7A’râf Suresi
Kuran Sırası: 7
İniş Sırası: 39
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|kitābun: bir Kitaptır
| unzile: indirilen
| ileyke: sana
| felā:
| yekun: olmasın
| fī:
| Sadrike: göğsünde
| Haracun: bir sıkıntı
| minhu: onunla
| litunƶira: uyarman
| bihi: hususunda
| ve ƶikrā: ve öğüt (vermen)
| lilmu'minīne: inananlara
| (7:2)

| unzile: indirilen
| ileyke: sana
| felā:
| yekun: olmasın
| fī:
| Sadrike: göğsünde
| Haracun: bir sıkıntı
| minhu: onunla
| litunƶira: uyarman
| bihi: hususunda
| ve ƶikrā: ve öğüt (vermen)
| lilmu'minīne: inananlara
| (7:2)|İttebiǔ: uyun
| mā: şeye
| unzile: indirilen
| ileykum: size
| min: -den
| rabbikum: Rabbiniz-
| ve lā:
| tettebiǔ: ve uymayın
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| evliyā'e: velilere
| ḳalīlen: ne kadar da az
| mā:
| teƶekkerūne: öğüt alıyorsunuz
| (7:3)

| mā: şeye
| unzile: indirilen
| ileykum: size
| min: -den
| rabbikum: Rabbiniz-
| ve lā:
| tettebiǔ: ve uymayın
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| evliyā'e: velilere
| ḳalīlen: ne kadar da az
| mā:
| teƶekkerūne: öğüt alıyorsunuz
| (7:3)|ve kem: ve nice
| min:
| ḳaryetin: kent(ler)i
| ehleknāhā: helak ettik
| fe cā'ehā: onlara geliverdi
| be'sunā: azabımız
| beyāten: gece yatarlarken
| ev: yahut
| hum: onlar
| ḳāilūne: gündüz uyurlarken
| (7:4)

| min:
| ḳaryetin: kent(ler)i
| ehleknāhā: helak ettik
| fe cā'ehā: onlara geliverdi
| be'sunā: azabımız
| beyāten: gece yatarlarken
| ev: yahut
| hum: onlar
| ḳāilūne: gündüz uyurlarken
| (7:4)|femā: kalmadı
| kāne:
| deǎ'vāhum: yalvarıları
| iƶ: zaman
| cā'ehum: onlara geldiği
| be'sunā: azabımız
| illā: başka
| en:
| ḳālū: demelerinden
| innā: biz gerçekten
| kunnā:
| Zālimīne: zalimlermişiz
| (7:5)

| kāne:
| deǎ'vāhum: yalvarıları
| iƶ: zaman
| cā'ehum: onlara geldiği
| be'sunā: azabımız
| illā: başka
| en:
| ḳālū: demelerinden
| innā: biz gerçekten
| kunnā:
| Zālimīne: zalimlermişiz
| (7:5)|feleneselenne: soracağız
| elleƶīne: olanlara
| ursile: elçi gönderilmiş
| ileyhim: kendilerine
| veleneselenne: ve soracağız
| l-murselīne: gönderilen elçilere
| (7:6)

| elleƶīne: olanlara
| ursile: elçi gönderilmiş
| ileyhim: kendilerine
| veleneselenne: ve soracağız
| l-murselīne: gönderilen elçilere
| (7:6)|feleneḳuSSanne: ve elbette anlatacağız
| ǎleyhim: onlara
| biǐlmin: bilgi ile
| ve mā: zira
| kunnā: değiliz biz
| ğāibīne: onlardan uzak
| (7:7)

| ǎleyhim: onlara
| biǐlmin: bilgi ile
| ve mā: zira
| kunnā: değiliz biz
| ğāibīne: onlardan uzak
| (7:7)|velveznu: ve tartı
| yevmeiƶin: o gün
| l-Haḳḳu: tam doğrudur
| femen: kimin
| ṧeḳulet: ağır gelirse
| mevāzīnuhu: tartıları
| feulāike: işte
| humu: onlar
| l-mufliHūne: kurtulanlardır
| (7:8)

| yevmeiƶin: o gün
| l-Haḳḳu: tam doğrudur
| femen: kimin
| ṧeḳulet: ağır gelirse
| mevāzīnuhu: tartıları
| feulāike: işte
| humu: onlar
| l-mufliHūne: kurtulanlardır
| (7:8)|ve men: kimin
| ḣaffet: hafif gelirse
| mevāzīnuhu: tartıları
| feulāike: işte onlar da
| elleƶīne: kimselerdir
| ḣasirū: ziyana sokan(lardır)
| enfusehum: kendilerini
| bimā: ötürü
| kānū:
| biāyātinā: ayetlerimize
| yeZlimūne: haksızlık etmelerinden
| (7:9)

| ḣaffet: hafif gelirse
| mevāzīnuhu: tartıları
| feulāike: işte onlar da
| elleƶīne: kimselerdir
| ḣasirū: ziyana sokan(lardır)
| enfusehum: kendilerini
| bimā: ötürü
| kānū:
| biāyātinā: ayetlerimize
| yeZlimūne: haksızlık etmelerinden
| (7:9)|veleḳad: ve doğrusu
| mekkennākum: biz sizi yerleştirdik
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| ve ceǎlnā: ve verdik
| lekum: size
| fīhā: orada
| meǎāyişe: geçimlikler
| ḳalīlen: ne kadar da az
| mā:
| teşkurūne: şükrediyorsunuz
| (7:10)

| mekkennākum: biz sizi yerleştirdik
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| ve ceǎlnā: ve verdik
| lekum: size
| fīhā: orada
| meǎāyişe: geçimlikler
| ḳalīlen: ne kadar da az
| mā:
| teşkurūne: şükrediyorsunuz
| (7:10)|veleḳad: ve andolsun
| ḣaleḳnākum: sizi yarattık
| ṧumme: sonra
| Savvernākum: size biçim verdik
| ṧumme: sonra da
| ḳulnā: dedik
| lilmelāiketi: meleklere
| scudū: secde edin
| liādeme: Adem'e
| fesecedū: hepsi secde ettiler
| illā: hariç
| iblīse: İblis
| lem:
| yekun: o olmadı
| mine:
| s-sācidīne: secde edenlerden
| (7:11)

