Ey Peygamber, Allah’a sığın, emirlerine yapış, günahlardan arınarak azaptan korun, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkâr eden kâfirlerin ve müslüman görünerek İslâm’a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münâfıkların, göstermelik hoşgörü taleplerini, senin şeriatine aykırı isteklerini kabul etme, onların düzenlerine boyun eğme. Allah her şeyi bilir, hikmet sahibi ve hükümrandır.(33:1)
Rabbinden sana vahyedilene, Kurân’a uy, Kur’ân’ı uygula. Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır.(33:2)
Allah’a dayanıp güven, işlerini Allah’a havale et. Hâmî ve güvence olarak Allah yeter.(33:3)
Allah, bir erkeğin göğsüne, iki ayrı kalp-gönül planlayıp yerleştirmedi, bir erkeği iki ayrı ruhtan müteşekkil iki ruhlu, iki şahsiyetli yaratmadı. Zıhar yaptığınız, analarınız kadar haram saydığınız eşlerinizi de analarınız haline getirmedi. Evlatlıklarınızı da öz oğullarınız yerine koymadı. Bunlar sizin ağızlarınızdan kaçan sözlerden ibarettir. Allah gerçeği, hakkı, doğruyu söyler, doğru yolu, İslâmî hayatı aydınlatıcı bilgiler verir.(33:4)
Evlât edindiğiniz kimseleri babalarına nisbet ederek çağırın. Allah katında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onlar, sizinle eşit haklara sahip din kardeşleriniz ve hukuken evlâtlıklarınızdır.
Yanılarak işlediğiniz hatalardan size bir vebal yok. Fakat aklınız başınızda iken, kalben niyet ederek, kasıtlı olarak, bilerek işlediğiniz günahlardan dolayı Allah sizi hesaba çeker. Allah çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.(33:5)
Peygamber, mü’minlere kendi öz nefislerinden, canlarından, birbirlerinden daha yakındır, daha ileridir. Eşleri mü’minlerin anneleridir.
Akraba olanlar, Allah’ın kitabına göre, veraset açısından, birbirlerine, diğer mü’minlerden ve Allah yolunda özgürce Allah’a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret eden muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza, Kur’ân ve sünnetin hükümlerine, İslâmî kurallarla örtüşen örfe uygun bir vasiyet yapabilirsiniz. Bunlar kitapta yazılmış bulunuyor.(33:6)
Bizim peygamberlerden, menfaat beklemeden, korkusuzca, vahyedilen kitabı ve dini tebliğ edeceklerine dair kesin sözler taahhütler aldığımızı insanlara hatırlat; senden, Nuh’tan, İbrâhim’den, Mûsâ’dan, Meryem’in oğlu Îsâ’dan. Evet, biz onlardan pek ağır sorumluluk gerektiren sözler aldık.(33:7)
Taahhütlerine sadakat gösterenlere, peygamberlere, kendi devirlerinde peygamberlik görevlerini sadakatle yapıp yapmadıklarının hesabını sorması için, Allah bu sözü aldı. Kâfirler, peygamberleri inkâr edenler, nankörler için de, can yakıp inleten müthiş bir azap hazırladı.(33:8)
Ey iman edenler, Allah’ın size olan nimetini hatırlayarak şükredin. Hani size ordular saldırmıştı da, biz onların üzerine, rüzgâr estirmiş ve sizin görmediğiniz kurmaylar ve ordular görevlendirip musallat etmiştik. Allah savaş hazırlığı olarak yaptıklarınızı çok iyi bilmekte, görmekteydi.(33:9)
Hani onlar, hem yukarınızdan, hem aşağı tarafınızdan, vadinin üstünden ve alt tarafından üzerinize yürümüştü. Gözler yılmış, yürekler ağızlara gelmişti. Siz, Allah hakkında türlü türlü düşüncelere dalıyordunuz.(33:10)
İşte orada iman sahipleri imtihandan geçirilmiş ve ciddi şekilde, maddî manevî sarsılmışlardı.(33:11)
