| أنزلناها ÊNZLNEHE bu indirdiğimiz
| وفرضناها WFRŽNEHE ve farz kıldığımız
| وأنزلنا WÊNZLNE ve indirdik
| فيها FYHE onda
| آيات ËYET ayetler
| بينات BYNET açık açık
| لعلكم LALKM belki
| تذكرون TZ̃KRWN düşünüp öğüt alırsınız
| (24:1)
| والزاني WELZENY ve zina eden erkeğe
| فاجلدوا FECLD̃WE vurun
| كل KL her
| واحد WEḪD̃ birine
| منهما MNHME onlardan
| مائة MEÙT yüz
| جلدة CLD̃T değnek
| ولا WLE ve asla
| تأخذكم TÊḢZ̃KM sizi tutmasın
| بهما BHME onlara karşı
| رأفة RÊFT acıma duygusu
| في FY
| دين D̃YN dininde (cezasını uygulamada)
| الله ELLH Allah'ın
| إن ÎN eğer
| كنتم KNTM iseniz
| تؤمنون TÙMNWN inananlar
| بالله BELLH Allah'a
| واليوم WELYWM ve gününe
| الآخر EL ËḢR ahiret
| وليشهد WLYŞHD̃ ve şahid olsun
| عذابهما AZ̃EBHME onlara yapılan azaba
| طائفة ŦEÙFT bir grup
| من MN -den
| المؤمنين ELMÙMNYN mü'minler-
| (24:2)
| لا LE
| ينكح YNKḪ evlenmez
| إلا ÎLE başkasıyla
| زانية ZENYT zina eden kadından
| أو ÊW veya
| مشركة MŞRKT müşrik kadından
| والزانية WELZENYT ve zina eden kadın
| لا LE
| ينكحها YNKḪHE evlenmez
| إلا ÎLE başkasıyla
| زان ZEN zina eden erkekten
| أو ÊW veya
| مشرك MŞRK müşrik erkekten
| وحرم WḪRM haram kılınmıştır
| ذلك Z̃LK bu
| على AL üzerine
| المؤمنين ELMÙMNYN mü'minler
| (24:3)
| يرمون YRMWN zina ile suçlayan
| المحصنات ELMḪṦNET namuslu kadınları
| ثم S̃M sonra
| لم LM
| يأتوا YÊTWE getirmeyenlere
| بأربعة BÊRBAT dört
| شهداء ŞHD̃EÙ şahid
| فاجلدوهم FECLD̃WHM vurun onlara
| ثمانين S̃MENYN seksen
| جلدة CLD̃T değnek
| ولا WLE ve artık
| تقبلوا TGBLWE kabul etmeyin
| لهم LHM onların
| شهادة ŞHED̃T şahidliğini
| أبدا ÊBD̃E asla
| وأولئك WÊWLÙK ve işte
| هم HM onlar
| الفاسقون ELFESGWN yoldan çıkmış kimselerdir
| (24:4)
| الذين ELZ̃YN kimseler
| تابوا TEBWE tevbe eden(ler)
| من MN
| بعد BAD̃ sonra
| ذلك Z̃LK bundan
| وأصلحوا WÊṦLḪWE ve uslananlar
| فإن FÎN çünkü
| الله ELLH Allah
| غفور ĞFWR çok bağışlayandır
| رحيم RḪYM çok esirgeyendir
| (24:5)
| يرمون YRMWN zina ile suçlayan
| أزواجهم ÊZWECHM eşlerini
| ولم WLM ve
| يكن YKN bulunmayanlar
| لهم LHM onların
| شهداء ŞHD̃EÙ şahidleri
| إلا ÎLE başka
| أنفسهم ÊNFSHM kendilerinden
| فشهادة FŞHED̃T (o halde) şahidliği
| أحدهم ÊḪD̃HM onlardan her birinin
| أربع ÊRBA dört defa
| شهادات ŞHED̃ET şahid tutmasıdır
| بالله BELLH Allah'ı
| إنه ÎNH kendisinin mutlaka
| لمن LMN -den olduğuna
| الصادقين ELṦED̃GYN doğru söyleyenler-
| (24:6)
| أن ÊN kuşkusuz
| لعنت LANT la'netinin
| الله ELLH Allah'ın
| عليه ALYH kendi üzerine olmasını diler
| إن ÎN eğer
| كان KEN ise
| من MN -den
