» 35 / Fâtir  44:

Kuran Sırası: 35
İniş Sırası: 43
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45

 » 35 / Fâtir  Suresi: 44
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. أَوَلَمْ (ÊVLM) = evelem :
2. يَسِيرُوا (YSYRVE) = yesīrū : hiç gez(ip dolaş)madılar mı?
3. فِي (FY) = fī :
4. الْأَرْضِ (ELÊRŽ) = l-erDi : yeryüzünde
5. فَيَنْظُرُوا (FYNƵRVE) = fe yenZurū : görsünler
6. كَيْفَ (KYF) = keyfe : nasıl
7. كَانَ (KEN) = kāne : olduğunu
8. عَاقِبَةُ (AEGBT) = ǎāḳibetu : sonunun
9. الَّذِينَ (ELZ̃YN) = elleƶīne : kimselerin
10. مِنْ (MN) = min :
11. قَبْلِهِمْ (GBLHM) = ḳablihim : kendilerinden önceki
12. وَكَانُوا (VKENVE) = ve kānū : onlar idiler
13. أَشَدَّ (ÊŞD̃) = eşedde : daha güçlü
14. مِنْهُمْ (MNHM) = minhum : bunlardan
15. قُوَّةً (GVT) = ḳuvveten : kuvvet bakımından
16. وَمَا (VME) = vemā : ve yoktur
17. كَانَ (KEN) = kāne :
18. اللَّهُ (ELLH) = llahu : Allah'ı
19. لِيُعْجِزَهُ (LYACZH) = liyuǎ'cizehu : engelleyecek
20. مِنْ (MN) = min : hiçbir
21. شَيْءٍ (ŞYÙ) = şey'in : şey
22. فِي (FY) = fī :
23. السَّمَاوَاتِ (ELSMEVET) = s-semāvāti : göklerde
24. وَلَا (VLE) = ve lā : ve yoktur
25. فِي (FY) = fī :
26. الْأَرْضِ (ELÊRŽ) = l-erDi : yerde
27. إِنَّهُ (ÎNH) = innehu : şüphesiz O
28. كَانَ (KEN) = kāne :
29. عَلِيمًا (ALYME) = ǎlīmen : bilendir
30. قَدِيرًا (GD̃YRE) = ḳadīran : güçlüdür
| hiç gez(ip dolaş)madılar mı? | | yeryüzünde | görsünler | nasıl | olduğunu | sonunun | kimselerin | | kendilerinden önceki | onlar idiler | daha güçlü | bunlardan | kuvvet bakımından | ve yoktur | | Allah'ı | engelleyecek | hiçbir | şey | | göklerde | ve yoktur | | yerde | şüphesiz O | | bilendir | güçlüdür |

[] [SYR] [] [ERŽ] [NƵR] [KYF] [KVN] [AGB] [] [] [GBL] [KVN] [ŞD̃D̃] [] [GVY] [] [KVN] [] [ACZ] [] [ŞYE] [] [SMV] [] [] [ERŽ] [] [KVN] [ALM] [GD̃R]
ÊVLM YSYRVE FY ELÊRŽ FYNƵRVE KYF KEN AEGBT ELZ̃YN MN GBLHM VKENVE ÊŞD̃ MNHM GVT VME KEN ELLH LYACZH MN ŞYÙ FY ELSMEVET VLE FY ELÊRŽ ÎNH KEN ALYME GD̃YRE

evelem yesīrū l-erDi fe yenZurū keyfe kāne ǎāḳibetu elleƶīne min ḳablihim ve kānū eşedde minhum ḳuvveten vemā kāne llahu liyuǎ'cizehu min şey'in s-semāvāti ve lā l-erDi innehu kāne ǎlīmen ḳadīran
أولم يسيروا في الأرض فينظروا كيف كان عاقبة الذين من قبلهم وكانوا أشد منهم قوة وما كان الله ليعجزه من شيء في السماوات ولا في الأرض إنه كان عليما قديرا

 » 35 / Fâtir  Suresi: 44
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
أولم | ÊVLM evelem Have they not
يسيروا س ي ر | SYR YSYRVE yesīrū hiç gez(ip dolaş)madılar mı? traveled
في | FY in
الأرض ا ر ض | ERŽ ELÊRŽ l-erDi yeryüzünde the land
فينظروا ن ظ ر | NƵR FYNƵRVE fe yenZurū görsünler and seen
كيف ك ي ف | KYF KYF keyfe nasıl how
كان ك و ن | KVN KEN kāne olduğunu was
عاقبة ع ق ب | AGB AEGBT ǎāḳibetu sonunun (the) end
الذين | ELZ̃YN elleƶīne kimselerin (of) those who
من | MN min (were) before them?
