» 10 / Yûnus  98:

Kuran Sırası: 10
İniş Sırası: 51
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109

 » 10 / Yûnus  Suresi: 98
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. فَلَوْلَا (FLVLE) = felevlā : bulunsaydı ya!
2. كَانَتْ (KENT) = kānet :
3. قَرْيَةٌ (GRYT) = ḳaryetun : bir kasaba
4. امَنَتْ ( ËMNT) = āmenet : iman eden
5. فَنَفَعَهَا (FNFAHE) = fe nefe ǎhā : kendine yarar sağlayan
6. إِيمَانُهَا (ÎYMENHE) = īmānuhā : imanı
7. إِلَّا (ÎLE) = illā : dışında
8. قَوْمَ (GVM) = ḳavme : kavminin
9. يُونُسَ (YVNS) = yūnuse : Yunus
10. لَمَّا (LME) = lemmā : ne zaman ki
11. امَنُوا ( ËMNVE) = āmenū : iman ettiler
12. كَشَفْنَا (KŞFNE) = keşefnā : kaldırdık
13. عَنْهُمْ (ANHM) = ǎnhum : üzerlerinden
14. عَذَابَ (AZ̃EB) = ǎƶābe : azabını
15. الْخِزْيِ (ELḢZY) = l-ḣizyi : rezillik
16. فِي (FY) = fī :
17. الْحَيَاةِ (ELḪYET) = l-Hayāti : hayatında
18. الدُّنْيَا (ELD̃NYE) = d-dunyā : dünya
19. وَمَتَّعْنَاهُمْ (VMTANEHM) = ve metteǎ'nāhum : ve onları yararlandırdık
20. إِلَىٰ (ÎL) = ilā : -ye kadar
21. حِينٍ (ḪYN) = Hīnin : belli bir süre-
bulunsaydı ya! | | bir kasaba | iman eden | kendine yarar sağlayan | imanı | dışında | kavminin | Yunus | ne zaman ki | iman ettiler | kaldırdık | üzerlerinden | azabını | rezillik | | hayatında | dünya | ve onları yararlandırdık | -ye kadar | belli bir süre- |

[] [KVN] [GRY] [EMN] [NFA] [EMN] [] [GVM] [] [] [EMN] [KŞF] [] [AZ̃B] [ḢZY] [] [ḪYY] [D̃NV] [MTA] [] [ḪYN]
FLVLE KENT GRYT ËMNT FNFAHE ÎYMENHE ÎLE GVM YVNS LME ËMNVE KŞFNE ANHM AZ̃EB ELḢZY FY ELḪYET ELD̃NYE VMTANEHM ÎL ḪYN

felevlā kānet ḳaryetun āmenet fe nefe ǎhā īmānuhā illā ḳavme yūnuse lemmā āmenū keşefnā ǎnhum ǎƶābe l-ḣizyi l-Hayāti d-dunyā ve metteǎ'nāhum ilā Hīnin
فلولا كانت قرية آمنت فنفعها إيمانها إلا قوم يونس لما آمنوا كشفنا عنهم عذاب الخزي في الحياة الدنيا ومتعناهم إلى حين

 » 10 / Yûnus  Suresi: 98
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فلولا | FLVLE felevlā bulunsaydı ya! So why not
كانت ك و ن | KVN KENT kānet was
قرية ق ر ي | GRY GRYT ḳaryetun bir kasaba any town
آمنت ا م ن | EMN ËMNT āmenet iman eden that believed,
فنفعها ن ف ع | NFA FNFAHE fe nefe ǎhā kendine yarar sağlayan and benefited it
إيمانها ا م ن | EMN ÎYMENHE īmānuhā imanı its faith,
إلا | ÎLE illā dışında except
قوم ق و م | GVM GVM ḳavme kavminin the people
يونس | YVNS yūnuse Yunus (of) Yunus?
لما | LME lemmā ne zaman ki When
آمنوا ا م ن | EMN ËMNVE āmenū iman ettiler they believed,
كشفنا ك ش ف | KŞF KŞFNE keşefnā kaldırdık We removed
عنهم | ANHM ǎnhum üzerlerinden from them
عذاب ع ذ ب | AZ̃B AZ̃EB ǎƶābe azabını (the) punishment
الخزي خ ز ي | ḢZY ELḢZY l-ḣizyi rezillik (of) the disgrace
في | FY in
الحياة ح ي ي | ḪYY ELḪYET l-Hayāti hayatında the life
الدنيا د ن و | D̃NV ELD̃NYE d-dunyā dünya of the world
ومتعناهم م ت ع | MTA VMTANEHM ve metteǎ'nāhum ve onları yararlandırdık and We granted them enjoyment
إلى | ÎL ilā -ye kadar for
حين ح ي ن | ḪYN ḪYN Hīnin belli bir süre- a time.

