33Ahzâb Suresi
Kuran Sırası: 33
İniş Sırası: 90
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| n-nebiyyu: peygamber
| tteḳi: kork
| llahe: Allah'tan
| ve lā: ve asla
| tuTiǐ: ita'at etme
| l-kāfirīne: kafirlere
| velmunāfiḳīne: ve münafıklara
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| kāne:
| ǎlīmen: bilendir
| Hakīmen: hüküm ve hikmet sahibidir
| (33:1)

| eyyuhā: SİZ!
| n-nebiyyu: peygamber
| tteḳi: kork
| llahe: Allah'tan
| ve lā: ve asla
| tuTiǐ: ita'at etme
| l-kāfirīne: kafirlere
| velmunāfiḳīne: ve münafıklara
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| kāne:
| ǎlīmen: bilendir
| Hakīmen: hüküm ve hikmet sahibidir
| (33:1)|vettebiǎ': ve uy
| mā: şeye
| yūHā: vahyedilen
| ileyke: sana
| min: -den
| rabbike: Rabbin-
| inne: muhakkak ki
| llahe: Allah
| kāne:
| bimā: şeyleri
| teǎ'melūne: yaptıklarınız
| ḣabīran: haber almaktadır
| (33:2)

| mā: şeye
| yūHā: vahyedilen
| ileyke: sana
| min: -den
| rabbike: Rabbin-
| inne: muhakkak ki
| llahe: Allah
| kāne:
| bimā: şeyleri
| teǎ'melūne: yaptıklarınız
| ḣabīran: haber almaktadır
| (33:2)|ve teve kkel: ve dayan
| ǎlā:
| llahi: Allah'a
| ve kefā: yeter
| billahi: Allah
| vekīlen: vekil olarak
| (33:3)

| ǎlā:
| llahi: Allah'a
| ve kefā: yeter
| billahi: Allah
| vekīlen: vekil olarak
| (33:3)|mā:
| ceǎle: yaratmadı
| llahu: Allah
| liraculin: bir adama
| min:
| ḳalbeyni: iki kalb
| fī:
| cevfihi: (göğüs) boşluğunda
| ve mā: ve
| ceǎle: yapmadı
| ezvācekumu: eşlerinizi
| l-lāī:
| tuZāhirūne: zıhar yaptığınız
| minhunne: onlarla
| ummehātikum: sizin anneleriniz
| ve mā: ve
| ceǎle: kılmadı
| ed'ǐyā'ekum: evlatlıklarınızı
| ebnā'ekum: sizin öz oğullarınız
| ƶālikum: bunlar
| ḳavlukum: sizin sözlerinizdir
| biefvāhikum: ağızlarınıza gelen
| vallahu: Allah
| yeḳūlu: söyler
| l-Haḳḳa: gerçeği
| ve huve: ve O
| yehdī: iletir
| s-sebīle: doğru yola
| (33:4)

| ceǎle: yaratmadı
| llahu: Allah
| liraculin: bir adama
| min:
| ḳalbeyni: iki kalb
| fī:
| cevfihi: (göğüs) boşluğunda
| ve mā: ve
| ceǎle: yapmadı
| ezvācekumu: eşlerinizi
| l-lāī:
| tuZāhirūne: zıhar yaptığınız
| minhunne: onlarla
| ummehātikum: sizin anneleriniz
| ve mā: ve
| ceǎle: kılmadı
| ed'ǐyā'ekum: evlatlıklarınızı
| ebnā'ekum: sizin öz oğullarınız
| ƶālikum: bunlar
| ḳavlukum: sizin sözlerinizdir
| biefvāhikum: ağızlarınıza gelen
| vallahu: Allah
| yeḳūlu: söyler
| l-Haḳḳa: gerçeği
| ve huve: ve O
| yehdī: iletir
| s-sebīle: doğru yola
| (33:4)|Ad'ǔhum: onları çağırın
| liābāihim: babalarına nisbetle
| huve: bu
| eḳseTu: daha adaletlidir
| ǐnde: yanında
| llahi: Allah
| fein: eğer
| lem:
| teǎ'lemū: bilmiyorsanız
| ābā'ehum: babalarını
| feiḣvānukum: onlar sizin kardeşlerinizdir
| fī:
| d-dīni: dinde
| ve mevālīkum: ve dostlarınızdır
| veleyse: ve yoktur
| ǎleykum: size
| cunāHun: bir günah
| fīmā: yaptığınızda
| eḣTa'tum: yanılarak
| bihi: bu konuda
| velākin: fakat vardır
| mā:
| teǎmmedet: bile bile yaptığında
| ḳulūbukum: kalblerinizin
| ve kāne: ve
| llahu: Allah
| ğafūran: çok bağışlayandır
| raHīmen: çok esirgeyendir
| (33:5)

| liābāihim: babalarına nisbetle
| huve: bu
| eḳseTu: daha adaletlidir
| ǐnde: yanında
| llahi: Allah
| fein: eğer
| lem:
| teǎ'lemū: bilmiyorsanız
| ābā'ehum: babalarını
| feiḣvānukum: onlar sizin kardeşlerinizdir
| fī:
| d-dīni: dinde
| ve mevālīkum: ve dostlarınızdır
| veleyse: ve yoktur
| ǎleykum: size
| cunāHun: bir günah
| fīmā: yaptığınızda
| eḣTa'tum: yanılarak
| bihi: bu konuda
| velākin: fakat vardır
| mā:
| teǎmmedet: bile bile yaptığında
| ḳulūbukum: kalblerinizin
| ve kāne: ve
| llahu: Allah
| ğafūran: çok bağışlayandır
| raHīmen: çok esirgeyendir
| (33:5)|En-nebiyyu: peygamber
| evlā: daha yakındır
| bil-mu'minīne: mü'minlere
| min: -ndan
| enfusihim: canları-
| ve ezvācuhu: ve onun eşleri
| ummehātuhum: onların anneleridir
| ve ūlū: (anne tarafından akrabalar)
| l-erHāmi: (anne tarafından akrabalar)
| beǎ'Duhum: bir kısmı
| evlā: daha yakındırlar
| bibeǎ'Din: diğerine
| fī:
| kitābi: kitabında
| llahi: Allah'ın
| mine: öteki
| l-mu'minīne: mü'minlerden
| velmuhācirīne: ve muhacirlerden
| illā: ancak hariç
| en:
| tef'ǎlū: yapmanız
| ilā:
| evliyāikum: dostlarınıza
| meǎ'rūfen: bir iyilik
| kāne:
| ƶālike: bunlar
| fī:
| l-kitābi: Kitapta
| mesTūran: yazılmıştır
| (33:6)