| الكاذبين ELKEZ̃BYN yalan söyleyenler-
| (24:7)
| عنها ANHE kendisinden
| العذاب ELAZ̃EB azabı
| أن ÊN
| تشهد TŞHD̃ kadının şahidlik etmesi
| أربع ÊRBA dört defa
| شهادات ŞHED̃ET şahid tutup
| بالله BELLH Allah'ı
| إنه ÎNH onun (kocasının)
| لمن LMN -den olduğuna
| الكاذبين ELKEZ̃BYN yalan söyleyenler-
| (24:8)
| أن ÊN kuşkusuz
| غضب ĞŽB gazabının
| الله ELLH Allah'ın
| عليها ALYHE kendi üzerine olmasını diler
| إن ÎN eğer
| كان KEN (kocası) ise
| من MN -dan
| الصادقين ELṦED̃GYN doğrular-
| (24:9)
| فضل FŽL lutfu
| الله ELLH Allah'ın
| عليكم ALYKM size
| ورحمته WRḪMTH ve rahmeti
| وأن WÊN ve şüphesiz
| الله ELLH Allah
| تواب TWEB tevbeleri çok kabul edendir
| حكيم ḪKYM hikmet sahibidir
| (24:10)
| الذين ELZ̃YN
| جاءوا CEÙWE getirenler
| بالإفك BELÎFK iftirayı
| عصبة AṦBT bir topluluktur
| منكم MNKM içinizden
| لا LE
| تحسبوه TḪSBWH onu sanmayın
| شرا ŞRE şer
| لكم LKM sizin için
| بل BL bilakis
| هو HW o
| خير ḢYR hayırdır
| لكم LKM sizin için
| لكل LKL her (karşılığını görecektir)
| امرئ EMRÙ kişi
| منهم MNHM onlardan
| ما ME ne
| اكتسب EKTSB işledi (ise)
| من MN
| الإثم ELÎS̃M günahının
| والذي WELZ̃Y kimseye
| تولى TWL yüklenen
| كبره KBRH en büyüğünü
| منهم MNHM onlardan
| له LH onun (yalanın)
| عذاب AZ̃EB bir azab (vardır)
| عظيم AƵYM büyük
| (24:11)
| إذ ÎZ̃ zaman
| سمعتموه SMATMWH onu işittiğiniz
| ظن ƵN zanda bulunup
| المؤمنون ELMÙMNWN inanan erkeklerin
| والمؤمنات WELMÙMNET ve inanan kadınların
| بأنفسهم BÊNFSHM kendiliklerinden
| خيرا ḢYRE güzel
| وقالوا WGELWE ve demeleri
| هذا HZ̃E bu
| إفك ÎFK bir iftiradır
| مبين MBYN apaçık
| (24:12)
| جاءوا CEÙWE getirmeleri
| عليه ALYH ona
| بأربعة BÊRBAT dört
| شهداء ŞHD̃EÙ şahid
| فإذ FÎZ̃ madem ki
| لم LM
| يأتوا YÊTWE getirmediler
| بالشهداء BELŞHD̃EÙ şahidleri
| فأولئك FÊWLÙK o halde onlar
| عند AND̃ yanında
| الله ELLH Allah
| هم HM onlar
| الكاذبون ELKEZ̃BWN yalancılardır
| (24:13)
| فضل FŽL lutfu
| الله ELLH Allah'ın
| عليكم ALYKM size
| ورحمته WRḪMTH ve rahmeti
| في FY
| الدنيا ELD̃NYE dünyada
| والآخرة WEL ËḢRT ve ahirette
| لمسكم LMSKM size mutlaka dokunurdu
| في FY hakkında
| ما ME şey (iftira)
| أفضتم ÊFŽTM daldığınız
| فيه FYH içine
| عذاب AZ̃EB bir azab
| عظيم AƵYM büyük
| (24:14)
| تلقونه TLGWNH siz onu alıveriyorsunuz
| بألسنتكم BÊLSNTKM dillerinizle
| وتقولون WTGWLWN ve söylüyorsunuz
| بأفواهكم BÊFWEHKM ağızlarınızla
| ما ME bir şeyi
| ليس LYS hiç olmayan
| لكم LKM sizin
| به BH hakkında
| علم ALM bilgi(niz)
| وتحسبونه WTḪSBWNH ve onu sanıyorsunuz
| هينا HYNE önemsiz bir iş
