» 42 / Sûrâ  21:

Kuran Sırası: 42
İniş Sırası: 62
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53

 » 42 / Sûrâ  Suresi: 21
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. أَمْ (ÊM) = em : yoksa
2. لَهُمْ (LHM) = lehum : onların var (mı?)
3. شُرَكَاءُ (ŞRKEÙ) = şurakā'u : ortakları
4. شَرَعُوا (ŞRAVE) = şeraǔ : şeriat kılan
5. لَهُمْ (LHM) = lehum : kendilerine
6. مِنَ (MN) = mine :
7. الدِّينِ (ELD̃YN) = d-dīni : dini
8. مَا (ME) = mā :
9. لَمْ (LM) = lem :
10. يَأْذَنْ (YÊZ̃N) = ye'ƶen : izin vermediği
11. بِهِ (BH) = bihi : onu
12. اللَّهُ (ELLH) = llahu : Allah'ın
13. وَلَوْلَا (VLVLE) = velevlā : eğer olmasaydı
14. كَلِمَةُ (KLMT) = kelimetu : sözü
15. الْفَصْلِ (ELFṦL) = l-feSli : ayırım
16. لَقُضِيَ (LGŽY) = leḳuDiye : derhal hüküm verilirdi
17. بَيْنَهُمْ (BYNHM) = beynehum : aralarında
18. وَإِنَّ (VÎN) = ve inne : ve kuşkusuz
19. الظَّالِمِينَ (ELƵELMYN) = Z-Zālimīne : zalimler (için)
20. لَهُمْ (LHM) = lehum : onlara vardır
21. عَذَابٌ (AZ̃EB) = ǎƶābun : bir azab
22. أَلِيمٌ (ÊLYM) = elīmun : acıklı
yoksa | onların var (mı?) | ortakları | şeriat kılan | kendilerine | | dini | | | izin vermediği | onu | Allah'ın | eğer olmasaydı | sözü | ayırım | derhal hüküm verilirdi | aralarında | ve kuşkusuz | zalimler (için) | onlara vardır | bir azab | acıklı |

[] [] [ŞRK] [ŞRA] [] [] [D̃YN] [] [] [EZ̃N] [] [] [] [KLM] [FṦL] [GŽY] [BYN] [] [ƵLM] [] [AZ̃B] [ELM]
ÊM LHM ŞRKEÙ ŞRAVE LHM MN ELD̃YN ME LM YÊZ̃N BH ELLH VLVLE KLMT ELFṦL LGŽY BYNHM VÎN ELƵELMYN LHM AZ̃EB ÊLYM

em lehum şurakā'u şeraǔ lehum mine d-dīni lem ye'ƶen bihi llahu velevlā kelimetu l-feSli leḳuDiye beynehum ve inne Z-Zālimīne lehum ǎƶābun elīmun
أم لهم شركاء شرعوا لهم من الدين ما لم يأذن به الله ولولا كلمة الفصل لقضي بينهم وإن الظالمين لهم عذاب أليم

 » 42 / Sûrâ  Suresi: 21
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
أم | ÊM em yoksa Or
لهم | LHM lehum onların var (mı?) for them
شركاء ش ر ك | ŞRK ŞRKEÙ şurakā'u ortakları (are) partners
شرعوا ش ر ع | ŞRA ŞRAVE şeraǔ şeriat kılan who have ordained
لهم | LHM lehum kendilerine for them
من | MN mine of
الدين د ي ن | D̃YN ELD̃YN d-dīni dini the religion
ما | ME what
لم | LM lem not
يأذن ا ذ ن | EZ̃N YÊZ̃N ye'ƶen izin vermediği Allah has given permission of it
به | BH bihi onu Allah has given permission of it
الله | ELLH llahu Allah'ın Allah has given permission of it
ولولا | VLVLE velevlā eğer olmasaydı And if not
كلمة ك ل م | KLM KLMT kelimetu sözü (for) a word
الفصل ف ص ل | FṦL ELFṦL l-feSli ayırım decisive,
لقضي ق ض ي | GŽY LGŽY leḳuDiye derhal hüküm verilirdi surely, it (would have) been judged
بينهم ب ي ن | BYN BYNHM beynehum aralarında between them.
وإن | VÎN ve inne ve kuşkusuz And indeed,
الظالمين ظ ل م | ƵLM ELƵELMYN Z-Zālimīne zalimler (için) the wrongdoers,
لهم | LHM lehum onlara vardır for them
عذاب ع ذ ب | AZ̃B AZ̃EB ǎƶābun bir azab (is a) punishment
أليم ا ل م | ELM ÊLYM elīmun acıklı painful.