| evlā: daha yakındır
| bil-mu'minīne: mü'minlere
| min: -ndan
| enfusihim: canları-
| ve ezvācuhu: ve onun eşleri
| ummehātuhum: onların anneleridir
| ve ūlū: (anne tarafından akrabalar)
| l-erHāmi: (anne tarafından akrabalar)
| beǎ'Duhum: bir kısmı
| evlā: daha yakındırlar
| bibeǎ'Din: diğerine
| fī:
| kitābi: kitabında
| llahi: Allah'ın
| mine: öteki
| l-mu'minīne: mü'minlerden
| velmuhācirīne: ve muhacirlerden
| illā: ancak hariç
| en:
| tef'ǎlū: yapmanız
| ilā:
| evliyāikum: dostlarınıza
| meǎ'rūfen: bir iyilik
| kāne:
| ƶālike: bunlar
| fī:
| l-kitābi: Kitapta
| mesTūran: yazılmıştır
| (33:6)|ve iƶ: ve hani
| eḣaƶnā: biz almıştık
| mine: -den
| n-nebiyyīne: peygamberler-
| mīṧāḳahum: ahidlerini
| ve minke: ve senden
| ve min: ve
| nūHin: Nuh'dan
| ve ibrāhīme: ve İbrahim'den
| ve mūsā: ve Musa'dan
| ve ǐysā: ve Îsa'dan
| bni: oğlu
| meryeme: Meryem
| ve eḣaƶnā: ve almıştık
| minhum: onlardan
| mīṧāḳan: söz
| ğalīZen: sapasağlam
| (33:7)

| eḣaƶnā: biz almıştık
| mine: -den
| n-nebiyyīne: peygamberler-
| mīṧāḳahum: ahidlerini
| ve minke: ve senden
| ve min: ve
| nūHin: Nuh'dan
| ve ibrāhīme: ve İbrahim'den
| ve mūsā: ve Musa'dan
| ve ǐysā: ve Îsa'dan
| bni: oğlu
| meryeme: Meryem
| ve eḣaƶnā: ve almıştık
| minhum: onlardan
| mīṧāḳan: söz
| ğalīZen: sapasağlam
| (33:7)|liyesele: sorması için
| S-Sādiḳīne: doğrulara
| ǎn: -ndan
| Sidḳihim: doğrulukları-
| ve eǎdde: ve hazırlamıştır
| lilkāfirīne: kafirler için
| ǎƶāben: bir azab
| elīmen: acıklı
| (33:8)

| S-Sādiḳīne: doğrulara
| ǎn: -ndan
| Sidḳihim: doğrulukları-
| ve eǎdde: ve hazırlamıştır
| lilkāfirīne: kafirler için
| ǎƶāben: bir azab
| elīmen: acıklı
| (33:8)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| ƶkurū: hatırlayın
| niǎ'mete: ni'metini
| llahi: Allah'ın
| ǎleykum: size olan
| iƶ: hani bir zaman
| cā'etkum: size gelmişti
| cunūdun: ordular
| fe erselnā: ve biz göndermiştik
| ǎleyhim: onların üzerine
| rīHen: bir rüzgar
| ve cunūden: ve ordular
| lem:
| teravhā: sizin görmediğiniz
| ve kāne: ve idi
| llahu: Allah
| bimā: şeyleri
| teǎ'melūne: yaptıklarınız
| beSīran: görmekte
| (33:9)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| ƶkurū: hatırlayın
| niǎ'mete: ni'metini
| llahi: Allah'ın
| ǎleykum: size olan
| iƶ: hani bir zaman
| cā'etkum: size gelmişti
| cunūdun: ordular
| fe erselnā: ve biz göndermiştik
| ǎleyhim: onların üzerine
| rīHen: bir rüzgar
| ve cunūden: ve ordular
| lem:
| teravhā: sizin görmediğiniz
| ve kāne: ve idi
| llahu: Allah
| bimā: şeyleri
| teǎ'melūne: yaptıklarınız
| beSīran: görmekte
| (33:9)|iƶ: hani
| cā'ūkum: onlar gelmişlerdi
| min: -den
| fevḳikum: üstünüz-
| ve min: ve
| esfele: alt tarafınızdan
| minkum: sizin
| ve iƶ: ve hani
| zāğati: kaymıştı
| l-ebSāru: gözler
| ve beleğati: ve dayanmıştı
| l-ḳulūbu: yürekler
| l-Hanācira: hançerelere
| ve teZunnūne: ve zanda bulunuyordunuz
| billahi: Allah hakında
| Z-Zunūnā: türlü düşüncelerle
| (33:10)

| cā'ūkum: onlar gelmişlerdi
| min: -den
| fevḳikum: üstünüz-
| ve min: ve
| esfele: alt tarafınızdan
| minkum: sizin
| ve iƶ: ve hani
| zāğati: kaymıştı
| l-ebSāru: gözler
| ve beleğati: ve dayanmıştı
| l-ḳulūbu: yürekler
| l-Hanācira: hançerelere
| ve teZunnūne: ve zanda bulunuyordunuz
| billahi: Allah hakında
| Z-Zunūnā: türlü düşüncelerle
| (33:10)|hunālike: işte orada
| btuliye: denenmişti
| l-mu'minūne: mü'minler
| ve zulzilū: ve sarsılmışlardı
| zilzālen: bir sarsıntı ile
| şedīden: şiddetli
| (33:11)

| btuliye: denenmişti
| l-mu'minūne: mü'minler
| ve zulzilū: ve sarsılmışlardı
| zilzālen: bir sarsıntı ile
| şedīden: şiddetli
| (33:11)|ve iƶ: ve hani
| yeḳūlu: diyordu
| l-munāfiḳūne: münafıklar
| velleƶīne: ve bulunanlar
| fī:
| ḳulūbihim: kalblerinde
| meraDun: hastalık
| mā:
| veǎdenā: bize vaadde bulunmadı
| llahu: Allah
| ve rasūluhu: ve Resulü
| illā: dışında
| ğurūran: boş vaatler
| (33:12)

| yeḳūlu: diyordu
| l-munāfiḳūne: münafıklar
| velleƶīne: ve bulunanlar
| fī:
| ḳulūbihim: kalblerinde
| meraDun: hastalık
| mā:
| veǎdenā: bize vaadde bulunmadı
| llahu: Allah
| ve rasūluhu: ve Resulü
| illā: dışında
| ğurūran: boş vaatler
| (33:12)|ve iƶ: ve hani
| ḳālet: demişti ki
| Tāifetun: bir grup
| minhum: onlardan
| yā: EY/HEY/AH
| ehle: halk
| yeṧribe: Yesrib (Medine)
| lā: artık yoktur
| muḳāme: duracak yer
| lekum: size
| ferciǔ: dönün
| ve yeste'ƶinu: ve izin istiyordu
| ferīḳun: bir topluluk
| minhumu: onlardan
| n-nebiyye: peygamberden
| yeḳūlūne: diyerek
| inne: gerçekten
| buyūtenā: evlerimiz
| ǎvratun: (sağlam değil) açıktır
| ve mā: oysa değildi
| hiye: onlar(ın evleri)
| biǎvratin: açık
| in:
| yurīdūne: istemiyorlardı
| illā: başka bir şey
| firāran: kaçmak(tan)
| (33:13)

