» 42 / Sûrâ  22:

Kuran Sırası: 42
İniş Sırası: 62
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53

 » 42 / Sûrâ  Suresi: 22
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. تَرَى (TR) = terā : görürsün
2. الظَّالِمِينَ (ELƵELMYN) = Z-Zālimīne : zalimlerin
3. مُشْفِقِينَ (MŞFGYN) = muşfiḳīne : korkudan titrediklerini
4. مِمَّا (MME) = mimmā : yüzünden
5. كَسَبُوا (KSBVE) = kesebū : yaptıkları işler
6. وَهُوَ (VHV) = ve huve : ve o
7. وَاقِعٌ (VEGA) = vāḳiǔn : başlarına inerken
8. بِهِمْ (BHM) = bihim : onların
9. وَالَّذِينَ (VELZ̃YN) = velleƶīne : fakat
10. امَنُوا ( ËMNVE) = āmenū : inananlar
11. وَعَمِلُوا (VAMLVE) = ve ǎmilū : ve yapanlar
12. الصَّالِحَاتِ (ELṦELḪET) = S-SāliHāti : iyi işler
13. فِي (FY) = fī :
14. رَوْضَاتِ (RVŽET) = ravDāti : bahçelerindedirler
15. الْجَنَّاتِ (ELCNET) = l-cennāti : cennet
16. لَهُمْ (LHM) = lehum : onlara vardır
17. مَا (ME) = mā : her şey
18. يَشَاءُونَ (YŞEÙVN) = yeşā'ūne : diledikleri
19. عِنْدَ (AND̃) = ǐnde : yanında
20. رَبِّهِمْ (RBHM) = rabbihim : Rablerinin
21. ذَٰلِكَ (Z̃LK) = ƶālike : işte
22. هُوَ (HV) = huve : budur
23. الْفَضْلُ (ELFŽL) = l-feDlu : lutuf
24. الْكَبِيرُ (ELKBYR) = l-kebīru : büyük
görürsün | zalimlerin | korkudan titrediklerini | yüzünden | yaptıkları işler | ve o | başlarına inerken | onların | fakat | inananlar | ve yapanlar | iyi işler | | bahçelerindedirler | cennet | onlara vardır | her şey | diledikleri | yanında | Rablerinin | işte | budur | lutuf | büyük |

[REY] [ƵLM] [ŞFG] [] [KSB] [] [VGA] [] [] [EMN] [AML] [ṦLḪ] [] [RVŽ] [CNN] [] [] [ŞYE] [AND̃] [RBB] [] [] [FŽL] [KBR]
TR ELƵELMYN MŞFGYN MME KSBVE VHV VEGA BHM VELZ̃YN ËMNVE VAMLVE ELṦELḪET FY RVŽET ELCNET LHM ME YŞEÙVN AND̃ RBHM Z̃LK HV ELFŽL ELKBYR

terā Z-Zālimīne muşfiḳīne mimmā kesebū ve huve vāḳiǔn bihim velleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti ravDāti l-cennāti lehum yeşā'ūne ǐnde rabbihim ƶālike huve l-feDlu l-kebīru
ترى الظالمين مشفقين مما كسبوا وهو واقع بهم والذين آمنوا وعملوا الصالحات في روضات الجنات لهم ما يشاءون عند ربهم ذلك هو الفضل الكبير

