Hasan Basri Çantay 🔊 Meali
nedir o hak olan (kıyamet)? (69:2)

O gerçek (kıyamet) i sana hangi şey bildirdi? (69:3)

Semuud ile Aad (kavmleri ta yüreklerinde) patlayacak olan o kıyameti tekzîb etdi (ler). (69:4)

Semuud'a gelince: Onlar hadden aşırı (korkunç bir ses) ile helak edildiler, (69:5)

Aad'e gelince: Onlar da uğultulu, azgın bir fırtına ile helak edildiler. (69:6)

(Allah) onu yedi gece, sekiz gün ardı ardınca üzerlerine musallat etdi, öyle ki (eğer sen de haazır olsaydın) o kavmin (bu müddet) içinde (nasıl) olub yıkıldığını görürdün. Sanki onlar, içleri bomboş hurma kütükleri idiler. (69:7)

Şimdi onlardan bir kalan görüyor musun? (69:8)

Fir'avn da, ondan öncekiler de, altüst olan (kasaba) lar (halkı) da hep o hataayı (meydana) getirdiler (irtikâb etdiler). (69:9)

Öyle ki (her ümmet) Rablerinin peygamberine isyan etdiler. Bundan dolayı O da kendilerini fazla bir şiddetle yakalayıverdi. (69:10)

Hakıykat, (her yanı) su basdığı (mu'tâd haddini aşdığı) zaman sizi gemide biz taşıdık. (69:11)

Onu sizin için bir öğüt ve ibret yapalım, onu belleyen kulaklar da bellesin diye. (69:12)

Artık «Suur» a birinci üfürülüşle üfürüldüğü zaman, (69:13)

yerle dağlar yerlerinden kaldırılıb da yekdiğerine bir çarpışla hepsi toz haaline geldiği (zaman). (69:14)

İşte o zaman olan olmuş (kıyamet kopmuş) dur. (69:15)

Gök de yarılmış ve artık o, o gün za'fa düşmüşdür. (69:16)

Melek (ler) ise onun bucaklarındadır. O gün Rabbinin arşını (bucaklardakilerin) üstlerinde bulunan sekiz (melek) yüklenir. (69:17)

O gün (huzuura) arz olunacaksınız, (öyle ki) size âid hiçbir sır gizli kalmayacak. (69:18)

Artık kitabı sağ eline verilmiş olan kişiye gelince, der ki: «Alın, okuyun kitabımı». (69:19)

«Çünkü ben hakıykaten hisâbıma kavuşacağımı (kuvvetle) zannetmişdim». (69:20)

İşte o, hoşnud bir hayât içindedir, (69:21)

(O cennetin) çabucak devşirilecek (meyve) leri (her durumda erilebilir derecede) yakındır. (69:23)

«(Dünyâda) geçmiş günlerde takdim etdiğiniz (iyi amellerin karşılığı olarak afiyetle yeyin, için». (69:24)

Kitabı sol eline verilmiş olan kişiye gelince, o da der ki, «Ah keşki benim kitabım verilmeseydi». (69:25)

«Hisâbımın da ne olduğunu bilmeseydim». (69:26)

«Ah keşki o (ölüm, hayâtıma) kat'î bir son verici olsaydı». (69:27)

«Malım bana bir fâide vermedi». (69:28)

«(Bütün) saltanatım benden ayrılıb mahvoldu». (69:29)

(Allah buyurur:) «Tutun onu da (ellerini, boynunu) bağlayın». (69:30)

«Sonra onu o alevli ateşe atın». (69:31)

«(Bundan) sonra da onu, yetmiş arşın uzunluğunda bir zincir içinde, oraya sokun». (69:32)

«Çünkü o, O büyük Allaha inanmazdı». (69:33)

«(kendisi) yoksula yemek (yedirmek şöyle dursun, başkalarını da) vermiye teşvıyk etmezdi», (69:34)

«Onun için bugün burada kendisine (acıyacak) hiçbir yakın (ve dost) yokdur». (69:35)

«Ğıslîn» den başka yiyecek de yokdur, (69:36)

«Ki onu (bilerek) hataa eden (kâfir) lerden başkası yemez». (69:37)

(38-39) (Demek ki iş müşriklerin sandığı gibi değildir, zaahirdir). Neler görüyor, neler görmüyorsanız (onların hepsine) andederim ki, (69:38)

Muhakkak o (Kur'an) Allah indinde çok şerefli peygamberin katî sözüdür. (69:40)

O, bir şâir sözü değildir. Ne az inanır (adamlar) sınız siz! (69:41)

(O), bir kâhin sözü de değildir. Siz ne az düşünür (adamlar)sınız! (69:42)

(O), âlemlerin Rabbinden indirilmedir. (69:43)

Eğer (peygamber söylemediğimiz) ba'zı sözleri bize karşı kendiliğinden uydurmuş olsaydı, (69:44)

Elbette onun sağ elini (kuvvet ve kudretini) alıverdik, (69:45)

sonra da, hiç şübhesiz, onun kalb damarını koparırdık. (69:46)

O vakit sizden hiçbiriniz buna mâni de olamazdınız. (69:47)

Şübhesiz ki o (Kur'an) (fenâlıkdan) korunanlar için kat'î bir öğütdür. (69:48)

İçinizde yalan sayanlar bulunduğunu elbet biz de biliyoruz. (69:49)

Muhakkak ki o (Kur'an) kâfirlere karşı (kaçınılmaz) bir hasretdir. (69:50)

Hiç şüphesiz ki o (Kur'an) kat'î bilginin tam gerçeğidir. (69:51)
