» 42 / Sûrâ  40:

Kuran Sırası: 42
İniş Sırası: 62
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53

 » 42 / Sûrâ  Suresi: 40
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَجَزَاءُ (VCZEÙ) = vecezā'u : ve cezası
2. سَيِّئَةٍ (SYÙT) = seyyietin : kötülüğün
3. سَيِّئَةٌ (SYÙT) = seyyietun : bir kütülüktür
4. مِثْلُهَا (MS̃LHE) = miṧluhā : yine onun gibi
5. فَمَنْ (FMN) = femen : fakat kim
6. عَفَا (AFE) = ǎfā : affederse
7. وَأَصْلَحَ (VÊṦLḪ) = ve eSleHa : ve barışırsa
8. فَأَجْرُهُ (FÊCRH) = feecruhu : onun mükafatı
9. عَلَى (AL) = ǎlā : aittir
10. اللَّهِ (ELLH) = llahi : Allah'a
11. إِنَّهُ (ÎNH) = innehu : doğrusu O
12. لَا (LE) = lā :
13. يُحِبُّ (YḪB) = yuHibbu : sevmez
14. الظَّالِمِينَ (ELƵELMYN) = Z-Zālimīne : zalimleri
ve cezası | kötülüğün | bir kütülüktür | yine onun gibi | fakat kim | affederse | ve barışırsa | onun mükafatı | aittir | Allah'a | doğrusu O | | sevmez | zalimleri |

[CZY] [SVE] [SVE] [MS̃L] [] [AFV] [ṦLḪ] [ECR] [] [] [] [] [ḪBB] [ƵLM]
VCZEÙ SYÙT SYÙT MS̃LHE FMN AFE VÊṦLḪ FÊCRH AL ELLH ÎNH LE YḪB ELƵELMYN

vecezā'u seyyietin seyyietun miṧluhā femen ǎfā ve eSleHa feecruhu ǎlā llahi innehu yuHibbu Z-Zālimīne
وجزاء سيئة سيئة مثلها فمن عفا وأصلح فأجره على الله إنه لا يحب الظالمين

 » 42 / Sûrâ  Suresi: 40
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وجزاء ج ز ي | CZY VCZEÙ vecezā'u ve cezası (The) recompense
سيئة س و ا | SVE SYÙT seyyietin kötülüğün (of) an evil
سيئة س و ا | SVE SYÙT seyyietun bir kütülüktür (is) an evil
مثلها م ث ل | MS̃L MS̃LHE miṧluhā yine onun gibi like it.
فمن | FMN femen fakat kim But whoever
عفا ع ف و | AFV AFE ǎfā affederse pardons
وأصلح ص ل ح | ṦLḪ VÊṦLḪ ve eSleHa ve barışırsa and makes reconciliation,
فأجره ا ج ر | ECR FÊCRH feecruhu onun mükafatı then his reward
على | AL ǎlā aittir (is) on
الله | ELLH llahi Allah'a Allah.
إنه | ÎNH innehu doğrusu O Indeed, He
لا | LE (does) not
يحب ح ب ب | ḪBB YḪB yuHibbu sevmez like
الظالمين ظ ل م | ƵLM ELƵELMYN Z-Zālimīne zalimleri the wrongdoers.

42:40 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

ve cezası | kötülüğün | bir kütülüktür | yine onun gibi | fakat kim | affederse | ve barışırsa | onun mükafatı | aittir | Allah'a | doğrusu O | | sevmez | zalimleri |

[CZY] [SVE] [SVE] [MS̃L] [] [AFV] [ṦLḪ] [ECR] [] [] [] [] [ḪBB] [ƵLM]
VCZEÙ SYÙT SYÙT MS̃LHE FMN AFE VÊṦLḪ FÊCRH AL ELLH ÎNH LE YḪB ELƵELMYN

vecezā'u seyyietin seyyietun miṧluhā femen ǎfā ve eSleHa feecruhu ǎlā llahi innehu yuHibbu Z-Zālimīne
وجزاء سيئة سيئة مثلها فمن عفا وأصلح فأجره على الله إنه لا يحب الظالمين