| ḳālet: demişti ki
| Tāifetun: bir grup
| minhum: onlardan
| yā: EY/HEY/AH
| ehle: halk
| yeṧribe: Yesrib (Medine)
| lā: artık yoktur
| muḳāme: duracak yer
| lekum: size
| ferciǔ: dönün
| ve yeste'ƶinu: ve izin istiyordu
| ferīḳun: bir topluluk
| minhumu: onlardan
| n-nebiyye: peygamberden
| yeḳūlūne: diyerek
| inne: gerçekten
| buyūtenā: evlerimiz
| ǎvratun: (sağlam değil) açıktır
| ve mā: oysa değildi
| hiye: onlar(ın evleri)
| biǎvratin: açık
| in:
| yurīdūne: istemiyorlardı
| illā: başka bir şey
| firāran: kaçmak(tan)
| (33:13)|velev: ve eğer
| duḣilet: girilseydi
| ǎleyhim: onların üzerine
| min: -dan
| eḳTārihā: her yan-
| ṧumme: sonra
| suilū: istenseydi
| l-fitnete: baskı ve işkence yapmaları
| lātevhā: elbette yaparlardı
| ve mā: ve
| telebbeṧū: gecikmezlerdi
| bihā: bunda
| illā: dışında
| yesīran: azıcık
| (33:14)

| duḣilet: girilseydi
| ǎleyhim: onların üzerine
| min: -dan
| eḳTārihā: her yan-
| ṧumme: sonra
| suilū: istenseydi
| l-fitnete: baskı ve işkence yapmaları
| lātevhā: elbette yaparlardı
| ve mā: ve
| telebbeṧū: gecikmezlerdi
| bihā: bunda
| illā: dışında
| yesīran: azıcık
| (33:14)|veleḳad: oysa
| kānū: idiler
| ǎāhedū: söz vermişler
| llahe: Allah'a
| min:
| ḳablu: daha önce
| lā:
| yuvellūne: dön(üp kaç)mayacaklarına
| l-edbāra: arkalarına
| ve kāne: ve idiler
| ǎhdu: verilen sözden
| llahi: Allah'a
| mes'ūlen: sorumlu
| (33:15)

| kānū: idiler
| ǎāhedū: söz vermişler
| llahe: Allah'a
| min:
| ḳablu: daha önce
| lā:
| yuvellūne: dön(üp kaç)mayacaklarına
| l-edbāra: arkalarına
| ve kāne: ve idiler
| ǎhdu: verilen sözden
| llahi: Allah'a
| mes'ūlen: sorumlu
| (33:15)|ḳul: de ki
| len:
| yenfeǎkumu: size fayda vermez
| l-firāru: kaçmak
| in: eğer
| ferartum: kaçıyorsanız
| mine: -den
| l-mevti: ölüm-
| evi: veya
| l-ḳatli: öldürülmekten
| ve iƶen: o zaman bile
| lā:
| tumetteǔne: yaşatılmazsınız
| illā: dışında
| ḳalīlen: pek az
| (33:16)

| len:
| yenfeǎkumu: size fayda vermez
| l-firāru: kaçmak
| in: eğer
| ferartum: kaçıyorsanız
| mine: -den
| l-mevti: ölüm-
| evi: veya
| l-ḳatli: öldürülmekten
| ve iƶen: o zaman bile
| lā:
| tumetteǔne: yaşatılmazsınız
| illā: dışında
| ḳalīlen: pek az
| (33:16)|ḳul: de ki
| men: kimdir?
| ƶā: şu
| lleƶī: kimse ki
| yeǎ'Simukum: sizi koruyacak
| mine: -dan
| llahi: Allah-
| in: eğer
| erāde: istese
| bikum: size
| sū'en: bir kötülük
| ev: veya
| erāde: dilese
| bikum: size
| raHmeten: rahmet
| ve lā:
| yecidūne: bulamazlar
| lehum: kendilerine
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| veliyyen: bir dost
| ve lā: ne de
| neSīran: bir yardımcı
| (33:17)

| men: kimdir?
| ƶā: şu
| lleƶī: kimse ki
| yeǎ'Simukum: sizi koruyacak
| mine: -dan
| llahi: Allah-
| in: eğer
| erāde: istese
| bikum: size
| sū'en: bir kötülük
| ev: veya
| erāde: dilese
| bikum: size
| raHmeten: rahmet
| ve lā:
| yecidūne: bulamazlar
| lehum: kendilerine
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| veliyyen: bir dost
| ve lā: ne de
| neSīran: bir yardımcı
| (33:17)|ḳad: elbette
| yeǎ'lemu: biliyor
| llahu: Allah
| l-muǎvviḳīne: alıkoyanları
| minkum: içinizden
| velḳāilīne: ve diyenleri
| liiḣvānihim: kardeşlerine
| helumme: gelin
| ileynā: bize
| ve lā:
| ye'tūne: onlar gelmezler
| l-be'se: savaşa
| illā: dışında
| ḳalīlen: pek azı
| (33:18)

| yeǎ'lemu: biliyor
| llahu: Allah
| l-muǎvviḳīne: alıkoyanları
| minkum: içinizden
| velḳāilīne: ve diyenleri
| liiḣvānihim: kardeşlerine
| helumme: gelin
| ileynā: bize
| ve lā:
| ye'tūne: onlar gelmezler
| l-be'se: savaşa
| illā: dışında
| ḳalīlen: pek azı
| (33:18)|eşiHHaten: cimriler olarak
| ǎleykum: size karşı
| feiƶā: ne zaman ki
| cā'e: gelince
| l-ḣavfu: korku
| raeytehum: görürsün
| yenZurūne: baktıklarını
| ileyke: sana
| tedūru: dönerek
| eǎ'yunuhum: gözleri
| kālleƶī: gibi
| yuğşā: baygınlığı
| ǎleyhi: onların üstüne
| mine:
| l-mevti: ölüm
| feiƶā: ne zaman ki
| ƶehebe: gidince
| l-ḣavfu: korku
| seleḳūkum: sizi incitirler
| bielsinetin: dillerle
| Hidādin: sivri
| eşiHHaten: düşkünlük göstererek
| ǎlā: karşı
| l-ḣayri: hayra
| ulāike: onlar
| lem:
| yu'minū: inanmamışlar
| feeHbeTa: bu yüzden boşa çıkarmıştır
| llahu: Allah
| eǎ'mālehum: onların işlerini
| ve kāne: ve
| ƶālike: bu
| ǎlā: göre
| llahi: Allah'a
| yesīran: kolaydır
| (33:19)

| ǎleykum: size karşı
| feiƶā: ne zaman ki
| cā'e: gelince
| l-ḣavfu: korku
| raeytehum: görürsün
| yenZurūne: baktıklarını
| ileyke: sana
| tedūru: dönerek
| eǎ'yunuhum: gözleri
| kālleƶī: gibi
| yuğşā: baygınlığı
| ǎleyhi: onların üstüne
| mine:
| l-mevti: ölüm
| feiƶā: ne zaman ki
| ƶehebe: gidince
| l-ḣavfu: korku
| seleḳūkum: sizi incitirler
| bielsinetin: dillerle
| Hidādin: sivri
| eşiHHaten: düşkünlük göstererek
| ǎlā: karşı
| l-ḣayri: hayra
| ulāike: onlar
| lem:
| yu'minū: inanmamışlar
| feeHbeTa: bu yüzden boşa çıkarmıştır
| llahu: Allah
| eǎ'mālehum: onların işlerini
| ve kāne: ve
| ƶālike: bu
| ǎlā: göre
| llahi: Allah'a
| yesīran: kolaydır
| (33:19)|yeHsebūne: sanıyorlardı
| l-eHzābe: orduların
| lem:
| yeƶhebū: gitmediklerini
| ve in: eğer
| ye'ti: gelseler
| l-eHzābu: ordular
| yeveddū: arzu ederlerdi
| lev: keşke
| ennehum: kendileri
| bādūne: çölde bulunmayı
| fī: arasında
| l-eǎ'rābi: Araplar
| yeselūne: sorup öğrenmeyi
| ǎn: --den
| enbāikum: sizin haberleriniz-
| velev: ve şayet
| kānū: bulunsalardı
| fīkum: içinizde
| mā:
| ḳātelū: dövüşmezlerdi
| illā: dışında
| ḳalīlen: pek azı
| (33:20)

