Hasan Basri Çantay 🔊 Meali
(hiçbir nefs) onun vukuunda (Allaha karşı artık) yalancı değildir. (56:2)

O, (kimini) alçaltıcı, (kimini) yükselticidir. (56:3)

O zaman yer bir sarsıntı ile sarsılmışdır, (56:4)

dağlar didik didik parçalanmışdır, (56:5)

derken (hepsi de) dağılmış, toz haaline gelmişdir. (56:6)

Siz de (kıyâmetde) üç sınıf olmuşsunuzdur. (56:7)

Sağcılar (a gelince:) O sağcılar ne (mutlu) durlar! (56:8)

Solcular (a gelince:) O solcular ne (bedbaht) dırlar! (56:9)

Hayır yarışlarında tâ öne geçib kazananlar (a gelince:) onlar (orada da) öncüdürler. (56:10)

İşte onlar (Allaha) en çok yaklaşdırılmış olanlardır. (56:11)

Naıym cennetlerinde (dirler). (56:12)

Bir çok (u) evvelki (ümmet) lerden, (56:13)

biraz (ı) da sonrakilerdendir. (56:14)

(Onlar) cevherlerle örülmüş tahtlar üzerindedirler, (56:15)

Üstlerinde karşı karşıya yaslanan (bahtiyar) lar olacak. (56:16)

Ebedî (taze) lige mazhar edilmiş evlâdlar (hizmet için) etraflarında dolanırlar, (56:17)

«Maîn» (kaynağın) dan (dolu) büyük kablarla, ibriklerle ve kadehlerle. (56:18)

Ki bundan baş ağrısına uğratılmayacaklar) gibi akılları da giderilmez. (56:19)

Beğeneceklerinden (türlü) meyve (ler), (56:20)

İştahlanacaklarından kuş et (ler) i ile (etraflarında dolanırlar). (56:21)

(Orada) şahin gözlü huurîler de (vardır), (56:22)

saklı inci timsâlleri gibi. (56:23)

(Bunlar mukarreblerin) işledikleri iyi amel (ve hareket) lere bir mükâfat olarak (yapılır). (56:24)

Onlar orada ne boş bir lâf, ne de günâha sokacak bir şey işitmezler. (56:25)

Yalınız bir söz (işidirler ki oda) «Selâm, selâm» dir. (56:26)

Sağcılar: Onlar ne (mutlu) sağcılardır! (56:27)

meyveleri tıklım tıklım muz ağaç (lar) ı, (56:29)

yayılmış (daimî) gölge (ler), (56:30)

(32-33) (hiçbir zaman) kesil (ib tüken) meyen, yasak da edilmeyen birçok (cinsde) meyve (ler) arasında, (56:32)

ve (kadri) yükseltilmiş döşeklerdedirler. (56:34)

Hakıykat, biz onları yepyeni bir yaratılışla yaratdık da, (56:35)

(36-37) kız oğlan kızlar, zevcelerine sevgi ile düşkün, hep bir yaşıt yapdık, (56:36)

(Bunların) bir çok (u) evvelki (ümmet) lerden, (56:39)

bir çok (u) da sonraki (ümmet) lerdendir. (56:40)

Solcular: (Onlar) ne solculardır! (56:41)

(Ateşin mesamatlarına işleyen) sıcaklığı ve kaynar bir su, (56:42)

ve bir de kapkara dumandan bir gölge içindedirler. (56:43)

Ki (o gölge) ne serin, ne de fâideli değildir. (56:44)

Çünkü onlar bundan evvel şehvetlerine düşkündüler. (56:45)

O büyük günâh üzerinde ısrar ederlerdi. (56:46)

Bir de «Biz öldüğümüz, bir toprak ve bir yığın kemik olduğumuz vakit mı, hakıykaten biz mi diriltilib kaldırılacakmışız?» derlerdi. (56:47)

«Evvelce geçmiş atalarımız da mı?» (56:48)

Söyle: «Şüphesiz hem evvelkiler, hem sonrakiler, (56:49)

ma'lûm bir günün muayyen vaktında behemehal toplanacaklardır». (56:50)

Sonra hakıykaten siz, ey sapkınlar ve tekzîbciler, (56:51)

Muhakkak ki zakkum ağacından yiyecek (kimse) (ersiniz, (56:52)