[ج ز ي] [س و ا] [س و ا] [م ث ل] [] [ع ف و] [ص ل ح] [ا ج ر] [] [] [] [] [ح ب ب] [ظ ل م]

 » 42 / Sûrâ  Suresi: 40
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وجزاء ج ز ي | CZY VCZEÙ vecezā'u ve cezası (The) recompense
Vav,Cim,Ze,Elif,,
6,3,7,1,,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – nominative masculine noun
الواو عاطفة
اسم مرفوع
سيئة س و ا | SVE SYÙT seyyietin kötülüğün (of) an evil
Sin,Ye,,Te merbuta,
60,10,,400,
N – genitive feminine indefinite noun
اسم مجرور
سيئة س و ا | SVE SYÙT seyyietun bir kütülüktür (is) an evil
Sin,Ye,,Te merbuta,
60,10,,400,
N – nominative feminine indefinite noun
اسم مرفوع
مثلها م ث ل | MS̃L MS̃LHE miṧluhā yine onun gibi like it.
Mim,Se,Lam,He,Elif,
40,500,30,5,1,
N – nominative masculine noun
PRON – 3rd person feminine singular possessive pronoun
اسم مرفوع و«ها» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
فمن | FMN femen fakat kim But whoever
Fe,Mim,Nun,
80,40,50,
REM – prefixed resumption particle
REL – relative pronoun
الفاء استئنافية
اسم موصول
عفا ع ف و | AFV AFE ǎfā affederse pardons
Ayn,Fe,Elif,
70,80,1,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
وأصلح ص ل ح | ṦLḪ VÊṦLḪ ve eSleHa ve barışırsa and makes reconciliation,
Vav,,Sad,Lam,Ha,
6,,90,30,8,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine singular (form IV) perfect verb
الواو عاطفة
فعل ماض
فأجره ا ج ر | ECR FÊCRH feecruhu onun mükafatı then his reward
Fe,,Cim,Re,He,
80,,3,200,5,
REM – prefixed resumption particle
N – nominative masculine noun
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
الفاء استئنافية
اسم مرفوع والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
على | AL ǎlā aittir (is) on
Ayn,Lam,,
70,30,,
P – preposition
حرف جر
الله | ELLH llahi Allah'a Allah.
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – genitive proper noun → Allah"
لفظ الجلالة مجرور
إنه | ÎNH innehu doğrusu O Indeed, He
,Nun,He,
,50,5,
ACC – accusative particle
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
حرف نصب والهاء ضمير متصل في محل نصب اسم «ان»
لا | LE (does) not
Lam,Elif,
30,1,
NEG – negative particle
حرف نفي
يحب ح ب ب | ḪBB YḪB yuHibbu sevmez like
Ye,Ha,Be,
10,8,2,
V – 3rd person masculine singular (form IV) imperfect verb
فعل مضارع
الظالمين ظ ل م | ƵLM ELƵELMYN Z-Zālimīne zalimleri the wrongdoers.
Elif,Lam,Zı,Elif,Lam,Mim,Ye,Nun,
1,30,900,1,30,40,10,50,
N – accusative masculine plural active participle
اسم منصوب
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |وَجَزَاءُ: ve cezası | سَيِّئَةٍ: kötülüğün | سَيِّئَةٌ: bir kütülüktür | مِثْلُهَا: yine onun gibi | فَمَنْ: fakat kim | عَفَا: affederse | وَأَصْلَحَ: ve barışırsa | فَأَجْرُهُ: onun mükafatı | عَلَى: aittir | اللَّهِ: Allah'a | إِنَّهُ: doğrusu O | لَا: | يُحِبُّ: sevmez | الظَّالِمِينَ: zalimleri |
Kırık Meal (Harekesiz) : |وجزاء WCZEÙ ve cezası | سيئة SYÙT kötülüğün | سيئة SYÙT bir kütülüktür | مثلها MS̃LHE yine onun gibi | فمن FMN fakat kim | عفا AFE affederse | وأصلح WÊṦLḪ ve barışırsa | فأجره FÊCRH onun mükafatı | على AL aittir | الله ELLH Allah'a | إنه ÎNH doğrusu O | لا LE | يحب YḪB sevmez | الظالمين ELƵELMYN zalimleri |