| l-eHzābe: orduların
| lem:
| yeƶhebū: gitmediklerini
| ve in: eğer
| ye'ti: gelseler
| l-eHzābu: ordular
| yeveddū: arzu ederlerdi
| lev: keşke
| ennehum: kendileri
| bādūne: çölde bulunmayı
| fī: arasında
| l-eǎ'rābi: Araplar
| yeselūne: sorup öğrenmeyi
| ǎn: --den
| enbāikum: sizin haberleriniz-
| velev: ve şayet
| kānū: bulunsalardı
| fīkum: içinizde
| mā:
| ḳātelū: dövüşmezlerdi
| illā: dışında
| ḳalīlen: pek azı
| (33:20)|leḳad: andolsun
| kāne: vardır
| lekum: sizin için
| fī:
| rasūli: Elçisinde
| llahi: Allah'ın
| usvetun: bir örnek
| Hasenetun: en güzel
| limen: kimseler için
| kāne:
| yercū: kavuşmaya inanan
| llahe: Allah'a
| velyevme: ve gününe
| l-āḣira: ahiret
| ve ƶekera: ve anan
| llahe: Allah'ı
| keṧīran: çokça
| (33:21)

| kāne: vardır
| lekum: sizin için
| fī:
| rasūli: Elçisinde
| llahi: Allah'ın
| usvetun: bir örnek
| Hasenetun: en güzel
| limen: kimseler için
| kāne:
| yercū: kavuşmaya inanan
| llahe: Allah'a
| velyevme: ve gününe
| l-āḣira: ahiret
| ve ƶekera: ve anan
| llahe: Allah'ı
| keṧīran: çokça
| (33:21)|velemmā: zaman
| raā: gördükleri
| l-mu'minūne: mü'minler
| l-eHzābe: (düşman) orduları
| ḳālū: dediler
| hāƶā: bu
| mā:
| veǎdenā: bize va'dettiğidir
| llahu: Allah'ın
| ve rasūluhu: ve Resulünün
| ve Sadeḳa: ve doğrudur
| llahu: Allah
| ve rasūluhu: ve Resulü
| ve mā: ve
| zādehum: artırmadı
| illā: başka bir şey
| īmānen: imanlarını
| ve teslīmen: ve teslimiyetlerini
| (33:22)

| raā: gördükleri
| l-mu'minūne: mü'minler
| l-eHzābe: (düşman) orduları
| ḳālū: dediler
| hāƶā: bu
| mā:
| veǎdenā: bize va'dettiğidir
| llahu: Allah'ın
| ve rasūluhu: ve Resulünün
| ve Sadeḳa: ve doğrudur
| llahu: Allah
| ve rasūluhu: ve Resulü
| ve mā: ve
| zādehum: artırmadı
| illā: başka bir şey
| īmānen: imanlarını
| ve teslīmen: ve teslimiyetlerini
| (33:22)|mine: -den
| l-mu'minīne: mü'minler-
| ricālun: erkekler
| Sadeḳū: durdular
| mā:
| ǎāhedū: verdikleri sözde
| llahe: Allah
| ǎleyhi: üzerine
| fe minhum: onlardan
| men: kimi
| ḳaDā: yerine getirdi
| neHbehu: adağını
| ve minhum: ve onlardan
| men: kimi
| yenteZiru: (şehidlik) beklemektedir
| ve mā: ve asla
| beddelū: (sözlerini) değiştirmemişlerdir
| tebdīlen: değişiklikle
| (33:23)

| l-mu'minīne: mü'minler-
| ricālun: erkekler
| Sadeḳū: durdular
| mā:
| ǎāhedū: verdikleri sözde
| llahe: Allah
| ǎleyhi: üzerine
| fe minhum: onlardan
| men: kimi
| ḳaDā: yerine getirdi
| neHbehu: adağını
| ve minhum: ve onlardan
| men: kimi
| yenteZiru: (şehidlik) beklemektedir
| ve mā: ve asla
| beddelū: (sözlerini) değiştirmemişlerdir
| tebdīlen: değişiklikle
| (33:23)|liyecziye: mükafatladırsın
| llahu: Allah
| S-Sādiḳīne: doğruları
| biSidḳihim: doğruluklarıyle
| ve yuǎƶƶibe: ve azabetsin
| l-munāfiḳīne: iki yüzlülere
| in: şayet
| şā'e: dilerse
| ev: yahut
| yetūbe: tevbelerini kabul buyursun
| ǎleyhim: onlardan
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| kāne:
| ğafūran: çok bağışlayandır
| raHīmen: çok esirgeyendir
| (33:24)

| llahu: Allah
| S-Sādiḳīne: doğruları
| biSidḳihim: doğruluklarıyle
| ve yuǎƶƶibe: ve azabetsin
| l-munāfiḳīne: iki yüzlülere
| in: şayet
| şā'e: dilerse
| ev: yahut
| yetūbe: tevbelerini kabul buyursun
| ǎleyhim: onlardan
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| kāne:
| ğafūran: çok bağışlayandır
| raHīmen: çok esirgeyendir
| (33:24)|ve radde: geri çevirdi
| llahu: Allah
| elleƶīne: kimseleri
| keferū: inkar edenleri
| biğayZihim: öfkeleriyle
| lem:
| yenālū: eremediler
| ḣayran: hayra
| ve kefā: ve yeter
| llahu: Allah
| l-mu'minīne: mü'minlere
| l-ḳitāle: savaşta
| ve kāne: ve
| llahu: Allah
| ḳaviyyen: güçlüdür
| ǎzīzen: üstündür
| (33:25)

| llahu: Allah
| elleƶīne: kimseleri
| keferū: inkar edenleri
| biğayZihim: öfkeleriyle
| lem:
| yenālū: eremediler
| ḣayran: hayra
| ve kefā: ve yeter
| llahu: Allah
| l-mu'minīne: mü'minlere
| l-ḳitāle: savaşta
| ve kāne: ve
| llahu: Allah
| ḳaviyyen: güçlüdür
| ǎzīzen: üstündür
| (33:25)|ve enzele: ve indirdi
| elleƶīne: kimseleri
| Zāherūhum: onlara yardım eden
| min: -nden
| ehli: ehli-
| l-kitābi: Kitap
| min: -nden
| SayāSiyhim: kaleleri-
| ve ḳaƶefe: ve düşürdü
| fī: içine
| ḳulūbihimu: kalbleri
| r-ruǎ'be: korku
| ferīḳan: bir kısmını
| teḳtulūne: öldürüyordunuz
| ve te'sirūne: ve esir alıyordunuz
| ferīḳan: bir kısmını da
| (33:26)

