Bu, insanları onunla uyarman için ve mü'minlere bir öğüt olmak üzere sana indirilmiş bir kitaptır; onun için göğsün daralmasın.(7:2)
Siz de Rabbinizden size indirilene uyun; kendinize Ondan başka dostlar edinip de onlara uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz!(7:3)
Biz nice beldeler helâk ettik ki, azabımız onlara gece yatarlarken veya gündüz uykusunda iken ansızın gelivermişti.(7:4)
Kendilerine azabımız geldiği zaman onların 'Biz gerçekten zalimmişiz' sözünden başka bir diyecekleri yoktu.(7:5)
Biz kendilerine peygamber gönderdiklerimizi de sorgulayacağız, gönderdiğimiz peygamberleri de.(7:6)
Sonra bütün olup bitenleri, onlara İlâhî ilmimizle anlatacağız. Çünkü Biz onlardan hiçbir zaman uzak olmadık.(7:7)
Kıyamet gününün terazisi gerçektir. Kimin iyilikleri ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.(7:8)
Tartısı hafif gelenler ise, âyetlerimize ettikleri haksızlık yüzünden kendilerini hüsrana düşürmüş olanlardır.(7:9)
Biz sizi yeryüzünde yerleştirip orada sizin için geçim vasıtaları yarattık. Oysa siz pek az şükrediyorsunuz.(7:10)
Biz sizi yarattık, size bir suret verdik, meleklere de 'Âdem'e secde edin' dedik. Onlar da secde ettiler-İblis hariç. O, secde edenlerden değildi.(7:11)
Allah 'Ben emrettiğimde seni secde etmekten alıkoyan nedir?' buyurdu. İblis 'Ben ondan üstünüm,' dedi. 'Sen beni ateşten, onu ise topraktan yarattın.'(7:12)
Allah 'Cennetten in,' buyurdu. 'Senin orada böbürlenmeye hakkın yok. Çık oradan; sen artık küçük düşenlerdensin.'(7:13)
İblis, 'Öyleyse onların diriltileceği güne kadar bana mühlet ver' dedi.(7:14)
Allah 'Sen mühlet verilenlerdensin' buyurdu.(7:15)
İblis dedi ki: 'Beni azdırmana karşılık, ben de Senin doğru yolun üzerinde onların önüne oturacağım.(7:16)
'Sonra önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından onların üzerine varacağım. Sen ise onların çoğunu şükredici bulmayacaksın.'(7:17)
Allah buyurdu ki: 'Oradan kınanmış ve kovulmuş olarak çık. Onlardan kim sana uyarsa, hepinizi birden Cehenneme tıkacağım.(7:18)
'Sen ise, ey Âdem, eşinle beraber Cennette yerleşin. İkiniz de istediğiniz yerden yiyip için. Ama şu ağaca yaklaşmayın; sonra kendinize yazık edersiniz.'(7:19)
Derken, çirkin yerlerini kendilerine göstermek için Şeytan onlara vesvese verdi ve dedi ki: 'Rabbiniz, melek olursunuz veya ebediyen Cennette kalırsınız diye sizi bu ağaçtan men etti.'(7:20)
Sonra da 'Ben sizin iyiliğiniz için öğüt veriyorum' diye yemin etti.(7:21)
Onları böylece kandırarak yerlerinden indirdi. Nihayet ağaçtan tattıklarında, kendilerine çirkin yerleri görünüverdi de Cennet yapraklarıyla örtünmeye çalıştılar. Rableri onlara seslendi: 'Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Size demedim mi Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır diye?'(7:22)
Onlar 'Rabbimiz, biz kendimize yazık ettik,' dediler. 'Eğer Sen bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, biz hüsrana düşenlerden oluruz.'(7:23)
Allah 'Birbirinize düşman olarak inin,' buyurdu. 'Yeryüzünde sizin için bir vakte kadar bir yerleşim ve nasip vardır.(7:24)
'Orada yaşar, orada ölür, oradan çıkarılırsınız.'(7:25)
Ey Âdem oğulları! Çirkin yerlerinizi örtsün ve sizi süslesin diye Biz size elbise indirdik. Takvâ elbisesine gelince, işte bu en hayırlısıdır. Bunlar Allah'ın âyetleridir ki, düşünüp öğüt alsınlar diye indirilmiştir.(7:26)
Ey Âdem oğulları! Anne ve babanızın örtülerini çekip çirkin yerlerini ortaya çıkararak onları Cennetten çıkardığı gibi, sakın Şeytan sizi de fitneye düşürmesin. Çünkü şeytan ve askerleri, sizin onları göremediğiniz taraftan sizi görürler. Biz ise o şeytanları, iman etmeyenlere dost kılmışızdır.(7:27)
Onlar çirkin bir iş yaptıklarında, 'Atalarımızdan gördük; bunu bize Allah emretti' derler. De ki: Allah hiçbir zaman çirkin şeyler emretmez. Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?(7:28)
De ki: Rabbim bana adaleti emretti. Her secde edişinizde yüzünüzü dosdoğru Ona yöneltin ve yalnız Onun rızasını gözeterek kulluk edin. Bundan önce sizi nasıl O yarattıysa, sonunda yine Ona döneceksiniz.(7:29)
O sizin bir kısmınıza hidayet nasip etti; bir kısmınız ise sapıklığı kendileri hak etti. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdir; hâlâ da kendilerini doğru yolda sanırlar.(7:30)
