Kırık Meal (Arapça) : |وَقَالَ: ve dedi(ler) | الَّذِينَ: kimseler | كَفَرُوا: inkar eden(ler) | لِلَّذِينَ: kimseler için | امَنُوا: inanan(lar) | لَوْ: şayet | كَانَ: olsaydı | خَيْرًا: iyi bir şey | مَا: | سَبَقُونَا: bizi geçemezlerdi | إِلَيْهِ: ona (inanmada) | وَإِذْ: zaman ise | لَمْ: | يَهْتَدُوا: hidayete ermedikleri | بِهِ: onunla | فَسَيَقُولُونَ: diyeceklerdir ki | هَٰذَا: bu | إِفْكٌ: bir yalandır | قَدِيمٌ: eski |
Kırık Meal (Harekesiz) : |وقال WGELve dedi(ler) | الذين ELZ̃YNkimseler | كفروا KFRWEinkar eden(ler) | للذين LLZ̃YNkimseler için | آمنوا ËMNWEinanan(lar) | لو LWşayet | كان KENolsaydı | خيرا ḢYREiyi bir şey | ما ME | سبقونا SBGWNEbizi geçemezlerdi | إليه ÎLYHona (inanmada) | وإذ WÎZ̃zaman ise | لم LM | يهتدوا YHTD̃WEhidayete ermedikleri | به BHonunla | فسيقولون FSYGWLWNdiyeceklerdir ki | هذا HZ̃Ebu | إفك ÎFKbir yalandır | قديم GD̃YMeski |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve ḳāle: ve dedi(ler) | elleƶīne: kimseler | keferū: inkar eden(ler) | lilleƶīne: kimseler için | āmenū: inanan(lar) | lev: şayet | kāne: olsaydı | ḣayran: iyi bir şey | mā: | sebeḳūnā: bizi geçemezlerdi | ileyhi: ona (inanmada) | ve iƶ: zaman ise | lem: | yehtedū: hidayete ermedikleri | bihi: onunla | feseyeḳūlūne: diyeceklerdir ki | hāƶā: bu | ifkun: bir yalandır | ḳadīmun: eski |
Kırık Meal (Transcript) : |VGEL: ve dedi(ler) | ELZ̃YN: kimseler | KFRVE: inkar eden(ler) | LLZ̃YN: kimseler için | ËMNVE: inanan(lar) | LV: şayet | KEN: olsaydı | ḢYRE: iyi bir şey | ME: | SBGVNE: bizi geçemezlerdi | ÎLYH: ona (inanmada) | VÎZ̃: zaman ise | LM: | YHTD̃VE: hidayete ermedikleri | BH: onunla | FSYGVLVN: diyeceklerdir ki | HZ̃E: bu | ÎFK: bir yalandır | GD̃YM: eski |
Abdulbaki Gölpınarlı : Kâfir olanlar, inananlara dediler ki: Eğer bir hayır olsaydı onlar, bizi geçemezlerdi ve Kur'ân'la doğru yolu bulmadıkları için de diyecekler ki bu, çok eski bir yalan.
Adem Uğur : İnkâr edenler, iman edenler hakkında dediler ki: "Bu iş bir hayır olsaydı, onlar bizi geçemezlerdi." Fakat onlar bununla doğru yola girmek arzusunda olmadıkları için "Bu eski bir yalandır" diyecekler.
Ahmed Hulusi : Hakikat bilgisini inkâr edenler, iman edenlere dedi ki: "Eğer hayırlı olsaydı, Ona ulaşmakta bizi geçemezlerdi". . . Onunla hidâyet bulmadıkları için: "Bu eski bir yalandır" diyecekler!
Ahmet Tekin : Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, iman edenlere:
'Eğer İslâm’da bir hayır, bir menfaat olsaydı, onlar, İslâm’ı kabulde bizi geçemezlerdi.' derler. Onlar, böyle derken, doğru yola girmeye istekli olmadıkları için:
'Bu eski bir yalandır.' da diyecekler.
Ahmet Varol : İnkar edenler iman edenler için dediler ki: 'Eğer (İslam) hayırlı bir şey olsaydı ona ulaşmada bizi geçemezlerdi.' Onunla doğru yola erişemeyince: 'Bu eski bir uydurmadır' diyecekler.
