Önceki Sonraki

46:26Ahkâf Suresi 26. Ayet

Kuran Sırası: 46 İniş Sırası: 66
1234567891011121314151617181920212223242526272829303132333435

46:26Ahkâf Suresi 26. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
ولقد
veleḳad
|
ve andolsun
Kombi Müfredat
مكناهم
mekkennāhum
MKN|م ك ن
onlara imkan vermiştik
3
فيما
fīmā
|
şeyi
4
إن
in
|
Kombi Müfredat
مكناكم
mekkennākum
MKN|م ك ن
size vermediğimiz
6
فيه
fīhi
|
onu
Kombi Müfredat
وجعلنا
ve ceǎlnā
CAL|ج ع ل
ve yaratmıştık
8
لهم
lehum
|
onlara
Kombi Müfredat
سمعا
sem'ǎn
SMA|س م ع
kulaklar
10 Kombi Müfredat
وأبصارا
ve ebSāran
BṦR|ب ص ر
ve gözler
11 Kombi Müfredat
وأفئدة
ve ef'ideten
FED̃|ف ا د
ve gönüller
12
فما
femā
|
fakat
13 Kombi Müfredat
أغنى
eğnā
ĞNY|غ ن ي
sağlamadı
14
عنهم
ǎnhum
|
kendilerine
15 Kombi Müfredat
سمعهم
sem'ǔhum
SMA|س م ع
kulakları
16
ولا
ve lā
|
ne de
17 Kombi Müfredat
أبصارهم
ebSāruhum
BṦR|ب ص ر
gözleri
18
ولا
ve lā
|
ne de
19 Kombi Müfredat
أفئدتهم
ef'idetuhum
FED̃|ف ا د
gönülleri
20
من
min
|
bir
21 Kombi Müfredat
شيء
şey'in
ŞYE|ش ي ا
şey (yarar)
22
إذ
|
zira
23 Kombi Müfredat
كانوا
kānū
KVN|ك و ن
24 Kombi Müfredat
يجحدون
yecHadūne
CḪD̃|ج ح د
bile bile inkar ediyorlardı
25 Kombi Müfredat
بآيات
biāyāti
EYY|ا ي ي
ayetlerini
26
الله
llahi
|
Allah'ın
27 Kombi Müfredat
وحاق
ve Hāḳa
ḪYG|ح ي ق
ve kuşatıverdi
28
بهم
bihim
|
kendilerini
29
ما
|
şey
30 Kombi Müfredat
كانوا
kānū
KVN|ك و ن
oldukları
31
به
bihi
|
onunla
32 Kombi Müfredat
يستهزئون
yestehziūne
HZE|ه ز ا
alay edip duruyor(lar)
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَلَقَدْ: ve andolsun | مَكَّنَّاهُمْ: onlara imkan vermiştik | فِيمَا: şeyi | إِنْ: | مَكَّنَّاكُمْ: size vermediğimiz | فِيهِ: onu | وَجَعَلْنَا: ve yaratmıştık | لَهُمْ: onlara | سَمْعًا: kulaklar | وَأَبْصَارًا: ve gözler | وَأَفْئِدَةً: ve gönüller | فَمَا: fakat | أَغْنَىٰ: sağlamadı | عَنْهُمْ: kendilerine | سَمْعُهُمْ: kulakları | وَلَا: ne de | أَبْصَارُهُمْ: gözleri | وَلَا: ne de | أَفْئِدَتُهُمْ: gönülleri | مِنْ: bir | شَيْءٍ: şey (yarar) | إِذْ: zira | كَانُوا: | يَجْحَدُونَ: bile bile inkar ediyorlardı | بِايَاتِ: ayetlerini | اللَّهِ: Allah'ın | وَحَاقَ: ve kuşatıverdi | بِهِمْ: kendilerini | مَا: şey | كَانُوا: oldukları | بِهِ: onunla | يَسْتَهْزِئُونَ: alay edip duruyor(lar) | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |ولقد WLGD̃ ve andolsun | مكناهم MKNEHM onlara imkan vermiştik | فيما FYME şeyi | إن ÎN | مكناكم MKNEKM size vermediğimiz | فيه FYH onu | وجعلنا WCALNE ve yaratmıştık | لهم LHM onlara | سمعا SMAE kulaklar | وأبصارا WÊBṦERE ve gözler | وأفئدة WÊFÙD̃T ve gönüller | فما FME fakat | أغنى ÊĞN sağlamadı | عنهم ANHM kendilerine | سمعهم SMAHM kulakları | ولا WLE ne de | أبصارهم ÊBṦERHM gözleri | ولا WLE ne de | أفئدتهم ÊFÙD̃THM gönülleri | من MN bir | شيء ŞYÙ şey (yarar) | إذ ÎZ̃ zira | كانوا KENWE | يجحدون YCḪD̃WN bile bile inkar ediyorlardı | بآيات B ËYET ayetlerini | الله ELLH Allah'ın | وحاق WḪEG ve kuşatıverdi | بهم BHM kendilerini | ما ME şey | كانوا KENWE oldukları | به BH onunla | يستهزئون YSTHZÙWN alay edip duruyor(lar) | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |veleḳad: ve andolsun | mekkennāhum: onlara imkan vermiştik | fīmā: şeyi | in: | mekkennākum: size vermediğimiz | fīhi: onu | ve ceǎlnā: ve yaratmıştık | lehum: onlara | sem'ǎn: kulaklar | ve ebSāran: ve gözler | ve ef'ideten: ve gönüller | femā: fakat | eğnā: sağlamadı | ǎnhum: kendilerine | sem'ǔhum: kulakları | ve lā: ne de | ebSāruhum: gözleri | ve lā: ne de | ef'idetuhum: gönülleri | min: bir | şey'in: şey (yarar) | : zira | kānū: | yecHadūne: bile bile inkar ediyorlardı | biāyāti: ayetlerini | llahi: Allah'ın | ve Hāḳa: ve kuşatıverdi | bihim: kendilerini | : şey | kānū: oldukları | bihi: onunla | yestehziūne: alay edip duruyor(lar) | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VLGD̃: ve andolsun | MKNEHM: onlara imkan vermiştik | FYME: şeyi | ÎN: | MKNEKM: size vermediğimiz | FYH: onu | VCALNE: ve yaratmıştık | LHM: onlara | SMAE: kulaklar | VÊBṦERE: ve gözler | VÊFÙD̃T: ve gönüller | FME: fakat | ÊĞN: sağlamadı | ANHM: kendilerine | SMAHM: kulakları | VLE: ne de | ÊBṦERHM: gözleri | VLE: ne de | ÊFÙD̃THM: gönülleri | MN: bir | ŞYÙ: şey (yarar) | ÎZ̃: zira | KENVE: | YCḪD̃VN: bile bile inkar ediyorlardı | B ËYET: ayetlerini | ELLH: Allah'ın | VḪEG: ve kuşatıverdi | BHM: kendilerini | ME: şey | KENVE: oldukları | BH: onunla | YSTHZÙVN: alay edip duruyor(lar) | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve andolsun ki biz onlara, size vermediğimiz gücü kuvveti vermiştik ve onlara kulak, göz ve gönül vermiştik; derken Allah'ın delillerini, bile bile inkâr ettikleri zaman onlara gelen azâbı, ne kulakları menedebilmişti ve ne gözleri ve ne gönülleri ve alay ettikleri, başlarına gelmişti.