 » 42 / Sûrâ  Suresi: 22
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ترى ر ا ي | REY TR terā görürsün You will see
الظالمين ظ ل م | ƵLM ELƵELMYN Z-Zālimīne zalimlerin the wrongdoers
مشفقين ش ف ق | ŞFG MŞFGYN muşfiḳīne korkudan titrediklerini fearful
مما | MME mimmā yüzünden of what
كسبوا ك س ب | KSB KSBVE kesebū yaptıkları işler they earned,
وهو | VHV ve huve ve o and it
واقع و ق ع | VGA VEGA vāḳiǔn başlarına inerken (will) befall
بهم | BHM bihim onların [on] them.
والذين | VELZ̃YN velleƶīne fakat And those who
آمنوا ا م ن | EMN ËMNVE āmenū inananlar believe
وعملوا ع م ل | AML VAMLVE ve ǎmilū ve yapanlar and do
الصالحات ص ل ح | ṦLḪ ELṦELḪET S-SāliHāti iyi işler righteous deeds
في | FY (will be) in
روضات ر و ض | RVŽ RVŽET ravDāti bahçelerindedirler flowering meadows
الجنات ج ن ن | CNN ELCNET l-cennāti cennet (of) the Gardens,
لهم | LHM lehum onlara vardır for them
ما | ME her şey (is) whatever
يشاءون ش ي ا | ŞYE YŞEÙVN yeşā'ūne diledikleri they wish
عند ع ن د | AND̃ AND̃ ǐnde yanında with
ربهم ر ب ب | RBB RBHM rabbihim Rablerinin their Lord.
ذلك | Z̃LK ƶālike işte That -
هو | HV huve budur it
الفضل ف ض ل | FŽL ELFŽL l-feDlu lutuf (is) the Bounty
الكبير ك ب ر | KBR ELKBYR l-kebīru büyük the Great.

42:22 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

görürsün | zalimlerin | korkudan titrediklerini | yüzünden | yaptıkları işler | ve o | başlarına inerken | onların | fakat | inananlar | ve yapanlar | iyi işler | | bahçelerindedirler | cennet | onlara vardır | her şey | diledikleri | yanında | Rablerinin | işte | budur | lutuf | büyük |

[REY] [ƵLM] [ŞFG] [] [KSB] [] [VGA] [] [] [EMN] [AML] [ṦLḪ] [] [RVŽ] [CNN] [] [] [ŞYE] [AND̃] [RBB] [] [] [FŽL] [KBR]
TR ELƵELMYN MŞFGYN MME KSBVE VHV VEGA BHM VELZ̃YN ËMNVE VAMLVE ELṦELḪET FY RVŽET ELCNET LHM ME YŞEÙVN AND̃ RBHM Z̃LK HV ELFŽL ELKBYR

terā Z-Zālimīne muşfiḳīne mimmā kesebū ve huve vāḳiǔn bihim velleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti ravDāti l-cennāti lehum yeşā'ūne ǐnde rabbihim ƶālike huve l-feDlu l-kebīru
ترى الظالمين مشفقين مما كسبوا وهو واقع بهم والذين آمنوا وعملوا الصالحات في روضات الجنات لهم ما يشاءون عند ربهم ذلك هو الفضل الكبير

[ر ا ي] [ظ ل م] [ش ف ق] [] [ك س ب] [] [و ق ع] [] [] [ا م ن] [ع م ل] [ص ل ح] [] [ر و ض] [ج ن ن] [] [] [ش ي ا] [ع ن د] [ر ب ب] [] [] [ف ض ل] [ك ب ر]