O zaman müslüman görünerek İslâm’a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münafıklar ile, kalpleri kararmış, aklından zoru olan hasta ruhlular:
'Meğer Allah ve Rasûlü bize sadece kuru vaatlerde bulunmuşlar!' diyorlardı.(33:12)
Onlardan bir grup da:
'Ey Yesripliler-Medineliler! Artık sizin için durmanın sırası değil, haydi evinize dönün!' demişlerdi. İçlerinden bir kısmı ise:
'Gerçekten evlerimiz saldırıya açık, emniyette değil!' diyerek, peygamberden izin istiyordu. Oysa evleri tehlikede değildi. Kesinlikle kaçmayı arzuluyorlardı.(33:13)
Medine’nin her tarafından üzerlerine saldırılsaydı da, o zaman İslâm’dan dönmeleri, müslümanlarla savaşmaları istenseydi, şüphesiz hemen savaşa katılırlar, evlerinde pek eğlenmezlerdi.(33:14)
Andolsun ki, daha önce onlar, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz mesuliyeti gerektirir.(33:15)
'Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmanın size asla faydası olmaz. Eğer orada eceliniz gelmemişse, o takdirde, zevk-u safa süreceğiniz süre çok değildir.' de.(33:16)
'Allah size bir zarar vermek isterse, O’na karşı sizi kim korur? Ya da, sizi rahmetine mazhar etmek isterse, size kim zarar verebilir? Onlar kendilerine Allah’ın dışında, kulları durumundakilerden, ne bir velî, bir koruyucu bulabilirler, ne de bir yardım eden.' de.(33:17)
Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve akrabalarına:
'Bize katıl' diyenleri biliyor. Zaten bunların pek azı kısa bir süre savaşa katılır.(33:18)
Mü’minlerin etrafınızda kenetlenmesi sebebiyle sizi kıskanırlar. Düşman hücumu sırasında, korkulu durumlar gelip çattı mı, üzerlerine ölüm baygınlığı çökmüş gibi, gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku geçince ise, ganimetten, hazineden fazla pay alma ihtirasına kapılarak, keskin dilleriyle sizi incitirler. Onlar iman etmiş değildirler. Bunun için Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır. Bunu yapmak Allah’a kolaydır.(33:19)
Münâfıklar düşman birliklerinin bozulup gitmedikleri evhamı içindedirler. Müttefik ordularının, geri gelmesi halinde, çölde göçebe Araplar içinde bulunsalar da, sizin başınıza gelen felâketlerin haberlerini uzaktan sorsunlar, isterler. Zaten içinizde bulunsalardı, bir kaç gösteri yapmanın dışında savaşacak değillerdi.(33:20)
Andolsun sizin sıkıntılarınızın, problemlerinizin en güzel çözümü, çaresi, kurtuluşunuzun şifalı reçetesi, ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur Allah’ın tek yetkili Rasulünde, onun yiğitliklerle, fedakârlıklarla, sabırla mücadelelerle dolu örnek hayatındadır. Allah’ın rızasını, âhiret hayatındaki mutluluğu umanlar, Allah’ı çok zikredenler, devamlı Allah’ın dininin tebliği ile uğraşanlar için onda örnekler vardır.(33:21)
Şuurlu ve kâmil mü’minler müttefik düşman birliklerini gördüklerinde:
'İşte Allah ve Rasulünün bize va’dettiği! Allah ve Rasûlü doğru söylemiştir.' dediler. Bu orduların gelişi, onların, ancak imanlarını, Allah’a teslimiyetlerini, bağlılıklarını artırdı.(33:22)
Şuurlu ve kâmil mü’minlerin arasında, Allah’a verdikleri söze sadâkat gösteren nice erler, yiğitler var. Onlardan bir kısmı sözünü yerine getirmiş, büyük tehlikelere göğüs germiş, o yolda sakat kalmış, canını vermiştir. Bir kısmı da şehitliği beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde sözlerini değiştirmemişlerdir, gerçekten onların yerini kimse dolduramaz.(33:23)
