17Isrâ Suresi

Kuran Sırası: 17 İniş Sırası: 50

Kırık Meal (Arapça) Meali
|سُبْحَانَ: eksiklikten uzaktır | الَّذِي: O (Allah) ki | أَسْرَىٰ: yürüttü | بِعَبْدِهِ: kulunu | لَيْلًا: gecenin bir vaktinde | مِنَ: | الْمَسْجِدِ: Mescid-i | الْحَرَامِ: Haram'dan | إِلَى: | الْمَسْجِدِ: Mescid-i | الْأَقْصَى: Aksa'ya | الَّذِي: öyle ki | بَارَكْنَا: bereketli kıldığımız | حَوْلَهُ: çevresini | لِنُرِيَهُ: kendisine göstermemiz için | مِنْ: bir bölümünü | ايَاتِنَا: ayetlerimizden | إِنَّهُ: gerçekten | هُوَ: O | السَّمِيعُ: işitendir | الْبَصِيرُ: görendir | (17:1)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَاتَيْنَا: ve biz verdik | مُوسَى: Musa'ya | الْكِتَابَ: Kitabı | وَجَعَلْنَاهُ: ve onu yaptık | هُدًى: bir kılavuz | لِبَنِي: oğullarına | إِسْرَائِيلَ: İsrail | أَلَّا: diye | تَتَّخِذُوا: edinmeyin | مِنْ: | دُونِي: benden başka | وَكِيلًا: bir vekil | (17:2)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|ذُرِّيَّةَ: çocukları | مَنْ: kimselerin | حَمَلْنَا: taşıdığımız | مَعَ: ile beraber | نُوحٍ: Nuh | إِنَّهُ: doğrusu o | كَانَ: idi | عَبْدًا: bir kul | شَكُورًا: çok şükreden | (17:3)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَقَضَيْنَا: ve şu hükmü verdik | إِلَىٰ: | بَنِي: oğullarına | إِسْرَائِيلَ: İsrail | فِي: | الْكِتَابِ: Kitapta | لَتُفْسِدُنَّ: bozgunculuk yapacaksınız | فِي: | الْأَرْضِ: o ülkede | مَرَّتَيْنِ: iki kez | وَلَتَعْلُنَّ: ve çok böbürleneceksiniz | عُلُوًّا: büyüklenme ile | كَبِيرًا: kibirli | (17:4)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|فَإِذَا: ne zaman ki | جَاءَ: gelince | وَعْدُ: zamanı | أُولَاهُمَا: birincisinin | بَعَثْنَا: gönderdik | عَلَيْكُمْ: üzerinize | عِبَادًا: kullarımızı | لَنَا: bizim | أُولِي: çok güçlü | بَأْسٍ: çok güçlü | شَدِيدٍ: çok güçlü | فَجَاسُوا: (sizi) araştırdılar | خِلَالَ: aralarına girip | الدِّيَارِ: evlerin | وَكَانَ: idi | وَعْدًا: bir va'd | مَفْعُولًا: yapılması gereken | (17:5)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|ثُمَّ: sonra | رَدَدْنَا: verdik | لَكُمُ: size | الْكَرَّةَ: tekrar | عَلَيْهِمْ: onları yenme imkanı | وَأَمْدَدْنَاكُمْ: ve sizi destekledik | بِأَمْوَالٍ: mallarla | وَبَنِينَ: ve oğullarla | وَجَعَلْنَاكُمْ: ve yaptık sizi | أَكْثَرَ: daha çok | نَفِيرًا: savaşçılarınızı | (17:6)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|إِنْ: eğer | أَحْسَنْتُمْ: iyilik ederseniz | أَحْسَنْتُمْ: iyilik etmiş olursunuz | لِأَنْفُسِكُمْ: kendinize | وَإِنْ: ve eğer | أَسَأْتُمْ: kötülük ederseniz | فَلَهَا: o da aleyhinizedir | فَإِذَا: ne zaman ki | جَاءَ: gelince | وَعْدُ: zamanı | الْاخِرَةِ: sonuncusunun | لِيَسُوءُوا: kötü duruma soksunlar diye | وُجُوهَكُمْ: yüzlerinizi | وَلِيَدْخُلُوا: ve girsinler diye | الْمَسْجِدَ: Mescid'e (Kudüs'e) | كَمَا: gibi | دَخَلُوهُ: girdikleri | أَوَّلَ: ilk | مَرَّةٍ: kez | وَلِيُتَبِّرُوا: ve mahvetsinler diye | مَا: şeyleri | عَلَوْا: ele geçirdikleri | تَتْبِيرًا: helak ederek | (17:7)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|عَسَىٰ: belki | رَبُّكُمْ: Rabbiniz | أَنْ: | يَرْحَمَكُمْ: size acır | وَإِنْ: ve eğer | عُدْتُمْ: siz dönerseniz | عُدْنَا: biz de döneriz | وَجَعَلْنَا: ve yapmışızdır | جَهَنَّمَ: cehennemi | لِلْكَافِرِينَ: kafirler için | حَصِيرًا: kuşatıcı | (17:8)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|إِنَّ: gerçekten | هَٰذَا: bu | الْقُرْانَ: Kur'an | يَهْدِي: iletir | لِلَّتِي: ki | هِيَ: o | أَقْوَمُ: doğrultur | وَيُبَشِّرُ: ve müjdeler | الْمُؤْمِنِينَ: mü'minleri | الَّذِينَ: kimseler | يَعْمَلُونَ: yapan | الصَّالِحَاتِ: iyi işler | أَنَّ: Kİ | لَهُمْ: onlara | أَجْرًا: bir ecir | كَبِيرًا: büyük | (17:9)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَأَنَّ: ve şüphesiz | الَّذِينَ: kimselere | لَا: | يُؤْمِنُونَ: inanmayan(lara) | بِالْاخِرَةِ: Ahirete | أَعْتَدْنَا: hazırlamışızdır | لَهُمْ: onlara | عَذَابًا: bir azab | أَلِيمًا: acıklı | (17:10)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَيَدْعُ: ve du'a etmektedir | الْإِنْسَانُ: insan | بِالشَّرِّ: şerre | دُعَاءَهُ: du'a eder (gibi) | بِالْخَيْرِ: hayra | وَكَانَ: ve | الْإِنْسَانُ: insan | عَجُولًا: pek acelecidir | (17:11)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَجَعَلْنَا: ve biz yaptık | اللَّيْلَ: geceyi | وَالنَّهَارَ: ve gündüzü | ايَتَيْنِ: iki ayet | فَمَحَوْنَا: (sonra) sildik | ايَةَ: ayetini | اللَّيْلِ: gecenin | وَجَعَلْنَا: ve yaptık | ايَةَ: ayetini | النَّهَارِ: gündüz | مُبْصِرَةً: aydınlatıcı | لِتَبْتَغُوا: aramanız için | فَضْلًا: lutfunu | مِنْ: | رَبِّكُمْ: Rabbinizin | وَلِتَعْلَمُوا: ve bilmeniz için | عَدَدَ: sayısını | السِّنِينَ: yılların | وَالْحِسَابَ: ve hesabı | وَكُلَّ: her | شَيْءٍ: şeyi | فَصَّلْنَاهُ: anlattık | تَفْصِيلًا: açık açık | (17:12)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَكُلَّ: her | إِنْسَانٍ: insanın | أَلْزَمْنَاهُ: bağladık | طَائِرَهُ: kuşunu (kaderini) | فِي: | عُنُقِهِ: boynuna | وَنُخْرِجُ: ve çıkarırız | لَهُ: onun için | يَوْمَ: günü | الْقِيَامَةِ: kıyamet | كِتَابًا: bir Kitap | يَلْقَاهُ: bulacağı | مَنْشُورًا: açılmış olarak | (17:13)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|اقْرَأْ: oku | كِتَابَكَ: Kitabını | كَفَىٰ: yeter | بِنَفْسِكَ: kendi nefsin | الْيَوْمَ: bugün | عَلَيْكَ: sana | حَسِيبًا: hesapçı olarak | (17:14)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|مَنِ: kim | اهْتَدَىٰ: hihayeti seçerse | فَإِنَّمَا: şüphesiz | يَهْتَدِي: seçmiş olur | لِنَفْسِهِ: kendisi için | وَمَنْ: ve kim | ضَلَّ: saparsa | فَإِنَّمَا: şüphesiz | يَضِلُّ: sapar | عَلَيْهَا: kendi aleyhine | وَلَا: ve | تَزِرُ: taşımaz | وَازِرَةٌ: hiçbir günahkar | وِزْرَ: günah yükünü | أُخْرَىٰ: başkasının | وَمَا: ve | كُنَّا: değiliz | مُعَذِّبِينَ: biz azab edecek | حَتَّىٰ: sürece | نَبْعَثَ: göndermedikçe | رَسُولًا: elçi | (17:15)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَإِذَا: ve zaman | أَرَدْنَا: biz istediğimiz | أَنْ: | نُهْلِكَ: helak etmek | قَرْيَةً: bir kenti | أَمَرْنَا: emrederiz | مُتْرَفِيهَا: onun varlıklılarına | فَفَسَقُوا: kötü işler yaparlar | فِيهَا: orada | فَحَقَّ: böylece gerekli olur | عَلَيْهَا: onlara | الْقَوْلُ: (azab) karar(ı) | فَدَمَّرْنَاهَا: biz de orayı yıkarız | تَدْمِيرًا: darmadağın | (17:16)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَكَمْ: ve nice | أَهْلَكْنَا: helak ettik | مِنَ: | الْقُرُونِ: kuşakları | مِنْ: | بَعْدِ: sonra | نُوحٍ: Nuh'dan | وَكَفَىٰ: ve yeter | بِرَبِّكَ: Rabbin | بِذُنُوبِ: günahlarını | عِبَادِهِ: kullarının | خَبِيرًا: haber alıcı | بَصِيرًا: görücü olarak | (17:17)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|مَنْ: kim | كَانَ: ise | يُرِيدُ: istiyor (dünyayı) | الْعَاجِلَةَ: acele olanı | عَجَّلْنَا: çabucak veririz | لَهُ: ona | فِيهَا: orada | مَا: kadar | نَشَاءُ: dilediğimiz | لِمَنْ: kimseye | نُرِيدُ: istediğimiz | ثُمَّ: sonra | جَعَلْنَا: (yerini) yaparız | لَهُ: ona | جَهَنَّمَ: cehennem | يَصْلَاهَا: oraya girer | مَذْمُومًا: kınanmış olarak | مَدْحُورًا: ve kovulmuş olarak | (17:18)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَمَنْ: ve kim de | أَرَادَ: isterse | الْاخِرَةَ: ahireti | وَسَعَىٰ: ve çalışırsa | لَهَا: ona | سَعْيَهَا: yaraşır biçimde | وَهُوَ: ve o | مُؤْمِنٌ: inanarak | فَأُولَٰئِكَ: öylelerinin | كَانَ: | سَعْيُهُمْ: çalışmalarının | مَشْكُورًا: karşılığı verilir | (17:19)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|كُلًّا: hepsine | نُمِدُّ: uzatırız | هَٰؤُلَاءِ: onlara da | وَهَٰؤُلَاءِ: ve onlara da | مِنْ: -ndan | عَطَاءِ: mükafatı- | رَبِّكَ: Rabbinin | وَمَا: ve | كَانَ: değildir | عَطَاءُ: hediyesi | رَبِّكَ: Rabbinin | مَحْظُورًا: kısıtlanmış | (17:20)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|انْظُرْ: bak | كَيْفَ: nasıl | فَضَّلْنَا: üstün yaptık | بَعْضَهُمْ: onların kimini | عَلَىٰ: üzerine | بَعْضٍ: kimi | وَلَلْاخِرَةُ: elbette ahiret | أَكْبَرُ: daha büyüktür | دَرَجَاتٍ: dereceler bakımından | وَأَكْبَرُ: ve daha büyüktür | تَفْضِيلًا: üstünlük bakımından | (17:21)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|لَا: asla | تَجْعَلْ: edinme | مَعَ: ile beraber | اللَّهِ: Allah | إِلَٰهًا: bir tanrı | اخَرَ: başka | فَتَقْعُدَ: sonra oturup kalırsın | مَذْمُومًا: kınanmış olarak | مَخْذُولًا: ve yalnız başına bırakılmış olarak | (17:22)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَقَضَىٰ: ve emretti | رَبُّكَ: Rabbin | أَلَّا: | تَعْبُدُوا: tapmamanızı | إِلَّا: başkasına | إِيَّاهُ: kendisinden | وَبِالْوَالِدَيْنِ: ve anaya babaya | إِحْسَانًا: iyilik etmenizi | إِمَّا: | يَبْلُغَنَّ: ulaşırsa | عِنْدَكَ: senin yanında | الْكِبَرَ: ihtiyarlık çağına | أَحَدُهُمَا: ikisinden birisi | أَوْ: yahut | كِلَاهُمَا: her ikisi | فَلَا: sakın | تَقُلْ: deme | لَهُمَا: onlara | أُفٍّ: Öf! | وَلَا: ve | تَنْهَرْهُمَا: onları azarlama | وَقُلْ: söyle | لَهُمَا: onlara | قَوْلًا: bir söz | كَرِيمًا: güzel | (17:23)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَاخْفِضْ: ve indir | لَهُمَا: onlara | جَنَاحَ: kanadını | الذُّلِّ: küçülme | مِنَ: dolayı | الرَّحْمَةِ: acımadan | وَقُلْ: ve deki | رَبِّ: Rabbim | ارْحَمْهُمَا: sen de bunlara acı | كَمَا: | رَبَّيَانِي: beni nasıl yetiştirdilerse | صَغِيرًا: küçükken | (17:24)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|رَبُّكُمْ: Rabbiniz | أَعْلَمُ: daha iyi bilir | بِمَا: şeyleri | فِي: | نُفُوسِكُمْ: içlerinizdeki | إِنْ: eğer | تَكُونُوا: siz olursanız | صَالِحِينَ: iyi kişiler | فَإِنَّهُ: şüphesiz O | كَانَ: | لِلْأَوَّابِينَ: tevbe edenleri | غَفُورًا: bağışlayandır | (17:25)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَاتِ: ve ver | ذَا: | الْقُرْبَىٰ: akrabaya | حَقَّهُ: hakkını | وَالْمِسْكِينَ: ve yoksula | وَابْنَ: | السَّبِيلِ: ve yolcuya | وَلَا: (fakat) | تُبَذِّرْ: saçıp savurma | تَبْذِيرًا: savurarak | (17:26)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|إِنَّ: çünkü | الْمُبَذِّرِينَ: savurganlar | كَانُوا: olmuşlardır | إِخْوَانَ: kardeşleri | الشَّيَاطِينِ: şeytanların | وَكَانَ: ve ise | الشَّيْطَانُ: şeytan | لِرَبِّهِ: Rabbine karşı | كَفُورًا: çok nankördür | (17:27)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَإِمَّا: ve eğer | تُعْرِضَنَّ: yüz çevirecek olursan | عَنْهُمُ: onlardan | ابْتِغَاءَ: bekleyerek | رَحْمَةٍ: bir rahmeti | مِنْ: | رَبِّكَ: Rabbinden | تَرْجُوهَا: umduğun | فَقُلْ: bari söyle | لَهُمْ: onlara | قَوْلًا: bir söz | مَيْسُورًا: yumuşak | (17:28)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَلَا: ve asla | تَجْعَلْ: yapma | يَدَكَ: el(ler)ini | مَغْلُولَةً: bağlanmış | إِلَىٰ: | عُنُقِكَ: boynuna | وَلَا: ve | تَبْسُطْهَا: açma | كُلَّ: tamamen | الْبَسْطِ: açarak | فَتَقْعُدَ: sonra kalırsın | مَلُومًا: kınanmış | مَحْسُورًا: hasret içinde | (17:29)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|إِنَّ: şüphesiz | رَبَّكَ: Rabbin | يَبْسُطُ: açar (bol bol verir) | الرِّزْقَ: rızkı | لِمَنْ: kimseye | يَشَاءُ: dilediği | وَيَقْدِرُ: ve kısar | إِنَّهُ: çünkü O | كَانَ: | بِعِبَادِهِ: kullarını | خَبِيرًا: bilir | بَصِيرًا: görür | (17:30)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَلَا: | تَقْتُلُوا: öldürmeyin | أَوْلَادَكُمْ: çocuklarınızı | خَشْيَةَ: korkusuyla | إِمْلَاقٍ: fakirlik | نَحْنُ: biz | نَرْزُقُهُمْ: sizi de besliyoruz | وَإِيَّاكُمْ: onları da | إِنَّ: şüphesiz | قَتْلَهُمْ: onları öldürmek | كَانَ: | خِطْئًا: günahtır | كَبِيرًا: büyük | (17:31)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَلَا: ve asla | تَقْرَبُوا: yaklaşmayın | الزِّنَا: zinaya | إِنَّهُ: çünkü o | كَانَ: | فَاحِشَةً: açık bir kötülüktür | وَسَاءَ: ve çok kötü | سَبِيلًا: bir yoldur | (17:32)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَلَا: ve asla | تَقْتُلُوا: öldürmeyin | النَّفْسَ: canı | الَّتِي: | حَرَّمَ: haram kıldığı | اللَّهُ: Allah'ın | إِلَّا: | بِالْحَقِّ: haksız yere | وَمَنْ: ve kim | قُتِلَ: öldürülürse | مَظْلُومًا: haksızlıkla | فَقَدْ: muhakkak | جَعَلْنَا: vermişizdir | لِوَلِيِّهِ: onun velisine | سُلْطَانًا: bir yetki | فَلَا: fakat | يُسْرِفْ: aşırı gitmesin | فِي: | الْقَتْلِ: öldürmede | إِنَّهُ: çünkü | كَانَ: | مَنْصُورًا: kendisine yardım edilmiştir | (17:33)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَلَا: ve asla | تَقْرَبُوا: yaklaşmayın | مَالَ: malına | الْيَتِيمِ: yetimin | إِلَّا: dışında | بِالَّتِي: | هِيَ: o | أَحْسَنُ: en güzel tarz | حَتَّىٰ: kadar | يَبْلُغَ: erginlik çağına | أَشُدَّهُ: erişinceye | وَأَوْفُوا: ve yerine getirin | بِالْعَهْدِ: ahdi | إِنَّ: çünkü | الْعَهْدَ: ahd'den | كَانَ: | مَسْئُولًا: sorulacaktır | (17:34)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَأَوْفُوا: tam yapın | الْكَيْلَ: ölçüyü | إِذَا: zaman | كِلْتُمْ: ölçtüğünüz | وَزِنُوا: tartın | بِالْقِسْطَاسِ: terazi ile | الْمُسْتَقِيمِ: doğru | ذَٰلِكَ: bu | خَيْرٌ: daha iyidir | وَأَحْسَنُ: ve daha güzeldir | تَأْوِيلًا: sonuç bakımından | (17:35)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَلَا: ve | تَقْفُ: ardına düşme | مَا: şeyin | لَيْسَ: olmayan | لَكَ: senin | بِهِ: hakkında | عِلْمٌ: bilgin | إِنَّ: çünkü | السَّمْعَ: kulak | وَالْبَصَرَ: ve göz | وَالْفُؤَادَ: ve gönül | كُلُّ: hepsi | أُولَٰئِكَ: bunların | كَانَ: | عَنْهُ: o(yaptığı)ndan | مَسْئُولًا: sorumludur | (17:36)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَلَا: ve | تَمْشِ: yürüme | فِي: | الْأَرْضِ: yeryüzünde | مَرَحًا: kabara kabara | إِنَّكَ: çünkü sen | لَنْ: | تَخْرِقَ: yırtamazsın | الْأَرْضَ: yeri | وَلَنْ: ve | تَبْلُغَ: erişemezsin | الْجِبَالَ: dağlara | طُولًا: boyca | (17:37)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|كُلُّ: hepsi | ذَٰلِكَ: bunların | كَانَ: olandır | سَيِّئُهُ: kötü | عِنْدَ: katında | رَبِّكَ: Rabbinin | مَكْرُوهًا: hoş görülmeyen şeylerdir | (17:38)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|ذَٰلِكَ: şunlar | مِمَّا: şeyndendir | أَوْحَىٰ: vahyettiği | إِلَيْكَ: sana | رَبُّكَ: Rabbinin | مِنَ: -ten | الْحِكْمَةِ: Hikmet- | وَلَا: | تَجْعَلْ: edinme | مَعَ: ile bereber | اللَّهِ: Allah | إِلَٰهًا: tanrı | اخَرَ: başka | فَتُلْقَىٰ: sonra atılırsın | فِي: | جَهَنَّمَ: cehenneme | مَلُومًا: kınanmış olarak | مَدْحُورًا: uzaklaştırılmış olarak | (17:39)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|أَفَأَصْفَاكُمْ: size seçti, (öyle) mi? | رَبُّكُمْ: Rabbiniz | بِالْبَنِينَ: oğulları | وَاتَّخَذَ: ve edindi (kendisine) | مِنَ: -den | الْمَلَائِكَةِ: melekler- | إِنَاثًا: kadınlar | إِنَّكُمْ: gerçekten siz | لَتَقُولُونَ: söylüyorsunuz | قَوْلًا: bir söz | عَظِيمًا: büyük (çok tehlikeli) | (17:40)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَلَقَدْ: andolsun | صَرَّفْنَا: biz türlü biçimlerde anlattık | فِي: | هَٰذَا: bu | الْقُرْانِ: Kur'an'da | لِيَذَّكَّرُوا: düşünüp anlasınlar diye | وَمَا: fakat (bu) | يَزِيدُهُمْ: artırmıyor | إِلَّا: başkasını | نُفُورًا: nefretlerinden | (17:41)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|قُلْ: de