Ali Bulaç : İnkâr edenler, iman edenler için dediler ki: "Eğer O (Kur'an veya iman) hayırlı bir şey olsaydı, ona bizden önce koşup yetişemezlerdi." Oysa onlar, onunla hidayete ermediklerinden: "Bu, eski bir yalandır" diyecekler.
Ali Fikri Yavuz : Bir de kâfirler, iman edenler hakkında şöyle dediler: “- Eğer o (Peygamberin dini) hayır olsaydı, bizden evvel (fakirler ve biçareler) ona koşmazlardı.” Böyle demekle, maksadlarına erişemeyince de; (Ku’an’ı inkâr etmek için) şöyle diyecekler: “- bu Kur’an eski bir yalandır.”
Bekir Sadak : Inkar edenler, inananlar icin: «Eger Islamiyet'te bir hayir olsaydi, bu hususta bizden one gecemezlerdi"derler. Bununla dogru yola girmedikleri icin de, «Bu, eski bir uydurmadir» derler.
Celal Yıldırım : İnkâr edenler, imân edenlerle ilgili olarak derler ki: «Eğer İslâm, bir iyilik olsaydı, elbette onlar bizim önümüze geçemezlerdi.» Kur'ân ile doğru yolu bulmayı düşünmedikleri için de, «bu çok eski bir uydurmadır !» derler.
Diyanet İşleri : İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler.
Diyanet İşleri (eski) : İnkar edenler, inananlar için: 'Eğer İslamiyet'te bir hayır olsaydı, bu hususta bizden öne geçemezlerdi' derler. Bununla doğru yola girmedikleri için de, 'Bu, eski bir uydurmadır' derler.
Diyanet Vakfi : İnkâr edenler, iman edenler hakkında dediler ki: «Bu iş bir hayır olsaydı, onlar bizi geçemezlerdi.» Fakat onlar bununla doğru yola girmek arzusunda olmadıkları için «Bu eski bir yalandır» diyecekler.
Edip Yüksel : İnkar edenler, inananlara, 'O iyi bir şey olsaydı onlar (İsrail oğulları) bizden öne geçemezlerdi' derler ve ona yol bulamadıkları için, 'Bu bir efsanedir' diyeceklerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : İnkâr edenler, iman edenler için: «Eğer İslâm'da bir hayır olsaydı onlar, onu kabulde bizi geçemezlerdi.» derler. Bununla muvaffak olamayınca da: «Bu eski bir yalandır.» diyeceklerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bir de küfredenler, iman edenler hakkında dediler ki: «Eğer O bir hayır olsaydı, bizden önce ona koşmazlardı.» Bununla başarılı olamayınca da: « Bu, eski bir yalan.» diyecekler.
Elmalılı Hamdi Yazır : Bir de küfredenler, iyman edenler hakkında dediler ki: eğer o bir hayr olsa idi bizden evvel ona koşmazlardı, bununla muvaffak olamayınca da şöyle diyecekler: bu eski bir yalan
Fizilal-il Kuran : İnkar edenler inananlar için: «Eğer İslam iyi bir şey olsaydı, onlar ona uymada bizi geçemezlerdi» derler. Onlar doğru yola girmedikleri için de «Bu, eski bir uydurmadır» derler.
Gültekin Onan : Küfredenler inananlar için dediler ki: "Eğer O (Kuran veya iman) hayırlı bir şey olsaydı, ona bizden önce koşup yetişemezlerdi." Oysa onlar onunla hidayete ermediklerinden: "Bu, eski bir yalandır" diyecekler.
Hakkı Yılmaz : "Ve kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmiş olan kişiler, iman etmiş kişiler için: “Eğer bir hayır, çıkar olsaydı, onlar, ona bizim önümüze geçemezlerdi; önce biz mü’min olur çıkarı biz alırdık” dediler. Bununla kılavuzlandıkları doğru yola girmeyince de: “Bu eski bir uydurmadır” diyeceklerdir. "
Hasan Basri Çantay : O kâfirler, îman edenler hakkında dedi (ler) ki: «Eğer (îman) bir hayır olsaydı bizden evvel ona koşmazlardı». (Bunu söyleyenler) onunla hidâyeti kabul etmedikleri de «Bu, eski bir yalandır» diyeceklerdir.