| وهو WHW oysa o
| عند AND̃ yanında
| الله ELLH Allah
| عظيم AƵYM büyüktür
| (24:15)
| إذ ÎZ̃ zaman
| سمعتموه SMATMWH onu işittiğiniz
| قلتم GLTM demeniz
| ما ME
| يكون YKWN yakışmaz
| لنا LNE bize
| أن ÊN
| نتكلم NTKLM konuşmamız
| بهذا BHZ̃E bunu
| سبحانك SBḪENK Seni tenzih ederiz
| هذا HZ̃E bu
| بهتان BHTEN bir iftiradır
| عظيم AƵYM büyük
| (24:16)
| الله ELLH Allah
| أن ÊN
| تعودوا TAWD̃WE dönmemeniz için
| لمثله LMS̃LH böyle bir şeye
| أبدا ÊBD̃E bir daha asla
| إن ÎN eğer
| كنتم KNTM iseniz
| مؤمنين MÙMNYN inananlar
| (24:17)
| الله ELLH Allah
| لكم LKM size
| الآيات EL ËYET ayetleri(ni)
| والله WELLH ve Allah
| عليم ALYM bilendir
| حكيم ḪKYM hüküm ve hikmet sahibidir
| (24:18)
| الذين ELZ̃YN kimselere
| يحبون YḪBWN isteyenlere
| أن ÊN
| تشيع TŞYA yayılmasını
| الفاحشة ELFEḪŞT edepsizliğin
| في FY içinde
| الذين ELZ̃YN
| آمنوا ËMNWE inananlar
| لهم LHM vardır
| عذاب AZ̃EB bir azab
| أليم ÊLYM acıklı
| في FY
| الدنيا ELD̃NYE dünyada
| والآخرة WEL ËḢRT ve ahirette
| والله WELLH ve Allah
| يعلم YALM bilir
| وأنتم WÊNTM ancak siz
| لا LE
| تعلمون TALMWN bilmezsiniz
| (24:19)
| فضل FŽL lutfu
| الله ELLH Allah'ın
| عليكم ALYKM size
| ورحمته WRḪMTH ve rahmeti
| وأن WÊN ve kuşkusuz
| الله ELLH Allah
| رءوف RÙWF çok şefkatlidir
| رحيم RḪYM merhametlidir
| (24:20)
| أيها ÊYHE SİZ!
| الذين ELZ̃YN kimseler
| آمنوا ËMNWE inanan(lar)
| لا LE
| تتبعوا TTBAWE izlemeyin
| خطوات ḢŦWET adımlarını
| الشيطان ELŞYŦEN şeytanın
| ومن WMN ve kim
| يتبع YTBA izlerse
| خطوات ḢŦWET adımlarını
| الشيطان ELŞYŦEN şeytanın
| فإنه FÎNH muhakkak o
| يأمر YÊMR (ona) emreder
| بالفحشاء BELFḪŞEÙ edepsizliği
| والمنكر WELMNKR ve kötülüğü
| ولولا WLWLE ve eğer olmasaydı
| فضل FŽL lutfu
| الله ELLH Allah'ın
| عليكم ALYKM size
| ورحمته WRḪMTH ve rahmeti
| ما ME
| زكى ZK temizlemezdi
| منكم MNKM sizden
| من MN hiç
| أحد ÊḪD̃ birinizi
| أبدا ÊBD̃E asla
| ولكن WLKN fakat
| الله ELLH Allah
| يزكي YZKY arındırır
| من MN kimseyi
| يشاء YŞEÙ dilediği
| والله WELLH ve Allah
| سميع SMYA işitendir
| عليم ALYM bilendir
| (24:21)
| يأتل YÊTL yemin etmesinler
| أولو ÊWLW sahipleri
| الفضل ELFŽL fazilet
| منكم MNKM sizden
| والسعة WELSAT ve servet
| أن ÊN
| يؤتوا YÙTWE (bir şey) vermemeğe
| أولي ÊWLY sahipleri (akrabalara)
| القربى ELGRB yakınlık (akrabalara)
| والمساكين WELMSEKYN ve yoksullara
| والمهاجرين WELMHECRYN ve hicret edenlere
| في FY
| سبيل SBYL yolunda
| الله ELLH Allah
| وليعفوا WLYAFWE ve affetsinler
| وليصفحوا WLYṦFḪWE ve hoşgörsünler
| ألا ÊLE
| تحبون TḪBWN sevmez misiniz?
