Abdulbaki Gölpınarlı 🔊 Meali
Ansızın kopacak kıyâmet kopunca.(56:1)

Kopacağına dâir söylenen sözlerde yalan yok.(56:2)

Halkı alçaltır, yüceltir.(56:3)

Yeryüzü şiddetli bir sarsıntıyla sarsılınca.(56:4)

Ve dağlar, paramparça olunca.(56:5)

Dağılmış zerre zerre toz haline gelince.(56:6)

Artık üç bölük olursunuz siz.(56:7)

Sağ taraf ehli, ama ne de sağ taraf ehli.(56:8)

Ve sol taraf ehli, ama ne de sol taraf ehli.(56:9)

Ve bir de ileri geçenler ki herkesi geçmişlerdir.(56:10)

Onlardır mâbutlarına yaklaştırılanlar.(56:11)

Sonra gelenlerdense azı onlardan.(56:14)

Altınlarla, mücevherlerle bezenmiş tahtlarda otururlar.(56:15)

Onlara yaslanırlar, birbirlerine karşı.(56:16)

İhtiyarlamıyan delikanlı hizmetçiler dolaşır etraflarında.(56:17)

Kaynağından doldurulmuş şaraplarla dolu taslarla ve ibriklerle ve kadehlerle.(56:18)

O şaraptan başları da ağrımaz ve sarhoş da olmazlar.(56:19)

İstedikleri kuş etlerinden sunulur onlara.(56:21)

Ve onlara kara gözlü hûriler de var ki.(56:22)

Sanki haznelerde saklanmış inciler.(56:23)

Orada boş ve çirkin bir söz de duymazlar, günaha âit bir söz de.(56:25)

Ancak, esenlik size, esenlik denir.(56:26)

Ve sağ taraf ehli, ama ne de sağ taraf ehli.(56:27)

Ve meyveleri birbirine yaslanıp istiflenmiş muz ağaçlarıyla dolu bir yerdedir onlar.(56:29)

Ve uzayıp giden bir gölgelik.(56:30)

Ve çağlaya çağlaya akan sular.(56:31)

Ne biter, zamanları geçer, ne yiyene yeme denir, yeter.(56:33)

Şüphe yok ki biz, onların eşlerini de yeniden yarattık.(56:35)

Onları, kız oğlan kız olarak halkettik.(56:36)

Cilveli, şirin sözlü, eşlerine âşık ve onlarla yaşıt kıldık.(56:37)

Onlarda, evvelkilerden de birçok topluluk var.(56:39)

Ve sonra gelenlerden de birçok topluluk.(56:40)

Onlar, iliklere kadar işleyen bir sam yeli içinde, kaynar sular içmedeler.(56:42)

Ve karardıkça kararan bir dumanın gölgesindeler.(56:43)

Ne bir serinlik var, ne bir güzellik var.(56:44)

Bundan önce onlar, nîmetler içindeydi.(56:45)

Ve büyük günahları yapmada ısrâr ederlerdi.(56:46)

Ve biz derlerdi, ölüp bir yığın toprak ve kemik olduktan sonra mı dirileceğiz?(56:47)

Yoksa önceden gelip geçen atalarımız mı dirilecek?(56:48)

De ki: Şüphe yok, öncekiler de, sonra gelenler de.(56:49)

Elbette bilinen günün muayyen ve mukadder vaktinde toplanacaksınız.(56:50)

Sonra da siz ey yalanlayan sapıklar, şüphe yok ki.(56:51)
