68 Kalem Suresi
Kuran Sırası: 68
İniş Sırası: 2
Abese Suresi (80) Âdiyât Suresi (100) Ahkâf Suresi (46) Ahzâb Suresi (33) Âl-i Imrân Suresi (3) Alak Suresi (96) Ankebût Suresi (29) Asr Suresi (103) A’lâ Suresi (87) A’râf Suresi (7) Bakara Suresi (2) Beled Suresi (90) Beyyine Suresi (98) Bürûc Suresi (85) Câsiye Suresi (45) Cin Suresi (72) Cum’a Suresi (62) Duhân Suresi (44) Duhâ Suresi (93) Enbiyâ Suresi (21) Enfâl Suresi (8) En’âm Suresi (6) Fâtiha Suresi (1) Fâtir Suresi (35) Fecr Suresi (89) Felâk Suresi (113) Fetih Suresi (48) Fil Suresi (105) Furkân Suresi (25) Fussilet Suresi (41) Gâsiye Suresi (88) Hac Suresi (22) Hadîd Suresi (57) Hâkka Suresi (69) Hasr Suresi (59) Hicr Suresi (15) Hucurât Suresi (49) Hûd Suresi (11) Hümeze Suresi (104) Ibrahim Suresi (14) Ihlâs Suresi (112) Infitâr Suresi (82) Insan Suresi (76) Insikâk Suresi (84) Insirâh Suresi (94) Isrâ Suresi (17) Kadr Suresi (97) Kâfirûn Suresi (109) Kâf Suresi (50) Kalem Suresi (68) Kamer Suresi (54) Kâri’a Suresi (101) Kasas Suresi (28) Kehf Suresi (18) Kevser Suresi (108) Kiyâme Suresi (75) Kureys Suresi (106) Leyl Suresi (92) Lokman Suresi (31) Mâide Suresi (5) Mâ’ûn Suresi (107) Meryem Suresi (19) Me’âric Suresi (70) Mücâdele Suresi (58) Müddessir Suresi (74) Muhammed Suresi (47) Mülk Suresi (67) Mümtehine Suresi (60) Münâfikûn Suresi (63) Mürselât Suresi (77) Mutaffifîn Suresi (83) Müzzemmil Suresi (73) Mü’minûn Suresi (23) Mü’min Suresi (40) Nahl Suresi (16) Nasr Suresi (110) Nâs Suresi (114) Nâzi’ât Suresi (79) Nebe’ Suresi (78) Necm Suresi (53) Neml Suresi (27) Nisâ Suresi (4) Nûh Suresi (71) Nûr Suresi (24) Rahmân Suresi (55) Ra’d Suresi (13) Rûm Suresi (30) Sâd Suresi (38) Sâffât Suresi (37) Saff Suresi (61) Sebe’ Suresi (34) Secde Suresi (32) Sems Suresi (91) Sûrâ Suresi (42) Su’arâ Suresi (26) Tâ-Hâ Suresi (20) Tahrîm Suresi (66) Talâk Suresi (65) Târik Suresi (86) Tebbet Suresi (111) Tegâbun Suresi (64) Tekâsür Suresi (102) Tekvîr Suresi (81) Tevbe Suresi (9) Tîn Suresi (95) Tûr Suresi (52) Vâki’a Suresi (56) Yâsîn Suresi (36) Yûnus Suresi (10) Yûsuf Suresi (12) Zâriyât Suresi (51) Zilzâl Suresi (99) Zuhruf Suresi (43) Zümer Suresi (39)
Diğer Mealler
Kırık Meal (Arapça)
Kırık Meal (Harekesiz)
Kırık Meal (Okunuş)
Kırık Meal (Transcript)
Abdulbaki Gölpınarlı
Adem Uğur
Ahmed Hulusi
Ahmet Tekin
Ahmet Varol
Ali Bulaç
Ali Fikri Yavuz
Bekir Sadak
Celal Yıldırım
Diyanet İşleri
Diyanet İşleri (eski)
Diyanet Vakfi
Edip Yüksel
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Elmalılı Hamdi Yazır
Fizilal-il Kuran
Gültekin Onan
Hakkı Yılmaz
Hasan Basri Çantay
Hayrat Neşriyat
İbni Kesir
İskender Evrenosoğlu
Muhammed Esed
Mustafa İslamoğlu
Nedim Yılmaz
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Öngüt
Şaban Piriş
Suat Yıldırım
Süleyman Ateş
Tefhim-ul Kuran
Ümit Şimşek
Yaşar Nuri Öztürk
İbni Kesir Meali