| أن ÊN
| يغفر YĞFR bağışlamasını
| الله ELLH Allah'ın
| لكم LKM sizi
| والله WELLH ve Allah
| غفور ĞFWR bağışlayandır
| رحيم RḪYM esirgeyendir
| (24:22)
| الذين ELZ̃YN edenler
| يرمون YRMWN zina iftirası
| المحصنات ELMḪṦNET namuslu kadınlara
| الغافلات ELĞEFLET bir şeyden habersiz
| المؤمنات ELMÙMNET inanmış kadınlara
| لعنوا LANWE la'netlenmişlerdir
| في FY
| الدنيا ELD̃NYE dünya'da
| والآخرة WEL ËḢRT ve ahirette
| ولهم WLHM ve Onların
| عذاب AZ̃EB bir azab
| عظيم AƵYM büyük
| (24:23)
| تشهد TŞHD̃ şahidlik edecektir
| عليهم ALYHM kendilerine
| ألسنتهم ÊLSNTHM dilleri
| وأيديهم WÊYD̃YHM ve elleri
| وأرجلهم WÊRCLHM ve ayakları
| بما BME şeylere
| كانوا KENWE oldukları
| يعملون YAMLWN yapıyor(lar)
| (24:24)
| يوفيهم YWFYHM onlara tam verir
| الله ELLH Allah
| دينهم D̃YNHM cezalarını
| الحق ELḪG hak ettikleri
| ويعلمون WYALMWN ve onlar bilirler
| أن ÊN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| هو HW O
| الحق ELḪG Hak'tır
| المبين ELMBYN apaçık
| (24:25)
| للخبيثين LLḢBYS̃YN kötü erkeklere
| والخبيثون WELḢBYS̃WN kötü erkekler
| للخبيثات LLḢBYS̃ET kötü kadınlara
| والطيبات WELŦYBET iyi kadınlar
| للطيبين LLŦYBYN iyi erkeklere
| والطيبون WELŦYBWN iyi erkekler
| للطيبات LLŦYBET iyi kadınlara
| أولئك ÊWLÙK bunlar
| مبرءون MBRÙWN uzaktırlar
| مما MME şeylerden
| يقولون YGWLWN onların söyledikleri
| لهم LHM bunlara vardır
| مغفرة MĞFRT bir bağışlama
| ورزق WRZG ve bir rızık
| كريم KRYM cömertçe
| (24:26)
| أيها ÊYHE SİZ!
| الذين ELZ̃YN kimseler
| آمنوا ËMNWE inanan(lar)
| لا LE
| تدخلوا TD̃ḢLWE girmeyin
| بيوتا BYWTE evlere
| غير ĞYR başka
| بيوتكم BYWTKM kendi evlerinizden
| حتى ḪT ta ki
| تستأنسوا TSTÊNSWE izin almadan
| وتسلموا WTSLMWE ve selam vermeden
| على AL üzerine
| أهلها ÊHLHE (ev) halkı
| ذلكم Z̃LKM herhalde bu
| خير ḢYR daha hayırlıdır
| لكم LKM sizin için
| لعلكم LALKM umulur ki
| تذكرون TZ̃KRWN düşünüp anlarsınız
| (24:27)
| لم LM
| تجدوا TCD̃WE bulamazsanız
| فيها FYHE orada
| أحدا ÊḪD̃E kimseyi
| فلا FLE
| تدخلوها TD̃ḢLWHE oraya girmeyin
| حتى ḪT kadar
| يؤذن YÙZ̃N izin verilinceye
| لكم LKM size
| وإن WÎN ve eğer
| قيل GYL denirse
| لكم LKM size
| ارجعوا ERCAWE dönün!