10:98 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

bulunsaydı ya! | | bir kasaba | iman eden | kendine yarar sağlayan | imanı | dışında | kavminin | Yunus | ne zaman ki | iman ettiler | kaldırdık | üzerlerinden | azabını | rezillik | | hayatında | dünya | ve onları yararlandırdık | -ye kadar | belli bir süre- |

[] [KVN] [GRY] [EMN] [NFA] [EMN] [] [GVM] [] [] [EMN] [KŞF] [] [AZ̃B] [ḢZY] [] [ḪYY] [D̃NV] [MTA] [] [ḪYN]
FLVLE KENT GRYT ËMNT FNFAHE ÎYMENHE ÎLE GVM YVNS LME ËMNVE KŞFNE ANHM AZ̃EB ELḢZY FY ELḪYET ELD̃NYE VMTANEHM ÎL ḪYN

felevlā kānet ḳaryetun āmenet fe nefe ǎhā īmānuhā illā ḳavme yūnuse lemmā āmenū keşefnā ǎnhum ǎƶābe l-ḣizyi l-Hayāti d-dunyā ve metteǎ'nāhum ilā Hīnin
فلولا كانت قرية آمنت فنفعها إيمانها إلا قوم يونس لما آمنوا كشفنا عنهم عذاب الخزي في الحياة الدنيا ومتعناهم إلى حين

[] [ك و ن] [ق ر ي] [ا م ن] [ن ف ع] [ا م ن] [] [ق و م] [] [] [ا م ن] [ك ش ف] [] [ع ذ ب] [خ ز ي] [] [ح ي ي] [د ن و] [م ت ع] [] [ح ي ن]