| elleƶīne: kimseleri
| Zāherūhum: onlara yardım eden
| min: -nden
| ehli: ehli-
| l-kitābi: Kitap
| min: -nden
| SayāSiyhim: kaleleri-
| ve ḳaƶefe: ve düşürdü
| fī: içine
| ḳulūbihimu: kalbleri
| r-ruǎ'be: korku
| ferīḳan: bir kısmını
| teḳtulūne: öldürüyordunuz
| ve te'sirūne: ve esir alıyordunuz
| ferīḳan: bir kısmını da
| (33:26)|ve evraṧekum: ve size miras verdi
| erDehum: topraklarını
| ve diyārahum: ve yurtlarını
| ve emvālehum: ve mallarını
| ve erDan: ve bir toprağı
| lem:
| teTaūhā: henüz ayak basmadığınız
| ve kāne: ve
| llahu: Allah
| ǎlā: üzerine
| kulli: her
| şey'in: şey
| ḳadīran: kadirdir
| (33:27)

| erDehum: topraklarını
| ve diyārahum: ve yurtlarını
| ve emvālehum: ve mallarını
| ve erDan: ve bir toprağı
| lem:
| teTaūhā: henüz ayak basmadığınız
| ve kāne: ve
| llahu: Allah
| ǎlā: üzerine
| kulli: her
| şey'in: şey
| ḳadīran: kadirdir
| (33:27)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| n-nebiyyu: peygamber
| ḳul: söyle
| liezvācike: eşlerine
| in: eğer
| kuntunne: siz
| turidne: istiyorsanız
| l-Hayāte: hayatını
| d-dunyā: dünya
| ve zīnetehā: ve süsünü
| feteǎāleyne: gelin
| umettiǎ'kunne: size (boşanma bedeli) vereyim
| ve userriHkunne: ve sizi salayım
| serāHen: bir salışla
| cemīlen: güzel
| (33:28)

| eyyuhā: SİZ!
| n-nebiyyu: peygamber
| ḳul: söyle
| liezvācike: eşlerine
| in: eğer
| kuntunne: siz
| turidne: istiyorsanız
| l-Hayāte: hayatını
| d-dunyā: dünya
| ve zīnetehā: ve süsünü
| feteǎāleyne: gelin
| umettiǎ'kunne: size (boşanma bedeli) vereyim
| ve userriHkunne: ve sizi salayım
| serāHen: bir salışla
| cemīlen: güzel
| (33:28)|vein: ve eğer
| kuntunne: siz
| turidne: istiyorsanız
| llahe: Allah'ı
| ve rasūlehu: ve Eçisini
| ve ddāra: ve yurdunu
| l-āḣirate: ahiret
| feinne: şüphesiz
| llahe: Allah
| eǎdde: hazırlamıştır
| lilmuHsināti: güzel hareket edenlere
| minkunne: sizden
| ecran: bir mükafat
| ǎZīmen: büyük
| (33:29)

| kuntunne: siz
| turidne: istiyorsanız
| llahe: Allah'ı
| ve rasūlehu: ve Eçisini
| ve ddāra: ve yurdunu
| l-āḣirate: ahiret
| feinne: şüphesiz
| llahe: Allah
| eǎdde: hazırlamıştır
| lilmuHsināti: güzel hareket edenlere
| minkunne: sizden
| ecran: bir mükafat
| ǎZīmen: büyük
| (33:29)|yā: EY/HEY/AH
| nisā'e: kadınları
| n-nebiyyi: peygamber
| men: kim
| ye'ti: yaparsa
| minkunne: sizden
| bifāHişetin: bir fuhuş (edepsizlik)
| mubeyyinetin: açık
| yuDāǎf: artırılır
| lehā: onun için
| l-ǎƶābu: azab
| Diǎ'feyni: iki kat
| ve kāne: ve
| ƶālike: bu
| ǎlā: göre
| llahi: Allah'a
| yesīran: kolaydır
| (33:30)

| nisā'e: kadınları
| n-nebiyyi: peygamber
| men: kim
| ye'ti: yaparsa
| minkunne: sizden
| bifāHişetin: bir fuhuş (edepsizlik)
| mubeyyinetin: açık
| yuDāǎf: artırılır
| lehā: onun için
| l-ǎƶābu: azab
| Diǎ'feyni: iki kat
| ve kāne: ve
| ƶālike: bu
| ǎlā: göre
| llahi: Allah'a
| yesīran: kolaydır
| (33:30)|ve men: fakat kim
| yeḳnut: ita'ate devam ederse
| minkunne: sizden
| lillahi: Allah'a
| ve rasūlihi: ve Resulüne
| ve teǎ'mel: ve yaparsa
| SāliHen: yararlı iş
| nu'tihā: ona veririz
| ecrahā: mükafatını
| merrateyni: iki kez
| ve eǎ'tednā: ve hazırlamışızdır
| lehā: onun için
| rizḳan: bir rızık
| kerīmen: bol
| (33:31)

| yeḳnut: ita'ate devam ederse
| minkunne: sizden
| lillahi: Allah'a
| ve rasūlihi: ve Resulüne
| ve teǎ'mel: ve yaparsa
| SāliHen: yararlı iş
| nu'tihā: ona veririz
| ecrahā: mükafatını
| merrateyni: iki kez
| ve eǎ'tednā: ve hazırlamışızdır
| lehā: onun için
| rizḳan: bir rızık
| kerīmen: bol
| (33:31)|yā: EY/HEY/AH
| nisā'e: kadınları
| n-nebiyyi: peygamber
| lestunne: siz değilsiniz
| keeHadin: herhangi biri gibi
| mine: -dan
| n-nisā'i: kadınlar-
| ini: eğer
| tteḳaytunne: (Allah'tan) sakınıyorsanız
| felā:
| teḣDeǎ'ne: yumuşak bir eda yapmayın
| bil-ḳavli: sözlerinizde
| feyeTmeǎ: böylece tamah etmesin
| lleƶī: bulunan
| fī:
| ḳalbihi: kalbinde
| meraDun: hastalık
| veḳulne: ve söyleyin
| ḳavlen: bir söz
| meǎ'rūfen: güzel
| (33:32)

| nisā'e: kadınları
| n-nebiyyi: peygamber
| lestunne: siz değilsiniz
| keeHadin: herhangi biri gibi
| mine: -dan
| n-nisā'i: kadınlar-
| ini: eğer
| tteḳaytunne: (Allah'tan) sakınıyorsanız
| felā:
| teḣDeǎ'ne: yumuşak bir eda yapmayın
| bil-ḳavli: sözlerinizde
| feyeTmeǎ: böylece tamah etmesin
| lleƶī: bulunan
| fī:
| ḳalbihi: kalbinde
| meraDun: hastalık
| veḳulne: ve söyleyin
| ḳavlen: bir söz
| meǎ'rūfen: güzel
| (33:32)|ve ḳarne: ve vakarla oturun
| fī:
| buyūtikunne: evlerinizde
| ve lā: asla
| teberracne: açılıp kırıtmayın
| teberruce: açılıp kırıtması gibi
| l-cāhiliyyeti: cahiliyenin
| l-ūlā: ilk
| ve eḳimne: ve -doğrulun
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe-
| ve ātīne: ve verin
| z-zekāte: zekatı
| ve eTiǎ'ne: ve uyun
| llahe: Allah'a
| ve rasūlehu: ve Resulüne
| innemā: şüphesiz
| yurīdu: istiyor
| llahu: Allah
| liyuƶhibe: gidermek
| ǎnkumu: sizden
| r-ricse: kiri
| ehle: -halkı
| l-beyti: Yapı
| ve yuTahhirakum: ve sizi temizlemek
| teThīran: tertemiz
| (33:33)