Ey Âdem oğulları! Her mescidde ziynetinizi takının. Yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü O israf edenleri sevmez.(7:31)
De ki: Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve hoş ve temiz rızıkları kim haram etti? De ki: Bunlar zaten dünya hayatında da iman edenler içindir; kıyamet gününde ise sadece iman edenlere mahsus kalacaktır. Bilen bir topluluk için âyetleri Biz böyle açıklıyoruz.(7:32)
De ki: Rabbim ancak açığı ve gizlisiyle her türlü fuhşiyatı, günahı, haksızlıkla tecavüzde bulunmayı, hakkında Allah'ın hiçbir delil indirmediği şeyleri Ona ortak koşmayı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.(7:33)
Her milletin bir eceli vardır. Vadeleri eriştiğinde onu ne bir an erteleyebilir, ne de öne alabilirler.(7:34)
Ey Âdem oğulları! İçinizden, size âyetlerimi anlatan elçiler gelmiş bulunuyor. Kim onlara karşı gelmekten sakınır ve durumunu düzeltirse, onlar için ne bir korku vardır, ne de mahzun olurlar.(7:35)
Âyetlerimizi yalanlayan ve onlara karşı kibirlenenlere gelince, onlar da ateş ehlidirler; orada sürekli kalacaklardır.(7:36)
Allah adına yalan uyduran yahut Onun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim var? Bu dünyada onlar için yazılmış olan nasipleri kendilerine ulaşır. Nihayet elçilerimiz onların canlarını almak üzere geldiklerinde, 'Hani,' derler, 'Allah'tan başka yalvardıklarınız nerede?' Onlar da 'Bizi bırakıp gittiler' derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerinde kendileri şahitlik ederler.(7:37)
Allah onlara, 'Sizden evvel gelmiş cin ve insan toplulukları arasında girin ateşe!' buyurur. Oraya giren herbir topluluk, kendi kardeşine lânet eder. Nihayet hepsi birbiri ardınca orada toplanınca, sonra gelenler, öncekiler için 'Ey Rabbimiz, bizi işte bunlar saptırdılar; onlara ateşten iki kat azap ver' derler. Allah buyurur ki: 'Herkese iki kat azap var, ama siz bilmiyorsunuz.'(7:38)
Öncekiler de sonrakilere 'Sizin bize bir üstünlüğünüz yok ki,' derler. 'Siz de kendi kazandıklarınızın azabını tadın.'(7:39)
Âyetlerimizi yalanlayan ve onlara karşı kibirlenenlere semâ kapıları açılmaz; deve iğne deliğinden geçmedikçe onlar da Cennete giremezler. Mücrimleri Biz işte böyle cezalandırırız.(7:40)
Onlar için Cehennemden bir döşek, üstlerine de ateşten örtüler vardır. Zalimleri Biz işte böyle cezalandırırız.(7:41)
İman edip güzel işler yapanlara gelince: Biz kimseye gücünden fazla birşey yüklemeyiz. Onlar Cennet ehlidir; orada ebediyen kalacaklardır.(7:42)
Onların gönüllerinden kin namına ne varsa çıkarmışızdır; altlarından da ırmaklar akmaktadır. 'Bizi buna eriştiren Allah'a hamd olsun,' derler. 'Yoksa, eğer Allah bize hidayet etmeseydi, biz buna erişemezdik. Rabbimizin elçileri gerçekten de bize hakkı getirdiler.' Ve onlara seslenilir: 'Yaptıklarınıza karşılık vâris olduğunuz Cennet işte budur.'(7:43)
Cennet ehli, ateş ehline seslenir: 'Rabbimizin bize vaad ettiğini biz hak olarak bulduk. Siz de Rabbinizin vaad ettiğini hak olarak buldunuz mu?' Onlar 'Evet' derler. Aralarındaki bir nida edici de 'Allah'ın lâneti zalimlere olsun' diye seslenir.(7:44)
O zalimler ki, halkı Allah'ın yolundan alıkoyar, o yolda eğrilik ararlardı. Onlar âhireti de inkâr eden kimselerdi.(7:45)
Cennet ile Cehennem arasında bir perde vardır. A'râf'ta ise onların hepsini yüzlerinden tanıyan kimseler bulunmaktadır. Onlar Cennet ehline 'Size selâm olsun' diye seslenirler. Kendileri Cennete girmemiş, ama girmeyi ummaktadırlar.(7:46)
Gözleri Cehennem ehline çevrildiğinde ise, 'Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla beraber tutma' derler.(7:47)
A'râf ehli, yüzlerinden tanıdıkları bir kısım adamlara seslenirler ve derler ki: 'Ne çokluğunuz, ne de büyüklük taslayıp durmanız size bir yarar sağlamamış!(7:48)
'Şu Cennetlikler ise, 'Allah bunlara rahmetini eriştirmez' diye yemin ettiğiniz kimseler değil miydi?' Derken onlara da 'Cennete girin,' denir. 'Artık ne bir korku vardır size, ne de üzülürsünüz.'(7:49)
Ateş ehli de Cennet ehline seslenerek, 'Suyunuzdan ve Allah'ın sizi nasiplendirdiği rızıklardan bize de verin' derler. Cennet ehli ise 'Allah bunları kâfirlere haram etmiştir' der.(7:50)