قبلهم ق ب ل | GBL GBLHM ḳablihim kendilerinden önceki (were) before them?
وكانوا ك و ن | KVN VKENVE ve kānū onlar idiler And they were
أشد ش د د | ŞD̃D̃ ÊŞD̃ eşedde daha güçlü stronger
منهم | MNHM minhum bunlardan than them
قوة ق و ي | GVY GVT ḳuvveten kuvvet bakımından (in) power.
وما | VME vemā ve yoktur But not
كان ك و ن | KVN KEN kāne is
الله | ELLH llahu Allah'ı Allah
ليعجزه ع ج ز | ACZ LYACZH liyuǎ'cizehu engelleyecek that can escape (from) Him
من | MN min hiçbir any
شيء ش ي ا | ŞYE ŞYÙ şey'in şey thing
في | FY in
السماوات س م و | SMV ELSMEVET s-semāvāti göklerde the heavens
ولا | VLE ve lā ve yoktur and not
في | FY in
الأرض ا ر ض | ERŽ ELÊRŽ l-erDi yerde the earth.
إنه | ÎNH innehu şüphesiz O Indeed, He
كان ك و ن | KVN KEN kāne is
عليما ع ل م | ALM ALYME ǎlīmen bilendir All-Knower,
قديرا ق د ر | GD̃R GD̃YRE ḳadīran güçlüdür All-Powerful.

35:44 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

| hiç gez(ip dolaş)madılar mı? | | yeryüzünde | görsünler | nasıl | olduğunu | sonunun | kimselerin | | kendilerinden önceki | onlar idiler | daha güçlü | bunlardan | kuvvet bakımından | ve yoktur | | Allah'ı | engelleyecek | hiçbir | şey | | göklerde | ve yoktur | | yerde | şüphesiz O | | bilendir | güçlüdür |

[] [SYR] [] [ERŽ] [NƵR] [KYF] [KVN] [AGB] [] [] [GBL] [KVN] [ŞD̃D̃] [] [GVY] [] [KVN] [] [ACZ] [] [ŞYE] [] [SMV] [] [] [ERŽ] [] [KVN] [ALM] [GD̃R]
ÊVLM YSYRVE FY ELÊRŽ FYNƵRVE KYF KEN AEGBT ELZ̃YN MN GBLHM VKENVE ÊŞD̃ MNHM GVT VME KEN ELLH LYACZH MN ŞYÙ FY ELSMEVET VLE FY ELÊRŽ ÎNH KEN ALYME GD̃YRE

evelem yesīrū l-erDi fe yenZurū keyfe kāne ǎāḳibetu elleƶīne min ḳablihim ve kānū eşedde minhum ḳuvveten vemā kāne llahu liyuǎ'cizehu min şey'in s-semāvāti ve lā l-erDi innehu kāne ǎlīmen ḳadīran
أولم يسيروا في الأرض فينظروا كيف كان عاقبة الذين من قبلهم وكانوا أشد منهم قوة وما كان الله ليعجزه من شيء في السماوات ولا في الأرض إنه كان عليما قديرا

[] [س ي ر] [] [ا ر ض] [ن ظ ر] [ك ي ف] [ك و ن] [ع ق ب] [] [] [ق ب ل] [ك و ن] [ش د د] [] [ق و ي] [] [ك و ن] [] [ع ج ز] [] [ش ي ا] [] [س م و] [] [] [ا ر ض] [] [ك و ن] [ع ل م] [ق د ر]

 » 35 / Fâtir  Suresi: 44
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
أولم | ÊVLM evelem Have they not
,Vav,Lam,Mim,
,6,30,40,