| fī:
| buyūtikunne: evlerinizde
| ve lā: asla
| teberracne: açılıp kırıtmayın
| teberruce: açılıp kırıtması gibi
| l-cāhiliyyeti: cahiliyenin
| l-ūlā: ilk
| ve eḳimne: ve -doğrulun
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe-
| ve ātīne: ve verin
| z-zekāte: zekatı
| ve eTiǎ'ne: ve uyun
| llahe: Allah'a
| ve rasūlehu: ve Resulüne
| innemā: şüphesiz
| yurīdu: istiyor
| llahu: Allah
| liyuƶhibe: gidermek
| ǎnkumu: sizden
| r-ricse: kiri
| ehle: -halkı
| l-beyti: Yapı
| ve yuTahhirakum: ve sizi temizlemek
| teThīran: tertemiz
| (33:33)|veƶkurne: ve hatırlayın
| mā: şeyleri
| yutlā: okunan
| fī: -a dair
| buyūtikunne: Yapılanmanız
| min: -nden
| āyāti: ayetleri-
| llahi: Allah'ın
| velHikmeti: ve hikmeti
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| kāne:
| leTīfen: latiftir
| ḣabīran: haber alandır
| (33:34)

| mā: şeyleri
| yutlā: okunan
| fī: -a dair
| buyūtikunne: Yapılanmanız
| min: -nden
| āyāti: ayetleri-
| llahi: Allah'ın
| velHikmeti: ve hikmeti
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| kāne:
| leTīfen: latiftir
| ḣabīran: haber alandır
| (33:34)|inne: şüphesiz
| l-muslimīne: müslüman erkekler
| velmuslimāti: ve müslüman kadınlar
| velmu'minīne: mü'min erkekler
| velmu'mināti: ve mü'min kadınlar
| velḳānitīne: ta'ate devam eden erkekler
| velḳānitāti: ve ta'ate devam eden kadınlar
| ve SSādiḳīne: doğru erkekler
| ve SSādiḳāti: ve doğru kadınlar
| ve SSābirīne: sabreden erkekler
| ve SSābirāti: ve sabreden kadınlar
| velḣāşiǐyne: saygılı erkekler
| velḣāşiǎāti: ve saygılı kadınlar
| velmuteSaddiḳīne: sadaka veren erkekler
| velmuteSaddiḳāti: ve sadaka veren kadınlar
| ve SSāimīne: oruç tutan erkekler
| ve SSāimāti: ve oruç tutan kadınlar
| velHāfiZīne: koruyan erkekler
| furūcehum: ırzlarını
| velHāfiZāti: ve koruyan kadınlar
| veƶƶākirīne: zikreden erkekler
| llahe: Allah'ı
| keṧīran: çok
| veƶƶākirāti: ve zikreden kadınlar
| eǎdde: hazırlamıştır
| llahu: Allah
| lehum: bunlar için
| meğfiraten: bağışlanma
| ve ecran: ve bir mükafat
| ǎZīmen: büyük
| (33:35)

| l-muslimīne: müslüman erkekler
| velmuslimāti: ve müslüman kadınlar
| velmu'minīne: mü'min erkekler
| velmu'mināti: ve mü'min kadınlar
| velḳānitīne: ta'ate devam eden erkekler
| velḳānitāti: ve ta'ate devam eden kadınlar
| ve SSādiḳīne: doğru erkekler
| ve SSādiḳāti: ve doğru kadınlar
| ve SSābirīne: sabreden erkekler
| ve SSābirāti: ve sabreden kadınlar
| velḣāşiǐyne: saygılı erkekler
| velḣāşiǎāti: ve saygılı kadınlar
| velmuteSaddiḳīne: sadaka veren erkekler
| velmuteSaddiḳāti: ve sadaka veren kadınlar
| ve SSāimīne: oruç tutan erkekler
| ve SSāimāti: ve oruç tutan kadınlar
| velHāfiZīne: koruyan erkekler
| furūcehum: ırzlarını
| velHāfiZāti: ve koruyan kadınlar
| veƶƶākirīne: zikreden erkekler
| llahe: Allah'ı
| keṧīran: çok
| veƶƶākirāti: ve zikreden kadınlar
| eǎdde: hazırlamıştır
| llahu: Allah
| lehum: bunlar için
| meğfiraten: bağışlanma
| ve ecran: ve bir mükafat
| ǎZīmen: büyük
| (33:35)|ve mā: artık yoktur
| kāne:
| limu'minin: inanmış bir erkek için
| ve lā: ve
| mu'minetin: inanmış kadın (için)
| iƶā: zaman
| ḳaDā: hüküm verdiği
| llahu: Allah
| ve rasūluhu: ve Resulü
| emran: bir işte
| en:
| yekūne: olması
| lehumu: onlar için
| l-ḣiyeratu: seçme hakkı
| min:
| emrihim: o işi
| ve men: ve kim
| yeǎ'Si: karşı gelirse
| llahe: Allah'a
| ve rasūlehu: ve Resulüne
| feḳad: elbette
| Delle: sapıklığa düşer
| Delālen: bir sapkınlıkla
| mubīnen: apaçık
| (33:36)

| kāne:
| limu'minin: inanmış bir erkek için
| ve lā: ve
| mu'minetin: inanmış kadın (için)
| iƶā: zaman
| ḳaDā: hüküm verdiği
| llahu: Allah
| ve rasūluhu: ve Resulü
| emran: bir işte
| en:
| yekūne: olması
| lehumu: onlar için
| l-ḣiyeratu: seçme hakkı
| min:
| emrihim: o işi
| ve men: ve kim
| yeǎ'Si: karşı gelirse
| llahe: Allah'a
| ve rasūlehu: ve Resulüne
| feḳad: elbette
| Delle: sapıklığa düşer
| Delālen: bir sapkınlıkla
| mubīnen: apaçık
| (33:36)|ve iƶ: ve hani
| teḳūlu: diyordun
| lilleƶī: kimseye
| en'ǎme: ni'met verdiği
| llahu: Allah'ın
| ǎleyhi: ona
| ve en'ǎmte: ve senin ni'met verdiğin
| ǎleyhi: kendisine
| emsik: tut
| ǎleyke: yanında
| zevceke: eşini
| vetteḳi: ve kork
| llahe: Allah'tan
| vetuḣfī: fakat gizliyordun
| fī:
| nefsike: içinde
| mā: şeyi
| llahu: Allah'ın
| mubdīhi: açığa vuracağı
| ve teḣşā: ve çekiniyordun
| n-nāse: insanlardan
| vallahu: Allah'tır
| eHaḳḳu: layık olan
| en:
| teḣşāhu: çekinmene
| felemmā: ne zaman ki
| ḳaDā: kesince
| zeydun: Zeyd
| minhā: o kadından
| veTaran: ilişiğini
| zevvecnākehā: biz onu sana nikahladık
| likey: için
| lā:
| yekūne: olmaması
| ǎlā: üzerine
| l-mu'minīne: mü'minler
| Haracun: bir güçlük
| fī: hususunda
| ezvāci: evlenmek
| ed'ǐyāihim: evlatlıkları
| iƶā: zaman
| ḳaDev: kestikleri
| minhunne: kadınlarıyle
| veTaran: ilişkilerini
| ve kāne: ve
| emru: buyruğu
| llahi: Allah'ın
| mef'ǔlen: yerine getirilmiştir
| (33:37)

