34Sebe’ Suresi
Kuran Sırası: 34
İniş Sırası: 58
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|El-Hamdu: hamd
| lillahi: Allah'a mahsustur
| lleƶī: öyle ki
| lehu: onundur
| mā: ne varsa
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| ve mā: ve ne varsa
| fī:
| l-erDi: yerde
| ve lehu: ve onlar
| l-Hamdu: hamd
| fī:
| l-āḣirati: ahirette
| ve huve: ve O
| l-Hakīmu: hüküm ve hikmet sahibidir
| l-ḣabīru: haber alandır
| (34:1)

| lillahi: Allah'a mahsustur
| lleƶī: öyle ki
| lehu: onundur
| mā: ne varsa
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| ve mā: ve ne varsa
| fī:
| l-erDi: yerde
| ve lehu: ve onlar
| l-Hamdu: hamd
| fī:
| l-āḣirati: ahirette
| ve huve: ve O
| l-Hakīmu: hüküm ve hikmet sahibidir
| l-ḣabīru: haber alandır
| (34:1)|yeǎ'lemu: bilir
| mā: ne ki
| yelicu: giriyor
| fī: içine
| l-erDi: yerin
| ve mā: ve ne ki
| yeḣrucu: çıkıyor
| minhā: ondan
| ve mā: ve ne ki
| yenzilu: iniyor
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| ve mā: ve ne ki
| yeǎ'rucu: çıkıyor
| fīhā: oraya
| ve huve: ve O
| r-raHīmu: çok esirgeyendir
| l-ğafūru: çok bağışlayandır
| (34:2)

| mā: ne ki
| yelicu: giriyor
| fī: içine
| l-erDi: yerin
| ve mā: ve ne ki
| yeḣrucu: çıkıyor
| minhā: ondan
| ve mā: ve ne ki
| yenzilu: iniyor
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| ve mā: ve ne ki
| yeǎ'rucu: çıkıyor
| fīhā: oraya
| ve huve: ve O
| r-raHīmu: çok esirgeyendir
| l-ğafūru: çok bağışlayandır
| (34:2)|veḳāle: ve dediler ki
| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| lā:
| te'tīnā: bize gelmez
| s-sāǎtu: sa'at
| ḳul: de ki
| belā: hayır
| verabbī: Rabbim hakkı için
| lete'tiyennekum: o mutlaka size gelecektir
| ǎālimi: bilen
| l-ğaybi: gaybı
| lā:
| yeǎ'zubu: gizli kalmaz
| ǎnhu: O'ndan
| miṧḳālu: ağırlığınca
| ƶerratin: zerre
| fī: olan
| s-semāvāti: göklerde
| ve lā: ne de
| fī: olan
| l-erDi: yerde
| ve lā: ve yoktur
| eSğaru: küçük
| min:
| ƶālike: bundan
| ve lā: ve yoktur
| ekberu: büyük
| illā: ki olmasın
| fī:
| kitābin: bir Kitapta
| mubīnin: apaçık
| (34:3)

| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| lā:
| te'tīnā: bize gelmez
| s-sāǎtu: sa'at
| ḳul: de ki
| belā: hayır
| verabbī: Rabbim hakkı için
| lete'tiyennekum: o mutlaka size gelecektir
| ǎālimi: bilen
| l-ğaybi: gaybı
| lā:
| yeǎ'zubu: gizli kalmaz
| ǎnhu: O'ndan
| miṧḳālu: ağırlığınca
| ƶerratin: zerre
| fī: olan
| s-semāvāti: göklerde
| ve lā: ne de
| fī: olan
| l-erDi: yerde
| ve lā: ve yoktur
| eSğaru: küçük
| min:
| ƶālike: bundan
| ve lā: ve yoktur
| ekberu: büyük
| illā: ki olmasın
| fī:
| kitābin: bir Kitapta
| mubīnin: apaçık
| (34:3)|liyecziye: mükafatlandırması için
| elleƶīne: kimseleri
| āmenū: inanan(ları)
| ve ǎmilū: ve yapanları
| S-SāliHāti: iyi işler
| ulāike: işte
| lehum: onlar için vardır
| meğfiratun: mağfiret
| ve rizḳun: ve rızık
| kerīmun: güzel
| (34:4)

| elleƶīne: kimseleri
| āmenū: inanan(ları)
| ve ǎmilū: ve yapanları
| S-SāliHāti: iyi işler
| ulāike: işte
| lehum: onlar için vardır
| meğfiratun: mağfiret
| ve rizḳun: ve rızık
| kerīmun: güzel
| (34:4)|velleƶīne: kimseler ise
| seǎv: çalışan(lar)
| fī: hakkında
| āyātinā: ayetlerimiz
| muǎācizīne: aciz bırakmağa
| ulāike: işte
| lehum: onlar için vardır
| ǎƶābun: bir azab
| min:
| riczin: pislikten
| elīmun: acı
| (34:5)

| seǎv: çalışan(lar)
| fī: hakkında
| āyātinā: ayetlerimiz
| muǎācizīne: aciz bırakmağa
| ulāike: işte
| lehum: onlar için vardır
| ǎƶābun: bir azab
| min:
| riczin: pislikten
| elīmun: acı
| (34:5)|ve yerā: ve görürler
| elleƶīne: kimseler
| ūtū: kendilerine verilen(ler)
| l-ǐlme: bilgi
| lleƶī:
| unzile: indirilenin
| ileyke: sana
| min: -nden
| rabbike: Rabbi-
| huve:
| l-Haḳḳa: gerçek olduğunu
| ve yehdī: ve ilettiğini
| ilā:
| SirāTi: yoluna
| l-ǎzīzi: mutlak galib
| l-Hamīdi: ve hamde layık olanın
| (34:6)

| elleƶīne: kimseler
| ūtū: kendilerine verilen(ler)
| l-ǐlme: bilgi
| lleƶī:
| unzile: indirilenin
| ileyke: sana
| min: -nden
| rabbike: Rabbi-
| huve:
| l-Haḳḳa: gerçek olduğunu
| ve yehdī: ve ilettiğini
| ilā:
| SirāTi: yoluna
| l-ǎzīzi: mutlak galib
| l-Hamīdi: ve hamde layık olanın
| (34:6)|veḳāle: ve dediler ki
| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| hel: mi?
| nedullukum: size gösterelim
| ǎlā:
| raculin: bir adam
| yunebbiukum: size haber veren
| iƶā: zaman
| muzziḳtum: siz parçalandığınız
| kulle: tamamen
| mumezzeḳin: dağılıp
| innekum: sizin
| lefī: içinde olacağınızı
| ḣalḳin: bir yaratılış
| cedīdin: yeni
| (34:7)

| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| hel: mi?
| nedullukum: size gösterelim
| ǎlā:
| raculin: bir adam
| yunebbiukum: size haber veren
| iƶā: zaman
| muzziḳtum: siz parçalandığınız
| kulle: tamamen
| mumezzeḳin: dağılıp
| innekum: sizin
| lefī: içinde olacağınızı
| ḣalḳin: bir yaratılış
| cedīdin: yeni
| (34:7)|efterā: uydurdu mu?
| ǎlā: karşı
| llahi: Allah'a
| keƶiben: bir yalan
| em: yoksa
| bihi: kendisinde -mi var?
| cinnetun: delilik-
| beli: hayır
| elleƶīne: kimseler
| lā:
| yu'minūne: inanmayanlar
| bil-āḣirati: ahirete
| fī: içindedirler
| l-ǎƶābi: azab
| ve DDelāli: ve bir sapıklık
| l-beǐydi: uzak
| (34:8)

| ǎlā: karşı
| llahi: Allah'a
| keƶiben: bir yalan
| em: yoksa
| bihi: kendisinde -mi var?
| cinnetun: delilik-
| beli: hayır
| elleƶīne: kimseler
| lā:
| yu'minūne: inanmayanlar
| bil-āḣirati: ahirete
| fī: içindedirler
| l-ǎƶābi: azab
| ve DDelāli: ve bir sapıklık
| l-beǐydi: uzak
| (34:8)|efelem:
| yerav: görmüyorlar mı?
| ilā:
| mā: bulunanı
| beyne: arasında (önlerinde)
| eydīhim: elleri (önlerinde)
| ve mā: ve bulunanı
| ḣalfehum: arkalarında
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| vel'erDi: ve yerden
| in: eğer
| neşe': dilesek
| neḣsif: batırırız
| bihimu: onları
| l-erDe: yere
| ev: ya da
| nusḳiT: düşürürüz
| ǎleyhim: üzerlerine
| kisefen: parçalar
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyeten: bir ibret
| likulli: hepsi için
| ǎbdin: kul(ların)
| munībin: yönelen
| (34:9)

| yerav: görmüyorlar mı?
| ilā:
| mā: bulunanı
| beyne: arasında (önlerinde)
| eydīhim: elleri (önlerinde)
| ve mā: ve bulunanı
| ḣalfehum: arkalarında
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| vel'erDi: ve yerden
| in: eğer
| neşe': dilesek
| neḣsif: batırırız
| bihimu: onları
| l-erDe: yere
| ev: ya da
| nusḳiT: düşürürüz
| ǎleyhim: üzerlerine
| kisefen: parçalar
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyeten: bir ibret
| likulli: hepsi için
| ǎbdin: kul(ların)
| munībin: yönelen
| (34:9)|veleḳad: ve andolsun ki
| āteynā: verdik
| dāvūde: Davud'a
| minnā: tarafımızdan
| feDlen: bir üstünlük
| yā: EY/HEY/AH
| cibālu: dağlar
| evvibī: tesbih edin
| meǎhu: onunla beraber
| ve TTayra: ve (ey) kuşlar
| ve elennā: ve yumuşattık
| lehu: ona
| l-Hadīde: demiri
| (34:10)

| āteynā: verdik
| dāvūde: Davud'a
| minnā: tarafımızdan
| feDlen: bir üstünlük
| yā: EY/HEY/AH
| cibālu: dağlar
| evvibī: tesbih edin
| meǎhu: onunla beraber
| ve TTayra: ve (ey) kuşlar
| ve elennā: ve yumuşattık
| lehu: ona
| l-Hadīde: demiri
| (34:10)|eni:
| ǎ'mel: yap
| sābiğātin: geniş zırhlar
| ve ḳaddir: ölçülü yap
| fī:
| s-serdi: dokumasını
| veǎ'melū: ve (hepiniz) yapın
| SāliHen: iyi işler
| innī: çünkü ben
| bimā:
| teǎ'melūne: yaptıklarınızı
| beSīrun: görmekteyim
| (34:11)

| ǎ'mel: yap
| sābiğātin: geniş zırhlar
| ve ḳaddir: ölçülü yap
| fī:
| s-serdi: dokumasını
| veǎ'melū: ve (hepiniz) yapın
| SāliHen: iyi işler
| innī: çünkü ben
| bimā:
| teǎ'melūne: yaptıklarınızı
| beSīrun: görmekteyim
| (34:11)|velisuleymāne: ve Süleyman'a
| r-rīHa: rüzgarı
| ğuduvvuhā: sabah gidişi
| şehrun: bir ay(lık mesafe)
| ve ravāHuhā: ve akşam dönüşü
| şehrun: bir ay(lık mesafe)
| ve eselnā: ve akıttık
| lehu: onun için
| ǎyne: kaynağını
| l-ḳiTri: katran
| ve mine: ve bir kısmı
| l-cinni: cinlerin
| men: ki
| yeǎ'melu: çalışırdı
| beyne: onun önünde
| yedeyhi: onun önünde
| biiƶni: izniyle
| rabbihi: Rabbinin
| ve men: ve kim
| yeziğ: sapsa
| minhum: onlardan
| ǎn: -dan
| emrinā: buyruğumuz-
| nuƶiḳhu: ona taddırırdık
| min:
| ǎƶābi: azabı
| s-seǐyri: alevli
| (34:12)

| r-rīHa: rüzgarı
| ğuduvvuhā: sabah gidişi
| şehrun: bir ay(lık mesafe)
| ve ravāHuhā: ve akşam dönüşü
| şehrun: bir ay(lık mesafe)
| ve eselnā: ve akıttık
| lehu: onun için
| ǎyne: kaynağını
| l-ḳiTri: katran
| ve mine: ve bir kısmı
| l-cinni: cinlerin
| men: ki
| yeǎ'melu: çalışırdı
| beyne: onun önünde
| yedeyhi: onun önünde
| biiƶni: izniyle
| rabbihi: Rabbinin
| ve men: ve kim
| yeziğ: sapsa
| minhum: onlardan
| ǎn: -dan
| emrinā: buyruğumuz-
| nuƶiḳhu: ona taddırırdık
| min:
| ǎƶābi: azabı
| s-seǐyri: alevli
| (34:12)|yeǎ'melūne: yaparlardı
| lehu: ona
| mā: ne
| yeşā'u: diliyorsa
| min: -den
| meHārībe: kaleler-
| ve temāṧīle: ve heykeller(den)
| ve cifānin: ve leğenler(den)
| kālcevābi: havuzlar kadar (geniş)
| ve ḳudūrin: ve kazanlar(dan)
| rāsiyātin: sabit
| ǎ'melū: yapın
| āle: (ey) ailesi
| dāvūde: Davud
| şukran: şükredin
| veḳalīlun: ve azdır
| min: -dan
| ǐbādiye: kullarım-
| ş-şekūru: şükreden
| (34:13)