 » 10 / Yûnus  Suresi: 98
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فلولا | FLVLE felevlā bulunsaydı ya! So why not
Fe,Lam,Vav,Lam,Elif,
80,30,6,30,1,
REM – prefixed resumption particle
EXH – exhortation particle
الفاء استئنافية
حرف تحضيض
كانت ك و ن | KVN KENT kānet was
Kef,Elif,Nun,Te,
20,1,50,400,
V – 3rd person feminine singular perfect verb
فعل ماض
قرية ق ر ي | GRY GRYT ḳaryetun bir kasaba any town
Gaf,Re,Ye,Te merbuta,
100,200,10,400,
N – nominative feminine indefinite noun
اسم مرفوع
آمنت ا م ن | EMN ËMNT āmenet iman eden that believed,
,Mim,Nun,Te,
,40,50,400,
V – 3rd person feminine singular (form IV) perfect verb
فعل ماض
فنفعها ن ف ع | NFA FNFAHE fe nefe ǎhā kendine yarar sağlayan and benefited it
Fe,Nun,Fe,Ayn,He,Elif,
80,50,80,70,5,1,
CONJ – prefixed conjunction fa (and)
V – 3rd person masculine singular perfect verb
PRON – 3rd person feminine singular object pronoun
الفاء عاطفة
فعل ماض و«ها» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
إيمانها ا م ن | EMN ÎYMENHE īmānuhā imanı its faith,
,Ye,Mim,Elif,Nun,He,Elif,
,10,40,1,50,5,1,
N – nominative masculine (form IV) verbal noun
PRON – 3rd person feminine singular possessive pronoun
اسم مرفوع و«ها» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
إلا | ÎLE illā dışında except
,Lam,Elif,
,30,1,
RES – restriction particle
أداة حصر
قوم ق و م | GVM GVM ḳavme kavminin the people
Gaf,Vav,Mim,
100,6,40,
N – accusative masculine noun
اسم منصوب
يونس | YVNS yūnuse Yunus (of) Yunus?
Ye,Vav,Nun,Sin,
10,6,50,60,
"PN – genitive proper noun → Yunus"
اسم علم مجرور بالفتحة بدلاً من الكسرة لأنه ممنوع من الصرف
لما | LME lemmā ne zaman ki When
Lam,Mim,Elif,
30,40,1,
T – time adverb
ظرف زمان
آمنوا ا م ن | EMN ËMNVE āmenū iman ettiler they believed,
,Mim,Nun,Vav,Elif,
,40,50,6,1,
V – 3rd person masculine plural (form IV) perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
كشفنا ك ش ف | KŞF KŞFNE keşefnā kaldırdık We removed
Kef,Şın,Fe,Nun,Elif,
20,300,80,50,1,
V – 1st person plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض و«نا» ضمير متصل في محل رفع فاعل
عنهم | ANHM ǎnhum üzerlerinden from them
Ayn,Nun,He,Mim,
70,50,5,40,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
عذاب ع ذ ب | AZ̃B AZ̃EB ǎƶābe azabını (the) punishment
Ayn,Zel,Elif,Be,
70,700,1,2,
N – accusative masculine noun
اسم منصوب
الخزي خ ز ي | ḢZY ELḢZY l-ḣizyi rezillik (of) the disgrace
Elif,Lam,Hı,Ze,Ye,
1,30,600,7,10,
N – genitive masculine noun
اسم مجرور
في | FY in
Fe,Ye,
80,10,
P – preposition
حرف جر
الحياة ح ي ي | ḪYY ELḪYET l-Hayāti hayatında the life
Elif,Lam,Ha,Ye,Elif,Te merbuta,
1,30,8,10,1,400,
N – genitive feminine noun
اسم مجرور
الدنيا د ن و | D̃NV ELD̃NYE d-dunyā dünya of the world
Elif,Lam,Dal,Nun,Ye,Elif,
1,30,4,50,10,1,
ADJ – genitive feminine singular adjective
صفة مجرورة
ومتعناهم م ت ع | MTA VMTANEHM ve metteǎ'nāhum ve onları yararlandırdık and We granted them enjoyment
Vav,Mim,Te,Ayn,Nun,Elif,He,Mim,
6,40,400,70,50,1,5,40,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 1st person plural (form II) perfect verb
PRON – subject pronoun
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
الواو عاطفة
فعل ماض و«نا» ضمير متصل في محل رفع فاعل و«هم» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
إلى | ÎL ilā -ye kadar for
,Lam,,
,30,,
P – preposition
حرف جر
حين ح ي ن | ḪYN ḪYN Hīnin belli bir süre- a time.
Ha,Ye,Nun,
8,10,50,
N – genitive masculine indefinite noun
اسم مجرور