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Andolsun ki, onlara da size vermediğimiz kudret ve serveti vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir fayda sağlamadı. Zira bile bile Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıverdi.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Andolsun ki, size vermediğimiz imkânları onlara verdik. . . Onlara kulaklar, gözler ve hakikati kavrayacak kalpler oluşturduk. . . Bile bile Allâh'ın işaretlerini inkâr etmeleri yüzünden; onların ne kulakları, ne gözleri ve ne de FUADLARı (Esmâ mânâ özelliklerini şuura yansıtıcılar - beyne kopyalanmış kalp nöronları) onlardan bir şey savmadı! Alay etmekte oldukları şey onları ihâta etti!Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Andolsun, onlara, size vermediğimiz imkân, kudret, iktidar, servet ve itibar vermiştik. Onlara kulaklar, gözler, akıllar ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri, kalpleri ve akılları onlara hiçbir fayda sağlamadı. Çünkü onlar Allah’ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı. Alay edip durdukları şeyin gücü kendilerini sarıverdi, işlerini bitirdi.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Andolsun ki, onlara size vermediğimiz imkanları vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve gönüller verdik. Ancak kulakları, gözleri ve gönülleri kendilerine bir şey sağlamadı. Çünkü onlar bile bile Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Alaya aldıkları şey kendilerini kuşatıverdi.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Andolsun, biz onları, sizleri kendisinde yerleşik kılmadığımız yerlerde (size vermediğimiz güç ve iktidar imkanlarıyla) yerleşik kıldık ve onlara işitme, görme (duyularını) ve gönüller verdik. Ancak ne işitme, ne görme (duyuları) ve ne gönülleri kendilerine herhangi bir şey sağlamadı. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Alay konusu edindikleri şey, onları sarıp kuşattı.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : And olsun ki, biz onlara (mal ve kuvvetten ibaret) öyle şeyler vermiştik ki, size o kuvvet ve iktidarı vermemişizdir. Hem (bu nimeti anlasınlar diye) kendilerine kulak, gözler ve kalbler vermiştik. Fakat ne onların kulağı, ne gözleri, ne de kalbleri kendilerine bir fayda vermedi; çünkü Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlardı. O istihza ettikleri azab da kendilerini kuşatıverdi.Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Ey Mekke'li putperestler! And olsun ki onlari, sizi yerlestirmedigimiz yerlere yerlestirmistik. Onlara kulaklar, gozler ve kalbler vermistik; ama kulaklari, gozleri ve kalbleri onlara bir fayda saglamadi, zira, Allah'in ayetlerini bile bile inkar ediyorlardi, alaya aldiklari seyler onlari kusatip yokediverdi. *Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : And olsun ki, biz onları, sizi yerleştirmediğimiz yerlere yerleştirmiş, kendilerine kulaklar, gözler, gönüller vermiştik; fakat ne kulakları, ne gözleri, ne de gönülleri onlara bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah'ın âyetlerini bile bile inâdla inkâr ediyorlardı. Alaya alıp eğlendikleri şeyler onları kuşattı.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Andolsun, size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : And olsun ki onlara, size vermediğimiz servet ve imkanı vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve kalbler vermiştik; ama kulakları, gözleri ve kalbleri onlara bir fayda sağlamadı, zira, Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlardı, alaya aldıkları şeyler onları kuşatıp yokediverdi.