| lehu: ona
| mā: ne
| yeşā'u: diliyorsa
| min: -den
| meHārībe: kaleler-
| ve temāṧīle: ve heykeller(den)
| ve cifānin: ve leğenler(den)
| kālcevābi: havuzlar kadar (geniş)
| ve ḳudūrin: ve kazanlar(dan)
| rāsiyātin: sabit
| ǎ'melū: yapın
| āle: (ey) ailesi
| dāvūde: Davud
| şukran: şükredin
| veḳalīlun: ve azdır
| min: -dan
| ǐbādiye: kullarım-
| ş-şekūru: şükreden
| (34:13)|felemmā: zaman
| ḳaDeynā: hükmettiğimiz
| ǎleyhi: onun
| l-mevte: ölümüne
| mā:
| dellehum: göstermedi
| ǎlā:
| mevtihi: onun öldüğünü
| illā: başkası
| dābbetu: bir kurdundan
| l-erDi: yer (ağaç)
| te'kulu: yiyen
| minseetehu: değneğini
| felemmā: ne zaman ki
| ḣarra: yıkıldı
| tebeyyeneti: anlaşıldı ki
| l-cinnu: cinler
| en:
| lev: eğer
| kānū: idi
| yeǎ'lemūne: bilseler
| l-ğaybe: gaybı
| mā:
| lebiṧū: kalmazlardı
| fī: içinde
| l-ǎƶābi: azab
| l-muhīni: küçük düşürücü
| (34:14)

| ḳaDeynā: hükmettiğimiz
| ǎleyhi: onun
| l-mevte: ölümüne
| mā:
| dellehum: göstermedi
| ǎlā:
| mevtihi: onun öldüğünü
| illā: başkası
| dābbetu: bir kurdundan
| l-erDi: yer (ağaç)
| te'kulu: yiyen
| minseetehu: değneğini
| felemmā: ne zaman ki
| ḣarra: yıkıldı
| tebeyyeneti: anlaşıldı ki
| l-cinnu: cinler
| en:
| lev: eğer
| kānū: idi
| yeǎ'lemūne: bilseler
| l-ğaybe: gaybı
| mā:
| lebiṧū: kalmazlardı
| fī: içinde
| l-ǎƶābi: azab
| l-muhīni: küçük düşürücü
| (34:14)|leḳad: andolsun
| kāne: vardır
| lisebein: Sebe (oğulların)ın
| fī: yerlerde
| meskenihim: oturdukları
| āyetun: bir ibret
| cennetāni: iki bahçe
| ǎn:
| yemīnin: sağdan
| ve şimālin: ve soldan
| kulū: yeyin
| min: -ndan
| rizḳi: rızkı-
| rabbikum: Rabbinizin
| veşkurū: ve şükredin
| lehu: O'na
| beldetun: (bir) ülke
| Tayyibetun: hoş
| ve rabbun: ve Rabbin
| ğafūrun: çok bağışlayandır
| (34:15)

| kāne: vardır
| lisebein: Sebe (oğulların)ın
| fī: yerlerde
| meskenihim: oturdukları
| āyetun: bir ibret
| cennetāni: iki bahçe
| ǎn:
| yemīnin: sağdan
| ve şimālin: ve soldan
| kulū: yeyin
| min: -ndan
| rizḳi: rızkı-
| rabbikum: Rabbinizin
| veşkurū: ve şükredin
| lehu: O'na
| beldetun: (bir) ülke
| Tayyibetun: hoş
| ve rabbun: ve Rabbin
| ğafūrun: çok bağışlayandır
| (34:15)|feeǎ'raDū: ama yüz çevirdiler
| feerselnā: bu yüzden gönderdik
| ǎleyhim: üzerlerine
| seyle: selini
| l-ǎrimi: Arim
| ve beddelnāhum: ve çevirdik
| bicenneteyhim: onların iki bahçesini
| cenneteyni: iki bahçeye
| ƶevātey: bulunan
| ukulin: yemişli
| ḣamTin: buruk
| ve eṧlin: ve acı meyvalı
| ve şey'in: ve içinde
| min:
| sidrin: sedir ağacı
| ḳalīlin: biraz
| (34:16)

| feerselnā: bu yüzden gönderdik
| ǎleyhim: üzerlerine
| seyle: selini
| l-ǎrimi: Arim
| ve beddelnāhum: ve çevirdik
| bicenneteyhim: onların iki bahçesini
| cenneteyni: iki bahçeye
| ƶevātey: bulunan
| ukulin: yemişli
| ḣamTin: buruk
| ve eṧlin: ve acı meyvalı
| ve şey'in: ve içinde
| min:
| sidrin: sedir ağacı
| ḳalīlin: biraz
| (34:16)|ƶālike: böyle
| cezeynāhum: onları cezalandırdık
| bimā: ötürü
| keferū: inkarlarından
| ve hel:
| nucāzī: biz cezalandırır mıyız?
| illā: başkasını
| l-kefūra: inkar edenden
| (34:17)

| cezeynāhum: onları cezalandırdık
| bimā: ötürü
| keferū: inkarlarından
| ve hel:
| nucāzī: biz cezalandırır mıyız?
| illā: başkasını
| l-kefūra: inkar edenden
| (34:17)|ve ceǎlnā: ve var ettik
| beynehum: onların arasında
| ve beyne: ve arasında
| l-ḳurā: kentler
| lletī:
| bāraknā: bereketlendirdiğimiz
| fīhā: içinde
| ḳuran: kentler
| Zāhiraten: açıkça görünen
| ve ḳaddernā: ve takdir ettik
| fīhā: bunlar arasında
| s-seyra: yürümeyi
| sīrū: yürüyün
| fīhā: oralarda
| leyāliye: geceleri
| ve eyyāmen: ve gündüzleri
| āminīne: güven içinde
| (34:18)