| فارجعوا FERCAWE o halde dönün
| هو HW o
| أزكى ÊZK daha temizdir
| لكم LKM sizin için
| والله WELLH ve Allah
| بما BME şeyleri
| تعملون TAMLWN yaptıklarınız
| عليم ALYM bilendir
| (24:28)
| عليكم ALYKM size
| جناح CNEḪ bir günah
| أن ÊN -den dolayı
| تدخلوا TD̃ḢLWE (izinsiz) girmeniz-
| بيوتا BYWTE evlere
| غير ĞYR
| مسكونة MSKWNT oturulmayan
| فيها FYHE içinde
| متاع MTEA eşyanız bulunan
| لكم LKM sizin
| والله WELLH ve Allah
| يعلم YALM bilir
| ما ME şeyi
| تبدون TBD̃WN açığa vurduğunuz
| وما WME ve şeyi
| تكتمون TKTMWN gizlediğiniz
| (24:29)
| للمؤمنين LLMÙMNYN inanan erkeklere
| يغضوا YĞŽWE sakınsınlar
| من MN
| أبصارهم ÊBṦERHM bakışlarını
| ويحفظوا WYḪFƵWE ve korusunlar
| فروجهم FRWCHM ırzlarını
| ذلك Z̃LK bu
| أزكى ÊZK daha temizdir
| لهم LHM onlar için
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| خبير ḢBYR haber almaktadır
| بما BME şeyleri
| يصنعون YṦNAWN her yaptıkları
| (24:30)
| للمؤمنات LLMÙMNET inanan kadınlara
| يغضضن YĞŽŽN sakınsınlar
| من MN
| أبصارهن ÊBṦERHN bakışlarını
| ويحفظن WYḪFƵN ve korusunlar
| فروجهن FRWCHN ırzlarını
| ولا WLE ve
| يبدين YBD̃YN göstermesinler
| زينتهن ZYNTHN süslerini
| إلا ÎLE ancak hariç
| ما ME
| ظهر ƵHR görünenler
| منها MNHE ondan
| وليضربن WLYŽRBN ve koysunlar
| بخمرهن BḢMRHN başörtülerini
| على AL üstüne
| جيوبهن CYWBHN (göğüs) yırtmaçlarının
| ولا WLE ve
| يبدين YBD̃YN göstermesinler
| زينتهن ZYNTHN süslerini
| إلا ÎLE dışındakilere
| لبعولتهن LBAWLTHN kocaları
| أو ÊW yahut
| آبائهن ËBEÙHN babaları
| أو ÊW yahut
| آباء ËBEÙ babaları
| بعولتهن BAWLTHN kocalarının
| أو ÊW yahut
| أبنائهن ÊBNEÙHN oğulları
| أو ÊW yahut
| أبناء ÊBNEÙ oğulları
| بعولتهن BAWLTHN kocalarının
| أو ÊW yahut
| إخوانهن ÎḢWENHN kardeşleri
| أو ÊW yahut
| بني BNY oğulları
| إخوانهن ÎḢWENHN kardeşlerinin
| أو ÊW yahut
| بني BNY oğulları
| أخواتهن ÊḢWETHN kızkardeşlerinin
| أو ÊW yahut
| نسائهن NSEÙHN kadınları
| أو ÊW yahut
| ما ME
| ملكت MLKT sahip oldukları (köleleri)
| أيمانهن ÊYMENHN ellerinin
| أو ÊW yahut
| التابعين ELTEBAYN tabi'leri (hizmetlileri)
| غير ĞYR bulunmayan
| أولي ÊWLY
| الإربة ELÎRBT kadına ihtiyacı
| من MN -den
| الرجال ELRCEL erkekler-
| أو ÊW yahut
| الطفل ELŦFL çocuklara
| الذين ELZ̃YN onlar ki
| لم LM
| يظهروا YƵHRWE henüz anlamazlar
| على AL
| عورات AWRET mahrem yerlerini
| النساء ELNSEÙ kadınların
| ولا WLE ve
| يضربن YŽRBN vurmasınlar
| بأرجلهن BÊRCLHN ayaklarını
| ليعلم LYALM bilinmesi için
| ما ME şeylerin
| يخفين YḢFYN gizledikleri
| من MN -nden
| زينتهن ZYNTHN süsleri-
| وتوبوا WTWBWE ve tevbe edin
| إلى ÎL
| الله ELLH Allah'a
| جميعا CMYAE topluca
| أيه ÊYH ey
| المؤمنون ELMÙMNWN mü'minler
| لعلكم LALKM umulur ki
| تفلحون TFLḪWN felaha erersiniz
| (24:31)
| الأيامى ELÊYEM bekarları
| منكم MNKM içinizden
| والصالحين WELṦELḪYN ve iyileri
| من MN -den
| عبادكم ABED̃KM köleleriniz-
| وإمائكم WÎMEÙKM ve cariyeleriniz(den)
| إن ÎN eğer
