Hasan Basri Çantay 🔊 Meali
(2-3) Neşredilmiş kâğıd (lar) içinde yazılı kitaba, (52:2)

Ki Rabbinin azâbı hiç şübhesiz vaaki'dir (inecekdir), (52:7)

Onu defedecek (hiçbir şey de) yokdur. (52:8)

O gün gök sallanıb çalkanır, (52:9)

Dağlar (yerinden kopub) yürür. (52:10)

Vay artık o gün (peygamberleri önce) tekzib edenlere! (52:11)

Ki onlar daldıkları baatıl içinde oynayıb duranlardır. (52:12)

O gün onlar cehennem ateşine itilib kakılırlar. (52:13)

(Şöyle denilecek:) «İşte sizin yalan saymakda idiğiniz ateş budur». (52:14)

«(Peki) bu da mı sihir?! Yoksa siz (yine büyülendiniz de) görmüyor musunuz»?! (52:15)

Girin oraya! İster dayanın, ister dayanmayın, sizce birdir. Siz ancak yapageldiklerinizin cezasına çarpılıyorsunuz». (52:16)

Şübhesiz ki (fenâlıkdan) sakınanlar cennetler, ni'met (ler) içindedirler, (52:17)

Rablerinin kendilerine verdiği ile zevkyâb olarak. Rableri onları o çılgın cehennemin azabından korumuşdur. (52:18)

(Şöyle denilir:) «(İyi) amel (ve hareket) etmiş olduğunuz için aafiyetle yeyin, için». (52:19)

«Sıra sıra dizilmiş tahtlara yaslananlar olarak». Biz onlara şahin gözlü huurîleri eş yapdık. (52:20)

İman edib de zürriyyetleri de îman ile kendilerine tâ'bi olanlar (yok mu?) biz onların nesillerini de kendilerine katdık. Kendilerinin amelinden bir şey de eksiltmedik. Herkes kazancı mukaabilinde bir rehindir. (52:21)

Onlara canlarının isteyeceği meyve (ler) i, et (ler) i de bol bol verdik. (52:22)

Orada birbirleriyle öyle kadeh çekişirler ki! Onda ne bir saçmalama, ne de bir günâha sokma yokdur. (52:23)

O sadefleri içinde gizlenmiş inci gibi civanlar da kendilerine (hizmet için) etraflarında döner (ler). (52:24)

(Ehl-i cennet) birbirine yönelib (hallerini ve amellerini) soruşdururlar, (52:25)

(Şöyle) diyerek: «Biz hakıykat bundan evvel (dünyâda) ailelerimiz içinde (aakıbetimizden) korkanlardık». (52:26)

«İşte Allah bize (mağfiret ve rahmetini) lûtfetdi. Bizi sâm yeli azabından korudu». (52:27)

«Gerçek biz bundan evvel (müvahhid olarak) Ona ibâdet ediyorduk. Şübhesiz ki O, (evet) O, (va'dinde saadık) ihsanı bol, çok esirgeyicidir». (52:28)

(Habîbim) sen hemen öğüt vermekde devam et. Öyle ya, sen Rabbinin ni'meti sayesinde ne bir kâhin, ne de bir mecnun değilsin. (52:29)

Yoksa «(O), bir şâirdir, biz onun, zamanın felâketli haadiseleri (ne çarpılması) nı gözetliyoruz» mu diyorlar? (52:30)

De ki: «Bekleyin. Çünkü ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim». (52:31)

Yahud bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgınlar güruhu mudur? (52:32)

Yahud onu kendisi mi uydurub söyledi diyorlar? Hayır, onlar îman etmezler. (52:33)

Öyleyse onlar da, eğer doğru söyleyenlerse, onun gibi (velev uydurma) bir söz getirsinler! (52:34)

Yoksa onlar bir şeysiz olarak mı yaratdılar? Yahud (kendilerinin) yaratıcıları kendileri midir?! (52:35)

Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yaratdılar? Hayır, onlar (Allahın birliğini, kudretini) iyi bilmiyorlar. (52:36)

Yahud Rabbinin hazîneleri onların yanında mı? Veya onlar (eşyâyi diledikleri gibi tedbîre) haakim ve gaalib kimseler mi? (52:37)

Yoksa onlara haas bir merdiven vardır da onun üstünden mi dinliyorlar Öyleyse dinleyicileri açık bir bürhan getirsin (ler)! (52:38)

Yahud kızlar Onun, oğullar sizin mi? (52:39)

Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da onlar (bundan mütevellid) borcdan dolayı ağır bir yük altına mı girmişlerdir? (52:40)

Yahud gayb (ın ilmi) kendilerinin yanındadır da (bunu) onlar mı yazıyorlar? (52:41)

Yoksa (sana) bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o küfredenler (kurduklara o) tuzağa kendileri düşüb mağlub olmuşlardır (olacaklardır). (52:42)

Yahud onların Allahdan başka bir Tanrıları mı var? Allah onların katmakda oldukları ortaklardan münezzehdir. (52:43)

Eğer gökden bir parça düşer görseler «(Bu), derler, birbiri üstüne yığılmış bir bulutdur». (52:44)

Artık onları çarpılacakları günlerine kadar (hallerine) bırak. (52:45)

O gün tuzakları hiçbir şeyle kendilerine fâide vermeyecek, onlara yardım da edilmeyecekdir. (52:46)

Muhakkak ki o zulmedenlere bundan evvel de bir azâb var. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler. (52:47)

Sen Rabbinin hükmüne (rızaa ile) sabret. Çünkü muhakkak sen bizim gözlerimiz (önün) desin. Kalkacağın zaman da Rabbine hamd ile tesbîh (ve tenzîh) et. (52:48)

Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra dahi tesbîh et. (52:49)
