Ona âyetlerimiz okunduğu zaman: "Eskilerin masallarıdır!" der.(68:15)
Biz yakında onun burnuna damga vurup işaretleyeceğiz.(68:16)
Biz vaktiyle bahçe sahiplerine belâ verdiğimiz gibi, bunlara da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.(68:17)
"Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsulünüzün başına gidin!"(68:22)
Derken fısıldaşa fısıldaşa yola koyuldular:(68:23)
"Aman, bugün orada hiçbir yoksul yanımıza sokulmasın!"(68:24)
(Yoksullara yardım etmeye) güçleri yettiği halde, böyle konuşarak erkenden gittiler.(68:25)
Fakat bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde biz yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.(68:26)
"Yok yok! Doğrusu biz mahrum bırakılmışız. "(68:27)
İnsaflıları şöyle dedi: "Ben size demedim mi? Rabbinizi tesbih etmeniz gerekmez miydi?"(68:28)
"Rabbimizi tesbih ederiz. Doğrusu biz zâlimlermişiz. " dediler.(68:29)
Dönüp kabahati birbirine yüklemeye başladılar.(68:30)
Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kimselermişiz. "(68:31)
"Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Biz sadece Rabbimize rağbet edip gönül bağlayanlardanız. "(68:32)
İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı!(68:33)
Şu da muhakkak ki, takvâ sahipleri için Rableri katında Naîm cennetleri vardır.(68:34)
Teslimiyet gösterenleri biz suçlular gibi tutar mıyız hiç?(68:35)
Size ne oluyor? Nasıl böyle hükmediyorsunuz? (68:36)
Yoksa size âit bir kitap var da ondan mı okuyorsunuz?(68:37)
O kitapta: "Beğendiğiniz her şey sizindir. " diye mi yazılı?(68:38)
Yoksa: "Ne hükmederseniz mutlaka sizindir. " diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?(68:39)
Sor bakalım onlara, hangisi bunu üzerine alıyor?(68:40)
Yoksa onların ortakları mı var? Sözlerinde doğru iseler, hadi ortaklarını da getirsinler!(68:41)
O gün baldırlar açılır ve secdeye dâvet edilirler, fakat güç getiremezler.(68:42)
Gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür. Halbuki onlar sapasağlam iken de secde etmeye dâvet ediliyorlardı.(68:43)
Bu sözü yalan sayanlarla beni başbaşa bırak! Biz onları bilmeyecekleri bir cihetten derece derece azaba yaklaştıracağız.(68:44)
Ben onlara mühlet veriyorum. Şüphe yok ki, benim tuzağım metindir.(68:45)
Resulüm! Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden ağır bir borç altında mı kalıyorlar?(68:46)
Yoksa gayb (bilgisi) onların yanında da onlar mı yazıyorlar?(68:47)
Resulüm! Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle! Balığın arkadaşı Yunus gibi olma. Hani o dertli dertli Rabbine niyaz etmişti.(68:48)
Şayet Rabbinden ona bir lütuf nimeti erişmemiş olsaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı.(68:49)
Fakat Rabbi onu seçti ve onu sâlihlerden kıldı.(68:50)
O kâfirler Zikr'i işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi ve: "O bir delidir. " diyorlardı.(68:51)