42:21 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

yoksa | onların var (mı?) | ortakları | şeriat kılan | kendilerine | | dini | | | izin vermediği | onu | Allah'ın | eğer olmasaydı | sözü | ayırım | derhal hüküm verilirdi | aralarında | ve kuşkusuz | zalimler (için) | onlara vardır | bir azab | acıklı |

[] [] [ŞRK] [ŞRA] [] [] [D̃YN] [] [] [EZ̃N] [] [] [] [KLM] [FṦL] [GŽY] [BYN] [] [ƵLM] [] [AZ̃B] [ELM]
ÊM LHM ŞRKEÙ ŞRAVE LHM MN ELD̃YN ME LM YÊZ̃N BH ELLH VLVLE KLMT ELFṦL LGŽY BYNHM VÎN ELƵELMYN LHM AZ̃EB ÊLYM

em lehum şurakā'u şeraǔ lehum mine d-dīni lem ye'ƶen bihi llahu velevlā kelimetu l-feSli leḳuDiye beynehum ve inne Z-Zālimīne lehum ǎƶābun elīmun
أم لهم شركاء شرعوا لهم من الدين ما لم يأذن به الله ولولا كلمة الفصل لقضي بينهم وإن الظالمين لهم عذاب أليم

[] [] [ش ر ك] [ش ر ع] [] [] [د ي ن] [] [] [ا ذ ن] [] [] [] [ك ل م] [ف ص ل] [ق ض ي] [ب ي ن] [] [ظ ل م] [] [ع ذ ب] [ا ل م]