| ḣaleḳnākum: sizi yarattık
| ṧumme: sonra
| Savvernākum: size biçim verdik
| ṧumme: sonra da
| ḳulnā: dedik
| lilmelāiketi: meleklere
| scudū: secde edin
| liādeme: Adem'e
| fesecedū: hepsi secde ettiler
| illā: hariç
| iblīse: İblis
| lem:
| yekun: o olmadı
| mine:
| s-sācidīne: secde edenlerden
| (7:11)|ḳāle: dedi
| mā: nedir?
| meneǎke: seni alıkoyan
| ellā:
| tescude: secde etmekten
| iƶ: zaman
| emertuke: sana emrettiğim
| ḳāle: dedi
| enā: ben
| ḣayrun: hayırlıyım
| minhu: ondan
| ḣaleḳtenī: beni yarattın
| min:
| nārin: ateşten
| ve ḣaleḳtehu: onu ise yarattın
| min:
| Tīnin: çamurdan
| (7:12)

| mā: nedir?
| meneǎke: seni alıkoyan
| ellā:
| tescude: secde etmekten
| iƶ: zaman
| emertuke: sana emrettiğim
| ḳāle: dedi
| enā: ben
| ḣayrun: hayırlıyım
| minhu: ondan
| ḣaleḳtenī: beni yarattın
| min:
| nārin: ateşten
| ve ḣaleḳtehu: onu ise yarattın
| min:
| Tīnin: çamurdan
| (7:12)|ḳāle: dedi
| fehbiT: öyle ise in
| minhā: oradan
| femā: değildir
| yekūnu: (haddin)
| leke: senin
| en:
| tetekebbera: büyüklük taslamak
| fīhā: orada
| feḣruc: çık
| inneke: çünkü sen
| mine:
| S-Sāğirīne: aşağılıklardansın
| (7:13)

| fehbiT: öyle ise in
| minhā: oradan
| femā: değildir
| yekūnu: (haddin)
| leke: senin
| en:
| tetekebbera: büyüklük taslamak
| fīhā: orada
| feḣruc: çık
| inneke: çünkü sen
| mine:
| S-Sāğirīne: aşağılıklardansın
| (7:13)|ḳāle: dedi
| enZirnī: bana süre ver
| ilā: kadar
| yevmi: güne
| yub'ǎṧūne: tekrar dirilecekleri
| (7:14)

| enZirnī: bana süre ver
| ilā: kadar
| yevmi: güne
| yub'ǎṧūne: tekrar dirilecekleri
| (7:14)|ḳāle: dedi ki
| febimā: karşılık
| eğveytenī: beni azdırmana
| leeḳ'ǔdenne: ben de oturacağım
| lehum: onlar(ı saptırmak) için
| SirāTake: senin yolunun üstüne
| l-musteḳīme: doğru
| (7:16)

| febimā: karşılık
| eğveytenī: beni azdırmana
| leeḳ'ǔdenne: ben de oturacağım
| lehum: onlar(ı saptırmak) için
| SirāTake: senin yolunun üstüne
| l-musteḳīme: doğru
| (7:16)|ṧumme: sonra
| lātiyennehum: onlara sokulacağım
| min:
| beyni:
| eydīhim: önlerinden
| ve min: ce
| ḣalfihim: arkalarından
| ve ǎn: ve
| eymānihim: sağlarından
| ve ǎn: ve
| şemāilihim: sollarından
| ve lā: ve
| tecidu: bulmayacaksın
| ekṧerahum: çoklarını
| şākirīne: şükredenlerden
| (7:17)

| lātiyennehum: onlara sokulacağım
| min:
| beyni:
| eydīhim: önlerinden
| ve min: ce
| ḣalfihim: arkalarından
| ve ǎn: ve
| eymānihim: sağlarından
| ve ǎn: ve
| şemāilihim: sollarından
| ve lā: ve
| tecidu: bulmayacaksın
| ekṧerahum: çoklarını
| şākirīne: şükredenlerden
| (7:17)|ḳāle: buyurdu
| ḣruc: haydi çık
| minhā: oradan
| meƶ'ūmen: yerilmiş olarak
| medHūran: ve kovulmuş olarak
| lemen: andolsun kim
| tebiǎke: sana uyarsa
| minhum: onlardan
| leemleenne: dolduracağım
| cehenneme: cehennemi
| minkum: sizin
| ecmeǐyne: hepinizle
| (7:18)

| ḣruc: haydi çık
| minhā: oradan
| meƶ'ūmen: yerilmiş olarak
| medHūran: ve kovulmuş olarak
| lemen: andolsun kim
| tebiǎke: sana uyarsa
| minhum: onlardan
| leemleenne: dolduracağım
| cehenneme: cehennemi
| minkum: sizin
| ecmeǐyne: hepinizle
| (7:18)|ve yā : ve EY/HEY/AH
| ādemu: Adem
| skun: durun
| ente: sen
| ve zevcuke: ve eşin
| l-cennete: cennette
| fe kulā: yeyin
| min:
| Hayṧu: yerden
| şi'tumā: dilediğiniz
| velā: fakat
| teḳrabā: yaklaşmayın
| hāƶihi: şu
| ş-şecerate: ağaca
| fetekūnā: yoksa olursunuz
| mine: -den
| Z-Zālimīne: zalimler-
| (7:19)

| ādemu: Adem
| skun: durun
| ente: sen
| ve zevcuke: ve eşin
| l-cennete: cennette
| fe kulā: yeyin
| min:
| Hayṧu: yerden
| şi'tumā: dilediğiniz
| velā: fakat
| teḳrabā: yaklaşmayın
| hāƶihi: şu
| ş-şecerate: ağaca
| fetekūnā: yoksa olursunuz
| mine: -den
| Z-Zālimīne: zalimler-
| (7:19)|fevesvese: derken fısıldadı
| lehumā: onlara
| ş-şeyTānu: şeytan
| liyubdiye: göstermek için
| lehumā: kendilerine
| mā: olan
| ve vuriye: ve gizli, örtülü
| ǎnhumā: onların
| min: -nden
| sev'ātihimā: çirkin yerleri-
| ve ḳāle: dedi
| mā:
| nehākumā: sizi men'etti
| rabbukumā: Rabbiniz
| ǎn: (-tan)
| hāƶihi: şu
| ş-şecerati: ağaç(tan)
| illā: sırf
| en: diye
| tekūnā: olursunuz
| melekeyni: ikiniz de birer melek
| ev: ya da
| tekūnā: olursunuz (diye)
| mine: -dan
| l-ḣālidīne: ebedi kalıcılar-
| (7:20)