| beynehum: onların arasında
| ve beyne: ve arasında
| l-ḳurā: kentler
| lletī:
| bāraknā: bereketlendirdiğimiz
| fīhā: içinde
| ḳuran: kentler
| Zāhiraten: açıkça görünen
| ve ḳaddernā: ve takdir ettik
| fīhā: bunlar arasında
| s-seyra: yürümeyi
| sīrū: yürüyün
| fīhā: oralarda
| leyāliye: geceleri
| ve eyyāmen: ve gündüzleri
| āminīne: güven içinde
| (34:18)|feḳālū: dediler
| rabbenā: Rabbimiz
| bāǐd: uzaklaştır
| beyne: arasını
| esfārinā: seferlerimizin
| ve Zelemū: ve zulmettiler
| enfusehum: kendilerine
| feceǎlnāhum: biz de onları çevirdik
| eHādīṧe: efsanelere
| ve mezzeḳnāhum: onları darmadağın ettik
| kulle: hepsini
| mumezzeḳin: parçalayarak
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| likulli: herkes için
| Sabbārin: sabreden
| şekūrin: şükreden
| (34:19)

| rabbenā: Rabbimiz
| bāǐd: uzaklaştır
| beyne: arasını
| esfārinā: seferlerimizin
| ve Zelemū: ve zulmettiler
| enfusehum: kendilerine
| feceǎlnāhum: biz de onları çevirdik
| eHādīṧe: efsanelere
| ve mezzeḳnāhum: onları darmadağın ettik
| kulle: hepsini
| mumezzeḳin: parçalayarak
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| likulli: herkes için
| Sabbārin: sabreden
| şekūrin: şükreden
| (34:19)|veleḳad: ve andolsun
| Saddeḳa: doğru çıkardı
| ǎleyhim: onlar hakkındaki
| iblīsu: İblis
| Zennehu: zannını
| fettebeǔhu: (hepsi) ona uydular
| illā: dışındakiler
| ferīḳan: bir bölümü
| mine: -dan
| l-mu'minīne: inananlar-
| (34:20)

| Saddeḳa: doğru çıkardı
| ǎleyhim: onlar hakkındaki
| iblīsu: İblis
| Zennehu: zannını
| fettebeǔhu: (hepsi) ona uydular
| illā: dışındakiler
| ferīḳan: bir bölümü
| mine: -dan
| l-mu'minīne: inananlar-
| (34:20)|ve mā: ve
| kāne: yoktu
| lehu: onun
| ǎleyhim: onlar üzerinde
| min:
| sulTānin: zorlayıcı bir gücü
| illā: ancak
| lineǎ'leme: (ayırd edip) bilelim diye
| men: kimseyi
| yu'minu: inanan
| bil-āḣirati: ahirete
| mimmen: kimseden
| huve: o
| minhā: ondan
| fī: içinde
| şekkin: kuşku
| ve rabbuke: Rabbin
| ǎlā:
| kulli: her
| şey'in: şeyi
| HafīZun: korumaktadır
| (34:21)

| kāne: yoktu
| lehu: onun
| ǎleyhim: onlar üzerinde
| min:
| sulTānin: zorlayıcı bir gücü
| illā: ancak
| lineǎ'leme: (ayırd edip) bilelim diye
| men: kimseyi
| yu'minu: inanan
| bil-āḣirati: ahirete
| mimmen: kimseden
| huve: o
| minhā: ondan
| fī: içinde
| şekkin: kuşku
| ve rabbuke: Rabbin
| ǎlā:
| kulli: her
| şey'in: şeyi
| HafīZun: korumaktadır
| (34:21)|ḳuli: de ki
| d'ǔ: çağırın
| elleƶīne: şeyleri
| zeǎmtum: (tanrı) sandığınız
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| lā: değillerdir
| yemlikūne: bir şeye sahip
| miṧḳāle: ağırlığınca
| ƶerratin: zerre
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| ve lā: ve değiller
| fī:
| l-erDi: yerde
| ve mā: ve yoktur
| lehum: onların
| fīhimā: bu ikisinde
| min: hiçbir
| şirkin: ortaklıkları
| ve mā: ve yoktur
| lehu: O'nun
| minhum: onlardan
| min: hiçbir
| Zehīrin: yardımcısı
| (34:22)

| d'ǔ: çağırın
| elleƶīne: şeyleri
| zeǎmtum: (tanrı) sandığınız
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| lā: değillerdir
| yemlikūne: bir şeye sahip
| miṧḳāle: ağırlığınca
| ƶerratin: zerre
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| ve lā: ve değiller
| fī:
| l-erDi: yerde
| ve mā: ve yoktur
| lehum: onların
| fīhimā: bu ikisinde
| min: hiçbir
| şirkin: ortaklıkları
| ve mā: ve yoktur
| lehu: O'nun
| minhum: onlardan
| min: hiçbir
| Zehīrin: yardımcısı
| (34:22)|ve lā: ve
| tenfeǔ: fayda vermez
| ş-şefāǎtu: şefa'ati
| ǐndehu: O'nun huzurunda
| illā: başkasının
| limen: kimselerden
| eƶine: izin verdiği
| lehu: O'nun
| Hattā: nihayet
| iƶā: ne zaman ki
| fuzziǎ: korku giderildi
| ǎn: -nden
| ḳulūbihim: onların yürekleri-
| ḳālū: derler ki
| māƶā: ne?
| ḳāle: buyurdu
| rabbukum: Rabbiniz
| ḳālū: derler
| l-Haḳḳa: hakkı
| ve huve: ve O
| l-ǎliyyu: yücedir
| l-kebīru: büyüktür
| (34:23)

| tenfeǔ: fayda vermez
| ş-şefāǎtu: şefa'ati
| ǐndehu: O'nun huzurunda
| illā: başkasının
| limen: kimselerden
| eƶine: izin verdiği
| lehu: O'nun
| Hattā: nihayet
| iƶā: ne zaman ki
| fuzziǎ: korku giderildi
| ǎn: -nden
| ḳulūbihim: onların yürekleri-
| ḳālū: derler ki
| māƶā: ne?
| ḳāle: buyurdu
| rabbukum: Rabbiniz
| ḳālū: derler
| l-Haḳḳa: hakkı
| ve huve: ve O
| l-ǎliyyu: yücedir
| l-kebīru: büyüktür
| (34:23)|ḳul: de ki
| men: kim?
| yerzuḳukum: size rızık veriyor
| mine: -den
| s-semāvāti: gökler-
| vel'erDi: ve yerden
| ḳuli: de ki
| llahu: Allah
| ve innā: o halde biz
| ev: veya
| iyyākum: siz
| leǎlā: üzerindeyiz
| huden: doğru yol
| ev: veya
| fī: içindeyiz
| Delālin: bir sapıklık
| mubīnin: açık
| (34:24)