INTG – prefixed interrogative alif
SUP – prefixed supplemental particle
NEG – negative particle
الهمزة همزة استفهام
الواو زائدة
حرف نفي
يسيروا س ي ر | SYR YSYRVE yesīrū hiç gez(ip dolaş)madılar mı? traveled
Ye,Sin,Ye,Re,Vav,Elif,
10,60,10,200,6,1,
V – 3rd person masculine plural imperfect verb, jussive mood
PRON – subject pronoun
فعل مضارع مجزوم والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
في | FY in
Fe,Ye,
80,10,
P – preposition
حرف جر
الأرض ا ر ض | ERŽ ELÊRŽ l-erDi yeryüzünde the land
Elif,Lam,,Re,Dad,
1,30,,200,800,
N – genitive feminine noun
اسم مجرور
فينظروا ن ظ ر | NƵR FYNƵRVE fe yenZurū görsünler and seen
Fe,Ye,Nun,Zı,Re,Vav,Elif,
80,10,50,900,200,6,1,
CONJ – prefixed conjunction fa (and)
V – 3rd person masculine plural imperfect verb, subjunctive mood
PRON – subject pronoun
الفاء عاطفة
فعل مضارع منصوب والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
كيف ك ي ف | KYF KYF keyfe nasıl how
Kef,Ye,Fe,
20,10,80,
INTG – interrogative noun
اسم استفهام
كان ك و ن | KVN KEN kāne olduğunu was
Kef,Elif,Nun,
20,1,50,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
عاقبة ع ق ب | AGB AEGBT ǎāḳibetu sonunun (the) end
Ayn,Elif,Gaf,Be,Te merbuta,
70,1,100,2,400,
N – nominative feminine noun
اسم مرفوع
الذين | ELZ̃YN elleƶīne kimselerin (of) those who
Elif,Lam,Zel,Ye,Nun,
1,30,700,10,50,
REL – masculine plural relative pronoun
اسم موصول
من | MN min (were) before them?
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
قبلهم ق ب ل | GBL GBLHM ḳablihim kendilerinden önceki (were) before them?
Gaf,Be,Lam,He,Mim,
100,2,30,5,40,
N – genitive noun
PRON – 3rd person masculine plural possessive pronoun
اسم مجرور و«هم» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
وكانوا ك و ن | KVN VKENVE ve kānū onlar idiler And they were
Vav,Kef,Elif,Nun,Vav,Elif,
6,20,1,50,6,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
الواو عاطفة
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع اسم «كان»
أشد ش د د | ŞD̃D̃ ÊŞD̃ eşedde daha güçlü stronger
,Şın,Dal,
,300,4,
N – accusative masculine singular noun
اسم منصوب
منهم | MNHM minhum bunlardan than them
Mim,Nun,He,Mim,
40,50,5,40,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
قوة ق و ي | GVY GVT ḳuvveten kuvvet bakımından (in) power.