| lehumā: onlara
| ş-şeyTānu: şeytan
| liyubdiye: göstermek için
| lehumā: kendilerine
| mā: olan
| ve vuriye: ve gizli, örtülü
| ǎnhumā: onların
| min: -nden
| sev'ātihimā: çirkin yerleri-
| ve ḳāle: dedi
| mā:
| nehākumā: sizi men'etti
| rabbukumā: Rabbiniz
| ǎn: (-tan)
| hāƶihi: şu
| ş-şecerati: ağaç(tan)
| illā: sırf
| en: diye
| tekūnā: olursunuz
| melekeyni: ikiniz de birer melek
| ev: ya da
| tekūnā: olursunuz (diye)
| mine: -dan
| l-ḣālidīne: ebedi kalıcılar-
| (7:20)|ve ḳāsemehumā: ve onlara yemin etti
| innī: elbette ben
| lekumā: size
| lemine: diye
| n-nāSiHīne: öğüt verenlerdenim
| (7:21)

| innī: elbette ben
| lekumā: size
| lemine: diye
| n-nāSiHīne: öğüt verenlerdenim
| (7:21)|fedellāhumā: onları aşağı sarkıttı
| biğurūrin: aldatarak
| felemmā: ne zaman ki
| ƶāḳā: tadınca
| ş-şecerate: ağac(ın meyvasın)ı
| bedet: göründü
| lehumā: kendilerine
| sev'ātuhumā: çirkin yerleri
| ve Tafiḳā: ve başladılar
| yeḣSifāni: üst üste yamayıp örtmeğe
| ǎleyhimā: üzerlerine
| min: -ndan
| veraḳi: yaprakları-
| l-cenneti: cennet
| ve nādāhumā: ve onlara seslendi
| rabbuhumā: Rableri
| elem:
| enhekumā: ben sizi men'etmedim mi?
| ǎn:
| tilkumā: bu
| ş-şecerati: ağaçtan
| ve eḳul: ve demedim mi?
| lekumā: size
| inne: şüphesiz
| ş-şeyTāne: şeytan
| lekumā: sizin için
| ǎduvvun: düşmandır
| mubīnun: apaçık
| (7:22)

| biğurūrin: aldatarak
| felemmā: ne zaman ki
| ƶāḳā: tadınca
| ş-şecerate: ağac(ın meyvasın)ı
| bedet: göründü
| lehumā: kendilerine
| sev'ātuhumā: çirkin yerleri
| ve Tafiḳā: ve başladılar
| yeḣSifāni: üst üste yamayıp örtmeğe
| ǎleyhimā: üzerlerine
| min: -ndan
| veraḳi: yaprakları-
| l-cenneti: cennet
| ve nādāhumā: ve onlara seslendi
| rabbuhumā: Rableri
| elem:
| enhekumā: ben sizi men'etmedim mi?
| ǎn:
| tilkumā: bu
| ş-şecerati: ağaçtan
| ve eḳul: ve demedim mi?
| lekumā: size
| inne: şüphesiz
| ş-şeyTāne: şeytan
| lekumā: sizin için
| ǎduvvun: düşmandır
| mubīnun: apaçık
| (7:22)|ḳālā: dediler
| rabbenā: Rabbimiz
| Zelemnā: biz zulmettik
| enfusenā: kendimize
| ve in: ve eğer
| lem:
| teğfir: bağışlamazsan
| lenā: bizi
| ve terHamnā: ve bize acımazsan
| lenekūnenne: muhakkak oluruz
| mine: -dan
| l-ḣāsirīne: ziyana uğrayanlar-
| (7:23)

| rabbenā: Rabbimiz
| Zelemnā: biz zulmettik
| enfusenā: kendimize
| ve in: ve eğer
| lem:
| teğfir: bağışlamazsan
| lenā: bizi
| ve terHamnā: ve bize acımazsan
| lenekūnenne: muhakkak oluruz
| mine: -dan
| l-ḣāsirīne: ziyana uğrayanlar-
| (7:23)|ḳāle: buyurdu
| hbiTū: inin
| beǎ'Dukum: bır kısmınız
| libeǎ'Din: diğerinize
| ǎduvvun: düşman olarak
| velekum: sizin içindir
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| musteḳarrun: yerleşme
| ve metāǔn: ve geçinme
| ilā: kadar
| Hīnin: bir süreye
| (7:24)

| hbiTū: inin
| beǎ'Dukum: bır kısmınız
| libeǎ'Din: diğerinize
| ǎduvvun: düşman olarak
| velekum: sizin içindir
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| musteḳarrun: yerleşme
| ve metāǔn: ve geçinme
| ilā: kadar
| Hīnin: bir süreye
| (7:24)|ḳāle: dedi
| fīhā: orada
| teHyevne: yaşayacaksınız
| ve fīhā: ve orada
| temūtūne: öleceksiniz
| ve minhā: ve yine oradan
| tuḣracūne: çıkarılacaksınız
| (7:25)

| fīhā: orada
| teHyevne: yaşayacaksınız
| ve fīhā: ve orada
| temūtūne: öleceksiniz
| ve minhā: ve yine oradan
| tuḣracūne: çıkarılacaksınız
| (7:25)|yā : EY/HEY/AH
| benī: Çocukları
| ādeme: Adem
| ḳad: muhakkak
| enzelnā: indirdik
| ǎleykum: size
| libāsen: giysi
| yuvārī: örtecek
| sev'ātikum: çirkin yerlerinizi
| ve rīşen: ve süslenecek elbise
| velibāsu: ve giysisi
| t-teḳvā: takva
| ƶālike: bu
| ḣayrun: en iyisidir
| ƶālike: işte bu(nlar)
| min: -ndendir
| āyāti: ayetleri-
| llahi: Allah'ın
| leǎllehum: belki
| yeƶƶekkerūne: düşünüp öğüt alırlar
| (7:26)

