرُوا: inkar edenler | لِيَسْتَيْقِنَ: iyice inansın diye | الَّذِينَ: olanlar | أُوتُوا: kendilerine verilmiş | الْكِتَابَ: Kitap | وَيَزْدَادَ: ve artsın diye | الَّذِينَ: | امَنُوا: inananların | إِيمَانًا: imanı | وَلَا: ve | يَرْتَابَ: kuşkulanmasınlar | الَّذِينَ: olanlar | أُوتُوا: verilmiş | الْكِتَابَ: Kitap | وَالْمُؤْمِنُونَ: ve inananlar | وَلِيَقُولَ: ve desinler diye | الَّذِينَ: kimseler | فِي: bulunan | قُلُوبِهِمْ: kalblerinde | مَرَضٌ: hastalık | وَالْكَافِرُونَ: ve kafirler | مَاذَا: ne? | أَرَادَ: demek istedi | اللَّهُ: Allah | بِهَٰذَا: bu | مَثَلًا: misalle | كَذَٰلِكَ: böylece | يُضِلُّ: şaşırtır | اللَّهُ: Allah | مَنْ: kimseyi | يَشَاءُ: dilediği | وَيَهْدِي: ve doğru yola iletir | مَنْ: kimseyi | يَشَاءُ: dilediği | وَمَا: ve | يَعْلَمُ: bilmez | جُنُودَ: ordularını | رَبِّكَ: Rabbinin | إِلَّا: başkası | هُوَ: O'ndan | وَمَا: ve değildir | هِيَ: bu | إِلَّا: başka bir şey | ذِكْرَىٰ: bir uyarı(dan) | لِلْبَشَرِ: insanlara | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |وما WME ve | جعلنا CALNE biz yapmadık | أصحاب ÊṦḪEB muhafızları | النار ELNER cehennemin | إلا ÎLE başkasını | ملائكة MLEÙKT meleklerden | وما WME ve | جعلنا CALNE yapmadık | عدتهم AD̃THM onların sayısını | إلا ÎLE başka bir şey | فتنة FTNT bir sınavdan | للذين LLZ̃YN için | كفروا KFRWE inkar edenler | ليستيقن LYSTYGN iyice inansın diye | الذين ELZ̃YN olanlar | أوتوا ÊWTWE kendilerine verilmiş | الكتاب ELKTEB Kitap | ويزداد WYZD̃ED̃ ve artsın diye | الذين ELZ̃YN | آمنوا ËMNWE inananların | إيمانا ÎYMENE imanı | ولا WLE ve | يرتاب YRTEB kuşkulanmasınlar | الذين ELZ̃YN olanlar | أوتوا ÊWTWE verilmiş | الكتاب ELKTEB Kitap | والمؤمنون WELMÙMNWN ve inananlar | وليقول WLYGWL ve desinler diye | الذين ELZ̃YN kimseler | في FY bulunan | قلوبهم GLWBHM kalblerinde | مرض MRŽ hastalık | والكافرون WELKEFRWN ve kafirler | ماذا MEZ̃E ne? | أراد ÊRED̃ demek istedi | الله ELLH Allah | بهذا BHZ̃E bu | مثلا MS̃LE misalle | كذلك KZ̃LK böylece | يضل YŽL şaşırtır | الله ELLH Allah | من MN kimseyi | يشاء YŞEÙ dilediği | ويهدي WYHD̃Y ve doğru yola iletir | من MN kimseyi | يشاء YŞEÙ dilediği | وما WME ve | يعلم YALM bilmez | جنود CNWD̃ ordularını | ربك RBK Rabbinin | إلا ÎLE başkası | هو HW O'ndan | وما WME ve değildir | هي HY bu | إلا ÎLE başka bir şey | ذكرى Z̃KR bir uyarı(dan) | للبشر LLBŞR insanlara | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ve mā: ve | ceǎlnā: biz yapmadık | eSHābe: muhafızları | n-nāri: cehennemin | illā: başkasını | melāiketen: meleklerden | ve mā: ve | ceǎlnā: yapmadık | ǐddetehum: onların sayısını | illā: başka bir şey | fitneten: bir sınavdan | lilleƶīne: için | keferū: inkar edenler | liyesteyḳine: iyice inansın diye | elleƶīne: olanlar | ūtū: kendilerine verilmiş | l-kitābe: Kitap | ve yezdāde: ve artsın diye | elleƶīne: | āmenū: inananların | īmānen: imanı | ve lā: ve | yertābe: kuşkulanmasınlar | elleƶīne: olanlar | ūtū: verilmiş | l-kitābe: Kitap | velmu'minūne: ve inananlar | veliyeḳūle: ve desinler diye | elleƶīne: kimseler | : bulunan | ḳulūbihim: kalblerinde | meraDun: hastalık | velkāfirūne: ve kafirler | māƶā: ne? | erāde: demek istedi | llahu: Allah | bihāƶā: bu | meṧelen: misalle | keƶālike: böylece | yuDillu: şaşırtır | llahu: Allah | men: kimseyi | yeşā'u: dilediği | ve yehdī: ve doğru yola iletir | men: kimseyi | yeşā'u: dilediği | ve mā: ve | yeǎ'lemu: bilmez | cunūde: ordularını | rabbike: Rabbinin | illā: başkası | huve: O'ndan | ve mā: ve değildir | hiye: bu | illā: başka bir şey | ƶikrā: bir uyarı(dan) | lilbeşeri: insanlara | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VME: ve | CALNE: biz yapmadık | ÊṦḪEB: muhafızları | ELNER: cehennemin | ÎLE: başkasını | MLEÙKT: meleklerden | VME: ve | CALNE: yapmadık | AD̃THM: onların sayısını | ÎLE: başka bir şey | FTNT: bir sınavdan | LLZ̃YN: için | KFRVE: inkar edenler | LYSTYGN: iyice inansın diye | ELZ̃YN: olanlar | ÊVTVE: kendilerine verilmiş | ELKTEB: Kitap | VYZD̃ED̃: ve artsın diye | ELZ̃YN: | ËMNVE: inananların | ÎYMENE: imanı | VLE: ve | YRTEB: kuşkulanmasınlar | ELZ̃YN: olanlar | ÊVTVE: verilmiş | ELKTEB: Kitap | VELMÙMNVN: ve inananlar | VLYGVL: ve desinler diye | ELZ̃YN: kimseler | FY: bulunan | GLVBHM: kalblerinde | MRŽ: hastalık | VELKEFRVN: ve kafirler | MEZ̃E: ne? | ÊRED̃: demek istedi | ELLH: Allah | BHZ̃E: bu | MS̃LE: misalle | KZ̃LK: böylece | YŽL: şaşırtır | ELLH: Allah | MN: kimseyi | YŞEÙ: dilediği | VYHD̃Y: ve doğru yola iletir | MN: kimseyi | YŞEÙ: dilediği | VME: ve | YALM: bilmez | CNVD̃: ordularını | RBK: Rabbinin | ÎLE: başkası | HV: O'ndan | VME: ve değildir | HY: bu | ÎLE: başka bir şey | Z̃KR: bir uyarı(dan) | LLBŞR: insanlara | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve biz, cehennem memûrlarını, meleklerden tâyin ettik ve kendilerine kitap verilenlerin iyiden iyiye anlayıp inanmaları için ve inananların inancını arttırsın ve kendilerine kitap verilenlerle inananlar, şüpheye düşmesinler ve gönüllerinde hastalık olanlar ve kâfirlerse, Allah bununla, bu örnekle neyi kastediyor ki desinler diye sayılarını on dokuz olarak taktîr ettik. İşte böylece Allah, bildiğini saptırır ve dilediğini doğru yola sokar ve Rabbinin ordusu ne kadardır, ancak Allah bilir ve bu, insanlara bir öğüttür ancak.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Biz cehennemin işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmişizdir. Onların sayısını da inkârcılar için sadece bir imtihan (vesilesi) yaptık ki, böylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye öğrensin, iman edenlerin imanını atrttırsın; hem kendilerine kitap verilenler hem müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istemiştir ki?" desinler. İşte Allah böylece, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez. Bu ise, insanlık için ancak bir öğüttür.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Nâr (ateş, tabiat cehennemi; enterik) Ashabı'nı ancak (on dokuz) melâike (66. Tahriym: 6) kıldık (ins ve cinn türü değil). . . Onların sayısını da (sanki on dokuz sayısı önemliymiş gibi) kâfir (hakikati inkâr) olanlar için ancak bir fitne (sınav objesi) kıldık… Kendilerine kitap (Bilgi) verilenler yakînen bilsin (mecazların neye işaret ettiğini de görerek Hz. Rasûlullâh'ın vahyini tasdik etsinler) ve (Rasûlullâh'ın nübüvvet ve risâletine) iman edenler de iman (ilmî yakîn) bakımından imanları artsın; (böylece sağlam bilgiye ulaşan) kendilerine kitap (bilgi) verilmiş olanlar ve (tahkiki imana ulaşan) müminler de kuşkuya düşmesinler diye!. . Kalplerinde hastalık (şek - şüphe) bulunanlar (sağlıklı düşünme yetisi olmayanlar) ve kâfirler (perdeliler; hakikati ve hakikat bilgisini inkâr edenler) de: "Mesel (ibretlik misâl; temsil) itibarıyla Allâh bununla neyi murat etti?" desinler diye. . . İşte böylece Allâh, dilediğini saptırır ve dilediğini hidâyet eder. Rabbinin ordularını sadece "HÛ" bilir! Bu (Sakar ve bu işaretler) beşer için ancak bir zikra (hatırlatma)dır.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Biz cehennemde, infaz memurları olarak yalnızca sert ve haşin tabiatlı melekler yerleştirdik. Onların sayısını da, inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin karakterleri ortaya çıksın diye bir imtihan vesilesi haline getirdik. Kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlar, Kur’ân’ın hak kitap, Muhammed’in hak peygamber olduğunu delilleriyle, gerekçeleriyle kavrayıp kesin olarak inansın, iman edenlerin imanını artırsın. Kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlar ve ehl-i tevhid olanlar şüpheye düşmesinler. Kalpleri kararmış, aklından zoru olan hasta ruhlular ve kâfirler de, 'Allah bu misal ile ne demek istedi?' desinler, istedik. İşte Allah, münafıkların, müşriklerin kötü duruma düşmelerine özgürlük tanıdığı gibi, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkların hak yoldan uzaklaşıp dalâleti tercihine de özgürlük tanır. Sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkları doğru yola sevketme lütfunda da bulunur. Rabbinin ordularını, askerî erkânını kendisinden başkası bilmez. Bu yalnız insanlık için bir öğüttür.