 » 42 / Sûrâ  Suresi: 22
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ترى ر ا ي | REY TR terā görürsün You will see
Te,Re,,
400,200,,
V – 2nd person masculine singular imperfect verb
فعل مضارع
الظالمين ظ ل م | ƵLM ELƵELMYN Z-Zālimīne zalimlerin the wrongdoers
Elif,Lam,Zı,Elif,Lam,Mim,Ye,Nun,
1,30,900,1,30,40,10,50,
N – accusative masculine plural active participle
اسم منصوب
مشفقين ش ف ق | ŞFG MŞFGYN muşfiḳīne korkudan titrediklerini fearful
Mim,Şın,Fe,Gaf,Ye,Nun,
40,300,80,100,10,50,
N – accusative masculine plural (form IV) active participle
اسم منصوب
مما | MME mimmā yüzünden of what
Mim,Mim,Elif,
40,40,1,
P – preposition
REL – relative pronoun
حرف جر
اسم موصول
كسبوا ك س ب | KSB KSBVE kesebū yaptıkları işler they earned,
Kef,Sin,Be,Vav,Elif,
20,60,2,6,1,
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
وهو | VHV ve huve ve o and it
Vav,He,Vav,
6,5,6,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
PRON – 3rd person masculine singular personal pronoun
الواو عاطفة
ضمير منفصل
واقع و ق ع | VGA VEGA vāḳiǔn başlarına inerken (will) befall
Vav,Elif,Gaf,Ayn,
6,1,100,70,
N – nominative masculine indefinite active participle
اسم مرفوع
بهم | BHM bihim onların [on] them.
Be,He,Mim,
2,5,40,
P – prefixed preposition bi
PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun
جار ومجرور
والذين | VELZ̃YN velleƶīne fakat And those who
Vav,Elif,Lam,Zel,Ye,Nun,
6,1,30,700,10,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
REL – masculine plural relative pronoun
الواو عاطفة
اسم موصول
آمنوا ا م ن | EMN ËMNVE āmenū inananlar believe
,Mim,Nun,Vav,Elif,
,40,50,6,1,
V – 3rd person masculine plural (form IV) perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
وعملوا ع م ل | AML VAMLVE ve ǎmilū ve yapanlar and do
Vav,Ayn,Mim,Lam,Vav,Elif,
6,70,40,30,6,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
الواو عاطفة
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
الصالحات ص ل ح | ṦLḪ ELṦELḪET S-SāliHāti iyi işler righteous deeds
Elif,Lam,Sad,Elif,Lam,Ha,Elif,Te,
1,30,90,1,30,8,1,400,
N – genitive feminine plural active participle
اسم مجرور
في | FY (will be) in
Fe,Ye,
80,10,
P – preposition
حرف جر
روضات ر و ض | RVŽ RVŽET ravDāti bahçelerindedirler flowering meadows
Re,Vav,Dad,Elif,Te,
200,6,800,1,400,
N – genitive feminine plural noun
اسم مجرور
الجنات ج ن ن | CNN ELCNET l-cennāti cennet (of) the Gardens,
Elif,Lam,Cim,Nun,Elif,Te,
1,30,3,50,1,400,
N – genitive feminine plural noun
اسم مجرور
لهم | LHM lehum onlara vardır for them
Lam,He,Mim,
30,5,40,
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun
جار ومجرور
ما | ME her şey (is) whatever
Mim,Elif,
40,1,
REL – relative pronoun
اسم موصول
يشاءون ش ي ا | ŞYE YŞEÙVN yeşā'ūne diledikleri they wish
Ye,Şın,Elif,,Vav,Nun,
10,300,1,,6,50,
V – 3rd person masculine plural imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
عند ع ن د | AND̃ AND̃ ǐnde yanında with
Ayn,Nun,Dal,
70,50,4,
LOC – accusative location adverb
ظرف مكان منصوب
ربهم ر ب ب | RBB RBHM rabbihim Rablerinin their Lord.
Re,Be,He,Mim,
200,2,5,40,
N – genitive masculine noun
PRON – 3rd person masculine plural possessive pronoun
اسم مجرور و«هم» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
ذلك | Z̃LK ƶālike işte That -
Zel,Lam,Kef,
700,30,20,
DEM – masculine singular demonstrative pronoun
اسم اشارة
هو | HV huve budur it
He,Vav,
5,6,
PRON – 3rd person masculine singular personal pronoun
ضمير منفصل
الفضل ف ض ل | FŽL ELFŽL l-feDlu lutuf (is) the Bounty
Elif,Lam,Fe,Dad,Lam,
1,30,80,800,30,
N – nominative masculine noun
اسم مرفوع
الكبير ك ب ر | KBR ELKBYR l-kebīru büyük the Great.
Elif,Lam,Kef,Be,Ye,Re,
1,30,20,2,10,200,
ADJ – nominative masculine singular adjective
صفة مرفوعة