ki | لَوْ: eğer | كَانَ: olsaydı | مَعَهُ: O'nunla beraber | الِهَةٌ: tanrılar | كَمَا: gibi | يَقُولُونَ: dedikleri | إِذًا: o zaman | لَابْتَغَوْا: onlar da ararlardı | إِلَىٰ: | ذِي: sahibine | الْعَرْشِ: Arşın | سَبِيلًا: bir yol | (17:42)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|سُبْحَانَهُ: (haşa) münezzehtir O | وَتَعَالَىٰ: ve uludur | عَمَّا: -nden | يَقُولُونَ: onların dedikleri- | عُلُوًّا: yücedir | كَبِيرًا: çok | (17:43)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|تُسَبِّحُ: tesbih ederler | لَهُ: O'nu | السَّمَاوَاتُ: gök | السَّبْعُ: yedi | وَالْأَرْضُ: ve yeryüzü | وَمَنْ: ve kimseler | فِيهِنَّ: bunların içindeki | وَإِنْ: ve yoktur | مِنْ: hiçbir | شَيْءٍ: şey | إِلَّا: | يُسَبِّحُ: tesbih etmeyen | بِحَمْدِهِ: hamd ile | وَلَٰكِنْ: ama | لَا: | تَفْقَهُونَ: siz anlamazsınız | تَسْبِيحَهُمْ: onların tesbihlerini | إِنَّهُ: şüphesiz O | كَانَ: | حَلِيمًا: halimdir | غَفُورًا: çok bağışlayandır | (17:44)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَإِذَا: ve zaman | قَرَأْتَ: okuduğun | الْقُرْانَ: Kur'an | جَعَلْنَا: çekeriz | بَيْنَكَ: seninle (aranıza) | وَبَيْنَ: arasına | الَّذِينَ: kimselerin | لَا: | يُؤْمِنُونَ: inanmayan(ların) | بِالْاخِرَةِ: ahirete | حِجَابًا: bir perde | مَسْتُورًا: gizli | (17:45)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَجَعَلْنَا: ve kılarız (koyarız) | عَلَىٰ: üzerine | قُلُوبِهِمْ: kableri | أَكِنَّةً: kabuklar | أَنْ: | يَفْقَهُوهُ: onu anlamalarına engel olacak | وَفِي: ve | اذَانِهِمْ: kulaklarına | وَقْرًا: bir ağırlık | وَإِذَا: ve zaman | ذَكَرْتَ: andığın | رَبَّكَ: Rabbini | فِي: | الْقُرْانِ: Kur'an'da | وَحْدَهُ: birliğini | وَلَّوْا: dönüp | عَلَىٰ: | أَدْبَارِهِمْ: arkalarına | نُفُورًا: kaçarlar | (17:46)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|نَحْنُ: biz | أَعْلَمُ: gayet iyi biliyoruz | بِمَا: ne sebeple | يَسْتَمِعُونَ: dinlediklerini | بِهِ: onların | إِذْ: | يَسْتَمِعُونَ: dinlerken | إِلَيْكَ: seni | وَإِذْ: ve zaman | هُمْ: onlar | نَجْوَىٰ: fısıldaşırken | إِذْ: zaman | يَقُولُ: dedikleri | الظَّالِمُونَ: zalimlerin | إِنْ: | تَتَّبِعُونَ: siz uymuyorsunuz | إِلَّا: başkasına | رَجُلًا: bir adamdan | مَسْحُورًا: büyülenmiş | (17:47)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|انْظُرْ: bak | كَيْفَ: nasıl | ضَرَبُوا: misaller verdiler | لَكَ: sana | الْأَمْثَالَ: bezetmelerle | فَضَلُّوا: şaştılar | فَلَا: artık bir daha | يَسْتَطِيعُونَ: bulamazlar | سَبِيلًا: yolu | (17:48)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَقَالُوا: ve dediler ki | أَإِذَا: mi? | كُنَّا: biz iken | عِظَامًا: kemikler | وَرُفَاتًا: ve ufalanmış toprak | أَإِنَّا: biz miyiz? | لَمَبْعُوثُونَ: diriltilecek | خَلْقًا: yaratılışla | جَدِيدًا: yeni bir | (17:49)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|قُلْ: de ki | كُونُوا: (ister) olun | حِجَارَةً: taş | أَوْ: veya | حَدِيدًا: demir | (17:50)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.