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Biz o ateşin bekçilerini ancak melekler(den) kıldık. Sayılarını ise ancak inkâr edenler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilmiş olanlar kesin bilsinler, iman edenlerin imanları artsın, kendilerine kitap verilmiş olanlar ve mü'minler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık olanlar ve inkârcılar da: 'Allah, acaba bu örnekle neyi kasdetmiştir?' desinler. İşte Allah, böylece dilediğini sapıklığa düşürür dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin askerlerini O'ndan başkası bilmez. Bu ancak insanlar için bir öğüttür.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkâr edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: "Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?" İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını kendisinden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Biz o ateşin muhafızlarını hep meleklerden ibaret kıldık. Sayılarını da ancak kâfir olanlar için bir fitne yaptık, (zira on dokuz meleği azımsayarak onları helâk edebileceklerini sandılar); kendilerine kitab verilenler de Kur’an’ın hak olduğuna inansınlar; (çünkü onların kitablarında da bu meleklerin sayısı on dokuzdur); müminlerin de imanlarını artırsın. Kendilerine kitab verilenlerle müminler (böylece) şüpheye düşmesinler. Kalblerinde bir maraz (nifak) bulunanlarla kâfirler de şöyle desin: “- Allah bu sayı ile beraber hangi şeyi murad etmiştir? İşte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını da ancak kendisi bilir. O cehennem de insanlar için ancak bir öğüddür.Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Cehennemin bekcilerini yalniz meleklerden kilmisizdir. Sayilarini bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananlarin da imanlarinin artmasini sagladik. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar supheye dusmesinler. Kalblerinde hastalik bulunanlar ve inkarcilar: «Allah bu misalle neyi muradetti?» desinler. iste Allah, boylece, diledigini saptirir, diledigini de dogru yola eristirir. Rabbinin ordularini kendisinden baskasi bilmez. Bu, insanogluna bir gutten ibarettir. *Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Cehennem'de görev yapanları ancak meleklerden kıldık. Biz, onların sayısını kâfirler için bir fitne yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler; imân edenlere de, imânlarını artırsın ve kendilerine kitap verilenler ile mü'minler şüpheye düşmesin ; kalblerinde (inkâr ve inâd) hastalığı bulunanlar ile kâfirler de, «Allah bununla misâl olarak neyi murad etmiştir?» desinler. İşte Allah böylece dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola eriştirir. Rabbin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlara ancak bir öğüttür.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkâr edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü’minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kâfirler, “Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi” desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: 'Allah bu misalle neyi muradetti?' desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Biz cehennemin işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmişizdir. Onların sayısını da inkârcılar için sadece bir imtihan (vesilesi) yaptık ki, böylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye öğrensin, iman edenlerin imanını arttırsın; hem kendilerine kitap verilenler hem müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de: «Allah bu misalle ne demek istemiştir ki?» desinler. İşte Allah böylece, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez. Bu ise, insanlık için ancak bir öğüttür.Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Biz ateşe bekçi olarak sadece melekleri atadık. Onların sayısını (ondokuz'u) da, () inkarcılar için bir fitne (sınav/huzursuzluk kaynağı) yaptık, () kitap verilmiş olanları ikna etsin, () inananların inancını güçlendirsin, () kitap verilmiş olanlarla inananların kuşkularını ortadan kaldırsın, ve () kalplerinde hastalık olanlarla inkarcılar da, 'ALLAH bu örnekle ne demek istiyor?' desinler. Böylece ALLAH dilediğini/dileyeni saptırır ve dilediğini/dileyeni de doğruya iletir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu (sayı) halklara bir mesajdır.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: «Allah bu misalle ne demek istedi?» desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık, sayılarını da sadece inkarcılar için bir fitne vesilesi kıldık ki, kitap verilenler kesin inanç edinsin, inananların imanını arttırsın, kitap verilenlerle, müminler şüphelenmesin, kalplerinde hastalık bulunanlarla kafirler: «Allah bununla mesela ne demek istiyor?» desin, işte böyle Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğine de yola getirir. Rabbinin ordularını sadece kendisi bilir; ve o ancak düşünmek için insanlara bir öğüttür.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Hem biz o ateşin muhafızlarını hep Melâike yaptık, sayılarını da ancak küfr edenler için bir fitne kıldık ki kitab verilmiş olanlar yakîn edinsin ve iyman edenlere iyman artırsın, kitab verilenler ve mü'minler şübhelenmesin, kalblerinde bir maraz bulunanlarla kâfirler de desin: Allah bununla meselâ ne murad etmiş? İşte böyle Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir ve rabbının ordularını ancak kendisi bilir ve o ancak bir öğüttür düşünmek için beşerDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Biz cehennem görevlilerini meleklerden seçtik, sayılarını da kafirler için sınav konusu yaptık ki kitap verilenler bunun hak olduğunu anlasınlar, mü'minlerin de imanı pekişsin. Mü'minler şüphe etmesin. Kalplerinde hastalık olanlar ve kafirler: "Allah bununla ne demek istedi" desinler. İşte böyle. Allah dilediğini saptırır, dilediğini de hidayete eriştirir. Rabbinin ordularının sayısını ancak kendisi bilir. Bu insan için bir öğüttür.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını küfredenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, inananların da inançları artsın; kendilerine kitap verilenler ve inançlılar (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: "Tanrı bu örnekle neyi anlatmak istedi?" İşte Tanrı dilediğini böyle şaşırtıp saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını kendisinden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür.Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : "Biz, cehennem yârânını da hep melekler yaptık. Sayılarını da, kendilerine Kitap verilen kimseler iyice ve apaçık bilsinler, iman etmiş olan kişilerin imanı artsın, kendilerine Kitap verilmiş olan kimseler ve iman sahipleri kuşkuya düşmesin diye ve de kalplerinde hastalık olan; zihniyeti bozuk kimseler ve kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedetmiş kimseler, “Allah bununla neyi kastetti?” desinler diye, kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden kimseler için bir sınamadan başka şey yapmadık. İşte böyle. Allah dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de kılavuzlar. Rabbinin ordularını da ancak Kendisi bilir. Bu, beşer için bir öğüt verici ve düşündürücüden başka şey değildir. "Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Biz o ateşin bekçi (lik) lerine meleklerden başkasını me'mur etmedik. Sayılarını da küfredenler için — başka değil — ancak bir fitne yapdık ki kendilerine kitâb verilenler sağlam bilgi edinsin (ler), îman edenlerin de inanları artsın. (Hulâsa) hem kendilerine kitâb verilenler, hem mü'minler (bu hususda) şüpheye düşmesin (ler). Kalblerinde maraz bulunanlarla kâfirler dahi «Allah bu (aded) le, misâl olarak, yeni murad etmiş?» desin (ler). İşte Allah, kimi dilerse böylece şaşırtır, kimi de dilerse doğru yola getirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. O, insan (lar) için öğüdden başkası değildir. Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : (Biz) Cehennemin sâhiblerini (o zebânîleri) meleklerden başkası yapmadık. Onların sayısını da inkâr edenler için ancak bir imtihan vesîlesi kıldık ki, kendilerine kitab verilmiş olanlar kat'î olarak îmân etsin, îmân edenlerin de îmânı artsın ve kendilerine kitab veril miş olanlarla mü’minler şübheye düşmesin ler. Kalblerinde bir hastalık (nifak) bulunanlarla kâfir ler ise desin ki: 'Allah misâl olarak bununla neyi mu râd etti?' Böylece Allah, (isyanlarındaki ısrarları yüzünden) dilediğini dalâlete atar, dilediğini de (hikmetine binâen kendi lütfundan)hidâyete erdirir. Rabbinin ordularını ise, ancak kendisi bilir. Hem bu (Sakar ve onun sıfatları), insanlara ancak bir ibrettir.Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Cehennem bekçilerini yalnız meleklerden kıldık. Onların sayılarını da ancak küfretmiş olanlar için bir fitne kıldık. Ki kendilerine kitab verilmiş olanlar, kesin bilgi sahibi olsunlar. İman edenlerin de imanları artsın. Kendilerine kitab verilmiş olanlar ve mü'minler kuşkuya düşmesinler. Bir de kalblerinde hastalık bulunanlarla kafirler: Bununla Allah neyi kasdetmiş? desinler. İşte böyle Allah, dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. Rabbının ordularını ancak kendisi bilir. Bu, ancak insanlara bir öğüttür.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Ve Biz, ateş ehlini (cehennem bekçilerini), meleklerden başkası kılmadık. Ve onların sayısını kâfirler için fitneden başka bir şey kılmadık, kitap verilenler yakîn sahibi olsunlar ve âmenû olanların da îmânı artsın. Ve kitap verilenler ve mü'minler şüpheye düşmesinler. Ve de kalplerinde maraz (şüphe) bulunanlar ve kâfirler desinler ki “Allah, bu mesele ile ne murad etti (ne demek istedi)?” İşte böyle, Allah, dilediğini dalâlette bırakır ve dilediğini de hidayete erdirir. Ve Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez. Ve O, insanlar için zikirden başka bir şey değildir.Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Çünkü yalnızca meleki güçleri (cehennem) ateşinin gözcüleri kıldık; ve onların sayısını hakikati inkara şartlanmış olanlar için bir sınama (aracı) yaptık ki böylece daha önce vahye muhatab olanlar (bu ilahi kelamın doğruluğuna) kani olsunlar ve (ona) iman etmiş olanların imanları daha da güçlensin; ve geçmiş vahiylere muhatab olanlar ile (bu vahye) iman edenler bütün şüphelerden kurtulsunlar. Ve kalplerinde hastalık olanlar ile hakikati tamamen reddedenler: "(Sizin) Allah(ınız) bu temsil ile ne demek istiyor?" diye sorsunlar. Böylece Allah, (yoldan çıkmak) isteyeni saptırır, (doğruya ulaşmak) isteyeni ise doğru yola ulaştırır. Ve Rabbinin güçlerini Kendisinden başka kimse bilemez. Bütün bunlar ölümlü insan için yalnızca bir uyarıdır.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve Biz cehennemin muhafızlarını meleklerden başka kılmadık ve onların adetlerini kâfir olanlar için ancak bir fitne kılmış olduk. Tâ ki kendilerine kitap verilmiş olanlar, yakîn getirsinler. Ve imân etmiş olanlara da imân arttırsın ve kitap verilmiş olanlar ile mü'min bulunanlar, şüpheye düşmesinler. Ve kalblerinde bir maraz bulunanlar ile kâfirler de desin ki: «Allah bununla bir mesel olarak ne murad etmiş?» İşte Allah, dilediği kimseyi böyle dalâlete düşürür ve dilediği kimseye de hidâyet nâsib buyurur ve Rabbin ordularını ancak kendisi bilir ve o, insan için ancak bir öğüttür.