| benī: Çocukları
| ādeme: Adem
| ḳad: muhakkak
| enzelnā: indirdik
| ǎleykum: size
| libāsen: giysi
| yuvārī: örtecek
| sev'ātikum: çirkin yerlerinizi
| ve rīşen: ve süslenecek elbise
| velibāsu: ve giysisi
| t-teḳvā: takva
| ƶālike: bu
| ḣayrun: en iyisidir
| ƶālike: işte bu(nlar)
| min: -ndendir
| āyāti: ayetleri-
| llahi: Allah'ın
| leǎllehum: belki
| yeƶƶekkerūne: düşünüp öğüt alırlar
| (7:26)|yā : EY/HEY/AH
| benī: Çocukları
| ādeme: Adem
| lā:
| yeftinennekumu: sizi bir belaya düşürmesin
| ş-şeyTānu: şeytan
| kemā: gibi
| eḣrace: çıkardığı
| ebeveykum: ana babanızı
| mine: -ten
| l-cenneti: cennet-
| yenziǔ: soyarak
| ǎnhumā: onların
| libāsehumā: elbiselerini
| liyuriyehumā: onlara göstermek için
| sev'ātihimā: çirkin yerlerini
| innehu: muhakkak
| yerākum: sizi görürler
| huve: o
| ve ḳabīluhu: ve kabilesi
| min:
| Hayṧu: yerden
| lā:
| teravnehum: sizin onları göremeyeceğiniz
| innā: muhakkak
| ceǎlnā: biz yaptık
| ş-şeyāTīne: şeytanları
| evliyā'e: dostları
| lilleƶīne: kimselerin
| lā: inanmayan(ların)
| yu'minūne: zaman
| (7:27)

| benī: Çocukları
| ādeme: Adem
| lā:
| yeftinennekumu: sizi bir belaya düşürmesin
| ş-şeyTānu: şeytan
| kemā: gibi
| eḣrace: çıkardığı
| ebeveykum: ana babanızı
| mine: -ten
| l-cenneti: cennet-
| yenziǔ: soyarak
| ǎnhumā: onların
| libāsehumā: elbiselerini
| liyuriyehumā: onlara göstermek için
| sev'ātihimā: çirkin yerlerini
| innehu: muhakkak
| yerākum: sizi görürler
| huve: o
| ve ḳabīluhu: ve kabilesi
| min:
| Hayṧu: yerden
| lā:
| teravnehum: sizin onları göremeyeceğiniz
| innā: muhakkak
| ceǎlnā: biz yaptık
| ş-şeyāTīne: şeytanları
| evliyā'e: dostları
| lilleƶīne: kimselerin
| lā: inanmayan(ların)
| yu'minūne: zaman
| (7:27)|ve iƶā: ve zaman
| feǎlū: onlar yaptıkları
| fāHişeten: bir kötülük
| ḳālū: dediler
| vecednā: bulduk
| ǎleyhā: bu (yolda)
| ābā'enā: babalarımızı
| vallahu: Allah
| emeranā: bize emretti
| bihā: bunu
| ḳul: de
| inne: muhakkak
| llahe: Allah
| lā:
| ye'muru: emretmez
| bil-feHşā'i: kötülüğü
| eteḳūlūne: mi söylüyorsunuz?
| ǎlā: karşı
| llahi: Allah'a
| mā: şeyleri
| lā:
| teǎ'lemūne: bilmediğiniz
| (7:28)

| feǎlū: onlar yaptıkları
| fāHişeten: bir kötülük
| ḳālū: dediler
| vecednā: bulduk
| ǎleyhā: bu (yolda)
| ābā'enā: babalarımızı
| vallahu: Allah
| emeranā: bize emretti
| bihā: bunu
| ḳul: de
| inne: muhakkak
| llahe: Allah
| lā:
| ye'muru: emretmez
| bil-feHşā'i: kötülüğü
| eteḳūlūne: mi söylüyorsunuz?
| ǎlā: karşı
| llahi: Allah'a
| mā: şeyleri
| lā:
| teǎ'lemūne: bilmediğiniz
| (7:28)|ḳul: de ki
| emera: emretti
| rabbī: Rabbim
| bil-ḳisTi: adaleti
| ve eḳīmū: ve O'na doğrultun
| vucūhekum: yüzlerinizi
| ǐnde:
| kulli: her
| mescidin: mescidde
| ved'ǔhu: ve O'na yalvarın
| muḣliSīne: has kılarak
| lehu: yalnız O'na
| d-dīne: dini
| kemā: gibi
| bedeekum: ilkin sizi yarattığı
| teǔdūne: O'na döneceksiniz
| (7:29)

| emera: emretti
| rabbī: Rabbim
| bil-ḳisTi: adaleti
| ve eḳīmū: ve O'na doğrultun
| vucūhekum: yüzlerinizi
| ǐnde:
| kulli: her
| mescidin: mescidde
| ved'ǔhu: ve O'na yalvarın
| muḣliSīne: has kılarak
| lehu: yalnız O'na
| d-dīne: dini
| kemā: gibi
| bedeekum: ilkin sizi yarattığı
| teǔdūne: O'na döneceksiniz
| (7:29)|ferīḳan: bir topluluğu
| hedā: doğru yola iletti
| ve ferīḳan: ve bir topluluğa da
| Haḳḳa: hak oldu
| ǎleyhimu: üzerlerine
| D-Delāletu: sapıklık
| innehumu: çünkü onlar
| tteḣaƶū: tuttular
| ş-şeyāTīne: şeytanları
| evliyā'e: dostlar
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| veyeHsebūne: ve sanıyorlar
| ennehum: kendilerinin de
| muhtedūne: doğru yolda olduklarını
| (7:30)

| hedā: doğru yola iletti
| ve ferīḳan: ve bir topluluğa da
| Haḳḳa: hak oldu
| ǎleyhimu: üzerlerine
| D-Delāletu: sapıklık
| innehumu: çünkü onlar
| tteḣaƶū: tuttular
| ş-şeyāTīne: şeytanları
| evliyā'e: dostlar
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| veyeHsebūne: ve sanıyorlar
| ennehum: kendilerinin de
| muhtedūne: doğru yolda olduklarını
| (7:30)|yā : EY/HEY/AH
| benī: Çocukları
| ādeme: Adem
| ḣuƶū: alın
| zīnetekum: süs(lü, güzel giysiler)inizi
| ǐnde:
| kulli: her
| mescidin: mesci(de gidişiniz)de
| ve kulū: ve yeyin
| veşrabū: ve için
| velā:
| tusrifū: fakat israf etmeyin
| innehu: çünkü O
| lā:
| yuHibbu: sevmez
| l-musrifīne: israf edenleri
| (7:31)

