| hum:
| fī: içinde
| ḣavDin: batıl şeyler
| yel'ǎbūne: oynayıp dururlar
| (52:12)
| yudeǎǔne: kakılırlar
| ilā:
| nāri: ateşine
| cehenneme: cehennem
| deǎǎn: sürüklenerek
| (52:13)
| n-nāru: ateş
| lletī:
| kuntum: olduğunuz
| bihā: onu
| tukeƶƶibūne: yalanlamış
| (52:14)
| hāƶā: bu
| em: yoksa
| entum: siz (mi?)
| lā:
| tubSirūne: görmüyormuşsunuz
| (52:15)
| feSbirū: ve sabredin
| ev: veyahut
| lā:
| teSbirū: sabretmeyin
| sevā'un: birdir
| ǎleykum: sizin için
| innemā: ancak
| tuczevne: cezalandırılacaksınız
| mā: göre
| kuntum: olduklarınıza
| teǎ'melūne: yapıyor(lar)
| (52:16)
| l-mutteḳīne: korunanlar
| fī: içindedirler
| cennātin: cennetler
| ve neǐymin: ve ni'metler
| (52:17)
| bimā: şeylerle
| ātāhum: kendilerine verdikleri
| rabbuhum: Rablerinin
| ve veḳāhum: ve onları korumuştur
| rabbuhum: Rableri
| ǎƶābe: azabından
| l-ceHīmi: cehennem
| (52:18)
| veşrabū: ve için
| heniyen: afiyetle
| bimā: karşılık
| kuntum: olduklarınıza
| teǎ'melūne: yapıyor(lar)
| (52:19)
| ǎlā: üzerine
| sururin: koltuklar
| meSfūfetin: sıra sıra dizilmiş
| ve zevve cnāhum: onları evlendirmişizdir
| biHūrin: hurilerle
| ǐynin: iri gözlü
| (52:20)
| āmenū: inanan(lar)
| vettebeǎthum: ve kendilerine uyanlar
| ƶurriyyetuhum: zürriyetleri de
| biīmānin: imanda
| elHaḳnā: kattık
| bihim: kendilerine
| ƶurriyyetehum: zürriyetlerini
| ve mā: ve
| eletnāhum: eksiltmedik
| min: -nden
| ǎmelihim: kendi amelleri-
| min: hiçbir
| şey'in: şey
| kullu: her
| mriin: kişi
| bimā: şeye
| kesebe: kendi kazandığı
| rahīnun: bağlıdır
| (52:21)
| bifākihetin: meyvadan
| veleHmin: ve etten
| mimmā:
| yeştehūne: canlarının istediği
| (52:22)
| fīhā: orada
| ke'sen: bir kadeh
| lā: yoktur
| leğvun: saçmalama
| fīhā: içinde
| ve lā: ve yoktur
| te'ṧīmun: günaha sokma
| (52:23)
| ǎleyhim: onların
| ğilmānun: civanlar
| lehum: kendilerine mahsus
| keennehum: gibi
| lu'lu'un: inci
| meknūnun: saklanmış
| (52:24)
| beǎ'Duhum: birkısmı
| ǎlā:
| beǎ'Din: diğerine
| yetesā'elūne: soruyorlar
| (52:25)
| innā: elbette biz
| kunnā: idik
| ḳablu: daha önce
| fī: içinde
| ehlinā: ailemiz
| muşfiḳīne: korku içinde
| (52:26)
| llahu: Allah
| ǎleynā: bize
| ve veḳānā: ve bizi korudu
| ǎƶābe: azabdan
| s-semūmi: hücrelere işleyen
| (52:27)
| kunnā: idik
| min:
| ḳablu: bundan önce
| ned'ǔhu: yalnız O'na yalvarır
| innehu: çünkü O
| huve: O'dur
| l-berru: iyilik eden
| r-raHīmu: esirgeyen
| (52:28)
| femā: değilsin
| ente: sen
| biniǎ'meti: ni'meti sayesinde
| rabbike: Rabbinin
| bikāhinin: kahin
| ve lā: ve değilsin
| mecnūnin: mecnun
| (52:29)
| yeḳūlūne: diyorlar (mı?)