| teḳūlu: diyordun
| lilleƶī: kimseye
| en'ǎme: ni'met verdiği
| llahu: Allah'ın
| ǎleyhi: ona
| ve en'ǎmte: ve senin ni'met verdiğin
| ǎleyhi: kendisine
| emsik: tut
| ǎleyke: yanında
| zevceke: eşini
| vetteḳi: ve kork
| llahe: Allah'tan
| vetuḣfī: fakat gizliyordun
| fī:
| nefsike: içinde
| mā: şeyi
| llahu: Allah'ın
| mubdīhi: açığa vuracağı
| ve teḣşā: ve çekiniyordun
| n-nāse: insanlardan
| vallahu: Allah'tır
| eHaḳḳu: layık olan
| en:
| teḣşāhu: çekinmene
| felemmā: ne zaman ki
| ḳaDā: kesince
| zeydun: Zeyd
| minhā: o kadından
| veTaran: ilişiğini
| zevvecnākehā: biz onu sana nikahladık
| likey: için
| lā:
| yekūne: olmaması
| ǎlā: üzerine
| l-mu'minīne: mü'minler
| Haracun: bir güçlük
| fī: hususunda
| ezvāci: evlenmek
| ed'ǐyāihim: evlatlıkları
| iƶā: zaman
| ḳaDev: kestikleri
| minhunne: kadınlarıyle
| veTaran: ilişkilerini
| ve kāne: ve
| emru: buyruğu
| llahi: Allah'ın
| mef'ǔlen: yerine getirilmiştir
| (33:37)|mā: yoktur
| kāne:
| ǎlā: üzerine
| n-nebiyyi: Peygamber
| min: herhangi
| Haracin: bir güçlük
| fīmā: bir şeyde
| feraDe: takdir ettiği
| llahu: Allah'ın
| lehu: kendisine
| sunnete: yasasıdır
| llahi: Allah'ın
| fī: arasında
| elleƶīne:
| ḣalev: geçenler
| min:
| ḳablu: sizden önce
| ve kāne: ve
| emru: emri
| llahi: Allah'ın
| ḳaderan: bir kaderdir
| meḳdūran: takdir edilmiş
| (33:38)

| kāne:
| ǎlā: üzerine
| n-nebiyyi: Peygamber
| min: herhangi
| Haracin: bir güçlük
| fīmā: bir şeyde
| feraDe: takdir ettiği
| llahu: Allah'ın
| lehu: kendisine
| sunnete: yasasıdır
| llahi: Allah'ın
| fī: arasında
| elleƶīne:
| ḣalev: geçenler
| min:
| ḳablu: sizden önce
| ve kāne: ve
| emru: emri
| llahi: Allah'ın
| ḳaderan: bir kaderdir
| meḳdūran: takdir edilmiş
| (33:38)|elleƶīne: onlar ki
| yubelliğūne: duyururlar
| risālāti: elçiliğini
| llahi: Allah'ın
| ve yeḣşevnehu: ve O'ndan korkarlar
| ve lā: ve
| yeḣşevne: korkmazlar
| eHaden: kimseden
| illā: başka
| llahe: Allah'dan
| ve kefā: ve yeter
| billahi: Allah
| Hasīben: hesap görücü olarak
| (33:39)

| yubelliğūne: duyururlar
| risālāti: elçiliğini
| llahi: Allah'ın
| ve yeḣşevnehu: ve O'ndan korkarlar
| ve lā: ve
| yeḣşevne: korkmazlar
| eHaden: kimseden
| illā: başka
| llahe: Allah'dan
| ve kefā: ve yeter
| billahi: Allah
| Hasīben: hesap görücü olarak
| (33:39)|mā: değildir
| kāne:
| muHammedun: Muhammed
| ebā: babası
| eHadin: birinin
| min: -den
| ricālikum: sizin erkekleriniz-
| velākin: fakat
| rasūle: Elçisidir
| llahi: Allah'ın
| ve ḣāteme: ve sonuncusudur
| n-nebiyyīne: peygamberlerin
| ve kāne: ve
| llahu: Allah
| bikulli: her
| şey'in: şeyi
| ǎlīmen: bilendir
| (33:40)

| kāne:
| muHammedun: Muhammed
| ebā: babası
| eHadin: birinin
| min: -den
| ricālikum: sizin erkekleriniz-
| velākin: fakat
| rasūle: Elçisidir
| llahi: Allah'ın
| ve ḣāteme: ve sonuncusudur
| n-nebiyyīne: peygamberlerin
| ve kāne: ve
| llahu: Allah
| bikulli: her
| şey'in: şeyi
| ǎlīmen: bilendir
| (33:40)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| ƶkurū: anın
| llahe: Allah'ı
| ƶikran: anışla
| keṧīran: çok
| (33:41)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| ƶkurū: anın
| llahe: Allah'ı
| ƶikran: anışla
| keṧīran: çok
| (33:41)|huve: O
| lleƶī: (Allah) ki
| yuSallī: desteklemektedir
| ǎleykum: üzerinize
| ve melāiketuhu: ve melekleri
| liyuḣricekum: çıkasınız diye
| mine: -dan
| Z-Zulumāti: karanlıklar-
| ilā:
| n-nūri: aydınlığa
| ve kāne: ve
| bil-mu'minīne: inananlara karşı
| raHīmen: çok esirgeyendir
| (33:43)

| lleƶī: (Allah) ki
| yuSallī: desteklemektedir
| ǎleykum: üzerinize
| ve melāiketuhu: ve melekleri
| liyuḣricekum: çıkasınız diye
| mine: -dan
| Z-Zulumāti: karanlıklar-
| ilā:
| n-nūri: aydınlığa
| ve kāne: ve
| bil-mu'minīne: inananlara karşı
| raHīmen: çok esirgeyendir
| (33:43)|teHiyyetuhum: karşılanırlar
| yevme: gün
| yelḳavnehu: kendisine kavuştukları
| selāmun: selam ile
| ve eǎdde: ve hazırlanmıştır
| lehum: onlara
| ecran: bir mükafat
| kerīmen: güzel
| (33:44)

| yevme: gün
| yelḳavnehu: kendisine kavuştukları
| selāmun: selam ile
| ve eǎdde: ve hazırlanmıştır
| lehum: onlara
| ecran: bir mükafat
| kerīmen: güzel
| (33:44)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| n-nebiyyu: peygamber
| innā: elbette biz
| erselnāke: seni gönderdik
| şāhiden: şahid
| ve mubeşşiran: ve müjdeci
| ve neƶīran: ve uyarıcı
| (33:45)