| benī: Çocukları
| ādeme: Adem
| ḣuƶū: alın
| zīnetekum: süs(lü, güzel giysiler)inizi
| ǐnde:
| kulli: her
| mescidin: mesci(de gidişiniz)de
| ve kulū: ve yeyin
| veşrabū: ve için
| velā:
| tusrifū: fakat israf etmeyin
| innehu: çünkü O
| lā:
| yuHibbu: sevmez
| l-musrifīne: israf edenleri
| (7:31)|ḳul: de ki
| men: kim
| Harrame: haram etti
| zīnete: süsü
| llahi: Allah'ın
| lletī:
| eḣrace: çıkardığı
| liǐbādihi: kulları için
| ve TTayyibāti: ve güzel
| mine:
| r-rizḳi: rızıkları
| ḳul: de ki
| hiye: O
| lilleƶīne: kimselerindir
| āmenū: inanan(larındır)
| fī:
| l-Hayāti: hayatında
| d-dunyā: dünya
| ḣāliSaten: yalnız onlarındır
| yevme: günü de
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| keƶālike: işte böyle
| nufeSSilu: biz açıklıyoruz
| l-āyāti: ayetleri
| liḳavmin: bir topluluk için
| yeǎ'lemūne: bilen
| (7:32)

| men: kim
| Harrame: haram etti
| zīnete: süsü
| llahi: Allah'ın
| lletī:
| eḣrace: çıkardığı
| liǐbādihi: kulları için
| ve TTayyibāti: ve güzel
| mine:
| r-rizḳi: rızıkları
| ḳul: de ki
| hiye: O
| lilleƶīne: kimselerindir
| āmenū: inanan(larındır)
| fī:
| l-Hayāti: hayatında
| d-dunyā: dünya
| ḣāliSaten: yalnız onlarındır
| yevme: günü de
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| keƶālike: işte böyle
| nufeSSilu: biz açıklıyoruz
| l-āyāti: ayetleri
| liḳavmin: bir topluluk için
| yeǎ'lemūne: bilen
| (7:32)|ḳul: de ki
| innemā: kesinlikle
| Harrame: haram etmiştir
| rabbiye: Rabbim
| l-fevāHişe: fuhuşları
| mā: (gerek)
| Zehera: açığını
| minhā: onun
| ve mā: (gerek)
| beTane: kapalısını
| vel'iṧme: ve günahı
| velbeğye: ve saldırmayı
| biğayri: yere
| l-Haḳḳi: haksız
| ve en: ve
| tuşrikū: ortak koşmayı
| billahi: Allah'a
| mā: bir şeyi
| lem:
| yunezzil: indirmediği
| bihi: hakkında
| sulTānen: hiçbir delil
| ve en: ve
| teḳūlū: söylemenizi
| ǎlā: hakkında
| llahi: Allah
| mā: şeyler
| lā:
| teǎ'lemūne: bilmediğiniz
| (7:33)

| innemā: kesinlikle
| Harrame: haram etmiştir
| rabbiye: Rabbim
| l-fevāHişe: fuhuşları
| mā: (gerek)
| Zehera: açığını
| minhā: onun
| ve mā: (gerek)
| beTane: kapalısını
| vel'iṧme: ve günahı
| velbeğye: ve saldırmayı
| biğayri: yere
| l-Haḳḳi: haksız
| ve en: ve
| tuşrikū: ortak koşmayı
| billahi: Allah'a
| mā: bir şeyi
| lem:
| yunezzil: indirmediği
| bihi: hakkında
| sulTānen: hiçbir delil
| ve en: ve
| teḳūlū: söylemenizi
| ǎlā: hakkında
| llahi: Allah
| mā: şeyler
| lā:
| teǎ'lemūne: bilmediğiniz
| (7:33)|velikulli: ve her
| ummetin: ümmetin
| ecelun: bir süresi vardır
| feiƶā: ne zaman ki
| cā'e: gelince
| eceluhum: süreleri
| lā:
| yeste'ḣirūne: geri kalmazlar
| sāǎten: bir an
| ve lā: ve ne de
| yesteḳdimūne: öne geçemezler
| (7:34)

| ummetin: ümmetin
| ecelun: bir süresi vardır
| feiƶā: ne zaman ki
| cā'e: gelince
| eceluhum: süreleri
| lā:
| yeste'ḣirūne: geri kalmazlar
| sāǎten: bir an
| ve lā: ve ne de
| yesteḳdimūne: öne geçemezler
| (7:34)|yā : EY/HEY/AH
| benī: Çocukları
| ādeme: Adem
| immā: eğer
| ye'tiyennekum: size gelirse
| rusulun: elçiler
| minkum: kendi içinizden
| yeḳuSSūne: anlattıkarında
| ǎleykum: size
| āyātī: ayetlerimi
| femeni: kimselere
| tteḳā: korunan
| ve eSleHa: ve uslanan
| felā: yoktur
| ḣavfun: korku
| ǎleyhim: üzelerine
| ve lā: ve
| hum: onlar
| yeHzenūne: üzülmeyeceklerdir
| (7:35)

| benī: Çocukları
| ādeme: Adem
| immā: eğer
| ye'tiyennekum: size gelirse
| rusulun: elçiler
| minkum: kendi içinizden
| yeḳuSSūne: anlattıkarında
| ǎleykum: size
| āyātī: ayetlerimi
| femeni: kimselere
| tteḳā: korunan
| ve eSleHa: ve uslanan
| felā: yoktur
| ḣavfun: korku
| ǎleyhim: üzelerine
| ve lā: ve
| hum: onlar
| yeHzenūne: üzülmeyeceklerdir
| (7:35)|velleƶīne: kimseler
| keƶƶebū: yalanlayan
| biāyātinā: ayetlerimizi
| vestekberū: ve büyüklenenler
| ǎnhā: onlara karşı
| ulāike: işte onlar
| eSHābu: halkıdır
| n-nāri: ateş
| hum: onlar
| fīhā: orada
| ḣālidūne: sürekli kalacaklardır
| (7:36)