Kırık Meal (Okunuş) : |vecezā'u: ve cezası | seyyietin: kötülüğün | seyyietun: bir kütülüktür | miṧluhā: yine onun gibi | femen: fakat kim | ǎfā: affederse | ve eSleHa: ve barışırsa | feecruhu: onun mükafatı | ǎlā: aittir | llahi: Allah'a | innehu: doğrusu O | : | yuHibbu: sevmez | Z-Zālimīne: zalimleri |
Kırık Meal (Transcript) : |VCZEÙ: ve cezası | SYÙT: kötülüğün | SYÙT: bir kütülüktür | MS̃LHE: yine onun gibi | FMN: fakat kim | AFE: affederse | VÊṦLḪ: ve barışırsa | FÊCRH: onun mükafatı | AL: aittir | ELLH: Allah'a | ÎNH: doğrusu O | LE: | YḪB: sevmez | ELƵELMYN: zalimleri |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve kötülüğün karşılığı, ona benzer bir kötü cezâdır. Gerçekten de kim bağışlar ve barışı sağlarsa mükâfâtı, Allah'a âittir; şüphe yok ki o, zulmedenleri sevmez.
Adem Uğur : Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah'a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.
Ahmed Hulusi : Bir kötülüğün karşılığı, onun benzeri bir kötülüktür! Kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allâh'ın üzerinedir. . . Muhakkak ki O, zâlimleri sevmez.
Ahmet Tekin : Bir kötülüğün cezası, o kötülüğe denk bir ceza olmalıdır. Kim sorgusuz sualsiz affeder ve sulha vesile olursa, onun mükâfatı Allah’a aittir. Allah zâlimleri, haksız davranışlarda bulunanları sevmez.
Ahmet Varol : Bir kötülüğün cezası onun benzeri bir kötülüktür. Kim affeder ve barışı sağlarsa onun ecri Allah'a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.
Ali Bulaç : Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup sağlarsa) artık onun ecri Allah'a aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez.
Ali Fikri Yavuz : Kötülüğün cezası da ona denk bir kötülüktür. Fakat kim bağışlar ve (kendisiyle düşmanı arasını) düzeltirse, onun mükâfatı Allah’a aiddir. Elbette O, zalimleri sevmez.
Bekir Sadak : Bir kotulugun karsilgi, ayni sekilde bir kotuluktur. Ama kim affeder ve barisirsa, onun ecri Allah'a aittir. Dogrusu O, zulmedenleri sevmez.
Celal Yıldırım : Bir kötülüğün cezası, misliyle kötülüktür. Artık kim affeder de barıştan yana olursa, onun mükâfatı Allah'a aittir. Çünkü Allah elbette zâlimleri sevmez.
Diyanet İşleri : Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Şüphesiz O, zâlimleri sevmez.
Diyanet İşleri (eski) : Bir kötülüğün karşılığı, aynı şekilde bir kötülüktür. Ama kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allah'a aittir. Doğrusu O, zulmedenleri sevmez.
Diyanet Vakfi : Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah'a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.
Edip Yüksel : Kötülüğün cezası, benzeri bir kötülüktür; ancak kim affeder ve erdemli davranırsa ALLAH tarafından ödüllendirilir. O, zalimleri sevmez.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Bir kötülüğün cezası yine onun gibi bir kötülüktür, ama kim affeder, bağışlarsa onun mükafatı Allah'a aittir. Şüphesiz ki Allah, zalimleri sevmez.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Kötülüğün cezası yine onun gibi bir kötülüktür. Ama kim affedip islah ederse onun mükafatı Allah'a aittir. Şüphesiz o zalimleri sevmez.