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |فَلَوْلَا: bulunsaydı ya! | كَانَتْ: | قَرْيَةٌ: bir kasaba | امَنَتْ: iman eden | فَنَفَعَهَا: kendine yarar sağlayan | إِيمَانُهَا: imanı | إِلَّا: dışında | قَوْمَ: kavminin | يُونُسَ: Yunus | لَمَّا: ne zaman ki | امَنُوا: iman ettiler | كَشَفْنَا: kaldırdık | عَنْهُمْ: üzerlerinden | عَذَابَ: azabını | الْخِزْيِ: rezillik | فِي: | الْحَيَاةِ: hayatında | الدُّنْيَا: dünya | وَمَتَّعْنَاهُمْ: ve onları yararlandırdık | إِلَىٰ: -ye kadar | حِينٍ: belli bir süre- |
Kırık Meal (Harekesiz) : |فلولا FLWLE bulunsaydı ya! | كانت KENT | قرية GRYT bir kasaba | آمنت ËMNT iman eden | فنفعها FNFAHE kendine yarar sağlayan | إيمانها ÎYMENHE imanı | إلا ÎLE dışında | قوم GWM kavminin | يونس YWNS Yunus | لما LME ne zaman ki | آمنوا ËMNWE iman ettiler | كشفنا KŞFNE kaldırdık | عنهم ANHM üzerlerinden | عذاب AZ̃EB azabını | الخزي ELḢZY rezillik | في FY | الحياة ELḪYET hayatında | الدنيا ELD̃NYE dünya | ومتعناهم WMTANEHM ve onları yararlandırdık | إلى ÎL -ye kadar | حين ḪYN belli bir süre- |
Kırık Meal (Okunuş) : |felevlā: bulunsaydı ya! | kānet: | ḳaryetun: bir kasaba | āmenet: iman eden | fe nefe ǎhā: kendine yarar sağlayan | īmānuhā: imanı | illā: dışında | ḳavme: kavminin | yūnuse: Yunus | lemmā: ne zaman ki | āmenū: iman ettiler | keşefnā: kaldırdık | ǎnhum: üzerlerinden | ǎƶābe: azabını | l-ḣizyi: rezillik | : | l-Hayāti: hayatında | d-dunyā: dünya | ve metteǎ'nāhum: ve onları yararlandırdık | ilā: -ye kadar | Hīnin: belli bir süre- |
Kırık Meal (Transcript) : |FLVLE: bulunsaydı ya! | KENT: | GRYT: bir kasaba | ËMNT: iman eden | FNFAHE: kendine yarar sağlayan | ÎYMENHE: imanı | ÎLE: dışında | GVM: kavminin | YVNS: Yunus | LME: ne zaman ki | ËMNVE: iman ettiler | KŞFNE: kaldırdık | ANHM: üzerlerinden | AZ̃EB: azabını | ELḢZY: rezillik | FY: | ELḪYET: hayatında | ELD̃NYE: dünya | VMTANEHM: ve onları yararlandırdık | ÎL: -ye kadar | ḪYN: belli bir süre- |
Abdulbaki Gölpınarlı : İnanıp da inançlarından fayda gören şehir halkı, ancak Yûnus'un kavmidir. İnandıkları zaman, dünyâ yaşayışında onlardan zillet azâbını giderdik ve bir zamana dek faydalandırdık onları.
Adem Uğur : Yunus'un kavmi müstesna, (halkını yok ettiğimiz ülkelerden) herhangi bir ülke halkı, keşke (kendilerine azap gelmeden) iman etse de bu imanları kendilerine fayda verseydi! Yunus'un kavmi iman edince, kendilerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırdık ve onları bir süre (dünya nimetlerinden) faydalandırdık.
Ahmed Hulusi : Bir şehir halkı çıkıp iman etmiş olsaydı da, sonuçta bu imanlarının yararlarını görseydi! Yunus'un kavmi hariç! (Kavmi, Yunus'un aralarından ayrılıp gitmesinden sonra kendilerine azabın geleceğini hissedip toptan iman ve tövbe ettiler). . . İman edince de, dünya hayatındaki aşağılanma azabını onlardan kaldırdık; onları muayyen bir süre (nimetlerimizden) yararlandırdık.
Ahmet Tekin : Helâk ettiğimiz memleketlerin halkları, keşke helâke maruz kalmadan iman etselerdi de, imanları kendilerine fayda sağlasaydı. Sadece Yûnus’un kavmi helâk olmak üzereyken iman edince, kendilerinden dünya hayatındaki rezillik rüsvaylık cezasını kaldırdık. Bir vakte kadar onları rahata kavuşturduk.
Ahmet Varol : Yunus kavminin dışında (azabın geldiği sırada) iman edip de imanı kendine yarar sağlamış bir kasaba bulunsaydı ya! Onlar (Yunus kavmi) iman edince üzerlerinden dünya hayatında azabı kaldırdık ve kendilerini belli bir süreye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırdık.
Ali Bulaç : Ama (azab geldiği sırada) iman edip imanı kendisine yarar sağlamış -Yunus kavminin dışında- bir ülke olsaydı ya! Onlar iman ettikleri zaman dünya hayatında onlardan aşağılatıcı azabı kaldırdık ve onları belli bir zamana kadar yararlandırdık.