Hayrat Neşriyat : Buna rağmen inkâr edenler, îmân edenler için dedi ki: 'Eğer (Muhammed’in getirdiği dinde) bir hayır olsaydı, (etrâfındaki şu fakir insanlar) ona (ulaşmakta) bizi geçemezlerdi!' Ve (o inkâr edenler), onunla (Kur’ân’la) hidâyete eremediklerinden, artık: 'O, eski bir yalandır!' diyeceklerdir.
İbni Kesir : O küfredenler, inananlar için : Bu iş, bir hayır olsaydı; onlar bunda bizi geçemezlerdi, dediler. Onlar bununla hidayete ermediklerinden; bu, eski bir uydurmadır, diyeceklerdir.
İskender Evrenosoğlu : İnkâr edenler, âmenû olanlara: “Eğer O hayırlı olsaydı, O'na (saygıda, îmânda) bizi geçemezlerdi.” dediler. O'nunla (Kur'ân'la) hidayete eremeyince o zaman “Bu, eski bir yalandır.” diyecekler.
Muhammed Esed : Fakat hakikati inkara şartlanmış olanlar, iman edenlere şöyle derler: "Eğer bu (mesaj)da bir hayır olsaydı, bu (insanlar) onu kabul etmekte bizim önümüze geçmezlerdi!" Ve onlar, bu (mesaj) sayesinde hidayete ulaşmayı reddettiklerinden, her zaman, "Bu (yalnızca) eski bir yalandır!" diyecekler.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve kâfir olanlar, imân edenler için dedi ki: «Eğer bir hayır olsa idi bu hususta bizden öne bizi geçemezlerdi.» Ve onlar bununla (Kur'an ile) hidâyete eremedikleri vakit de hemen diyeceklerdir ki: «İşte bu, eski bir iftiradır.»
Ömer Öngüt : İnkâr edenler iman edenler için: "Eğer bu (din) bir hayır olsaydı, onlar bizi geçemezlerdi. " dediler. Fakat onlar bununla hidayete ermek arzusunda olmadıkları için: "Bu eski bir uydurmadır. " diyeceklerdir.
Şaban Piriş : İnkar edenler, iman edenler için: -Eğer bir hayır olsaydı, ona bizden önce ulaşmazlardı. Onunla doğru yolu görmedikleri için: -Bu, eski bir yalandır.
Suat Yıldırım : İnkâr edenler bir de, müminler hakkında şöyle derler: "Bu İslâm dini eğer önemli ve değerli bir şey olsaydı, bu Müslümanlar akıllarını kullanıp onu anlamakta bizi geçemezlerdi." Kendileri bunu başaramayınca "Bu, zaten eski, modası geçmiş bir yalan!" deyip geçiştirmek isterler.
Süleyman Ateş : İnkâr edenler, inananlar için "(Muhammed'in getirdiği) iyi bir şey olsaydı (şu zavallı kişiler) ona inanmada bizi geçemezlerdi, (biz onlardan önce inanırdık)" dediler. Onlar, onun gösterdiği doğru yola eremediklerinden: "Bu eski bir yalandır," diyeceklerdir.
Tefhim-ul Kuran : Küfretmekte olanlar, iman etmekte olanlar için dedi ki: «Eğer O (Kur'an veya iman) hayırlı bir şey olsaydı, ona bizden önce koşup yetişemezlerdi.» Oysa onlar, onunla hidayete ermediklerinden: «Bu, eski bir yalandır» diyecekler.
Ümit Şimşek : İnkâr edenler iman edenler için dediler ki: 'Eğer bu işte bir hayır olsaydı, ona uymakta bunlar bizi geçemezdi.' Sonra da, Kur'ân ile doğru yolu bulmayı reddettikleri için, 'Bu eski bir uydurma' deyip çıkacaklar.
Yaşar Nuri Öztürk : İnkâr edenler, inananlara şöyle derler: "Eğer bu, hayırlı bir şey olsaydı, bunlar ona inanmakta bizi geçemezlerdi." Bununla umduklarını bulamayınca şöyle diyecekler: "Bu, eski bir uydurmadır."