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |تَرَى: görürsün | الظَّالِمِينَ: zalimlerin | مُشْفِقِينَ: korkudan titrediklerini | مِمَّا: yüzünden | كَسَبُوا: yaptıkları işler | وَهُوَ: ve o | وَاقِعٌ: başlarına inerken | بِهِمْ: onların | وَالَّذِينَ: fakat | امَنُوا: inananlar | وَعَمِلُوا: ve yapanlar | الصَّالِحَاتِ: iyi işler | فِي: | رَوْضَاتِ: bahçelerindedirler | الْجَنَّاتِ: cennet | لَهُمْ: onlara vardır | مَا: her şey | يَشَاءُونَ: diledikleri | عِنْدَ: yanında | رَبِّهِمْ: Rablerinin | ذَٰلِكَ: işte | هُوَ: budur | الْفَضْلُ: lutuf | الْكَبِيرُ: büyük |
Kırık Meal (Harekesiz) : |ترى TR görürsün | الظالمين ELƵELMYN zalimlerin | مشفقين MŞFGYN korkudan titrediklerini | مما MME yüzünden | كسبوا KSBWE yaptıkları işler | وهو WHW ve o | واقع WEGA başlarına inerken | بهم BHM onların | والذين WELZ̃YN fakat | آمنوا ËMNWE inananlar | وعملوا WAMLWE ve yapanlar | الصالحات ELṦELḪET iyi işler | في FY | روضات RWŽET bahçelerindedirler | الجنات ELCNET cennet | لهم LHM onlara vardır | ما ME her şey | يشاءون YŞEÙWN diledikleri | عند AND̃ yanında | ربهم RBHM Rablerinin | ذلك Z̃LK işte | هو HW budur | الفضل ELFŽL lutuf | الكبير ELKBYR büyük |
Kırık Meal (Okunuş) : |terā: görürsün | Z-Zālimīne: zalimlerin | muşfiḳīne: korkudan titrediklerini | mimmā: yüzünden | kesebū: yaptıkları işler | ve huve: ve o | vāḳiǔn: başlarına inerken | bihim: onların | velleƶīne: fakat | āmenū: inananlar | ve ǎmilū: ve yapanlar | S-SāliHāti: iyi işler | : | ravDāti: bahçelerindedirler | l-cennāti: cennet | lehum: onlara vardır | : her şey | yeşā'ūne: diledikleri | ǐnde: yanında | rabbihim: Rablerinin | ƶālike: işte | huve: budur | l-feDlu: lutuf | l-kebīru: büyük |
Kırık Meal (Transcript) : |TR: görürsün | ELƵELMYN: zalimlerin | MŞFGYN: korkudan titrediklerini | MME: yüzünden | KSBVE: yaptıkları işler | VHV: ve o | VEGA: başlarına inerken | BHM: onların | VELZ̃YN: fakat | ËMNVE: inananlar | VAMLVE: ve yapanlar | ELṦELḪET: iyi işler | FY: | RVŽET: bahçelerindedirler | ELCNET: cennet | LHM: onlara vardır | ME: her şey | YŞEÙVN: diledikleri | AND̃: yanında | RBHM: Rablerinin | Z̃LK: işte | HV: budur | ELFŽL: lutuf | ELKBYR: büyük |
Abdulbaki Gölpınarlı : Görürsün ki zulmedenler, kazandıkları şeylerden dolayı korkup dururlar ve korktukları da başlarına gelecek ve inananlar ve iyi işlerde bulunanlarsa cennet bahçelerindedir, onlarındır Rableri katında ne dilerlerse; bu, pek büyük bir lütuftur, ihsândır.
Adem Uğur : Yaptıkları şeyler başlarına gelirken zalimlerin, korkudan titrediklerini göreceksin. İman edip iyi işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlara diledikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.
Ahmed Hulusi : Onların başına geldiğinde, (yaptıklarının sonucunda) kazandıklarından ötürü zâlimleri korku ile titreyenler olarak görürsün! İman edip imanın gereğini uygulayanlar ise cennetlerin en güzel yerlerindedirler. . . Onlar için Rablerinin indînde diledikleri her şey vardır. . . İşte bu! O büyük lütuftur!
Ahmet Tekin : İşledikleri ameller, yüklendikleri günahlardan dolayı cezaları uygulanırken, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, hakka riayet etmeyen zâlimlerin korkuyla karışık çekindiklerini görürsün. İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler, Cennetlerin bahçelerindedir. Onlar için Rableri katında Allah’ın sünnetinin düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde, dünyadaki amellerine, kazandıkları derecelerine göre diledikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.
Ahmet Varol : Zalimlerin kazandıklarından dolayı korktuklarını görürsün, o (kazandıklarının cezası) ise başlarına çöküverir. İman edip salih ameller işleyenlerse cennet bahçelerindedirler. Rablerinin katında onlara istedikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.