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Andolsun ki, onlara da size vermediğimiz kudret ve serveti vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir fayda sağlamadı. Zira bile bile Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıverdi.Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Sizi yerleştirmediğimiz yerlere yerleştirmiştik onları. Onlara işitme ve görme duyuları ile beyinler vermiştik. ALLAH'ın ayet ve mucizelerini bile bile inkar ettikleri için ne işitme, ne görme duyuları ve ne de beyinleri onlara hiç bir yarar sağlamadı. Alaya aldıkları şeyler kendilerini çepeçevre kuşatıverdi.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : And olsun ki, biz onlara size vermediğimiz imkanlar vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri onlara hiçbir fayda sağlamadı. Çünkü onlar Allah'ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı. Alay etmekte oldukları şey de onları sarıp kuşattı.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Andolsun ki, Biz onlara, size vermediğimiz güç ve imkanları vermiştik. Onlar için kulaklar, gözler ve gönüller yapmıştık, ama ne kulakları, ne gözleri ve ne de gönülleri kendilerine bir fayda sağladı. Çünkü Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlardı. O alay ettikleri şey de kendilerini kuşatıverdi.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Yemîn ile söylerim: doğrusu biz onlara öyle şeyler vermiş idik ki size o kuvvet ve mükneti vermemişizdir, hem kendileri için kulak ve gözler, gönüller yapmış idik ki ne kulakları, ne gözleri, ne gönülleri kendilerine bir faide vermedi, zira Allahın âyetlerini inkâr ediyorlardı, o istihza ettikleri şey de kendilerini kuşatıverdiDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Onlara size vermediğimiz servet ve kuvvet vermiştik, onlara kulaklar, gözler ve gönüller yaratmıştık. Fakat ne kulakları ne gözleri ne de gönülleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Zira düşünüp ibret almıyorlardı, tersine bile bile Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar. Ve alay edip durdukları şey kendilerini kuşatıverdi.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Andolsun, biz onları, sizleri kendisinde yerleşik kılmadığımız yerlerde (size vermediğimiz güç ve iktidar imkanlarıyla) yerleşik kıldık ve onlara işitme, görme (duyularını) ve yürekler (efideten) verdik. Ancak ne işitme, ne görme (duyuları) ve ne yürekleri (efidetühüm) kendilerine herhangi bir şey sağlamadı. Çünkü onlar, Tanrı'nın ayetlerini inkar ediyorlardı. Alay konusu edindikleri şey onları sarıp kuşattı.Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : "Ve andolsun ki Biz, sizi güçlü kılmadığımız şeylerde onları güçlü kılmıştık; size vermediğimiz imkânları onlara vermiştik. Onlara da kulaklar, gözler ve duygular vermiştik. Buna rağmen kulakları, gözleri ve duyguları onlara hiçbir yarar sağlamadı/ kendilerinden hiçbir şeyi uzaklaştıramadı. Çünkü onlar, Allah'ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı. Alay etmekte oldukları şey de onları sarıp kuşatıverdi. "Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Andolsun ki size bile vermediğiniz imkânlardan (cihetlerden) biz onlara (nice) kudret vermişdik. Onlara kulak (lar), gözler, gönüller de vermişdik. Fakat ne kulakları, ne gözleri, ne gönülleri onlara hiçbir şeyle fâide vermedi. Çünkü onlar Allahın âyetlerini bilerek inkâr ediyorlardı. (Nihayet) istihza edegeldikleri şey çepçevre kendilerini kuşatıverdi. Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : And olsun ki, size kendisi hakkında imkânlar vermediğimiz hususlarda, onlara imkân vermiştik; onlara da kulaklar, gözler ve kalbler vermiştik. Fakat ne kulakları, ne gözleri, ne de kalbleri onlara hiçbir şeyden fayda vermedi. Çünki Allah’ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı da (sonunda) kendisiyle alay etmekte oldukları (azab) onları kuşatıverdi.Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Andolsun ki; onları, sizi yerleştirmediğimiz yerlere yerleştirmiştik. Ve kendilerine kulaklar, gözler ve kalbler vermiştik. Ne var ki; kulakları, gözleri ve kalbleri onlara bir fayda sağlamadı. Çünkü onlar; Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlardı. Sonunda onları alay ettikleri şey kuşatıverdi.