| men: kim?
| yerzuḳukum: size rızık veriyor
| mine: -den
| s-semāvāti: gökler-
| vel'erDi: ve yerden
| ḳuli: de ki
| llahu: Allah
| ve innā: o halde biz
| ev: veya
| iyyākum: siz
| leǎlā: üzerindeyiz
| huden: doğru yol
| ev: veya
| fī: içindeyiz
| Delālin: bir sapıklık
| mubīnin: açık
| (34:24)|ḳul: de ki
| lā: değil(siniz)
| tuselūne: sorulacak
| ǎmmā: -tan
| ecramnā: bizim işlediğimiz suç-
| ve lā: ve değil(iz)
| nuselu: biz sorumlu
| ǎmmā: -den
| teǎ'melūne: sizin işlediğiniz-
| (34:25)

| lā: değil(siniz)
| tuselūne: sorulacak
| ǎmmā: -tan
| ecramnā: bizim işlediğimiz suç-
| ve lā: ve değil(iz)
| nuselu: biz sorumlu
| ǎmmā: -den
| teǎ'melūne: sizin işlediğiniz-
| (34:25)|ḳul: de ki
| yecmeǔ: toplayacak
| beynenā: hepimizi bir araya
| rabbunā: Rabbimiz
| ṧumme: sonra
| yefteHu: çözecektir
| beynenā: aramızdakini
| bil-Haḳḳi: hak ile
| ve huve: ve O
| l-fettāHu: sorunları en güzel çözümleyendir
| l-ǎlīmu: bilendir
| (34:26)

| yecmeǔ: toplayacak
| beynenā: hepimizi bir araya
| rabbunā: Rabbimiz
| ṧumme: sonra
| yefteHu: çözecektir
| beynenā: aramızdakini
| bil-Haḳḳi: hak ile
| ve huve: ve O
| l-fettāHu: sorunları en güzel çözümleyendir
| l-ǎlīmu: bilendir
| (34:26)|ḳul: de ki
| erūniye: bana gösterin
| elleƶīne:
| elHaḳtum: kattığınız
| bihi: O'na
| şurakā'e: ortakları
| kellā: hayır
| bel: doğrusu
| huve: O
| llahu: Allah'tır
| l-ǎzīzu: galib
| l-Hakīmu: hüküm ve hikmet sahibi
| (34:27)

| erūniye: bana gösterin
| elleƶīne:
| elHaḳtum: kattığınız
| bihi: O'na
| şurakā'e: ortakları
| kellā: hayır
| bel: doğrusu
| huve: O
| llahu: Allah'tır
| l-ǎzīzu: galib
| l-Hakīmu: hüküm ve hikmet sahibi
| (34:27)|ve mā:
| erselnāke: biz seni göndermedik
| illā: dışında
| kāffeten: bütün
| linnāsi: insanlara
| beşīran: müjdeleyici olman
| ve neƶīran: ve uyarıcı olman
| velākinne: fakat
| ekṧera: çoğu
| n-nāsi: insanların
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmezler
| (34:28)

| erselnāke: biz seni göndermedik
| illā: dışında
| kāffeten: bütün
| linnāsi: insanlara
| beşīran: müjdeleyici olman
| ve neƶīran: ve uyarıcı olman
| velākinne: fakat
| ekṧera: çoğu
| n-nāsi: insanların
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmezler
| (34:28)|ve yeḳūlūne: diyorlar ki
| metā: ne zaman
| hāƶā: bu
| l-veǎ'du: tehdid(ettiğiniz azap)
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| Sādiḳīne: doğru
| (34:29)

| metā: ne zaman
| hāƶā: bu
| l-veǎ'du: tehdid(ettiğiniz azap)
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| Sādiḳīne: doğru
| (34:29)|ḳul: de ki
| lekum: sizin için vardır
| mīǎādu: belirtilmiş
| yevmin: bir gün
| lā:
| teste'ḣirūne: geri kalmazsınız
| ǎnhu: ondan
| sāǎten: bir sa'at
| ve lā: ve
| testeḳdimūne: ileri geçemezsiniz
| (34:30)

| lekum: sizin için vardır
| mīǎādu: belirtilmiş
| yevmin: bir gün
| lā:
| teste'ḣirūne: geri kalmazsınız
| ǎnhu: ondan
| sāǎten: bir sa'at
| ve lā: ve
| testeḳdimūne: ileri geçemezsiniz
| (34:30)|ve ḳāle: dediler ki
| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| len:
| nu'mine: biz inanmayız
| bihāƶā: bu
| l-ḳurāni: Kur'an'a
| ve lā: ne de
| billeƶī': şeye
| beyne: ellerinde olan
| yedeyhi: ellerinde olan
| velev: şayet
| terā: sen bir görsen
| iƶi: olduğunda
| Z-Zālimūne: zalimleri
| mevḳūfūne: tutuklanmış
| ǐnde: huzurunda
| rabbihim: Rablerinin
| yerciǔ: atarlarken
| beǎ'Duhum: bir kısmı
| ilā:
| beǎ'Din: diğerine
| l-ḳavle: söz
| yeḳūlu: diyorlar
| elleƶīne: kimseler
| stuD'ǐfū: zayıf düşürülen(ler)
| lilleƶīne: kimselere
| stekberū: büyüklük taslayan(lara)
| levlā: olmasaydınız
| entum: siz
| lekunnā: elbette biz olurduk
| mu'minīne: inanan insanlar
| (34:31)

| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| len:
| nu'mine: biz inanmayız
| bihāƶā: bu
| l-ḳurāni: Kur'an'a
| ve lā: ne de
| billeƶī': şeye
| beyne: ellerinde olan
| yedeyhi: ellerinde olan
| velev: şayet
| terā: sen bir görsen
| iƶi: olduğunda
| Z-Zālimūne: zalimleri
| mevḳūfūne: tutuklanmış
| ǐnde: huzurunda
| rabbihim: Rablerinin
| yerciǔ: atarlarken
| beǎ'Duhum: bir kısmı
| ilā:
| beǎ'Din: diğerine
| l-ḳavle: söz
| yeḳūlu: diyorlar
| elleƶīne: kimseler
| stuD'ǐfū: zayıf düşürülen(ler)
| lilleƶīne: kimselere
| stekberū: büyüklük taslayan(lara)
| levlā: olmasaydınız
| entum: siz
| lekunnā: elbette biz olurduk
| mu'minīne: inanan insanlar
| (34:31)|ḳāle: dedi(ler) ki
| elleƶīne: kimseler
| stekberū: büyüklük taslayan(lar)
| lilleƶīne: kimselere
| stuD'ǐfū: zayıf düşürülen(lere)
| eneHnu: biz mi?
| Sadednākum: engelledik
| ǎni: -ten
| l-hudā: hidayet-
| beǎ'de: sonra
| iƶ:
| cā'ekum: size geldikten
| bel: hayır
| kuntum: siz kendiniz
| mucrimīne: suç işliyordunuz
| (34:32)