Allah, imanlarında sadâkat gösterenleri, sadâkatları sebebiyle mükâfatlandıracak. Müslüman görünerek İslâm’a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münâfıkları da, sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygunsa cezalandıracak veya tevbekâr olurlarsa, günah işlemekten vazgeçip Allah’a itaate yönelirlerse, tevbelerini kabul edecek. Allah çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.(33:24)
Allah, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirleri, hiçbir fayda elde edemeden öfkeleri ile geri çevirdi. Allah’ın, mü’minlerin savaşta karşılaştıkları güçlükleri gidermeye, mü’minlere yardıma gücü yeter. Allah güçlüdür, kudretli ve hükümrandır.(33:25)
Allah, ehl-i kitaptan, müşrik ordularına yardım edenleri, kalelerinden indirdi ve akıllarına, kalplerine korku düşürdü. Bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir alıyordunuz.(33:26)
Allah onların arazilerine, yurtlarına ve mallarına sizi vâris yaptı, elinize geçirdi. Bir de, henüz ayak basmadığınız yerlere sizi vâris yaptı. Allah’ın her şeye gücü, kudreti yeter.(33:27)
Ey Peygamber! Hanımlarına:
'Eğer dünya hayatını ve ihtişamını, refahını istiyorsanız, gelin uzunca süre size yetecek dünyalıklarınızı vereyim, güzellikle boşayayım, serbest bırakayım' de.(33:28)
'Eğer Allah’ın dinine, Rasulüne hizmeti, âhiret yurduna, ebedî yurda hazırlığı arzu ediyorsanız, unutmayın ki, Allah içinizden, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı hizmetler yapan hatun önderlere, idarecilere büyük mükâfatlar hazırlamıştır.'(33:29)
Ey peygamber hanımları, sizden kim delille, şahitle ispatlanmış apaçık bir edepsizlik yapar, bir günah işlerse ona iki kat ceza verilir. Bunu yapmak Allah’a kolaydır.(33:30)
Sizden kim Allah’a ve Rasulüne samimiyetle itaat eder, sorumluluk şuuruyla görevlerini yerine getirir, saygılı davranır, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirir, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olur, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işlerse ona iki kere mükâfat veririz. Ona, Cennet’te de bol rızıklar hazırladık.(33:31)
Ey peygamber hanımları, siz herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Eğer Allah’a sığınıp, emirlerini yerine getirerek günahlardan arınıp, azaptan korunuyorsanız, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetinizi muhafaza ediyorsanız, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincindeyseniz, yabancı erkekler karşısında yumuşak, tatlı, çekici bir eda ile konuşmayın. Kalpleri kararmış, aklından zoru olanlar, hasta ruhlular, size karşı bir ümide kapılmasın. Ağırbaşlı, ciddi, mâkul, meşrû ve islâmî kurallarla örtüşen örfe uygun şekilde konuşun.(33:32)
Vakarınızla evlerinizde oturun.Meşru ihtiyaçlarınızın dışında, İslâm dışı, ilkel cahiliyye âdetlerine benzer şekilde açılıp saçılarak, süslenip püslenerek piyasa yapmayın. Namazı âdâbına riâyet ederek, aksatmadan kılın. Vicdanınızı, servetinizi, sosyal bünyenizi arındıran, berekete vesile olan zekâtı verin. Allah’a ve Rasulüne itaat edin. Kur’ân’ı ve sünneti uygulayın.
Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, haramı, günahı, çirkin amelleri, basitliği uzaklaştırmak ve sizi tertemiz yapmak istiyor.(33:33)
Evlerinizde okunan, uygulanan Allah’ın âyetlerini, hikmetlerini, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgilerini, peygamberin sünnetini, hadislerini belleyin, toplanıp müzakere edin, bilmeyenlere anlatın, öğretin. Allah hikmetine nüfuz edilmeyen yüce varlıktır ve gizli-açık her şeyden haberdardır.(33:34)
İslâm’ı yaşayan müslüman erkeklerle, İslâm’ı yaşayan müslüman kadınlar; mü’min erkeklerle mü’min kadınlar; samimiyetle itaat eden, uzun uzun kıyamda durarak sorumluluk şuuruyla namaz kılan, dinî, insanî ve vicdanî sorumluluklarını yerine getiren saygılı erkeklerle, samimiyetle itaat eden, uzun uzun kıyamda durarak sorumluluk şuuruyla namaz kılan, dinî, insanî ve vicdanî sorumluluklarını yerine getiren saygılı, kocalarına karşılık vermeyen kadınlar; imanda, İslâm’da sadakat sahibi erkeklerle, imanda, İslâm’da sadakat sahibi kadınlar; sabırla mücadeleye devam eden, kendilerini eğiterek sıkıntılara katlanan, kötülüğü engelleyerek iyilik yapan erkeklerle, sabırla, mücadeleye devam eden, kendilerini eğiterek sıkıntılara katlanan, kötülüğü engelleyerek iyilik yapan kadınlar; tam bir samimiyetle Allah’a imanın, kulluk ve itaatin şuuruna eren saygılı erkeklerle, saygılı kadınlar; imanda sadâkatlerinin ve kemâllerinin ifadesi olan sadakayı, zekâtı veren, malî mükellefiyetleri yerine getiren erkeklerle, imanda sadâkatlerinin ve kemâllerinin ifadesi olan sadakayı, zekâtı veren, malî mükellefiyetleri yerine getiren kadınlar; oruç tutan erkeklerle, oruç tutan kadınlar; ırzlarını, namuslarını koruyan, bellerine sahip olan erkeklerle, ırzlarını namuslarını koruyan, bellerine sahip olan kadınlar; Allah’ı çok çok zikreden, İslâm’ı tebliğe devam eden erkeklerle, Allah’ı çok çok zikreden, İslâm’ı tebliğe devam eden kadınlar; işte onlar için Allah koruma kalkanı, bağışlama ve büyük mükâfatlar hazırlamıştır.(33:35)
Allah ve Rasulü bir planı icraya karar verdiği zaman, Kur’ân ve sünnetteki emirler, hükümler söz konusu olunca, mü’min bir erkeğin ve mü’min bir kadının, şahsî düşünce ve kararlarına dayalı başka tercihlerini dikkate almaları mümkün değildir. Kim Allah’a ve Rasulüne bağlılığı ve saygıyı terkeder, emirlerine itaat etmez, savsaklar ve rızalarını gözetmez, Kur’ân’ı ve sünneti uygulamazsa, kesinkes başına buyruk hareket ederek açıkça hak yoldan uzaklaşmış, dalâleti, bozuk düzeni, helâki, ahmaklığı tercih etmiştir.(33:36)
Rasulüm! Hani Allah’ın kendisine nimet verdiği, İslâm’ı nasip ettiği, senin de ihsanda bulunduğun, hürriyetine kavuşturduğun, güzel yetiştirdiğin kimseye:
'Eşini yanında tut. Allah’a sığın, emirlerine yapış, günahlardan arın, azaptan korun!' diyordun. Allah’ın açığa vuracağı şeyi, boşandıktan sonra, Allah’ın Zeynep’le evlenmeni emrettiğini, insanlardan çekinerek, içinde gizliyordun. Oysa, asıl kendisinden korkman gereken Allah’tır. Zeyd ondan ilişkisini kesince, boşayınca, biz, onu sana nikâhladık. Evlâtlıklarının, ilişkilerini kestikleri kadınları nikâhlamada mü’minlere bir güçlük olmasın istedik. Böylece de Allah’ın planı icra edilmiş oldu.(33:37)
Allah’ın, kendisine meşrûiyet tanıdığı hususlarda, peygambere herhangi bir vebal, bir güçlük yoktur. Evvelce vazifelerini ifa ederek geçip giden bütün peygamberler hakkında Allah’ın sünneti, koyduğu kurallar böyledir. Allah’ın planı ise, mutlaka gerçekleşecek, başa gelecek, kaçınılamayan bir kaderdir.(33:38)