Nun. Kaleme ve onunla yazılanlara andolsun ki; (68:1) Sen, nimeti sayesinde bir deli değilsin. (68:2) Doğrusu senin için tükenmeyen bir mükafat vardır. (68:3) Muhakkak ki sen; büyük bir ahlak üzerindesin (68:4) Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler; (68:5) Hanginizin aklından zoru olduğunu. (68:6) Muhakkak ki senin Rabbın; kendi yolundan sapanları çok iyi bilir. Ve O, hidayete erevleri de en iyi bilendir. (68:7) Öyleyse sen; yalanlayanlara uyma. (68:8) Onlar isterler ki; sen yumuşak davranasın da kendileri de yumuşaklık göstersinler. (68:9) Sen; yemin edip duran, izzet-i nefsi bulunmayana uyma. (68:10) Daima ayıplayan ve laf getirip götürene. (68:11) Durmadan hayra engel olana, haddi aşana, çok günahkara. (68:12) Kaba, haşin ve bunlardan başka da kulağı kesik olana, (68:13) Mal ve oğullar sahibi olmuş diye. (68:14) Ayetlerimiz ona okunduğu zaman; öncekilerin masalları, der. (68:15) Biz, onun burnunu yakında yere sürteceğiz. (68:16) Biz; vaktiyle o bahçe sahiplerini denediğimiz gibi bunları da denedik. Hani sabah olunca; onu mutlaka devşireceklerine ve biçeceklerine yemin etmişlerdi. (68:17) Bir istisna da yapmıyorlardı. (68:18) Ama onlar, daha uykuda iken; Rabbının katından gönderilen bir salgın onu sardı da, (68:19) Sabah erken birbirlerine seslendiler; (68:21) Mahsullerinizi devşirecekseniz erkence çıkın, diye. (68:22) Ve gizli gizli konuşarak yürüyorlardı. (68:23) Sakın bugün hiç bir yoksul çıkmasın karşınıza ve oraya girmesin, diye. (68:24) Güçleri yetermiş gibi erkenden gittiler. (68:25) Onu gördüklerinde dediler ki: Herhalde biz yanlış geldik. (68:26) Hayır, belki de biz mahrum bırakıldık. (68:27) Ortancaları dedi ki: Ben size demedim mi? Tesbih etmeli değil miydiniz? (68:28) Dediler ki: Tesbih ederiz Seni Rabbımız, gerçekten biz, zalimlerden olmuşuz. (68:29) Şimdi birbirlerini yermeye başladılar. (68:30) Dediler ki: Yazıklar olsun bize, doğrusu biz; azgınlardanmışız. (68:31) Belki Rabbımız bize bundan daha iyisini verir. Doğrusu biz; artık Rabbımızdan dilemekteyiz. (68:32) Azab işte böyledir. Fakat ahiret azabı elbet daha büyüktür. Keşki bilmiş olsalardı. (68:33) Muhakkak ki müttakiler için, Rabbları katında Naim cennetleri vardır. (68:34) Biz; müslümanları suçlular gibi tutar mıyız hiç? (68:35) Ne oluyor size, nasıl hükmediyorsunuz? (68:36) Yoksa size mahsus bir kitab var da ondan mı okuyorsunuz? (68:37) Seçtikleriniz herhalde orada olacaktır. (68:38) Yoksa kıyamet gününe kadar sürüp gidecek ahidler mi var aleyhimizde? Muhakkak ki hükmettikleriniz sizin olacaktır. (68:39) Sor onlara; hangisi bunu üzerine alacak? (68:40) Yoksa onların ortakları mı var? Öyleyse ortaklarını da getirsinler. Eğer sadıklardan iseler. (68:41) O gün; baldırlar açılır ve secdeye çağrılırlar. Ama buna güç yetiremezler. (68:42) Gözleri dönmüş olarak, yğzlerini zillet bürür. Halbuki kendileri sapa* sağlam oldukları vakit secdeye çağırılmışlardı. (68:43) Bu sözü yalanlayanları Bana bırak. Biz; onları, kendilerinin bilmeyecekleri bir yönden derece derece azaba yaklaştıracağız. (68:44) Ben; onlara mühlet veriyorum. Benim tuzağım muhakkak sağlamdır. (68:45) Yoksa sen, onlardan bir ücret istiyorsun da ağır bir borç altında mı kalmışlardır? (68:46) Yoksa gayb kendilerinin katında mıdır da ondan yazıyorlar? (68:47) Sen; Rabbının hükmüne sabret ve balık sahibi gibi olma. Hani o; gamla dolu olarak, Rabbına seslenmişti. (68:48) Rabbının katında ona bir nimet erişmiş olmasaydı; mutlaka o, kınanmış olarak çıplak bir yere atılacaktı. (68:49) Rabbı, onu seçti de salihlerden kıldı. (68:50) Doğrusu o küfredenler, zikri işittiklerinde, az kalsın seni gözleriyle yiyeceklerdi. Ve o, mutlaka bir delidir, diyorlardı. (68:51) Halbuki o, alemler için öğütten başka bir şey değildir. (68:52)
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.