Yaşar Nuri Öztürk 🔊 Meali
Nûn! Yemin olsun kaleme ve satır satır yazdıklarına(68:1)

Ki sen, cin tasallutuna uğramış değilsin; Rabbinin nimeti sayesinde,(68:2)

Senin için kesintisiz bir ödül var.(68:3)

Ve gerçekten sen, çok büyük bir ahlak üzerindesin.(68:4)

Yakında göreceksin, onlar da görecekler,(68:5)

Hanginizmiş fitneye tutulan, deliren!(68:6)

Senin Rabbin, evet O'dur kendi yolundan kimin saptığını en iyi bilen. Ve O'dur kimin doğruya ve güzele kılavuzlandığını en iyi bilen.(68:7)

O halde, yalanlayanlara itaat etme!(68:8)

İstediler ki sen, alttan alıp gevşek davranasın/yağcılık edesin de onlar da yağcılık etsinler/yumuşaklık göstersinler.(68:9)

Şunların hiçbirine eğilme, uyma: Çok yemin eden, bayağı/alçak,(68:10)

Alaycı/gammaz, koğuculuk için dolaşıp duran,(68:11)

Hayrı engelleyen, sınır tanımaz saldırgan, günaha batmış,(68:12)

Kaba/obur, bütün bunlardan sonra da soyu bozuk, kötülükle damgalı.(68:13)

Mal ve oğullar sahibi olmuş da ne olmuş?(68:14)

Ayetlerimiz ona okunduğunda şöyle der: "Daha öncekilerin masalları!"(68:15)

Yakında biz onun hortumu üzerine damga basacağız/burnunu sürteceğiz.(68:16)

Biz onları, o bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi belalandırdık. Hani, onlar sabaha çıktıklarında, bahçeyi mutlaka kesip biçeceklerine yemin etmişlerdi.(68:17)

Hiçbir istisna tanımıyorlardı.(68:18)

Ama onlar uyumaktayken, Rabbinden gelen bir dolaşıcı bahçeyi dolaştı da,(68:19)

Sabaha çıktıklarında birbirlerine seslendiler:(68:21)

"Hadi, eğer biçecekseniz ekininize erken gidin."(68:22)

Yola koyuldular. Aralarında fısıldaşıyorlardı:(68:23)

"Hey! Bugün oraya bir yoksul girip yanınıza gelmesin!"(68:24)

Sadece engellemeye, şiddete güçleri yeten kişiler olarak erkenden vardılar.(68:25)

Fakat bahçeyi görünce: "Yahu biz yanlış gelmişiz." dediler.(68:26)

"Hayır, hayır! Biz mahrum edilenleriz."(68:27)

Ortancaları/ılımlı olanı şöyle dedi: "Ben size söylemedim mi? Tespih etseydiniz ya!"(68:28)

O zaman dediler ki: "Tespih ederiz seni, ey Rabbimiz! Gerçekten biz zalimler olduk."(68:29)

Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.(68:30)

"Yazıklar olsun bize, dediler, biz gerçekten azgınlarmışız."(68:31)

"Umarız, Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz de her şeyimizle Rabbimize yöneliriz."(68:32)

İşte böyledir azap! Âhiretin azabı ise gerçekten çok daha büyüktür. Bir bilselerdi!(68:33)

Takva sahipleri için, Rableri katında nimetlerle dolu cennetler vardır.(68:34)

Biz, Müslümanları/Allah'a teslim olanları, suçlular gibi yapar mıyız?(68:35)

Neniz var sizin, nasıl hüküm veriyorsunuz?(68:36)

Yoksa sizin bir kitabınız var da ondan ders mi görüyorsunuz?(68:37)

Onda, keyfinize uyan her şeyi rahatça buluyorsunuz.(68:38)

Yoksa sizin lehinize üzerimizde kıyamete kadar uzanacak yeminler mi var da siz ne hükmederseniz oluverecek!(68:39)

Sor onlara: "Böyle bir şeye hangisi kefil?"(68:40)

Yoksa kendilerinin ortakları mı var? Eğer doğru sözlüler iseler, çağırıversinler ortaklarını!(68:41)

Baldırın çıplak kalacağı, secdelere çağrılacakları gün, onu da yapamayacaklar.(68:42)

Gözleri yere eğilmiş, benliklerini zillet kaplamıştır. Onlar, sapasağlam oldukları zaman da secde etmeye çağrılıyorlardı.(68:43)

Bu sözü yalanlayanla beni baş başa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yakalayacağız.(68:44)

Süre tanıyorum onlara. Tuzağım gerçekten zorludur benim.(68:45)

Bir ücret mi istiyorsun kendilerinden de onlar, bir borç altında eziliyorlar!(68:46)

Yoksa gayb, yanlarında da onlar mı yazıyorlar?(68:47)

Artık Rabbinin hüküm vermesi için sabret! Balığın dostu Yûnus gibi olma! Hani o, hıçkırıktan boğulur bir halde yakarmıştı.(68:48)

Eğer ona, Rabbinden bir nimet ulaşmasaydı, horlanmış bir halde cascavlak bir yere atılırdı.(68:49)

Fakat Rabbi onu seçilip yüceltti ve barışseverlerden yaptı.(68:50)