Peygamberler, Allah’ın emirlerini, vahyini tebliğ edenler, Allah’tan korkanlar, Allah’tan başka hiç kimseden korkmayanlardır. Hesap gören olarak da Allah yeter.(33:39)
Muhammed gerçekte sizin yetişkin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat Allah’ın, ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasulü, ve bütün peygamberleri tasdik eden, belgeleyen, peygamberlerin sonuncusudur. Her şey, Allah’ın ilmi, planı, iradesi dâhilinde gerçekleşmektedir.(33:40)
Ey iman edenler, Allah’ı çok çok zikrederek şükredin, Allah’a çokça ibadet edin, Allah’ın dinini, şeriatını çokça anlatın.(33:41)
Gündüzün ilk ve son saatlerinde O’nu tesbih edin.(33:42)
O sizi inkâr ve isyan karanlıklarından iman ve itaat aydınlığına, nura çıkarmak için, melekleriyle, üzerinize nimetini, rahmetini, bereketini indirendir. Allah mü’minlere engin merhametiyle muamele yapmaktadır.(33:43)
Allah’ın nimetlerine kavuştukları gün, onlara:
'Selâm size, selâmette olun' denilerek mutluluk dileğinde bulunulur. Allah onlara, cömertçe, değerli mükâfatlar hazırlamıştır.(33:44)
Ey peygamber, biz seni Kur’ân’ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek bir önder, doğruları konuşan bir şâhit, rahmetimizi, merhametimizi, ihsanımızı, sevgimizi müjdeleyici, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcı olarak özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirerek gönderdik.(33:45)
Seni, Allah’ın bilgisi, planı, iradesi dâhilinde, insanları Allah’a, Allah’ın yoluna davet eden, Allah’ın yolunu aydınlatan, gönülleri ısıtan bir güneş olarak gönderdik.(33:46)
Mü’minlere, Allah tarafından büyük bir lütuf ihsan edildiğini müjdele.(33:47)
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin ve müslüman görünerek İslâm’a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münâfıkların göstermelik hoşgörü taleplerini, senin şeriatine aykırı isteklerini kabul etme, onların düzenlerine boyun eğme. Onların eziyetlerine, incitici sözlerine aldırma. Allah’a dayanıp güven, işlerini Allah’a havale et. Hâmi ve güvence olarak Allah yeter.(33:48)
Ey iman edenler, mü’min kadınları nikâhladığınız zaman, henüz zifafa girmeden onları boşar, boşanma kararı alırsanız, onları, mahkemeye, hakemlere veya âlimlere hesaplatacağınız bir iddet süresince bekletmeye hakkınız yoktur. Onları hemen dünyalık vererek, ihtiyaçlarını karşılayarak güzel bir şekilde serbest bırakın.(33:49)
Ey peygamber, mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah’ın kansız ve zahmetsiz düşmandan alıp sana verdikleri içinden, savaş esirleri arasından meşrû şekilde sahip olduğun, üzerinde meşrû hakların ve otoriten, kendileriyle düzgün insanî münasebetlerin olan câriyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber baskı, zulüm ve işkencenin hâkim olduğu memleketinizden, özgürce Allah’a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de, peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere özgür iradesiyle teklif eden hür mü’min kadını, mü’minlerle ilgili koyduğumuz kurallara istisna olarak sırf sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Biz, hanımları ve meşrû şekilde sahip oldukları, üzerinde meşrû hakları ve otoriteleri, kendileriyle düzgün insanî münasebetleri olan câriyeleri konusunda, mü’minlere neyi meşrû kıldığımızı biliriz. Bunları, sana bir güçlük, bir vebal olmasın diye açıkladık. Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.(33:50)