| keƶƶebū: yalanlayan
| biāyātinā: ayetlerimizi
| vestekberū: ve büyüklenenler
| ǎnhā: onlara karşı
| ulāike: işte onlar
| eSHābu: halkıdır
| n-nāri: ateş
| hum: onlar
| fīhā: orada
| ḣālidūne: sürekli kalacaklardır
| (7:36)|femen: kim olabilir?
| eZlemu: daha zalim
| mimmeni: kimseden
| fterā: uyduran
| ǎlā: karşı
| llahi: Allah'a
| keƶiben: yalan
| ev: ya da
| keƶƶebe: yalanlayan
| biāyātihi: O'nun ayetlerini
| ulāike: onlara
| yenāluhum: erişir
| neSībuhum: nasipleri
| mine: -tan
| l-kitābi: Kitap-
| Hattā: nihayet
| iƶā:
| cā'ethum: gelince
| rusulunā: elçilerimiz
| yeteveffevnehum: canlarını alırken
| ḳālū: diyecekler
| eyne: hani nerede?
| mā:
| kuntum: olduklarınız
| ted'ǔne: yalvarmış
| min:
| dūni: başkasına
| llahi: Alah'tan
| ḳālū: dediler
| Dellū: sapıp kayboldular
| ǎnnā: bizden
| ve şehidū: ve şahidlik ettiler
| ǎlā: aleyhlerine
| enfusihim: kendi
| ennehum: kendilerinin
| kānū: olduklarına
| kāfirīne: kafirler
| (7:37)

| eZlemu: daha zalim
| mimmeni: kimseden
| fterā: uyduran
| ǎlā: karşı
| llahi: Allah'a
| keƶiben: yalan
| ev: ya da
| keƶƶebe: yalanlayan
| biāyātihi: O'nun ayetlerini
| ulāike: onlara
| yenāluhum: erişir
| neSībuhum: nasipleri
| mine: -tan
| l-kitābi: Kitap-
| Hattā: nihayet
| iƶā:
| cā'ethum: gelince
| rusulunā: elçilerimiz
| yeteveffevnehum: canlarını alırken
| ḳālū: diyecekler
| eyne: hani nerede?
| mā:
| kuntum: olduklarınız
| ted'ǔne: yalvarmış
| min:
| dūni: başkasına
| llahi: Alah'tan
| ḳālū: dediler
| Dellū: sapıp kayboldular
| ǎnnā: bizden
| ve şehidū: ve şahidlik ettiler
| ǎlā: aleyhlerine
| enfusihim: kendi
| ennehum: kendilerinin
| kānū: olduklarına
| kāfirīne: kafirler
| (7:37)|ḳāle: (Allah) dedi
| dḣulū: girin
| fī: arasında
| umemin: toplulukları
| ḳad:
| ḣalet: geçen
| min:
| ḳablikum: sizden önce
| mine:
| l-cinni: cin
| vel'insi: ve insan
| fī: içine
| n-nāri: ateşin
| kullemā: her
| deḣalet: girdiğinde
| ummetun: ümmet
| leǎnet: la'net eder
| uḣtehā: yoldaşına
| Hattā: nihayet
| iƶā: zaman
| ddārakū: birbiri ardından
| fīhā: orada
| cemīǎn: hepsi toplandığı
| ḳālet: dediler ki
| uḣrāhum: sonrakiler
| liūlāhum: öncekiler için
| rabbenā: Rabbimiz
| hā'ulā'i: bunlar
| eDellūnā: bizi saptırdılar
| fe ātihim: bunlara ver
| ǎƶāben: azab
| Diǎ'fen: bir kat daha
| mine: -ten
| n-nāri: ateş-
| ḳāle: (Allah) dedi
| likullin: hepsi için vardır
| Diǎ'fun: bir kat fazla
| velākin: ancak
| lā:
| teǎ'lemūne: siz bilmezsiniz
| (7:38)

| dḣulū: girin
| fī: arasında
| umemin: toplulukları
| ḳad:
| ḣalet: geçen
| min:
| ḳablikum: sizden önce
| mine:
| l-cinni: cin
| vel'insi: ve insan
| fī: içine
| n-nāri: ateşin
| kullemā: her
| deḣalet: girdiğinde
| ummetun: ümmet
| leǎnet: la'net eder
| uḣtehā: yoldaşına
| Hattā: nihayet
| iƶā: zaman
| ddārakū: birbiri ardından
| fīhā: orada
| cemīǎn: hepsi toplandığı
| ḳālet: dediler ki
| uḣrāhum: sonrakiler
| liūlāhum: öncekiler için
| rabbenā: Rabbimiz
| hā'ulā'i: bunlar
| eDellūnā: bizi saptırdılar
| fe ātihim: bunlara ver
| ǎƶāben: azab
| Diǎ'fen: bir kat daha
| mine: -ten
| n-nāri: ateş-
| ḳāle: (Allah) dedi
| likullin: hepsi için vardır
| Diǎ'fun: bir kat fazla
| velākin: ancak
| lā:
| teǎ'lemūne: siz bilmezsiniz
| (7:38)|ve ḳālet: dediler ki
| ūlāhum: öncekiler
| liuḣrāhum: sonrakilere
| femā: yoktur
| kāne:
| lekum: sizin
| ǎleynā: bize
| min: hiç
| feDlin: üstünlüğünüz
| feƶūḳū: o halde siz de tadın
| l-ǎƶābe: azabı
| bimā: karşılık
| kuntum: olduklarınıza
| teksibūne: kazanıyor
| (7:39)

| ūlāhum: öncekiler
| liuḣrāhum: sonrakilere
| femā: yoktur
| kāne:
| lekum: sizin
| ǎleynā: bize
| min: hiç
| feDlin: üstünlüğünüz
| feƶūḳū: o halde siz de tadın
| l-ǎƶābe: azabı
| bimā: karşılık
| kuntum: olduklarınıza
| teksibūne: kazanıyor
| (7:39)|inne: şüphesiz
| elleƶīne: kimseler
| keƶƶebū: yalanlayan
| biāyātinā: bizim ayetlerimizi
| vestekberū: ve kibirlenenler
| ǎnhā: onlara
| lā:
| tufetteHu: açılmayacak
| lehum: onlara
| ebvābu: kapıları
| s-semāi: gök
| ve lā: ve
| yedḣulūne: onlar giremeyeceklerdir
| l-cennete: cennete
| Hattā: kadar
| yelice: geçinceye
| l-cemelu: deve
| fī: içinden
| semmi: deliği
| l-ḣiyāTi: iğne
| ve keƶālike: ve işte böyle
| neczī: cezalandırırız
| l-mucrimīne: suçluları
| (7:40)