 » 42 / Sûrâ  Suresi: 21
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
أم | ÊM em yoksa Or
,Mim,
,40,
CONJ – coordinating conjunction
حرف عطف
لهم | LHM lehum onların var (mı?) for them
Lam,He,Mim,
30,5,40,
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun
جار ومجرور
شركاء ش ر ك | ŞRK ŞRKEÙ şurakā'u ortakları (are) partners
Şın,Re,Kef,Elif,,
300,200,20,1,,
N – nominative masculine plural noun
اسم مرفوع
شرعوا ش ر ع | ŞRA ŞRAVE şeraǔ şeriat kılan who have ordained
Şın,Re,Ayn,Vav,Elif,
300,200,70,6,1,
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
لهم | LHM lehum kendilerine for them
Lam,He,Mim,
30,5,40,
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun
جار ومجرور
من | MN mine of
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
الدين د ي ن | D̃YN ELD̃YN d-dīni dini the religion
Elif,Lam,Dal,Ye,Nun,
1,30,4,10,50,
N – genitive masculine noun
اسم مجرور
ما | ME what
Mim,Elif,
40,1,
REL – relative pronoun
اسم موصول
لم | LM lem not
Lam,Mim,
30,40,
NEG – negative particle
حرف نفي
يأذن ا ذ ن | EZ̃N YÊZ̃N ye'ƶen izin vermediği Allah has given permission of it
Ye,,Zel,Nun,
10,,700,50,
V – 3rd person masculine singular imperfect verb, jussive mood
فعل مضارع مجزوم
به | BH bihi onu Allah has given permission of it
Be,He,
2,5,
P – prefixed preposition bi
PRON – 3rd person masculine singular personal pronoun
جار ومجرور
الله | ELLH llahu Allah'ın Allah has given permission of it
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – nominative proper noun → Allah"
لفظ الجلالة مرفوع
ولولا | VLVLE velevlā eğer olmasaydı And if not
Vav,Lam,Vav,Lam,Elif,
6,30,6,30,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
COND – conditional particle
الواو عاطفة
حرف شرط
كلمة ك ل م | KLM KLMT kelimetu sözü (for) a word
Kef,Lam,Mim,Te merbuta,
20,30,40,400,
N – nominative feminine noun
اسم مرفوع
الفصل ف ص ل | FṦL ELFṦL l-feSli ayırım decisive,
Elif,Lam,Fe,Sad,Lam,
1,30,80,90,30,
N – genitive masculine noun
اسم مجرور
لقضي ق ض ي | GŽY LGŽY leḳuDiye derhal hüküm verilirdi surely, it (would have) been judged
Lam,Gaf,Dad,Ye,
30,100,800,10,
EMPH – emphatic prefix lām
V – 3rd person masculine singular passive perfect verb
اللام لام التوكيد
فعل ماض مبني للمجهول
بينهم ب ي ن | BYN BYNHM beynehum aralarında between them.
Be,Ye,Nun,He,Mim,
2,10,50,5,40,
LOC – accusative location adverb
PRON – 3rd person masculine plural possessive pronoun
ظرف مكان منصوب و«هم» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
وإن | VÎN ve inne ve kuşkusuz And indeed,
Vav,,Nun,
6,,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
ACC – accusative particle
الواو عاطفة
حرف نصب
الظالمين ظ ل م | ƵLM ELƵELMYN Z-Zālimīne zalimler (için) the wrongdoers,
Elif,Lam,Zı,Elif,Lam,Mim,Ye,Nun,
1,30,900,1,30,40,10,50,
N – accusative masculine plural active participle
اسم منصوب
لهم | LHM lehum onlara vardır for them
Lam,He,Mim,
30,5,40,
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun
جار ومجرور
عذاب ع ذ ب | AZ̃B AZ̃EB ǎƶābun bir azab (is a) punishment
Ayn,Zel,Elif,Be,
70,700,1,2,
N – nominative masculine indefinite noun
اسم مرفوع
أليم ا ل م | ELM ÊLYM elīmun acıklı painful.
,Lam,Ye,Mim,
,30,10,40,
ADJ – nominative masculine singular indefinite adjective
صفة مرفوعة
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |أَمْ: yoksa | لَهُمْ: onların var (mı?) | شُرَكَاءُ: ortakları | شَرَعُوا: şeriat kılan | لَهُمْ: kendilerine | مِنَ: | الدِّينِ: dini | مَا: | لَمْ: | يَأْذَنْ: izin vermediği | بِهِ: onu | اللَّهُ: Allah'ın | وَلَوْلَا: eğer olmasaydı | كَلِمَةُ: sözü | الْفَصْلِ: ayırım | لَقُضِيَ: derhal hüküm verilirdi | بَيْنَهُمْ: aralarında | وَإِنَّ: ve kuşkusuz | الظَّالِمِينَ: zalimler (için) | لَهُمْ: onlara vardır | عَذَابٌ: bir azab | أَلِيمٌ: acıklı |
Kırık Meal (Harekesiz) : |أم ÊM yoksa | لهم LHM onların var (mı?) | شركاء ŞRKEÙ ortakları | شرعوا ŞRAWE şeriat kılan | لهم LHM kendilerine | من MN | الدين ELD̃YN dini | ما ME | لم LM | يأذن YÊZ̃N izin vermediği | به BH onu | الله ELLH Allah'ın | ولولا WLWLE eğer olmasaydı | كلمة KLMT sözü | الفصل ELFṦL ayırım | لقضي LGŽY derhal hüküm verilirdi | بينهم BYNHM aralarında | وإن WÎN ve kuşkusuz | الظالمين ELƵELMYN zalimler (için) | لهم LHM onlara vardır | عذاب AZ̃EB bir azab | أليم ÊLYM acıklı |
Kırık Meal (Okunuş) : |em: yoksa | lehum: onların var (mı?) | şurakā'u: ortakları | şeraǔ: şeriat kılan | lehum: kendilerine | mine: | d-dīni: dini | : | lem: | ye'ƶen: izin vermediği | bihi: onu | llahu: Allah'ın | velevlā: eğer olmasaydı | kelimetu: sözü | l-feSli: ayırım | leḳuDiye: derhal hüküm verilirdi | beynehum: aralarında | ve inne: ve kuşkusuz | Z-Zālimīne: zalimler (için) | lehum: onlara vardır | ǎƶābun: bir azab | elīmun: acıklı |