| şāǐrun: bir şa'irdir
| neterabbeSu: gözetliyoruz
| bihi: onun
| raybe: felaketlerine çarpılmasını
| l-menūni: zamanın
| (52:30)
| terabbeSū: gözetleyin
| feinnī: elbette ben de
| meǎkum: sizinle beraber
| mine:
| l-muterabbiSīne: gözetleyenlerdenim
| (52:31)
| te'muruhum: emrediyor
| eHlāmuhum: akılları (mı?)
| bihāƶā: bunu
| em: yoksa
| hum: onlar
| ḳavmun: bir topluluk (mudur?)
| Tāğūne: azgın
| (52:32)
| yeḳūlūne: diyorlar
| teḳavvelehu: onu uydurdu (mu?)
| bel: hayır
| lā:
| yu'minūne: onlar inanmıyorlar
| (52:33)
| biHadīṧin: bir söz
| miṧlihi: onun gibi
| in: eğer
| kānū: iseler
| Sādiḳīne: doğru(lardan)
| (52:34)
| ḣuliḳū: yaratıldılar
| min: hiçbir
| ğayri: olmadan (mı?)
| şey'in: şey
| em: yoksa
| humu: kendileri (midir?)
| l-ḣāliḳūne: yaratanlar
| (52:35)
| ḣaleḳū: yarattılar
| s-semāvāti: gökleri (mi?)
| vel'erDe: ve yeri
| bel: hayır
| lā:
| yūḳinūne: onlar düşünüp inanmazlar
| (52:36)
| ǐndehum: onların yanında (mıdır?)
| ḣazāinu: hazineleri
| rabbike: Rabbinin
| em: yahut
| humu: kendileri (midir?)
| l-muSayTirūne: hakim olan
| (52:37)
| lehum: onların (var mıdır?)
| sullemun: bir merdivenleri
| yestemiǔne: dinleyecekleri
| fīhi: orada
| felye'ti: öyleyse getirsin
| mustemiǔhum: dinleyenleri
| bisulTānin: bir delil
| mubīnin: açık
| (52:38)
| lehu: O'nun (mudur?)
| l-benātu: kızlar
| velekumu: ve sizin (midir?)
| l-benūne: oğullar
| (52:39)
| teseluhum: onlardan istiyorsun (da)
| ecran: bir ücret
| fehum: ve onlar
| min:
| meğramin: bir borç
| muṧḳalūne: yükü altında (mıdır?)
| (52:40)
| ǐndehumu: onların yanında (mıdır?)
| l-ğaybu: gayb
| fehum: kendileri (mi?)
| yektubūne: yazıyorlar
| (52:41)
| yurīdūne: istiyorlar
| keyden: bir tuzak kurmak (mı?)
| felleƶīne: oysa (asıl)
| keferū: inkar edenler
| humu: onlardır
| l-mekīdūne: tuzağa düşecek olanlar
| (52:42)
| lehum: onların (var mı?)
| ilāhun: bir tanrısı
| ğayru: başka
| llahi: Allah'tan
| subHāne: şanı yücedir
| llahi: Allah'ın
| ǎmmā: şeylerden
| yuşrikūne: onların ortak koştukları
| (52:43)
| yerav: görseler
| kisfen: bir parçanın
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| sāḳiTen: düştüğünü
| yeḳūlū: derler
| seHābun: bulutlardır
| merkūmun: üst üste yığılmış
| (52:44)
| Hattā: kadar
| yulāḳū: kavuşuncaya
| yevmehumu: günlerine
| lleƶī:
| fīhi: orada
| yuS'ǎḳūne: korkudan bayılacakları
| (52:45)
| lā:
| yuğnī: sağlamaz
| ǎnhum: kendilerine
| keyduhum: tuzakları
| şey'en: hiçbir (yarar)
| ve lā: ve değildir
| hum: onlara
| yunSarūne: yardım edilecek
| (52:46)
| lilleƶīne: vardır
| Zelemū: zulmedenlere
| ǎƶāben: bir azab
| dūne: başka
| ƶālike: bundan
| velākinne: fakat
| ekṧerahum: çokları
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmezler
| (52:47)
| liHukmi: hükmüne
| rabbike: Rabbinin
| feinneke: çünkü sen
| bieǎ'yuninā: gözlerimizin önündesin
| ve sebbiH: ve tesbih et
| biHamdi: övgü ile
| rabbike: Rabbini
| Hīne: zaman
| teḳūmu: kalktığın
| (52:48)
| l-leyli: gecenin
| fesebbiHhu: O'nu tesbih et
| ve idbāra: ve ardından
| n-nucūmi: yıldızların
| (52:49)