Ali Bulaç : (O gün) Zalimleri kazandıkları dolayısıyla korkuyla titrerlerken görürsün; o (yaptıkları) da üstlerine çöküvermiştir. İman edip salih amellerde bulunanlar ise, cennet bahçelerindedirler. Rableri katında her diledikleri onlarındır. İşte büyük fazl (nimet ve üstünlük) budur.
Ali Fikri Yavuz : (Kıyamet gününde) o zalimleri, kazandıkları kötülüklerden dolayı titrerlerken göreceksin!... Yaptıklarının cezası başlarına inecektir. İman edib salih ameller işliyenler ise, cennetlerin en hoş bahçelerindedirler. Onlara, Rablerinin katında ne isterlerse var. İşte (müminlere olan) bu cennet, en büyük ikramdır.
Bekir Sadak : Yaptiklari seyler baslarina gelirken, zalimlerin korkudan titrediklerini gorursun: Inanip yararli isler isleyenler cennet bahcelerindedirler. Rablerinin katinda, onlara diledikleri verilir. Iste buyuk lutuf budur.
Celal Yıldırım : Zâlimleri o gün, kazanıp elde ettikleri şeyden dolayı korku ve kuşku içinde görürsün. Oysa korktukları başlarına gelecektir. İmân edip iyi-yararlı amellerde bulunanlar ise Cennet bahçelerindedirler. Onların dilediği her şey Rabları yanındadır. İşte bu, büyük lütuf, büyük ihsandır.
Diyanet İşleri : Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur.
Diyanet İşleri (eski) : Yaptıkları şeyler başlarına gelirken, zalimlerin korkudan titrediklerini görürsün. İnanıp yararlı işler işleyenler cennet bahçelerindedirler. Rablerinin katında, onlara diledikleri verilir. İşte büyük lütuf budur.
Diyanet Vakfi : Yaptıkları şeyler başlarına gelirken zalimlerin, korkudan titrediklerini göreceksin. İman edip iyi işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlara diledikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.
Edip Yüksel : Yaptıkları işler başlarına gelirken zalimleri kaygı içinde görürsün. İnanıp erdemli davrananlar cennetlerin bahçelerindedir. Rableri katında diledikleri her şeyi alırlar. İşte bu, büyük lütuftur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Sen kıyamet günü kazandıkları şeyin cezası başlarına gelirken zalimlerin korkudan titrediklerini görürsün. İman edip salih amel işleyenler ise cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlar için istedikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : O zalimleri kazandıkları şeyin cezası tepelerine inerken korkudan titrerlerken göreceksin, iman edip güzel güzel işler yapanlar ise cennetlerin hoş hoş bahçelerinde olacaklardır. Rablerinin yanında onlar için her istedikleri vardır, işte bu büyük lütuf.
Elmalılı Hamdi Yazır : Göreceksin o zalimleri kazandıklarından titrerlerken, o ise tepelerine inmekte, iyman edip güzel güzel işler yapanlar ise Cennetlerin hoş hoş ravzalarında, onlara rablarının ındinde ne dilerlerse var, işte bu o büyük fadıl
Fizilal-il Kuran : Yaptıkları işler başlarına inerken zalimlerin, korkudan titrediklerini görürsün. Utanıp iyi işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Rab'lerinin yanında onlara diledikleri herşey vardır. İşte büyük lütuf budur.
Gültekin Onan : (O gün) Zalimleri kazandıkları dolayısıyla korkuyla titrerlerken görürsün; o (yaptıkları) da üstlerine çöküvermiştir. İnanıp salih amellerde bulunanlar ise cennet bahçelerindedirler. Rableri katında her diledikleri onlarındır. İşte büyük fazl budur.
Hakkı Yılmaz : "Kendilerine vaki olduğunda kazandıkları şeylerden dolayı şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapan o kimselerin ürktüklerini görürsün. İman etmiş, düzeltmeye yönelik işleri yapmış kimseler de cennetlerin bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlar için istedikleri şeyler vardır. İşte bu, büyük armağanın ta kendisidir. "
Hasan Basri Çantay : Sen o zaalimlerin (dünyâda) işleyib kazandıkları (kötülükler) yüzünden (kıyamet gününde nasıl) korkulara dûçâr olacaklarını — ki bu (kötülüklerin cezası o gün mutlakaa) onların başına gelecekdir — göreceksin. İman edib de iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunanlar ise cennetlerin (haas) bağçelerindedir. Rableri huzurunda ne dilerlerse (hepsi) onlarındır. İşte bu, büyük fazl (-u kerem) in ta kendisidir.