Kırık Meal (Transcript) : |ÊM: yoksa | LHM: onların var (mı?) | ŞRKEÙ: ortakları | ŞRAVE: şeriat kılan | LHM: kendilerine | MN: | ELD̃YN: dini | ME: | LM: | YÊZ̃N: izin vermediği | BH: onu | ELLH: Allah'ın | VLVLE: eğer olmasaydı | KLMT: sözü | ELFṦL: ayırım | LGŽY: derhal hüküm verilirdi | BYNHM: aralarında | VÎN: ve kuşkusuz | ELƵELMYN: zalimler (için) | LHM: onlara vardır | AZ̃EB: bir azab | ÊLYM: acıklı |
Abdulbaki Gölpınarlı : Yoksa Allah'ın emir ve izin vermediği bir dîni onlara kuran ortaklar mı var? Azâbın, mukadder bir zamâna geciktirilmesi takdîr edilmemiş olsaydı çoktan aralarında hükmedilir giderdi ve şüphe yok ki zâlimleredir elemli azap.
Adem Uğur : Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği bir dini getiren ortakları mı var? Eğer erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz zalimlere can yakıcı bir azap vardır.
Ahmed Hulusi : Yoksa onların, Din'den Allâh'ın izin vermediği şeyi kendileri için meşru kılan ortakları mı var? Eğer zamanı geldiğinde ayrışma olacağı sözü olmasaydı, elbette aralarında hükmolunurdu. . . Zâlimlere gelince, onlar için feci bir azap vardır.
Ahmet Tekin : Yoksa onların, Allah’ın dinde, şeriatta ruhsat vermediği şeyi, kendilerine meşrû kılacak mâbutları mı var? Eğer insanların sorumlu tutularak muhakeme edileceği, mükâfaata nâil olanla cezaya müstehak olanların ayırt edileceği ile ilgili Allah’ın koyduğu-kurduğu mühlet verilen bir düzen olmasaydı, elbette müşriklerle mabut saydıkları putlar arasında acilen yargı gerçekleştirilir, icra edilirdi. Kesinlikle inkârda, isyanda, şirkte ısrar eden, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimler için, can yakıp inleten müthiş cezalar vardır.
Ahmet Varol : Yoksa onların, dinden Allah'ın izin vermediklerini kendilerine meşru kılan ortakları mı var? Eğer ayırım sözü olmasaydı aralarında hüküm verilmiş olurdu. Gerçekten zalimler için acıklı bir azap vardır.
Ali Bulaç : Yoksa onların birtakım ortakları mı var ki, Allah'ın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine teşri' ettiler (bir şeriat kıldılar)? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı, elbette aralarında hüküm (karar) verilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır.
Ali Fikri Yavuz : Yoksa o kâfirlerin bir takım şeytanları (putları) var da, onlara, dinden Allah’ın izin vermediği şeyleri meşrû kıldılar, öyle mi? Eğer o fasıl kelimesi (azabın tehir edildiği ve amellerin ayırd edildiği kıyamet günü takdir edilmiş) olmasaydı, muhakkak aralarında hüküm verilir, işleri (helâkleri) bitiriliverirdi. Şübhe yok ki, zalimler için acıklı bir azab vardır.
Bekir Sadak : Yoksa, Allah'in dinde izin vermedigi bir seyi onlara mesru kilacak ortaklari mi vardir? Eger kesin yargi bulunmayacak olsaydi aralarinda hemen hukmedilirdi. Dogrusu, zalimlere can yakici azap vardir.
Celal Yıldırım : Yoksa Allah'ın izin vermediği dini, onlara meşru' kılıp ortaya koyan ortaklar mı var ? Eğer kesin bir söz geçmemiş olsaydı, aralarında hükmedilirdi de iş olup biterdi. Zâlimlere elbette elem verici bir azâb vardır.
Diyanet İşleri : Yoksa, Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zâlimler için elem dolu bir azap vardır.
Diyanet İşleri (eski) : Yoksa, Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi onlara meşru kılacak ortakları mı vardır? Eğer kesin yargı bulunmayacak olsaydı aralarında hemen hükmedilirdi. Doğrusu, zalimlere can yakıcı azap vardır.
Diyanet Vakfi : Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği bir dini getiren ortakları mı var? Eğer erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz zalimlere can yakıcı bir azap vardır.
Edip Yüksel : Yoksa ALLAH'ın izni olmadığı halde onlar için dini kurallar ve yasalar ortaya koyan ortakları mı var? Daha önce belirlenmiş bir karar olmasaydı onların arasında yargı verilirdi. Zalimlere acı bir azap vardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Yoksa onların, Allah'ın dinde izin vermediği şeyi kendilerine meşru kılacak ortakları mı vardır? Eğer azabın ertelenmesine dair kesin yargı sözü olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azab vardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Yoksa onların Allah'ın izin vermediği şeyleri dinde kendilerine meşru kılan ortakları mı var? Eğer o fasıl kelimesi (azabımın ertelenmesine dair ezelde geçen söz) olmasaydı aralarında hüküm verilir (işleri) bitirilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır : Yoksa onların şerikleri var, onlara dinden Allahın izin vermediği şeyleri meşru' kıldılar öyle mi? Eğer o fasıl kelimesi olmasa idi aralarında huküm icra edilir, bitirilirdi ve şübhesiz ki zâlimler için elîm bir azâb vardır
