74Müddessir Suresi
Kuran Sırası: 74
İniş Sırası: 4
Kırık Meal (Arapça) Meali
|ذَرْنِي: beni yalnız bırak
| وَمَنْ: ve adamı
| خَلَقْتُ: yarattığım
| وَحِيدًا: tek olarak
| (74:11)

| وَمَنْ: ve adamı
| خَلَقْتُ: yarattığım
| وَحِيدًا: tek olarak
| (74:11)|كَلَّا: hayır
| إِنَّهُ: çünkü o
| كَانَ: oldu
| لِايَاتِنَا: bizim ayetlerimize karşı
| عَنِيدًا: bir inatçı
| (74:16)

| إِنَّهُ: çünkü o
| كَانَ: oldu
| لِايَاتِنَا: bizim ayetlerimize karşı
| عَنِيدًا: bir inatçı
| (74:16)|فَقَالَ: sonra dedi
| إِنْ: değildir
| هَٰذَا: bu
| إِلَّا: başka bir şey
| سِحْرٌ: bir büyü(den)
| يُؤْثَرُ: rivayet edilip öğretilen
| (74:24)

| إِنْ: değildir
| هَٰذَا: bu
| إِلَّا: başka bir şey
| سِحْرٌ: bir büyü(den)
| يُؤْثَرُ: rivayet edilip öğretilen
| (74:24)|إِنْ: değildir
| هَٰذَا: bu
| إِلَّا: başka bir şey
| قَوْلُ: sözü(nden)
| الْبَشَرِ: bir insan
| (74:25)

| هَٰذَا: bu
| إِلَّا: başka bir şey
| قَوْلُ: sözü(nden)
| الْبَشَرِ: bir insan
| (74:25)|وَمَا: ve
| جَعَلْنَا: biz yapmadık
| أَصْحَابَ: muhafızları
| النَّارِ: cehennemin
| إِلَّا: başkasını
| مَلَائِكَةً: meleklerden
| وَمَا: ve
| جَعَلْنَا: yapmadık
| عِدَّتَهُمْ: onların sayısını
| إِلَّا: başka bir şey
| فِتْنَةً: bir sınavdan
| لِلَّذِينَ: için
| كَفَرُوا: inkar edenler
| لِيَسْتَيْقِنَ: iyice inansın diye
| الَّذِينَ: olanlar
| أُوتُوا: kendilerine verilmiş
| الْكِتَابَ: Kitap
| وَيَزْدَادَ: ve artsın diye
| الَّذِينَ:
| امَنُوا: inananların
| إِيمَانًا: imanı
| وَلَا: ve
| يَرْتَابَ: kuşkulanmasınlar
| الَّذِينَ: olanlar
| أُوتُوا: verilmiş
| الْكِتَابَ: Kitap
| وَالْمُؤْمِنُونَ: ve inananlar
| وَلِيَقُولَ: ve desinler diye
| الَّذِينَ: kimseler
| فِي: bulunan
| قُلُوبِهِمْ: kalblerinde
| مَرَضٌ: hastalık
| وَالْكَافِرُونَ: ve kafirler
| مَاذَا: ne?
| أَرَادَ: demek istedi
| اللَّهُ: Allah
| بِهَٰذَا: bu
| مَثَلًا: misalle
| كَذَٰلِكَ: böylece
| يُضِلُّ: şaşırtır
| اللَّهُ: Allah
| مَنْ: kimseyi
| يَشَاءُ: dilediği
| وَيَهْدِي: ve doğru yola iletir
| مَنْ: kimseyi
| يَشَاءُ: dilediği
| وَمَا: ve
| يَعْلَمُ: bilmez
| جُنُودَ: ordularını
| رَبِّكَ: Rabbinin
| إِلَّا: başkası
| هُوَ: O'ndan
| وَمَا: ve değildir
| هِيَ: bu
| إِلَّا: başka bir şey
| ذِكْرَىٰ: bir uyarı(dan)
| لِلْبَشَرِ: insanlara
| (74:31)