Hayrat Neşriyat : Kazandıkları (günahları)ndan dolayı (kıyâmet gününde) o zâlimleri çok korkan kimseler olarak görürsün; hâlbuki o (yaptıklarının vebâli), başlarına gelecek olan (bir netîce)dir. Îmân edip sâlih ameller işleyenler ise, Cennetlerin bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında, ne isterlerse vardır. İşte o (va'd olundukları pek) büyük lütuf, budur!
İbni Kesir : Göreceksin ki; zalimler yaptıkları şeyler başlarına gelirken korkudan titrerler. İman edip salih amel işleyenler ise cennet bahçelerindedirler. Rabblarının katında onlara diledikleri vardır. İşte bu; büyük lutfun kendisidir.
İskender Evrenosoğlu : Zalimlerin, kazandıklarından dolayı korkmuş olduklarını görürsün. Ve korktukları şey, onlar için vuku bulacaktır (başlarına gelecektir). Ve âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler) ve salih amel (nefs tezkiyesi) işleyenler, cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rab'lerinin katında diledikleri herşey vardır. İşte bu fazlul kebirdir (büyük fazl).
Muhammed Esed : Zalimlerin (öteki dünyada) kazandıkları şey(i düşünmek)ten korktuklarını göreceksin. Zaten korktukları başlarına mutlaka gelecektir. İmana erip doğru ve yararlı işler yapanları ise (cennetin) çiçek dolu bahçelerinde (bulacaksın). Onlar Rablerinin katında diledikleri her şeye sahip olacaklardır (ve) bu, büyük bir lütuftur, ki;
Ömer Nasuhi Bilmen : Zalimleri göreceksin ki, kazanmış oldukları şeylerden dolayı korkuculardır. Ve o (korktukları şey) onlara vaki olacaktır ve imân edenler ve sâlih sâlih amellerde bulunanlar ise cennetlerin bahçelerindedir. Onlar için Rablerinin indinde diledikleri şeyler vardır. İşte budur o en büyük inâyet.
Ömer Öngüt : Yaptıkları şeyler başlarına gelirken zâlimlerin korkudan titrediklerini görürsün. İman edip sâlih amel işleyenler ise cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.
Şaban Piriş : O başlarına geldiği zaman, kazandıkları yüzünden zalimlerin tir tir titrediklerini görürsün. İman edip, doğruları yapanlar ise cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rab’leri katında ne isterlerse vardır. İşte büyük ikram budur.
Suat Yıldırım : (Büyük duruşma günü) zalimlerin, kendi yaptıkları işlerden bucak bucak uzak durup, korkudan titrediklerini görürsün. Halbuki çare yok, onların cezası tepelerinin üstünde durmaktadır. İman edip makbul işler işleyenler ise, cennet bahçelerindedirler. Rab’leri yanında, cennette, istedikleri ne varsa kendilerine verilecektir. İşte bu da pek büyük bir lütuftur.
Süleyman Ateş : Yaptıkları işler başlarına inerken zâlimlerin, korkudan titrediklerini görürsün. Fakat inanıp iyi işler yapanlar cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlara diledikleri her şey vardır. İşte büyük lutuf budur.
Tefhim-ul Kuran : (O gün) Zalimleri kazanmakta oldukları dolayısıyla korkuyla titrerlerken görürsün; o (yaptıkları) da üstlerine çöküvermiştir. İman edip salih amellerde bulunanlar ise, cennet bahçelerindedirler. Rableri katında her diledikleri onlarındır. İşte büyük fazl (nimet ve üstünlük) budur.
Ümit Şimşek : O gün zalimleri, kendi kazandıkları şeyden korkar halde görürsün. Oysa korktukları başlarına gelecektir. İman edip güzel işler yapanlar ise Cennet bahçelerindedirler. Rableri katında onlar için istedikleri herşey vardır. Bu ise pek büyük bir lütuftur.
Yaşar Nuri Öztürk : Kazandıkları, tepelerine inerken o zalimlerin korkudan titrediklerini göreceksin. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlarsa cennetlerin bahçelerindedir. Rableri katında kendileri için, diledikleri herşey vardır. İşte budur o büyük lütuf.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}