Gaf,Vav,Te merbuta,
100,6,400,
N – accusative feminine indefinite noun
اسم منصوب
وما | VME vemā ve yoktur But not
Vav,Mim,Elif,
6,40,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
NEG – negative particle
الواو عاطفة
حرف نفي
كان ك و ن | KVN KEN kāne is
Kef,Elif,Nun,
20,1,50,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
الله | ELLH llahu Allah'ı Allah
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – nominative proper noun → Allah"
لفظ الجلالة مرفوع
ليعجزه ع ج ز | ACZ LYACZH liyuǎ'cizehu engelleyecek that can escape (from) Him
Lam,Ye,Ayn,Cim,Ze,He,
30,10,70,3,7,5,
PRP – prefixed particle of purpose lām
V – 3rd person masculine singular (form IV) imperfect verb, subjunctive mood
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
اللام لام التعليل
فعل مضارع منصوب والهاء ضمير متصل في محل نصب مفعول به
من | MN min hiçbir any
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
شيء ش ي ا | ŞYE ŞYÙ şey'in şey thing
Şın,Ye,,
300,10,,
N – genitive masculine indefinite noun
اسم مجرور
في | FY in
Fe,Ye,
80,10,
P – preposition
حرف جر
السماوات س م و | SMV ELSMEVET s-semāvāti göklerde the heavens
Elif,Lam,Sin,Mim,Elif,Vav,Elif,Te,
1,30,60,40,1,6,1,400,
N – genitive feminine plural noun
اسم مجرور
ولا | VLE ve lā ve yoktur and not
Vav,Lam,Elif,
6,30,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
NEG – negative particle
الواو عاطفة
حرف نفي
في | FY in
Fe,Ye,
80,10,
P – preposition
حرف جر
الأرض ا ر ض | ERŽ ELÊRŽ l-erDi yerde the earth.
Elif,Lam,,Re,Dad,
1,30,,200,800,
"N – genitive feminine noun → Earth"
اسم مجرور
إنه | ÎNH innehu şüphesiz O Indeed, He
,Nun,He,
,50,5,
ACC – accusative particle
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
حرف نصب والهاء ضمير متصل في محل نصب اسم «ان»
كان ك و ن | KVN KEN kāne is
Kef,Elif,Nun,
20,1,50,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
عليما ع ل م | ALM ALYME ǎlīmen bilendir All-Knower,
Ayn,Lam,Ye,Mim,Elif,
70,30,10,40,1,
N – accusative masculine singular indefinite noun
اسم منصوب
قديرا ق د ر | GD̃R GD̃YRE ḳadīran güçlüdür All-Powerful.
Gaf,Dal,Ye,Re,Elif,
100,4,10,200,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |أَوَلَمْ: | يَسِيرُوا: hiç gez(ip dolaş)madılar mı? | فِي: | الْأَرْضِ: yeryüzünde | فَيَنْظُرُوا: görsünler | كَيْفَ: nasıl | كَانَ: olduğunu | عَاقِبَةُ: sonunun | الَّذِينَ: kimselerin | مِنْ: | قَبْلِهِمْ: kendilerinden önceki | وَكَانُوا: onlar idiler | أَشَدَّ: daha güçlü | مِنْهُمْ: bunlardan | قُوَّةً: kuvvet bakımından | وَمَا: ve yoktur | كَانَ: | اللَّهُ: Allah'ı | لِيُعْجِزَهُ: engelleyecek | مِنْ: hiçbir | شَيْءٍ: şey | فِي: | السَّمَاوَاتِ: göklerde | وَلَا: ve yoktur | فِي: | الْأَرْضِ: yerde | إِنَّهُ: şüphesiz O | كَانَ: | عَلِيمًا: bilendir | قَدِيرًا: güçlüdür |
Kırık Meal (Harekesiz) : |أولم ÊWLM | يسيروا YSYRWE hiç gez(ip dolaş)madılar mı? | في FY | الأرض ELÊRŽ yeryüzünde | فينظروا FYNƵRWE görsünler | كيف KYF nasıl | كان KEN olduğunu | عاقبة AEGBT sonunun | الذين ELZ̃YN kimselerin | من MN | قبلهم GBLHM kendilerinden önceki | وكانوا WKENWE onlar idiler | أشد ÊŞD̃ daha güçlü | منهم MNHM bunlardan | قوة GWT kuvvet bakımından | وما WME ve yoktur | كان KEN | الله ELLH Allah'ı | ليعجزه LYACZH engelleyecek | من MN hiçbir | شيء ŞYÙ şey | في FY | السماوات ELSMEWET göklerde | ولا WLE ve yoktur | في FY | الأرض ELÊRŽ yerde | إنه ÎNH şüphesiz O | كان KEN | عليما ALYME bilendir | قديرا GD̃YRE güçlüdür |