| elleƶīne: kimseler
| stekberū: büyüklük taslayan(lar)
| lilleƶīne: kimselere
| stuD'ǐfū: zayıf düşürülen(lere)
| eneHnu: biz mi?
| Sadednākum: engelledik
| ǎni: -ten
| l-hudā: hidayet-
| beǎ'de: sonra
| iƶ:
| cā'ekum: size geldikten
| bel: hayır
| kuntum: siz kendiniz
| mucrimīne: suç işliyordunuz
| (34:32)|ve ḳāle: ve dedi(ler)
| elleƶīne: kimseler
| stuD'ǐfū: zayıf düşürülen(ler)
| lilleƶīne: kimselere
| stekberū: büyüklük taslayan(lara)
| bel: hayır
| mekru: hileler (kuruyordunuz)
| l-leyli: gece
| ve nnehāri: ve gündüz
| iƶ:
| te'murūnenā: bize emrediyordunuz
| en:
| nekfura: inkar etmemizi
| billahi: Allah'ı
| ve nec'ǎle: ve koşmamızı
| lehu: O'na
| endāden: eşler
| veeserrū: ve içlerinde gizlediler
| n-nedāmete: pişmanlıklarını
| lemmā:
| raevu: gördüklerinde
| l-ǎƶābe: azabı
| ve ceǎlnā: biz de geçirdik
| l-eğlāle: demir halkalar
| fī:
| eǎ'nāḳi: boyunlarına
| elleƶīne: kimselerin
| keferū: inkar eden(ler)
| hel: mı?
| yuczevne: cezalandırılacaklar
| illā: başkasıyla
| mā: şeylerden
| kānū: oldukları
| yeǎ'melūne: yapıyor(lar)
| (34:33)

| elleƶīne: kimseler
| stuD'ǐfū: zayıf düşürülen(ler)
| lilleƶīne: kimselere
| stekberū: büyüklük taslayan(lara)
| bel: hayır
| mekru: hileler (kuruyordunuz)
| l-leyli: gece
| ve nnehāri: ve gündüz
| iƶ:
| te'murūnenā: bize emrediyordunuz
| en:
| nekfura: inkar etmemizi
| billahi: Allah'ı
| ve nec'ǎle: ve koşmamızı
| lehu: O'na
| endāden: eşler
| veeserrū: ve içlerinde gizlediler
| n-nedāmete: pişmanlıklarını
| lemmā:
| raevu: gördüklerinde
| l-ǎƶābe: azabı
| ve ceǎlnā: biz de geçirdik
| l-eğlāle: demir halkalar
| fī:
| eǎ'nāḳi: boyunlarına
| elleƶīne: kimselerin
| keferū: inkar eden(ler)
| hel: mı?
| yuczevne: cezalandırılacaklar
| illā: başkasıyla
| mā: şeylerden
| kānū: oldukları
| yeǎ'melūne: yapıyor(lar)
| (34:33)|ve mā: ve
| erselnā: biz göndermedik
| fī:
| ḳaryetin: bir ülkeye
| min: hiçbir
| neƶīrin: uyarıcı
| illā: başkasını
| ḳāle: diyenden
| mutrafūhā: varlıkla şımarmış kimseleri
| innā: şüphesiz biz
| bimā: şeyi
| ursiltum: sizin gönderildiğiniz
| bihi: onu
| kāfirūne: inkar ediyoruz
| (34:34)

| erselnā: biz göndermedik
| fī:
| ḳaryetin: bir ülkeye
| min: hiçbir
| neƶīrin: uyarıcı
| illā: başkasını
| ḳāle: diyenden
| mutrafūhā: varlıkla şımarmış kimseleri
| innā: şüphesiz biz
| bimā: şeyi
| ursiltum: sizin gönderildiğiniz
| bihi: onu
| kāfirūne: inkar ediyoruz
| (34:34)|ve ḳālū: ve dediler ki
| neHnu: biz
| ekṧeru: daha çoğuz
| emvālen: malca
| ve evlāden: ve evladça
| ve mā: ve değiliz
| neHnu: biz
| bimuǎƶƶebīne: azaba uğratılacak
| (34:35)

| neHnu: biz
| ekṧeru: daha çoğuz
| emvālen: malca
| ve evlāden: ve evladça
| ve mā: ve değiliz
| neHnu: biz
| bimuǎƶƶebīne: azaba uğratılacak
| (34:35)|ḳul: de ki
| inne: şüphesiz
| rabbī: Rabbim
| yebsuTu: yayar
| r-rizḳa: rızkı
| limen: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| ve yeḳdiru: ve kısar
| velākinne: fakat
| ekṧera: çoğu
| n-nāsi: insanların
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmezler
| (34:36)

| inne: şüphesiz
| rabbī: Rabbim
| yebsuTu: yayar
| r-rizḳa: rızkı
| limen: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| ve yeḳdiru: ve kısar
| velākinne: fakat
| ekṧera: çoğu
| n-nāsi: insanların
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmezler
| (34:36)|ve mā: ve değildir
| emvālukum: mallarınız
| ve lā: değildir
| evlādukum: evladlarınız
| billetī:
| tuḳarribukum: sizi yaklaştıran
| ǐndenā: katımızda
| zulfā: mertebece
| illā: ancak başka
| men: kimseler
| āmene: inanan(lar)
| ve ǎmile: ve yapanlar
| SāliHen: faydalı iş
| feulāike: işte
| lehum: onlara vardır
| cezā'u: mükafat
| D-Diǎ'fi: kat kat fazlası
| bimā:
| ǎmilū: yaptıklarının
| ve hum: ve onlar
| fī:
| l-ğurufāti: saraylarda
| āminūne: güven içindedirler
| (34:37)