| eyyuhā: SİZ!
| n-nebiyyu: peygamber
| innā: elbette biz
| erselnāke: seni gönderdik
| şāhiden: şahid
| ve mubeşşiran: ve müjdeci
| ve neƶīran: ve uyarıcı
| (33:45)|ve dāǐyen: ve da'vetçi
| ilā:
| llahi: Allah'a
| biiƶnihi: izniyle
| ve sirācen: ve bir lamba
| munīran: aydınlatıcı
| (33:46)

| ilā:
| llahi: Allah'a
| biiƶnihi: izniyle
| ve sirācen: ve bir lamba
| munīran: aydınlatıcı
| (33:46)|ve beşşiri: ve müjdele
| l-mu'minīne: mü'minlere
| bienne: ki gerçekten
| lehum: onlara vardır
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| feDlen: bir lutuf
| kebīran: büyük
| (33:47)

| l-mu'minīne: mü'minlere
| bienne: ki gerçekten
| lehum: onlara vardır
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| feDlen: bir lutuf
| kebīran: büyük
| (33:47)|ve lā: ve asla
| tuTiǐ: ita'at etme
| l-kāfirīne: kafirlere
| velmunāfiḳīne: ve münafıklara
| ve deǎ': ve aldırma
| eƶāhum: onların eziyetlerine
| ve teve kkel: ve dayan
| ǎlā:
| llahi: Allah'a
| ve kefā: ve yeter
| billahi: Allah
| vekīlen: vekil olarak
| (33:48)

| tuTiǐ: ita'at etme
| l-kāfirīne: kafirlere
| velmunāfiḳīne: ve münafıklara
| ve deǎ': ve aldırma
| eƶāhum: onların eziyetlerine
| ve teve kkel: ve dayan
| ǎlā:
| llahi: Allah'a
| ve kefā: ve yeter
| billahi: Allah
| vekīlen: vekil olarak
| (33:48)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| iƶā: zaman
| nekeHtumu: nikahladığınız
| l-mu'mināti: inanan kadınları
| ṧumme: sonra
| Talleḳtumūhunne: boşarsanız
| min:
| ḳabli: önce
| en:
| temessūhunne: onlara dokunmadan
| femā: yoktur
| lekum: size
| ǎleyhinne: onların üzerinde
| min:
| ǐddetin: bir iddet (hakkınız)
| teǎ'teddūnehā: sayacağınız
| femettiǔhunne: hemen geçimliklerini verin
| ve serriHūhunne: ve onları serbest bırakın
| serāHen: bir bırakışla
| cemīlen: güzel
| (33:49)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| iƶā: zaman
| nekeHtumu: nikahladığınız
| l-mu'mināti: inanan kadınları
| ṧumme: sonra
| Talleḳtumūhunne: boşarsanız
| min:
| ḳabli: önce
| en:
| temessūhunne: onlara dokunmadan
| femā: yoktur
| lekum: size
| ǎleyhinne: onların üzerinde
| min:
| ǐddetin: bir iddet (hakkınız)
| teǎ'teddūnehā: sayacağınız
| femettiǔhunne: hemen geçimliklerini verin
| ve serriHūhunne: ve onları serbest bırakın
| serāHen: bir bırakışla
| cemīlen: güzel
| (33:49)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| n-nebiyyu: peygamber
| innā: şüphesiz biz
| eHlelnā: helal kıldık
| leke: sana
| ezvāceke: eşlerini
| l-lātī:
| āteyte: verdiğin
| ucūrahunne: ücretlerini (mehirlerini)
| ve mā: ve
| meleket: bulunanları
| yemīnuke: elinde
| mimmā: -nden
| efā'e: ganimet verdiği-
| llahu: Allah'ın
| ǎleyke: sana
| ve benāti: ve kızlarını
| ǎmmike: amcanın
| ve benāti: ve kızlarını
| ǎmmātike: halalarının
| ve benāti: ve kızlarını
| ḣālike: dayının
| ve benāti: ve kızlarını
| ḣālātike: teyzelerinin
| l-lātī:
| hācerne: hicret eden
| meǎke: seninle beraber
| vemraeten: ve kadını
| mu'mineten: inanmış
| in: eğer
| vehebet: hibe ederse
| nefsehā: kendisini
| linnebiyyi: peygambere
| in: eğer
| erāde: dilediyse
| n-nebiyyu: peygamberi
| en:
| yestenkiHahā: kendisini nikahlamayı
| ḣāliSaten: mahsus olarak
| leke: sana
| min:
| dūni: dışında
| l-mu'minīne: mü'minlerin
| ḳad: elbette
| ǎlimnā: biz biliyoruz
| mā: şeyi
| feraDnā: gerekli kıldığımız
| ǎleyhim: onlara
| fī: hakkında
| ezvācihim: eşleri
| ve mā: ve
| meleket: bulunanlar
| eymānuhum: ellerinin
| likeylā: için
| yekūne: olmaması
| ǎleyke: sana
| Haracun: bir zorluk
| ve kāne: ve
| llahu: Allah
| ğafūran: çok bağışlayan
| raHīmen: çok esirgeyendir
| (33:50)

| eyyuhā: SİZ!
| n-nebiyyu: peygamber
| innā: şüphesiz biz
| eHlelnā: helal kıldık
| leke: sana
| ezvāceke: eşlerini
| l-lātī:
| āteyte: verdiğin
| ucūrahunne: ücretlerini (mehirlerini)
| ve mā: ve
| meleket: bulunanları
| yemīnuke: elinde
| mimmā: -nden
| efā'e: ganimet verdiği-
| llahu: Allah'ın
| ǎleyke: sana
| ve benāti: ve kızlarını
| ǎmmike: amcanın
| ve benāti: ve kızlarını
| ǎmmātike: halalarının
| ve benāti: ve kızlarını
| ḣālike: dayının
| ve benāti: ve kızlarını
| ḣālātike: teyzelerinin
| l-lātī:
| hācerne: hicret eden
| meǎke: seninle beraber
| vemraeten: ve kadını
| mu'mineten: inanmış
| in: eğer
| vehebet: hibe ederse
| nefsehā: kendisini
| linnebiyyi: peygambere
| in: eğer
| erāde: dilediyse
| n-nebiyyu: peygamberi
| en:
| yestenkiHahā: kendisini nikahlamayı
| ḣāliSaten: mahsus olarak
| leke: sana
| min:
| dūni: dışında
| l-mu'minīne: mü'minlerin
| ḳad: elbette
| ǎlimnā: biz biliyoruz
| mā: şeyi
| feraDnā: gerekli kıldığımız
| ǎleyhim: onlara
| fī: hakkında
| ezvācihim: eşleri
| ve mā: ve
| meleket: bulunanlar
| eymānuhum: ellerinin
| likeylā: için
| yekūne: olmaması
| ǎleyke: sana
| Haracun: bir zorluk
| ve kāne: ve
| llahu: Allah
| ğafūran: çok bağışlayan
| raHīmen: çok esirgeyendir
| (33:50)