Kırık Meal (Okunuş) : |evelem: | yesīrū: hiç gez(ip dolaş)madılar mı? | : | l-erDi: yeryüzünde | fe yenZurū: görsünler | keyfe: nasıl | kāne: olduğunu | ǎāḳibetu: sonunun | elleƶīne: kimselerin | min: | ḳablihim: kendilerinden önceki | ve kānū: onlar idiler | eşedde: daha güçlü | minhum: bunlardan | ḳuvveten: kuvvet bakımından | vemā: ve yoktur | kāne: | llahu: Allah'ı | liyuǎ'cizehu: engelleyecek | min: hiçbir | şey'in: şey | : | s-semāvāti: göklerde | ve lā: ve yoktur | : | l-erDi: yerde | innehu: şüphesiz O | kāne: | ǎlīmen: bilendir | ḳadīran: güçlüdür |
Kırık Meal (Transcript) : |ÊVLM: | YSYRVE: hiç gez(ip dolaş)madılar mı? | FY: | ELÊRŽ: yeryüzünde | FYNƵRVE: görsünler | KYF: nasıl | KEN: olduğunu | AEGBT: sonunun | ELZ̃YN: kimselerin | MN: | GBLHM: kendilerinden önceki | VKENVE: onlar idiler | ÊŞD̃: daha güçlü | MNHM: bunlardan | GVT: kuvvet bakımından | VME: ve yoktur | KEN: | ELLH: Allah'ı | LYACZH: engelleyecek | MN: hiçbir | ŞYÙ: şey | FY: | ELSMEVET: göklerde | VLE: ve yoktur | FY: | ELÊRŽ: yerde | ÎNH: şüphesiz O | KEN: | ALYME: bilendir | GD̃YRE: güçlüdür |
Abdulbaki Gölpınarlı : Yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonucu ne olmuş, görmezler mi? Ve onlar, bunlardan daha güçlü, daha kuvvetliydi ve Allah'ı âciz bırakamaz hiçbir şey, ister göklerde olsun, ister yeryüzünde; şüphe yok ki o, her şeyi bilir, onun her şeye gücü yeter.
Adem Uğur : Bunlar yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne göklerde ne de yerde Allah'ı âciz bırakacak bir güç vardır. O, bilendir, güçlüdür.
Ahmed Hulusi : Arzda gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl oldu basîretle görsünler? Onlar (öncekiler) kuvvet itibarıyla bunlardan daha şiddetli idiler. . . Ne semâlarda ve ne de arzda hiçbir şey Allâh'ı etkisiz bırakacak değildir! Muhakkak ki O, Aliym'dir, Kaadir'dir.
Ahmet Tekin : Onlar yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Kendilerinden öncekilerin, boylarınca günaha, isyana, küfre batmış milletlerin, âkıbetlerinin nasıl olduğuna ibret nazarıyla bakmadılar mı? İncelemediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha kuvvetliydiler. Göklerde ve yerde hiçbir şey Allah’ı âciz bırakamaz, koyduğu kanunların dışına çıkarak cezayı bertaraf edemezler.
Ahmet Varol : Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha güçlü idiler. Göklerde ve yerde hiçbir şey Allah'ı aciz bırakamaz. Muhakkak ki O bilendir, güç yetirendir.
Ali Bulaç : Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler; üstelik onlar kuvvet bakımından kendilerinden daha güçlüydüler. Göklerde ve yerde Allah'ı aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Şüphesiz O, bilendir, güç yetirendir.
Ali Fikri Yavuz : Yer yüzünde gezip de (ibret gözü ile) bir bakmadılar mı, kendilerinden evvelkilerin akıbeti nasıl olmuş? Halbuki evvelkiler, onlardan daha kuvvetli idiler. Ne göklerde, ne de yerde hiç bir şey Allah’ı âciz bırakamaz. Çünkü O, Alîm’dir= her şeyi bilir, Kadîr’dir= her şeye gücü yeter.