| emvālukum: mallarınız
| ve lā: değildir
| evlādukum: evladlarınız
| billetī:
| tuḳarribukum: sizi yaklaştıran
| ǐndenā: katımızda
| zulfā: mertebece
| illā: ancak başka
| men: kimseler
| āmene: inanan(lar)
| ve ǎmile: ve yapanlar
| SāliHen: faydalı iş
| feulāike: işte
| lehum: onlara vardır
| cezā'u: mükafat
| D-Diǎ'fi: kat kat fazlası
| bimā:
| ǎmilū: yaptıklarının
| ve hum: ve onlar
| fī:
| l-ğurufāti: saraylarda
| āminūne: güven içindedirler
| (34:37)|velleƶīne:
| yes'ǎvne: çalışanlara gelince
| fī:
| āyātinā: ayetlerimizi
| muǎācizīne: etkisiz kılmağa
| ulāike: onlar
| fī: içine
| l-ǎƶābi: azabın
| muHDerūne: getirileceklerdir
| (34:38)

| yes'ǎvne: çalışanlara gelince
| fī:
| āyātinā: ayetlerimizi
| muǎācizīne: etkisiz kılmağa
| ulāike: onlar
| fī: içine
| l-ǎƶābi: azabın
| muHDerūne: getirileceklerdir
| (34:38)|ḳul: de ki
| inne: şüphesiz
| rabbī: Rabbim
| yebsuTu: yayar
| r-rizḳa: rızkı
| limen: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| min: -ndan
| ǐbādihi: kulları-
| ve yeḳdiru: ve kısar
| lehu: ona
| vemā: ne ki
| enfeḳtum: siz infak etseniz
| min:
| şey'in: bir şey
| fehuve: O
| yuḣlifuhu: onun yerine başkasını verir
| ve huve: ve O
| ḣayru: en hayırlısıdır
| r-rāziḳīne: rızık verenlerin
| (34:39)

| inne: şüphesiz
| rabbī: Rabbim
| yebsuTu: yayar
| r-rizḳa: rızkı
| limen: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| min: -ndan
| ǐbādihi: kulları-
| ve yeḳdiru: ve kısar
| lehu: ona
| vemā: ne ki
| enfeḳtum: siz infak etseniz
| min:
| şey'in: bir şey
| fehuve: O
| yuḣlifuhu: onun yerine başkasını verir
| ve huve: ve O
| ḣayru: en hayırlısıdır
| r-rāziḳīne: rızık verenlerin
| (34:39)|ve yevme: ve o gün
| yeHşuruhum: bir araya toplar
| cemīǎn: onların hepsini
| ṧumme: sonra
| yeḳūlu: der ki
| lilmelāiketi: meleklere
| ehā'ulā'i: bunlar mı?
| iyyākum: size
| kānū:
| yeǎ'budūne: tapıyorlardı
| (34:40)

| yeHşuruhum: bir araya toplar
| cemīǎn: onların hepsini
| ṧumme: sonra
| yeḳūlu: der ki
| lilmelāiketi: meleklere
| ehā'ulā'i: bunlar mı?
| iyyākum: size
| kānū:
| yeǎ'budūne: tapıyorlardı
| (34:40)|ḳālū: derler ki
| subHāneke: sen yücesin
| ente: sensin
| veliyyunā: bizim velimiz
| min:
| dūnihim: onlar değil
| bel: hayır
| kānū: onlar
| yeǎ'budūne: tapıyorlardı
| l-cinne: cinlere
| ekṧeruhum: çokları
| bihim: onlara
| mu'minūne: inanıyorlardı
| (34:41)

| subHāneke: sen yücesin
| ente: sensin
| veliyyunā: bizim velimiz
| min:
| dūnihim: onlar değil
| bel: hayır
| kānū: onlar
| yeǎ'budūne: tapıyorlardı
| l-cinne: cinlere
| ekṧeruhum: çokları
| bihim: onlara
| mu'minūne: inanıyorlardı
| (34:41)|felyevme: o gün
| lā:
| yemliku: gücü yetmez
| beǎ'Dukum: birinizin
| libeǎ'Din: diğerine
| nef'ǎn: bir fayda vermeye
| ve lā: ve (yetmez)
| Derran: zarar vermeğe
| ve neḳūlu: biz deriz
| lilleƶīne: kimselere
| Zelemū: zulmeden(lere)
| ƶūḳū: tadın
| ǎƶābe: azabını
| n-nāri: ateş
| lletī:
| kuntum: olduğunuz
| bihā: onu
| tukeƶƶibūne: yalanlamakta
| (34:42)

| lā:
| yemliku: gücü yetmez
| beǎ'Dukum: birinizin
| libeǎ'Din: diğerine
| nef'ǎn: bir fayda vermeye
| ve lā: ve (yetmez)
| Derran: zarar vermeğe
| ve neḳūlu: biz deriz
| lilleƶīne: kimselere
| Zelemū: zulmeden(lere)
| ƶūḳū: tadın
| ǎƶābe: azabını
| n-nāri: ateş
| lletī:
| kuntum: olduğunuz
| bihā: onu
| tukeƶƶibūne: yalanlamakta
| (34:42)|ve iƶā: ve zaman
| tutlā: okunduğu
| ǎleyhim: onlara
| āyātunā: ayetlerimiz
| beyyinātin: açık açık
| ḳālū: dediler ki
| mā: değildir
| hāƶā: bu
| illā: başka bir şey
| raculun: bir adamdan
| yurīdu: isteyen
| en:
| yeSuddekum: sizi çevirmek
| ǎmmā: -dan
| kāne: olduğu(tanrılar)-
| yeǎ'budu: tapıyor
| ābā'ukum: babalarınızın
| ve ḳālū: ve dediler ki
| mā: değildir
| hāƶā: bu
| illā: başka bir şey
| ifkun: bir yalandan
| mufteran: uydurulmuş
| ve ḳāle: ve dediler
| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| lilHaḳḳi: hakkı
| lemmā:
| cā'ehum: kendilerine gelen
| in: değildir
| hāƶā: bu
| illā: başkası
| siHrun: bir büyüden
| mubīnun: apaçık
| (34:43)