| elleƶīne: kimseler
| keƶƶebū: yalanlayan
| biāyātinā: bizim ayetlerimizi
| vestekberū: ve kibirlenenler
| ǎnhā: onlara
| lā:
| tufetteHu: açılmayacak
| lehum: onlara
| ebvābu: kapıları
| s-semāi: gök
| ve lā: ve
| yedḣulūne: onlar giremeyeceklerdir
| l-cennete: cennete
| Hattā: kadar
| yelice: geçinceye
| l-cemelu: deve
| fī: içinden
| semmi: deliği
| l-ḣiyāTi: iğne
| ve keƶālike: ve işte böyle
| neczī: cezalandırırız
| l-mucrimīne: suçluları
| (7:40)|lehum: onlar için vardır
| min: -den
| cehenneme: cehennem-
| mihādun: bir döşek
| ve min: ve
| fevḳihim: üstlerinde de
| ğavāşin: (ateşten) örtüler
| ve keƶālike: işte böyle
| neczī: cezalandırırız
| Z-Zālimīne: zalimleri
| (7:41)

| min: -den
| cehenneme: cehennem-
| mihādun: bir döşek
| ve min: ve
| fevḳihim: üstlerinde de
| ğavāşin: (ateşten) örtüler
| ve keƶālike: işte böyle
| neczī: cezalandırırız
| Z-Zālimīne: zalimleri
| (7:41)|velleƶīne: ve kimseler
| āmenū: inanan
| ve ǎmilū: ve yapanlar
| S-SāliHāti: iyi işler
| lā:
| nukellifu: yüklemeyiz
| nefsen: hiç kimseye
| illā: başkasını
| vus'ǎhā: gücünün yettiğinden
| ulāike: işte onlar
| eSHābu: halkıdır
| l-cenneti: cennet
| hum: onlar
| fīhā: orada
| ḣālidūne: ebedi kalacaklardır
| (7:42)

| āmenū: inanan
| ve ǎmilū: ve yapanlar
| S-SāliHāti: iyi işler
| lā:
| nukellifu: yüklemeyiz
| nefsen: hiç kimseye
| illā: başkasını
| vus'ǎhā: gücünün yettiğinden
| ulāike: işte onlar
| eSHābu: halkıdır
| l-cenneti: cennet
| hum: onlar
| fīhā: orada
| ḣālidūne: ebedi kalacaklardır
| (7:42)|ve nezeǎ'nā: ve çıkarıp atmışızdır
| mā: ne varsa
| fī: içinde
| Sudūrihim: göğüsleri
| min: -den
| ğillin: kin-
| tecrī: akmaktadır
| min:
| teHtihimu: altlarından
| l-enhāru: ırmaklar
| ve ḳālū: ve dediler
| l-Hamdu: hamdolsun
| lillahi: Allah'a
| lleƶī: o ki
| hedānā: lutfedip bizi getirdi
| lihāƶā: buraya
| ve mā:
| kunnā: biz
| linehtediye: (doğruyu) bulamazdık
| levlā: eğer
| en:
| hedānā: bizi getirmeseydi
| llahu: Allah
| leḳad: muhakkak
| cā'et: getirmişler
| rusulu: elçileri
| rabbinā: Rabbimizin
| bil-Haḳḳi: gerçeği
| ve nūdū: onlara seslenildi
| en:
| tilkumu: işte size
| l-cennetu: cennet
| ūriṧtumūhā: o size miras verildi
| bimā: karşılık
| kuntum:
| teǎ'melūne: yaptıklarınıza
| (7:43)

| mā: ne varsa
| fī: içinde
| Sudūrihim: göğüsleri
| min: -den
| ğillin: kin-
| tecrī: akmaktadır
| min:
| teHtihimu: altlarından
| l-enhāru: ırmaklar
| ve ḳālū: ve dediler
| l-Hamdu: hamdolsun
| lillahi: Allah'a
| lleƶī: o ki
| hedānā: lutfedip bizi getirdi
| lihāƶā: buraya
| ve mā:
| kunnā: biz
| linehtediye: (doğruyu) bulamazdık
| levlā: eğer
| en:
| hedānā: bizi getirmeseydi
| llahu: Allah
| leḳad: muhakkak
| cā'et: getirmişler
| rusulu: elçileri
| rabbinā: Rabbimizin
| bil-Haḳḳi: gerçeği
| ve nūdū: onlara seslenildi
| en:
| tilkumu: işte size
| l-cennetu: cennet
| ūriṧtumūhā: o size miras verildi
| bimā: karşılık
| kuntum:
| teǎ'melūne: yaptıklarınıza
| (7:43)|ve nādā: ve seslendi
| eSHābu: halkı
| l-cenneti: cennet
| eSHābe: halkına
| n-nāri: ateş
| en: ki
| ḳad: muhakkak
| vecednā: biz bulduk
| mā: şeyi
| veǎdenā: bize va'dettiğini
| rabbunā: Rabbimizin
| Haḳḳan: gerçek
| fehel: mu?
| vecedtum: siz buldunuz
| mā: şeyi
| veǎde: size va'dettiğini
| rabbukum: Rabbinizin
| Haḳḳan: gerçek
| ḳālū: dediler
| neǎm: evet
| feeƶƶene: ve seslendi
| mu'eƶƶinun: bir ünleyici
| beynehum: aralarından
| en: diye
| leǎ'netu: la'neti
| llahi: Allah'ın
| ǎlā: üzerine olsun
| Z-Zālimīne: zalimlerin
| (7:44)