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Biz cehennemin bekçilerini hep meleklerden yaptık. Onların sayılarını da inkârcılar için sadece bir fitne kıldık. Ki, ehl-i kitap kesin bilgi edinsin. İman edenlerin de imanı artsın. Hem kendilerine kitap verilenler, hem de müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler: "Bu misalle Allah neyi kastetmiştir?" desinler. İşte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu ise, insanlık için ancak bir öğüttür.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Ateş bekçilerini yalnızca meleklerden kıldık. Onların sayısını da ancak kafir olanları denemek, kitap ehlinin kesin bilgiye ulaşması ve iman edenlerin de imanını artırmak için verdik. Kitap ehli ve mü’minlerin şüphe etmemesi, kalplerinde hastalık olanların ve kafirlerin de: -Allah bu misalle ne demek istiyor? demesi için (verdik). Allah, dilediğini işte böyle sapıklıkta bırakır, dilediğine de yol gösterir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez. Bu, insanlar için bir uyarıdan başka bir şey değildir.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Biz cehennem görevlilerini sadece melaikelerden kıldık. Onların sayısını da kâfirler için imtihan ve sıkıntı sebebi yaptık ki Ehl-i kitaptan olanlar Peygambere imanda yakîn sahibi olup, daha kesin inansınlar. mü’minlerin imanlarındaki yakinleri artsın. Ehl-i kitap ve müminler tereddüde düşmesinler. Kalplerinde hastalık olan münafıklar ile kâfirler de neticede: "Allah, bu misal ile ne anlatmak istemiş olabilir?" desinler. Böylece Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını Kendisinden başka kimse bilemez. Bu, (yani cehennem veya ondan bahseden âyetler) beşere bir öğüt ve uyarıdan başka bir şey değildir.Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Biz cehennemin muhafızlarını hep melekler yaptık. Onların sayısını da inkâr edenler için bir sınav yaptık ki, kendilerine Kitap verilmiş olanlar iyice inansın, inananların da imanı artsın. Kitap verilmiş olanlar ve inananlar kuşkulanmasınlar. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de: "Allâh bu misâlle ne demek istedi?" desinler. Böylece Allâh, dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlara bir uyarıdır.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını da küfretmekte olanlar için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: «Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?» İşte Allah, dilediğini de böyle hidayete iletir. Rabbinin ordularını kendisinden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür.Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Biz Cehennem görevlilerini meleklerden seçtik. Onların sayısını da kâfirler için bir fitne yaptık ki, kendilerine kitap verilenler iyice inansın; iman edenlerin imanı artsın; Kitap Ehli ile mü'minler şüpheye düşmesin; kalplerinde hastalık bulunanlar ile kâfirler de 'Bu misalle Allah ne anlatmak istedi?' deyiversin. Allah dilediğini böyle saptırır, dilediğine de hidayet verir. Rabbinin ordularını Ondan başkası bilemez. Cehennem ise beşere bir ibrettir.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Biz, cehennem yârânını hep melekler yaptık. Ve biz, onların sayılarını da küfre sapanlar için bir imtihandan başka şey yapmadık. Ta ki, kendilerine kitap verilenler iyice ve apaçık bilsinler. İman etmiş olanların imanı artsın. Kendilerine kitap verilmiş olanlarla iman sahipleri kuşkuya düşmesin. Kalplerinde hastalık olanlarla küfre sapmış bulunanlar da; "Allah bununla neyi örneklendirmek istiyor?" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar. Rabbinin ordularını ancak O bilir. Bu, insan için bir öğüt verici ve düşündürücüden başka şey değildir.Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.