Ali Fikri Yavuz : Azab inmeden önce, iman edip de bu imanları kendilerine fayda vermiş bir memleket halkı bulunsaydı ya! Ancak Yûnus’un kavmi iman edince, dünya hayatındaki o perişanlık azabını kendilerinden kaldırdık ve onları bir müddete kadar faydalandırdık.
Bekir Sadak : Bir kasaba halki inanmali degilmiydi ki, imanlari kendilerine fayda versin! Iste Yunus'un milleti, inandigi zaman, dunya hayatinda rezilligi gerektiren azabi onlardan kaldirdik ve onlari bir sure daha bu dunyada gecindirdik.
Celal Yıldırım : (Azâb geleceği vakitte) imân edip de imânı kendisine yarar sağlayan bir kasaba (halkı) varsa, şüphesiz ki Yûnus'un kavmidir. İmân ettiklerinde rüsvaylık azabını açıp kaldırdık ve bir süreye kadar onları yararlandırdık.
Diyanet İşleri : Yûnus’un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık.
Diyanet İşleri (eski) : Bir kent halkı inanmalı değil miydi ki, imanları kendilerine fayda versin! İşte Yunus'un milleti, inandığı zaman, dünya hayatında rezilliği gerektiren azabı onlardan kaldırdık ve onları bir süre daha bu dünyada geçindirdik.
Diyanet Vakfi : Yunus’un kavmi müstesna, (halkını yok ettiğimiz ülkelerden) herhangi bir ülke halkı, keşke (kendilerine azap gelmeden) iman etse de bu imanları kendilerine fayda verseydi! Yunus’un kavmi iman edince, kendilerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırdık ve onları bir süre (dünya nimetlerinden) faydalandırdık.
Edip Yüksel : Hangi toplum inanırsa, inancı ona yarar sağlar. Örneğin; Yunus'un halkı: İnandıkları zaman, bu dünya hayatındaki aşağılayıcı azabı kendilerinden kaldırdık. Bir süreye kadar onları nimetlerle yaşattık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Fakat o vakit iman edip de imanları kendilerine fayda vermiş bir kasaba olsaydı? Ancak Yunus'un kavmi iman ettikleri vakit, dünya hayatında o rezillik azabını üzerlerinden kaldırmış ve bir süre onları rahata kavuşturmuştuk.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Keşke o vakit iman edip de imanları kendilerine fayda vermiş bir memleket olsaydı? Ancak Yunus'un kavmi iman ettikleri vakit, dünya hayatında o rüsvaylık azabını kendilerinden açmış ve belirli bir zamana kadar onları faydalandırmıştık.
Elmalılı Hamdi Yazır : Fakat o vakit iyman edip de iymanları kendilerine fâide vermiş bir memleket olsa idi? Ancak Yunüsün kavmi iyman ettikleri vakıt Dünya hayatta o rüsvalık azâbını kendilerinden açmış ve bir zamana kadar onları müstefid etmiş idik
Fizilal-il Kuran : Keşke sözkonusu yıkıma uğramış şehirlerden herhangi biri iman etseydi de, imanının yararını görseydi! Yalnız Yunus'un soydaşları hariç. Onlar iman edince, dünya hayatında burun buruna geldikleri perişan edici azabı başlarından kaldırdık ve kendilerine belirli bir süre daha yaşama fırsatı tanıdık.
Gültekin Onan : Ama [azab geldiği sırada] inanıp inancı kendisine yarar sağlamış -Yunus kavminin dışında- bir ülke olsaydı ya! Onlar inandıkları zaman dünya hayatında onlardan aşağılatıcı azabı kaldırdık ve onları belli bir zamana kadar yararlandırdık.
Hakkı Yılmaz : Ne olurdu, iman edip de imanları kendilerine yarar sağlamış bir kent olsaydı ya? Ancak Yûnus'un toplumu ayrıdır. Onlar iman ettikleri vakit, basit dünya yaşamında o rezillik azabını üzerlerinden kaldırdık ve onları bir süreye kadar yararlandırdık.
Hasan Basri Çantay : (Azabımız gelib çatdığı zaman) îman edib de bu îmanı kendisine fâide vermiş bir memleket (halkı) bulunsaydı ya! (Bu, asla vaaki' olmamışdır). Ancak Yunus'un kavmi müstesnadır ki bunlar îman edince kendilerinden dünyâ hayaatındaki rüsvaylık azabını uzaklaşdırıb giderdik ve onları daha bir zamama kadar (yaşatıb) fâidelendirdik.