Fizilal-il Kuran : Yoksa, Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi onlara kanun kılacak ortakları mı vardır? Eğer azabı erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz zalimler için can yakıcı bir azap vardır.
Gültekin Onan : Yoksa onların birtakım ortakları mı var ki, Tanrı'nın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine teşri ettiler (bir şeriat kıldılar)? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı, elbette aralarında hüküm (karar) verilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır.
Hakkı Yılmaz : "Yoksa onların, Allah'ın dinde izin vermediği şeyi kendileri için meşru kılmış ortakları mı vardır? Eğer “Fasl Sözü” olmasaydı, aralarında kesinlikle işleri bitirilmişti. Ve şüphesiz şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapanlar; kendileri için acı bir azap olanlardır. "
Hasan Basri Çantay : Yoksa onların Allahın izin vermediği şeyleri (o fâsid) dîn (lerin) den kendilerine şerîat (çıkarıb) yapan ortakları mı var? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı aralarında mutlakaa (dünyâda icra) edilmiş (işleri bitirilmiş) di bile. Şübhesiz ki o zaalimler için hakkı çetin bir azâb vardır.
Hayrat Neşriyat : Yoksa onların, dinden Allah’ın kendisine izin vermediği şeyleri, kendilerine meşrû' kılan ortakları mı var? Hâlbuki (haklarında âhirette hüküm verileceğine dâir önceden söylenmiş) ayırma sözü olmasaydı, aralarında elbette hüküm verilmiş (işleri çoktan bitirilmiş)olurdu. İşte şübhesiz o zâlimler yok mu, onlar için, (pek) elemli bir azab vardır.
İbni Kesir : Yoksa Allah'ın izin vermediği bir şeyi, dinde onlara şeriat kılacak ortakları mı var? Şayet kesin söz bulunmayacak olsaydı; aralarında derhal hüküm verilirdi. Doğrusu zalimlere elim bir azab vardır.
İskender Evrenosoğlu : Yoksa Allah'ın, dînde izin vermediği şeyleri, onlara şeriat kılan ortakları mı var? Ve fasıl (ayırma) sözü geçmemiş olsaydı, mutlaka onların arasında (hemen) hüküm verilirdi. Ve muhakkak ki zalimler, onlar için elîm azap vardır.
Muhammed Esed : Yoksa onlar, (bu dünyadan başka bir şeyi önemsemeyenler,) Allah'ın asla izin vermediği şeyleri kendileri için (hukuki ve) ahlaki bir yükümlülük haline sokan sözde uluhiyet ortağı güçlere mi inanırlar? Nihai hüküm ile ilgili (Allah'ın) bir kararı bulunmasaydı, onlar arasında her şey (bu dünyada) hükme bağlanmış olurdu ama zalimleri (öteki dünyada) acı bir azap beklemektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen : Yoksa onlar için şerikler var da onlar için dinden kendisiyle Allah'ın izin vermediği şeyleri meşrû mu kıldılar? Ve eğer o fâsıl kelimesi olmasa idi elbette aralarında hüküm icra edilmiş olurdu ve şüphe yok ki o zalimler için elîm bir azab vardır.
Ömer Öngüt : Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği bir dini ortaya koyan ortakları mı var? Eğer erteleme sözü olmasaydı, derhâl aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz ki kâfirlere can yakıcı bir azap vardır.
Şaban Piriş : Yoksa onların hakimiyette ortakları mı var ki, Allah’ın din hususunda izin vermediği şeyleri kendileri için kanun yapıyorlar? Eğer “aralama“ sözü olmasaydı hemen aralarında iş bitirilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır.
Suat Yıldırım : Yoksa Yüce Allah’ın izin vermediği birtakım şeyleri kendilerine din diye kabul ettirmek isteyen putları mı var? Şayet Allah’ın cezayı ertelemeye dair hükmü olmasaydı işleri çoktan bitirilmişti. Zalimlere elbette gayet acı bir azap vardır.
Süleyman Ateş : Yoksa onların, kendilerine, Allâh'ın izin vermediği dini koyan ortaklar mı var? Eğer (bir süre fırsat verilmesi hakkında) karar olmasaydı derhal aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir)di. Kuşkusuz zâlimler için acı bir azâb vardır.
Tefhim-ul Kuran : Yoksa onların birtakım ortakları mı var ki, Allah'ın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine teşrî' ettiler (bir şeriat kıldılar)? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı, elbette aralarında hüküm (karar) verilirdi. Gerçekten zalimler için acıklı bir azap vardır.
Ümit Şimşek : Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği şeyleri din diye kendilerine yasallaştıran ortakları mı var? Hükmün ertelenmesine dair söz olmasaydı, onların aralarında iş çoktan bitirilirdi. Çünkü zalimlerin hakkı acı bir azaptır.
Yaşar Nuri Öztürk : Yoksa onların, dinden, Allah'ın izin vermediği şeyi kendileri için yasalaştıran ortakları mı var? Kesin ayrıma ilişkin söz olmasaydı, aralarında hüküm mutlaka verilirdi. O zalimler var ya, onlar için acıklı bir azap öngörülmüştür.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}