| eSHābu: halkı
| l-cenneti: cennet
| eSHābe: halkına
| n-nāri: ateş
| en: ki
| ḳad: muhakkak
| vecednā: biz bulduk
| mā: şeyi
| veǎdenā: bize va'dettiğini
| rabbunā: Rabbimizin
| Haḳḳan: gerçek
| fehel: mu?
| vecedtum: siz buldunuz
| mā: şeyi
| veǎde: size va'dettiğini
| rabbukum: Rabbinizin
| Haḳḳan: gerçek
| ḳālū: dediler
| neǎm: evet
| feeƶƶene: ve seslendi
| mu'eƶƶinun: bir ünleyici
| beynehum: aralarından
| en: diye
| leǎ'netu: la'neti
| llahi: Allah'ın
| ǎlā: üzerine olsun
| Z-Zālimīne: zalimlerin
| (7:44)|elleƶīne: onlar ki
| yeSuddūne: menedip
| ǎn: -ndan
| sebīli: yolu-
| llahi: Allah'ın
| ve yebğūnehā: ve onu isterler
| ǐvecen: eğriltmek
| vehum: ve onlar
| bil-āḣirati: ahireti de
| kāfirūne: inkar ederlerdi
| (7:45)

| yeSuddūne: menedip
| ǎn: -ndan
| sebīli: yolu-
| llahi: Allah'ın
| ve yebğūnehā: ve onu isterler
| ǐvecen: eğriltmek
| vehum: ve onlar
| bil-āḣirati: ahireti de
| kāfirūne: inkar ederlerdi
| (7:45)|ve beynehumā: iki taraf arasında
| Hicābun: bir perde (vardır)
| ve ǎlā: ve üzerinde
| l-eǎ'rāfi: A'raf
| ricālun: erkekler (vardır)
| yeǎ'rifūne: tanıyan
| kullen: hepsini
| bisīmāhum: yüzlerindeki işaretleriyle
| ve nādev: ve seslendiler
| eSHābe: halkına
| l-cenneti: cennet
| en: diye
| selāmun: selam olsun
| ǎleykum: size
| lem:
| yedḣulūhā: cennete girmemiş
| vehum: fakat onlar
| yeTmeǔne: beklemektedirler
| (7:46)

| Hicābun: bir perde (vardır)
| ve ǎlā: ve üzerinde
| l-eǎ'rāfi: A'raf
| ricālun: erkekler (vardır)
| yeǎ'rifūne: tanıyan
| kullen: hepsini
| bisīmāhum: yüzlerindeki işaretleriyle
| ve nādev: ve seslendiler
| eSHābe: halkına
| l-cenneti: cennet
| en: diye
| selāmun: selam olsun
| ǎleykum: size
| lem:
| yedḣulūhā: cennete girmemiş
| vehum: fakat onlar
| yeTmeǔne: beklemektedirler
| (7:46)|ve iƶā: zaman
| Surifet: çevrildiği
| ebSāruhum: gözleri
| tilḳā'e: tarafına
| eSHābi: halkı
| n-nāri: ateş
| ḳālū: dediler
| rabbenā: Rabbimiz
| lā:
| tec'ǎlnā: bizi bulundurma
| meǎ: beraber
| l-ḳavmi: toplulukla
| Z-Zālimīne: zalim
| (7:47)

| Surifet: çevrildiği
| ebSāruhum: gözleri
| tilḳā'e: tarafına
| eSHābi: halkı
| n-nāri: ateş
| ḳālū: dediler
| rabbenā: Rabbimiz
| lā:
| tec'ǎlnā: bizi bulundurma
| meǎ: beraber
| l-ḳavmi: toplulukla
| Z-Zālimīne: zalim
| (7:47)|ve nādā: ve seslendiler
| eSHābu: halkı
| l-eǎ'rāfi: A'raf
| ricālen: birtakım adamlara
| yeǎ'rifūnehum: tanıdıkları
| bisīmāhum: yüzlerinden
| ḳālū: dediler ki
| mā:
| eğnā: hiçbir yarar sağlamadı
| ǎnkum: size
| cem'ǔkum: topluluğunuzun
| ve mā: ne de
| kuntum: size
| testekbirūne: büyüklük taslamanız
| (7:48)

| eSHābu: halkı
| l-eǎ'rāfi: A'raf
| ricālen: birtakım adamlara
| yeǎ'rifūnehum: tanıdıkları
| bisīmāhum: yüzlerinden
| ḳālū: dediler ki
| mā:
| eğnā: hiçbir yarar sağlamadı
| ǎnkum: size
| cem'ǔkum: topluluğunuzun
| ve mā: ne de
| kuntum: size
| testekbirūne: büyüklük taslamanız
| (7:48)|ehā'ulā'i: bunlar mıydı?
| elleƶīne: kimseler
| eḳsemtum: yemin ettiğiniz
| lā:
| yenāluhumu: onları erdirmeyecek diye
| llahu: Allah
| biraHmetin: hiçbir rahmete
| dḣulū: girin
| l-cennete: cennete
| lā: yoktur
| ḣavfun: korku
| ǎleykum: artık size
| ve lā: ve değilsiniz
| entum: siz
| teHzenūne: üzülecek de
| (7:49)

| elleƶīne: kimseler
| eḳsemtum: yemin ettiğiniz
| lā:
| yenāluhumu: onları erdirmeyecek diye
| llahu: Allah
| biraHmetin: hiçbir rahmete
| dḣulū: girin
| l-cennete: cennete
| lā: yoktur
| ḣavfun: korku
| ǎleykum: artık size
| ve lā: ve değilsiniz
| entum: siz
| teHzenūne: üzülecek de
| (7:49)|ve nādā: ve seslendiler
| eSHābu: halkı
| n-nāri: ateş
| eSHābe: halkına
| l-cenneti: cennet
| en: diye
| efīDū: biraz da akıtın
| ǎleynā: bizim üzerimize
| mine: -dan
| l-māi: su(yunuz)-
| ev: veya
| mimmā:
| razeḳakumu: size verdiği rızıktan
| llahu: Allah'ın
| ḳālū: dediler ki
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| Harramehumā: bu ikisini haram etmiştir
| ǎlā: üzerine
| l-kāfirīne: kafirler
| (7:50)

| eSHābu: halkı
| n-nāri: ateş
| eSHābe: halkına
| l-cenneti: cennet
| en: diye
| efīDū: biraz da akıtın
| ǎleynā: bizim üzerimize
| mine: -dan
| l-māi: su(yunuz)-
| ev: veya
| mimmā:
| razeḳakumu: size verdiği rızıktan
| llahu: Allah'ın
| ḳālū: dediler ki
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| Harramehumā: bu ikisini haram etmiştir
| ǎlā: üzerine
| l-kāfirīne: kafirler
| (7:50)