Hayrat Neşriyat : Buna rağmen (helâk ettiklerimizden, azâbımız kendine gelmeden önce) îmân edip de îmânı kendine fayda veren bir şehir (halkı daha) olsaydı ya! Ancak Yûnus’un kavmi müstesnâ. (Onlar) îmân edince, kendilerinden dünya hayâtındaki rezillik azâbını açıverdik (onlardan kaldırdık) ve kendilerini bir zamâna kadar (dünya ni'metlerinden)faydalandırdık.
İbni Kesir : İman edip imanı kendisine fayda sağlayan bir kasaba olsaydı ya? Yunus'un kavmi müstesna. Onlar, iman ettikleri zaman üzerlerinden bu dünya hayatında rüsvaylık azabını kaldırdık, bir zamana kadar da kendilerini faydalandırdık.
İskender Evrenosoğlu : Bundan sonra keşke bir ülke âmenû olsaydı da böylece onun (ülke halkının) îmânı, ona (ülke halkına) fayda verseydi, olmaz mıydı? Ancak Yunus'un kavmi âmenû olunca, onlardan dünya hayatında aşağılayıcı azabı kaldırdık ve onları belli bir zamana kadar metalandırdık (geçimlerini sağladık).
Muhammed Esed : Çünkü, ne yazık ki, Yunus toplumundan başka, (bütün bireyleriyle topyekun) imana erişen ve böylece imanının (vereceği huzur ve güvenliği) tadan herhangi bir cemaat çıkmadı henüz. (Yunus'un soydaşları) inandıkları zaman, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) alçalmanın, bayağılaşmanın yol açacağı acıyı ve sıkıntıyı onlardan uzaklaştırdık ve belli bir süre varlıklarını sürdürmeleri için kendilerine fırsat verdik.
Ömer Nasuhi Bilmen : Hiçbir şehir ahalisi yoktur ki, (yeis halinde) imân etmiş olsun da bu imânı ona faide versin. Yûnus kavmi ise müstesna. Vaktâ ki imân ettiler, onlardan dünya hayatında rüsvaylık azabını açıverdik ve kendilerini bir müddete kadar müstefit kıldık.
Ömer Öngüt : (Azap geleceği vakitte) iman edip de imanı kendisine fayda sağlayan bir memleket halkı varsa, şüphesiz ki Yunus'un kavmidir. İman ettiklerinde kendilerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırdık ve onları bir süre daha (bu dünyada) faydalandırdık.
Şaban Piriş : Bir şehir (halkı) inanmalı değil miydi ki imanları kendilerine fayda versin?! Ancak Yunus’un Kavmi.. Onlar iman edince, dünya hayatında onlardan zillet azabını gidermiş ve belirli bir süre daha geçindirmiştik.
Suat Yıldırım : Azap gelip çattığı zaman imana gelip de bu imanı kendilerine fayda vermiş olan bir tek memleket halkı olsun, bulunsaydı ya! Asla böyle bir şey vaki olmamıştır. Ancak Yunus’un halkı müstesnadır ki bunlar iman edince, kendilerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını uzaklaştırıp giderdik ve onları bir süre daha yaşattık.
Süleyman Ateş : Keşke bir kasaba olsaydı da inansaydı ve inanması kendisine fayda verseydi! Yalnız Yûnus'un kavmi, inanınca, dünyâ hayatında onlardan rezillik azâbını kaldırmış ve onları bir süre daha yaşatmıştık.
Tefhim-ul Kuran : Ama (azab geldiği sırada) iman edip imanı kendisine yarar sağlamış -Yunus kavminin dışında- bir ülke olsaydı ya! Onlar iman ettikleri zaman dünya hayatında onlardan aşağılatıcı azabı kaldırdık ve onları belli bir zamana kadar yararlandırdık.
Ümit Şimşek : Azabı gördükten sonra iman etmeleri, hiçbir belde halkına fayda vermiş değildir-Yunus kavmi müstesna. Onlar iman ettiğinde, Biz de onlardan dünya hayatındaki hor ve hakir edici azabı kaldırdık ve belirli bir zamana kadar onları nasiplendirdik.
Yaşar Nuri Öztürk : Bir kent inansa da imanı kendisine yarar sağlasa ya! Yûnus'un kavmi müstesna. Onlar inanınca, dünya hayatında rezillik azabını üstlerinden kaldırmış ve kendilerini belirli bir süreye kadar nimetlendirmiştik.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}