Mal ve oğullar sahibi olmuş diye (böyle yolunu şaşırmış)(68:14)
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman o, "Öncekilerin masalları!" der.(68:15)
Biz yakında onun burnuna damga vuracağız (kibirini kırıp rezil edeceğiz).(68:16)
Biz, vaktiyle "bahçe sahipleri" ne belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi.(68:17)
İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: Ben size "Rabbinizi tesbih etsenize" dememiş miydim?(68:28)
Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.(68:29)
Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.(68:30)
(Nihayet) şöyle dediler: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz.(68:31)
Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz (artık) Rabbimizi(O'nun hoşnutluğunu) arzuluyoruz.(68:32)
İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!(68:33)
Şu da muhakkak ki, takvâ sahipleri için Rableri katında nimetleri bol cennetler vardır.(68:34)
Öyle ya, (Allah'a) teslimiyet gösterenleri, (o) günahkârlar gibi tutar mıyız hiç?(68:35)
Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?(68:36)
Yoksa size ait bir kitap var da, (bu bâtıl inanışları) onda mı okuyorsunuz?(68:37)
Onda, beğendiğiniz her şey sizin için mutlaka vardır (diye mi yazılı)?(68:38)
Yoksa, "Ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?(68:39)
Sor onlara: Bu iddiayı onların hangisi savunacak?(68:40)
Yoksa ortakları mı var onların? Sözlerinde doğru iseler, hadi getirsinler ortaklarını!(68:41)
O gün incikten açılır ve secdeye davet edilirler; fakat güç getiremezler.(68:42)
Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı (fakat yine secde etmiyorlardı).(68:43)
(Resûlüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.(68:44)
Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim fendim çok sağlamdır!(68:45)
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?(68:46)
Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar?(68:47)
Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, dertli dertli Rabbine niyaz etmişti.(68:48)
Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı o, mutlaka, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.(68:49)
Fakat ardından, Rabbi onu seçti (vahiy verdi) ve onu sâlihlerden kıldı.(68:50)
O inkâr edenler Zikr'i (Kur'an'ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâla da (kin ve hasetlerinden:) "Hiç şüphe yok o bir delidir" derler.(68:51)
Oysa o (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür.(68:52)