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Ve andolsun ki Biz, onlara size dahi vermediğimiz imkânları verdik. Ve onlara işitme, görme hassaları ve idrak verdik. Fakat işitme ve görme hassaları onlara fayda sağlamadı. Ve idrakleri de onlara bir şey sağlamadı. Allah'ın âyetlerini bilerek inkâr ediyorlardı. Ve alay etmiş oldukları şey onları kuşattı.Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Ama (ey sonraki dönemin insanları;) Biz size sağlamadığımız bir emniyet içinde onları yerleştirmiş ve kendilerine kulaklar, gözler ve (kavrayan) kalpler bahşetmiştik; ama Allah'ın mesajlarını reddetmeye devam ettikleri için ne kulakları, ne gözleri ne de kalpleri onlara bir fayda sağlamadı; ve (sonunda) alay ettikleri şey tarafından kuşatılıp alt edildiler.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Andolsun ki, onları öyle bir şeyde temkin etmiş idik ki, sizi onda temkin etmiş olmadık ve onlar için kulak ve gözler ve kalbler vermiştik. Fakat onlara ne işitmeleri ve ne gözleri ve ne de kalbleri bir şeyden fâidebahş olmadı. Çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlardı ve onları kendisiyle istihzâ eder oldukları şey kuşatıverdi.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Andolsun ki onlara size vermediğimizi vermiş, (onları sizi yerleştirmediğimiz yerlere yerleştirmiş)tik. Kendilerine kulaklar, gözler ve gönüller vermiştik. Fakat ne kulakları, ne gözleri, ne de gönülleri onlara bir fayda sağlamadı. Zira bile bile Allah'ın âyetlerini inatla inkâr ediyorlardı. Alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıverdi.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Onları, size vermediğimiz şeylerle güçlendirmiştik. Onlara, kulak, göz ve kalbler vermiştik. Fakat, kulakları, gözleri ve kalpleri onlara fayda vermedi. Zira Allah’ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlardı ve kendisiyle alay ettikleri şey onları kuşatıverdi.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Gerçekten, Biz onlara, size vermediğimiz imkânlar vermiştik. Kulaklar, gözler ve gönüller lütfetmiştik kendilerine. Fakat ne kulakları, ne gözleri, ne de gönülleri kendilerine hiçbir fayda vermedi.Çünkü onlar Allah’ın âyetlerini bile bile, inatla inkâr ediyorlardı. Neticede alaya aldıkları o azap kendilerini her taraftan sarıverdi.Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Onlara size vermediğimiz servet ve kuvveti vermiştik, onlara kulaklar, gözler ve gönüller yaratmıştık. Fakat ne kulakları, ne gözleri ne de gönülleri kendilerine bir yarar sağladı. Zira (düşünüp ibret almıyorlar, tersine) bile bile Allâh'ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıverdi.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Andolsun, biz onları, sizleri kendisinde yerleşik kılmadığımız yerlerde (size vermediğimiz güç ve iktidar imkânlarıyla) yerleşik kıldık ve onlara işitme, görme (duygularını) ve gönüller verdik. Ancak ne işitme, ne görme (duyuları) ve ne gönülleri kendilerine herhangi bir şey sağlamadı; Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini inkâr ediyorlardı. Alay konusu edindikleri şey, onları sarıp kuşattı.Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : And olsun, size vermediğimiz imkânları Biz onlara vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve kalpler de vermiştik. Fakat ne kulakları, ne gözleri, ne de kalpleri bir işe yaramadı; çünkü Allah'ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı. Sonunda, alay edip durdukları şey onları çepeçevre kuşatıverdi.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Yemin olsun, onlara, size vermediğimiz imkân ve kudreti vermiştik. Onlar için işitme gücü, gözler ve gönüller oluşturmuştuk. Fakat, işitme güçleri de gözleri de gönülleri de kendilerine hiçbir yarar sağlamadı/kendilerinden hiçbir şeyi uzaklaştıramadı; çünkü ayetlerimize karşı direniyorlardı. Ve alaya aldıkları şey, onları kuşatıp sardı.Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.