Bekir Sadak : Yeryuzunde gezip, kendilerinden oncekilerin sonlarinin nasil oldugunu gormezler mi? Onlar, kendilerinden daha kuvvetliydiler. Goklerde ve yerde Allah'i aciz birakabilecek yoktur. suphesiz O bilendir, Kadir olandir.
Celal Yıldırım : (Bunlar) yeryüzünde gezip dolaşarak kendilerinden öncekilerin sonunun ne olduğuna bakmıyorlar mı ? Ki onlar, bunlardan daha kuvvetli idiler. Göklerde ve yerde Allah'ı âciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Şüphesiz ki O, bilendir, kudreti her şeye yetendir.
Diyanet İşleri : Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
Diyanet İşleri (eski) : Yeryüzünde gezip, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Onlar, kendilerinden daha kuvvetliydiler. Göklerde ve yerde Allah'ı aciz bırakabilecek yoktur. Şüphesiz O bilendir, Kadir olandır.
Diyanet Vakfi : Bunlar yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne göklerde ne de yerde Allah'ı âciz bırakacak bir güç vardır. O, bilendir, güçlüdür.
Edip Yüksel : Kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmak için yeryüzünü dolaşmadılar mı? Onlar kendilerinden daha güçlüydüler. Göklerde ve yerde hiç bir şey ALLAH'ı aciz bırakamaz. O, Bilendir, Güçlüdür.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Yeryüzünde gezip bir bakmadılar mı, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş? Halbuki onlar, bunlardan daha kuvvetliydiler. Ne göklerde ve ne de yerde hiçbir şey Allah'ı aciz bırakamaz. Çünkü o her şeyi bilendir, her şeye kâdir olandır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ya yeryüzünde gezip bir bakmadılar mı, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş? Oysa onlar, kendilerinden daha güçlüydüler. Allah'ı, ne göklerde ve ne de yerde O'nu, hiçbir şeyin aciz bırakma imkanı ve ihtimali yoktur. O, hiç şüphesiz, herşeyi bilendir, herşeye gücü yetendir.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ya yeryüzünde gezip bir bakmadılar da mı? Kendilerinden evvelkilerin akıbeti nasıl olmuş? Halbuki onlar onlardan daha kuvvetli idiler, Allah, ne göklerde ne yerde hiçbir şeyin onu âciz bırakmasına imkân-ü ihtimal yoktur. O hiç şübhesiz alîm bir kadîr bulunuyor.
Fizilal-il Kuran : Onlar yeryüzünü gezip daha önceki yoldaşlarının karşılaştıkları acı sonu görmezler mi? Oysa onlar kendilerinden daha güçlü idiler. Göklerde ve yeryüzünde Allah ile başa çıkabilecek hiçbir güç yoktur. Hiç kuşkusuz O her şeyi bilir ve gücü her şeye yeter.
Gültekin Onan : Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler; üstelik onlar kuvvet bakımından kendilerinden daha güçlüydüler. Göklerde ve yerde Tanrı'yı aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Şüphesiz O, bilendir, güç yetirendir.
Hakkı Yılmaz : Ve yeryüzünde gezip de bir bakmadılar mı, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş? Hâlbuki onlar, kuvvetçe kendilerinden daha çetin idiler. Göklerde ve yeryüzünde Allah'ı âciz bırakan hiçbir şey yoktur. Kesinlikle O, en iyi bilendir, en güçlü olandır.
Hasan Basri Çantay : Bunlar kendilerinden öncekilerin akıbeti nice olmuşdur, görmeleri için yer (yüzün) de gezib dolaşmadılar mı? Halbuki (o öncekiler) kuvvetçe bunlardan daha şiddetli idiler. Ne göklerde, ne yerde hiçbir şey Allâhı âciz bırakamaz. Şübhesiz ki O, hakkıyle bilendir, (her şey'e) hakkıyle kaadirdir.