| جَعَلْنَا: biz yapmadık
| أَصْحَابَ: muhafızları
| النَّارِ: cehennemin
| إِلَّا: başkasını
| مَلَائِكَةً: meleklerden
| وَمَا: ve
| جَعَلْنَا: yapmadık
| عِدَّتَهُمْ: onların sayısını
| إِلَّا: başka bir şey
| فِتْنَةً: bir sınavdan
| لِلَّذِينَ: için
| كَفَرُوا: inkar edenler
| لِيَسْتَيْقِنَ: iyice inansın diye
| الَّذِينَ: olanlar
| أُوتُوا: kendilerine verilmiş
| الْكِتَابَ: Kitap
| وَيَزْدَادَ: ve artsın diye
| الَّذِينَ:
| امَنُوا: inananların
| إِيمَانًا: imanı
| وَلَا: ve
| يَرْتَابَ: kuşkulanmasınlar
| الَّذِينَ: olanlar
| أُوتُوا: verilmiş
| الْكِتَابَ: Kitap
| وَالْمُؤْمِنُونَ: ve inananlar
| وَلِيَقُولَ: ve desinler diye
| الَّذِينَ: kimseler
| فِي: bulunan
| قُلُوبِهِمْ: kalblerinde
| مَرَضٌ: hastalık
| وَالْكَافِرُونَ: ve kafirler
| مَاذَا: ne?
| أَرَادَ: demek istedi
| اللَّهُ: Allah
| بِهَٰذَا: bu
| مَثَلًا: misalle
| كَذَٰلِكَ: böylece
| يُضِلُّ: şaşırtır
| اللَّهُ: Allah
| مَنْ: kimseyi
| يَشَاءُ: dilediği
| وَيَهْدِي: ve doğru yola iletir
| مَنْ: kimseyi
| يَشَاءُ: dilediği
| وَمَا: ve
| يَعْلَمُ: bilmez
| جُنُودَ: ordularını
| رَبِّكَ: Rabbinin
| إِلَّا: başkası
| هُوَ: O'ndan
| وَمَا: ve değildir
| هِيَ: bu
| إِلَّا: başka bir şey
| ذِكْرَىٰ: bir uyarı(dan)
| لِلْبَشَرِ: insanlara
| (74:31)|لِمَنْ: kimseler için
| شَاءَ: dileyen
| مِنْكُمْ: sizden
| أَنْ:
| يَتَقَدَّمَ: ileri gitmek
| أَوْ: veya
| يَتَأَخَّرَ: geri kalmak
| (74:37)

| شَاءَ: dileyen
| مِنْكُمْ: sizden
| أَنْ:
| يَتَقَدَّمَ: ileri gitmek
| أَوْ: veya
| يَتَأَخَّرَ: geri kalmak
| (74:37)|قَالُوا: dediler ki
| لَمْ:
| نَكُ: biz olmadık
| مِنَ: -den/dan
| الْمُصَلِّينَ: Destekleşenler-
| (74:43)

| لَمْ:
| نَكُ: biz olmadık
| مِنَ: -den/dan
| الْمُصَلِّينَ: Destekleşenler-
| (74:43)|وَكُنَّا: ve biz
| نَخُوضُ: dalardık
| مَعَ: ile birlikte
| الْخَائِضِينَ: boş şeylere dalanlar
| (74:45)

| نَخُوضُ: dalardık
| مَعَ: ile birlikte
| الْخَائِضِينَ: boş şeylere dalanlar
| (74:45)|فَمَا: artık
| تَنْفَعُهُمْ: onlara fayda vermez
| شَفَاعَةُ: şefa'ati
| الشَّافِعِينَ: şefa'atçilerin
| (74:48)

| تَنْفَعُهُمْ: onlara fayda vermez
| شَفَاعَةُ: şefa'ati
| الشَّافِعِينَ: şefa'atçilerin
| (74:48)|فَمَا: ne oluyor ki?
| لَهُمْ: onlara
| عَنِ: -ten
| التَّذْكِرَةِ: öğüt-
| مُعْرِضِينَ: yüz çeviriyorlar
| (74:49)

| لَهُمْ: onlara
| عَنِ: -ten
| التَّذْكِرَةِ: öğüt-
| مُعْرِضِينَ: yüz çeviriyorlar
| (74:49)