| tutlā: okunduğu
| ǎleyhim: onlara
| āyātunā: ayetlerimiz
| beyyinātin: açık açık
| ḳālū: dediler ki
| mā: değildir
| hāƶā: bu
| illā: başka bir şey
| raculun: bir adamdan
| yurīdu: isteyen
| en:
| yeSuddekum: sizi çevirmek
| ǎmmā: -dan
| kāne: olduğu(tanrılar)-
| yeǎ'budu: tapıyor
| ābā'ukum: babalarınızın
| ve ḳālū: ve dediler ki
| mā: değildir
| hāƶā: bu
| illā: başka bir şey
| ifkun: bir yalandan
| mufteran: uydurulmuş
| ve ḳāle: ve dediler
| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| lilHaḳḳi: hakkı
| lemmā:
| cā'ehum: kendilerine gelen
| in: değildir
| hāƶā: bu
| illā: başkası
| siHrun: bir büyüden
| mubīnun: apaçık
| (34:43)|ve mā:
| āteynāhum: biz onlara vermemiştik
| min: hiçbir
| kutubin: Kitap
| yedrusūnehā: okuyacakları
| ve mā: ve
| erselnā: göndermemiştik
| ileyhim: onlara
| ḳableke: senden önce
| min: hiçbir
| neƶīrin: uyarıcı
| (34:44)

| āteynāhum: biz onlara vermemiştik
| min: hiçbir
| kutubin: Kitap
| yedrusūnehā: okuyacakları
| ve mā: ve
| erselnā: göndermemiştik
| ileyhim: onlara
| ḳableke: senden önce
| min: hiçbir
| neƶīrin: uyarıcı
| (34:44)|ve keƶƶebe: yalanlanmışlardı
| elleƶīne: kimseler
| min:
| ḳablihim: onlardan önceki(ler)
| ve mā: ve
| beleğū: erişmemişlerdir
| miǎ'şāra: onda birine bile
| mā:
| āteynāhum: onlara verdiklerimizin
| fekeƶƶebū: fakat yalanladılar
| rusulī: elçilerimi
| fekeyfe: ama nasıl
| kāne: oldu
| nekīri: benim inkarım
| (34:45)

| elleƶīne: kimseler
| min:
| ḳablihim: onlardan önceki(ler)
| ve mā: ve
| beleğū: erişmemişlerdir
| miǎ'şāra: onda birine bile
| mā:
| āteynāhum: onlara verdiklerimizin
| fekeƶƶebū: fakat yalanladılar
| rusulī: elçilerimi
| fekeyfe: ama nasıl
| kāne: oldu
| nekīri: benim inkarım
| (34:45)|ḳul: de ki
| innemā: sadece
| eǐZukum: size öğütleyeyim
| bivāHidetin: bir tek (şeyi)
| en: "(şu ki;)"
| teḳūmū: kalkın
| lillahi: Allah için
| meṧnā: ikişer ikişer
| ve furādā: ve teker teker
| ṧumme: sonra
| tetefekkerū: düşünün ki
| mā: yoktur
| biSāHibikum: arkadaşınızda
| min: hiçbir
| cinnetin: delilik
| in:
| huve: O
| illā: ancak
| neƶīrun: bir uyarıcıdır
| lekum: sizin için
| beyne: öncesinde
| yedey: öncesinde
| ǎƶābin: bir azabın
| şedīdin: çetin
| (34:46)

| innemā: sadece
| eǐZukum: size öğütleyeyim
| bivāHidetin: bir tek (şeyi)
| en: "(şu ki;)"
| teḳūmū: kalkın
| lillahi: Allah için
| meṧnā: ikişer ikişer
| ve furādā: ve teker teker
| ṧumme: sonra
| tetefekkerū: düşünün ki
| mā: yoktur
| biSāHibikum: arkadaşınızda
| min: hiçbir
| cinnetin: delilik
| in:
| huve: O
| illā: ancak
| neƶīrun: bir uyarıcıdır
| lekum: sizin için
| beyne: öncesinde
| yedey: öncesinde
| ǎƶābin: bir azabın
| şedīdin: çetin
| (34:46)|ḳul: de ki
| mā:
| seeltukum: ben sizden istemedim
| min: hiçbir
| ecrin: ücret
| fehuve: o
| lekum: sizindir
| in:
| ecriye: benim ücretim
| illā: yalnız
| ǎlā: aittir
| llahi: Allah'a
| ve huve: ve O
| ǎlā: üzerine
| kulli: her
| şey'in: şey
| şehīdun: şahiddir
| (34:47)

| mā:
| seeltukum: ben sizden istemedim
| min: hiçbir
| ecrin: ücret
| fehuve: o
| lekum: sizindir
| in:
| ecriye: benim ücretim
| illā: yalnız
| ǎlā: aittir
| llahi: Allah'a
| ve huve: ve O
| ǎlā: üzerine
| kulli: her
| şey'in: şey
| şehīdun: şahiddir
| (34:47)|ḳul: de ki
| inne: şüphesiz
| rabbī: Rabbim
| yeḳƶifu: (kalbine) atar
| bil-Haḳḳi: gerçeği
| ǎllāmu: bilendir
| l-ğuyūbi: gaybleri
| (34:48)

| inne: şüphesiz
| rabbī: Rabbim
| yeḳƶifu: (kalbine) atar
| bil-Haḳḳi: gerçeği
| ǎllāmu: bilendir
| l-ğuyūbi: gaybleri
| (34:48)|ḳul: de ki
| cā'e: geldi
| l-Haḳḳu: hak
| ve mā: artık
| yubdiu: bir şey ortaya çıkaramaz
| l-bāTilu: batıl
| ve mā: ve
| yuǐydu: geri getiremez
| (34:49)

| cā'e: geldi
| l-Haḳḳu: hak
| ve mā: artık
| yubdiu: bir şey ortaya çıkaramaz
| l-bāTilu: batıl
| ve mā: ve
| yuǐydu: geri getiremez
| (34:49)|ḳul: de ki
| in: eğer
| Deleltu: saparsam
| feinnemā: şüphesiz
| eDillu: sapmış olurum
| ǎlā: (zararıma)
| nefsī: kendi
| veini: ve eğer
| htedeytu: yolu bulursam
| febimā: şüphesiz sayesindedir
| yūHī: vahyettiği
| ileyye: bana
| rabbī: Rabbimin
| innehu: şüphesiz O
| semīǔn: işitendir
| ḳarībun: yakındır
| (34:50)

| in: eğer
| Deleltu: saparsam
| feinnemā: şüphesiz
| eDillu: sapmış olurum
| ǎlā: (zararıma)
| nefsī: kendi
| veini: ve eğer
| htedeytu: yolu bulursam
| febimā: şüphesiz sayesindedir
| yūHī: vahyettiği
| ileyye: bana
| rabbī: Rabbimin
| innehu: şüphesiz O
| semīǔn: işitendir
| ḳarībun: yakındır
| (34:50)