Elmalılı Hamdi Yazır : Kötülüğün cezası da misli kötülüktür, fakat her kim afvedip ıslâh ederse onun da ecri Allahadır, her halde o zalimleri sevmez
Fizilal-il Kuran : Kötülüğün cezası, yine onun gibi bir kötülüktür. Kim affeder, barışırsa onun mükafatı Allah'a aittir. Doğrusu Allah zalimleri sevmez.
Gültekin Onan : Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup sağlarsa) artık onun ecri Tanrı'ya aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez.
Hakkı Yılmaz : "Ve bir kötülüğün cezası, onun gibi bir kötülüktür. Ama kim affeder ve düzeltirse, artık onun ücreti Allah'a aittir. Şüphesiz ki O, şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapanları sevmez. "
Hasan Basri Çantay : Kötülüğün karşılığı ona denk bir kötülük (bir misilleme) dir. Fakat kim afveder, barışı sağlarsa mükâfatı Allaha âiddir. Şübhe yok ki O, zaalimleri asla sevmez.
Hayrat Neşriyat : Bir kötülüğün cezâsı ise, onun misli olan bir kötülüktür. Artık kim affeder ve ıslâh eder (arayı düzeltir)se, işte onun mükâfâtı Allah’a âiddir. Muhakkak ki O, zâlimleri sevmez.
İbni Kesir : Kötülüğün karşılığı; ona denk bir kötülüktür. Kim, affeder ve ıslah ederse; ecri Allah'a aittir. Muhakkak ki Allah; zalimleri sevmez.
İskender Evrenosoğlu : Bir kötülüğün cezası onun misli kadar kötülüktür. Fakat kim affeder ve ıslâh ederse artık onun ecri (mükâfatı) Allah'a aittir. Muhakkak ki O (Allah), zalimleri sevmez.
Muhammed Esed : Ama (unutma ki,) kötülüğü cezalandırma (teşebbüsü) de, bizatihi bir kötülük olabilir; o halde, kim (düşmanını) affeder ve barış yaparsa mükafatı Allah katındadır, çünkü O, zalimleri sevmez.
Ömer Nasuhi Bilmen : Bir kötülüğün cezası da onun misli bir kötülüktür. Fakat kim affeder ve ıslahta bulunursa artık onun mükâfaatı da Allah'a aittir. Şüphe yok ki O, zalimleri sevmez.
Ömer Öngüt : Kötülüğün cezası yine onun gibi kötülüktür. Amma kim affeder, barışırsa, onun mükâfatı Allah'a âittir. Doğrusu O, zulmedenleri sevmez.
Şaban Piriş : Bir kötülüğün cezası, onun benzeri bir kötülüktür. Kim de affeder ve düzeltirse, onun mükafatı Allah’a aittir. Allah, zalimleri sevmez.
Suat Yıldırım : Ama unutmayın ki haksızlığın karşılığı, yapılan haksızlık kadar olabilir, fazlası helâl olmaz. Bununla beraber kim affeder, haksızlık edenle arasını düzeltirse onun da mükâfatı artık Allah’a yaraşan tarzda olur.Şu kesindir ki Allah zalimleri sevmez.
Süleyman Ateş : Kötülüğün cezâsı, yine onun gibi bir kötülüktür. Kim affeder, barışırsa onun mükâfâtı Allah'a âittir. Doğrusu O, zâlimleri sevmez.
Tefhim-ul Kuran : Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup sağlarsa) artık onun ecri Allah'a aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez.
Ümit Şimşek : Kötülüğün karşılığı, ona denk bir kötülüktür. Fakat kim bağışlar ve barış yolunu seçerse, onun ödülü Allah'a aittir. O ise zalimleri hiç sevmez.
Yaşar Nuri Öztürk : Bir kötülüğün cezası, tıpkısı bir kötülüktür. Fakat affedip barışmayı esas alanın ücretini bizzat Allah verir. O, zalimleri hiç sevmez.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}