| LK: senin için vardır
| LÊCRE: bir mükafat
| ĞYR: olmayan
| MMNVN: kesintisi
| (68:3)
| RBK: Rabbin
| HV: O'dur
| ÊALM: en iyi bilen
| BMN: kim(ler)
| ŽL: sapmıştır
| AN: -ndan
| SBYLH: kendi yolu-
| VHV: ve O'dur
| ÊALM: en iyi bilen
| BELMHTD̃YN: doğru yoldadır
| (68:7)
| LV: keşke
| TD̃HN: sen yağcılık yapasın
| FYD̃HNVN: onlar da yağcılık yapsınlar
| (68:9)
| TTL: okunduğu
| ALYH: kendisine
| ËYETNE: ayetlerimiz
| GEL: der
| ÊSEŦYR: masallarıdır
| ELÊVLYN: eskilerin
| (68:15)
| BLVNEHM: bunlara da bela verdik
| KME: gibi
| BLVNE: bela verdiğimiz
| ÊṦḪEB: sahiplerine
| ELCNT: bahçe
| ÎZ̃: hani
| ÊGSMVE: onlar yemin etmişlerdi
| LYṦRMNHE: bahçeyi mutlaka devşireceklerine
| MṦBḪYN: sabah olunca
| (68:17)
| ALYHE: onu
| ŦEÙF: dolaşıcı bir bela
| MN: -nden
| RBK: Rabbi-
| VHM: ve onlar
| NEÙMVN: uyurlarken
| (68:19)
| EĞD̃VE: erkenden gidin
| AL:
| ḪRS̃KM: ekininize
| ÎN: eğer
| KNTM:
| ṦERMYN: devşirecekseniz
| (68:22)
| LE:
| YD̃ḢLNHE: sakın sokulmasın
| ELYVM: bugün
| ALYKM: yanınıza
| MSKYN: hiçbir yoksul
| (68:24)
| RÊVHE: bahçeyi görünce
| GELVE: dediler
| ÎNE: elbette biz
| LŽELVN: biz (yolu) şaşırdık
| (68:26)
| ÊVSŦHM: özlerine/ortalarına
| ÊLM:
| ÊGL: Demedim mi?
| LKM: size
| LVLE: gerekmez miydi?
| TSBḪVN: yüceltmeniz
| (68:28)
| SBḪEN: yücedir
| RBNE: Rabbimiz
| ÎNE: Kİ
| KNE: -olduk
| ƵELMYN: karartmakta-
| (68:29)
| YE: EY/HEY/AH
| VYLNE: eyvah bize
| ÎNE: elbette biz
| KNE:
| ŦEĞYN: azgınlarmışız
| (68:31)
| RBNE: Rabbimiz
| ÊN:
| YBD̃LNE: bize onun yerine verir
| ḢYRE: daha iyisini
| MNHE: ondan
| ÎNE: elbette biz
| ÎL:
| RBNE: Rabbimizi
| REĞBVN: arzulayanlarız
| (68:32)
| ELAZ̃EB: azab
| VLAZ̃EB: ve azabı ise
| EL ËḢRT: ahiret
| ÊKBR: daha büyüktür
| LV: keşke
| KENVE: idi
| YALMVN: bilseler
| (68:33)
| LLMTGYN: muttakiler için vardır
| AND̃: katında
| RBHM: Rableri
| CNET: bahçeleri
| ELNAYM: ni'met
| (68:34)
| LKM: sizin var mı?
| KTEB: bir Kitabınız
| FYH: onda (mı?)
| TD̃RSVN: okuyorsunuz
| (68:37)
| LKM: sizin -mı var?
| ÊYMEN: andlarınız-
| ALYNE: üzerimizde
| BELĞT: sürecek
| ÎL: kadar
| YVM: gününe
| ELGYEMT: kıyamet
| ÎN: şüphesiz
| LKM: sizindir
| LME: ne
| TḪKMVN: hükmederseniz
| (68:39)
| LHM: kendilerinin -mı var?
| ŞRKEÙ: ortakları-
| FLYÊTVE: o halde çağırsınlar
| BŞRKEÙHM: ortaklarını
| ÎN: eğer
| KENVE: iseler
| ṦED̃GYN: doğrulardan
| (68:41)
| YKŞF: açılacağı, sıvanacağı
| AN:
| SEG: bacakların
| VYD̃AVN: ve da'vet edilecekleri
| ÎL:
| ELSCVD̃: secdeye
| FLE:
| YSTŦYAVN: güçleri yetmez
| (68:42)
| ÊBṦERHM: gözleri
| TRHGHM: onları kaplar
| Z̃LT: bir zillet
| VGD̃: halbuki
| KENVE:
| YD̃AVN: da'vet edilirlerdi
| ÎL:
| ELSCVD̃: secdeye
| VHM: onlar
| SELMVN: sağlam iken
| (68:43)
| VMN: kimseyi
| YKZ̃B: yalanlayan
| BHZ̃E: bu
| ELḪD̃YS̃: sözü
| SNSTD̃RCHM: onları derece derece yaklaştıracağız
| MN:
| ḪYS̃: yerden
| LE:
| YALMVN: bilmedikleri
| (68:44)
| LHM: onlara
| ÎN: doğrusu
| KYD̃Y: benim tuzağım
| MTYN: sağlamdır
| (68:45)
| TSÊLHM: sen istiyorsun (da)
| ÊCRE: bir ücret (mi?)
| FHM: onlardan
| MN: -tan (dolayı)
| MĞRM: borç-
| MS̃GLVN: ağır bir yük altındadırlar
| (68:46)
| LḪKM: hükmüne
| RBK: Rabbinin
| VLE: ve
| TKN: olma
| KṦEḪB: sahibi gibi (Yunus)
| ELḪVT: balık
| ÎZ̃: hani
| NED̃: seslenmişti
| VHV: ve o
| MKƵVM: sıkıntıdan yutkunarak
| (68:48)
| ÊN:
| TD̃ERKH: ona yetişmesi
| NAMT: bir ni'metin
| MN: -nden
| RBH: Rabbi-
| LNBZ̃: elbette atılırdı
| BELAREÙ: çıplak bir yere
| VHV: ve o
| MZ̃MVM: kınananrak
| (68:49)
| RBH: Rabbi
| FCALH: ve onu yaptı
| MN: -den
| ELṦELḪYN: salihler-
| (68:50)
| YKED̃: neredeyse
| ELZ̃YN: kimseler
| KFRVE: inkar eden(ler)
| LYZLGVNK: seni devireceklerdi
| BÊBṦERHM: gözleriyle
| LME: zaman
| SMAVE: işittikleri
| ELZ̃KR: Zikr(Kur'an)'ı
| VYGVLVN: ve diyorlardı
| ÎNH: şüphesiz O
| LMCNVN: mecnundur
| (68:51)
| HV: o
| ÎLE: başka bir şey
| Z̃KR: uyarıdan
| LLAELMYN: alemler için
| (68:52)