Hayrat Neşriyat : (Bunlar) yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin âkıbeti nasıl olmuş, baksınlar! Hâlbuki (onlar) kendilerinden kuvvetçe daha şiddetli idiler. Ne göklerde, ne de yerde hiçbir şeyin Allah’ı âciz bırakması mümkün değildir. Şübhesiz ki O, Alîm (herşeyi bilen)dir, Kadîr (herşeye gücü yeten)dir.
İbni Kesir : Yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı ki; kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğunu görsünler. Hem onlar, kendilerinden daha da kuvvetliydiler. Göklerde de yerde de Allah'ı aciz bırakacak hiç bir şey yoktur. Şüphesiz ki O; Alim, Kadir olandır.
İskender Evrenosoğlu : Yeryüzünde dolaşıp, onlardan öncekilerin akıbeti (sonu) nasıl oldu bakmadılar mı? Ve onlardan daha çok kuvvetliydiler. Göklerde ve yerde Allah'ı aciz bırakacak (hiç)bir şey yoktur. Muhakkak ki O, en iyi bilendir, (herşeye) kaadirdir.
Muhammed Esed : Onlar hiç yeryüzünde dolaşıp kendilerinden daha güçlü önceki (hakikat inkarcı)larının uğradıkları akibeti görmezler mi? Ve (görmezler mi) göklerde ve yerdeki hiçbir şey Allah'ın (iradesine) karşı gelemez, çünkü O, her şeyi bilendir ve gücünde sınırsızdır.
Ömer Nasuhi Bilmen : Yeryüzünde hiç dolaşıp da bakmazlar mı ki, kendilerinden evvelkilerin akibetleri nasıl olmuştur? Halbuki onlar, bunlardan kuvvetce daha şiddetli idiler. Ve Allah'ı ne göklerde ve ne de yerde bir şey aciz bırakamaz. Şüphe yok ki O, alîm, kâdir bulunuyor.
Ömer Öngüt : Onlar kendilerinden öncekilerin âkibetlerinin nasıl olduğunu görmek için yeryüzünde hiç gezip dolaşmadılar mı? Halbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne göklerde ne de yerde Allah'ı âciz bırakacak bir güç yoktur. O, her şeyi bilir ve çok güçlüdür.
Şaban Piriş : Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı? Kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bir baksınlar. Onlardan daha güçlüydüler. Allah’ı göklerde ve yerde aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Çünkü O, her şeyi bilen ve güç yetirendir.
Suat Yıldırım : Dünyada hiç dolaşıp da, kendilerinden önce yaşamış milletlerin âkıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne göklerde ve ne de yerde Allah’ı engelleyecek bir şey yoktur. Çünkü O alîmdir, kadirdir (her şeyi hakkıyla bilir ve her şeye gücü yeter).
Süleyman Ateş : (Bunlar,) Yeryüzünde hiç gez(ip dolaş)madılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler? Onlar, (bunlardan) daha güçlü idiler. Ne göklerde ne de yerde Allâh'ı engelleyecek bir şey var. O, bilendir, güçlüdür.
Tefhim-ul Kuran : Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, böylelikle kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler; üstelik onlar, kuvvet bakımından kendilerinden daha şiddetliydiler. Göklerde de, yerde de Allah'ı aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Hiç şüphesiz O, bilendir, güç yetirendir.
Ümit Şimşek : Onlar yeryüzünde gezip de kendilerinden evvel geçenlerin sonlarının ne olduğuna bakmadılar mı? Oysa öncekiler daha da güçlüydü. Ne göklerde, ne de yerde Allah'a engel olabilecek birşey yoktur. Onun ilmi herşeyi kuşatır, gücü herşeye yeter.
Yaşar Nuri Öztürk : Yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmediler mi? Onlar, kuvvet bakımından bunlardan daha zorluydular. Göklerde de yerde de Allah'ı âciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Alîm'dir O, Kadîr'dir.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}