| يكونوا YKWNWE iseler
| فقراء FGREÙ yoksul
| يغنهم YĞNHM onları zengin eder
| الله ELLH Allah
| من MN -ndan
| فضله FŽLH lutfu-
| والله WELLH ve Allahın
| واسع WESA (mülkü) geniştir
| عليم ALYM (her şeyi) bilendir
| (24:32)
| الذين ELZ̃YN kimseler
| لا LE
| يجدون YCD̃WN bulamayan(lar)
| نكاحا NKEḪE evlenme (imkanı)
| حتى ḪT kadar
| يغنيهم YĞNYHM kendilerini zengin edinceye
| الله ELLH Allah
| من MN -ndan
| فضله FŽLH lutfu-
| والذين WELZ̃YN ve kimselerle
| يبتغون YBTĞWN isteyen(lerle)
| الكتاب ELKTEB mükatebe (sözleşme) yapmak
| مما MME -ndan
| ملكت MLKT sahip oldukları-
| أيمانكم ÊYMENKM ellerinizin
| فكاتبوهم FKETBWHM mükatebe yapın
| إن ÎN eğer
| علمتم ALMTM bilirseniz
| فيهم FYHM onlar hakında
| خيرا ḢYRE hayırlı olduğunu
| وآتوهم W ËTWHM ve onlara verin
| من MN -ndan
| مال MEL malı-
| الله ELLH Allah'ın
| الذي ELZ̃Y
| آتاكم ËTEKM size verdiği
| ولا WLE ve
| تكرهوا TKRHWE zorlamayın
| فتياتكم FTYETKM cariyelerinizi
| على AL
| البغاء ELBĞEÙ fuhşa
| إن ÎN eğer
| أردن ÊRD̃N istiyorlarsa
| تحصنا TḪṦNE namuslu kalmayı
| لتبتغوا LTBTĞWE elde etmek için
| عرض ARŽ geçici menfaatini
| الحياة ELḪYET hayatının
| الدنيا ELD̃NYE dünya
| ومن WMN ve kim
| يكرههن YKRHHN onları zorlarsa
| فإن FÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| من MN
| بعد BAD̃ sonra
| إكراههن ÎKREHHN zorlanmalarından
| غفور ĞFWR bağışlayıcı
| رحيم RḪYM esirgeyicidir
| (24:33)
| أنزلنا ÊNZLNE indirdik
| إليكم ÎLYKM size
| آيات ËYET ayetler
| مبينات MBYNET açıklayıcı
| ومثلا WMS̃LE ve bir temsil
| من MN -den
| الذين ELZ̃YN kimseler-
| خلوا ḢLWE gelip geçen
| من MN
| قبلكم GBLKM sizden önce
| وموعظة WMWAƵT ve bir öğüt
| للمتقين LLMTGYN muttakiler için
| (24:34)
| نور NWR nurudur
| السماوات ELSMEWET göklerin
| والأرض WELÊRŽ ve yerin
| مثل MS̃L benzer
| نوره NWRH O'nun nuru
| كمشكاة KMŞKET bir kandile
| فيها FYHE içinde bulunan
| مصباح MṦBEḪ lamba
| المصباح ELMṦBEḪ lamba
| في FY içerisindedir
| زجاجة ZCECT cam
| الزجاجة ELZCECT cam
| كأنها KÊNHE sanki (gibidir)
| كوكب KWKB bir yıldız
| دري D̃RY inciden
| يوقد YWGD̃ yakılır
| من MN -ndan
| شجرة ŞCRT bir ağacı(nın yağı)-
| مباركة MBERKT mübarek
| زيتونة ZYTWNT zeytin
| لا LE ne
| شرقية ŞRGYT doğudan
| ولا WLE ve ne de
| غربية ĞRBYT batıdan
| يكاد YKED̃ öyle ki neredeyse
| زيتها ZYTHE onun yağı
| يضيء YŽYÙ ışık verir
| ولو WLW ve eğer
| لم LM
| تمسسه TMSSH değmese (bile)
| نار NER ateş
| نور NWR nur
| على AL üstüne
| نور NWR nur
| يهدي YHD̃Y hidayet eder
| الله ELLH Allah
| لنوره LNWRH nuruna
| من MN kimseyi
| يشاء YŞEÙ dilediği
| ويضرب WYŽRB misaller verir
| الله ELLH Allah
| الأمثال ELÊMS̃EL benzetmelerle
| للناس LLNES insanlara
| والله WELLH ve Allah
| بكل BKL her
| شيء ŞYÙ şeyi
| عليم ALYM bilir
| (24:35)
| بيوت BYWT evlerdedir
| أذن ÊZ̃N izin verdiği
| الله ELLH Allah'ın
| أن ÊN
| ترفع TRFA yükseltilmesine
| ويذكر WYZ̃KR ve anılmasına
| فيها FYHE içlerinde
| اسمه ESMH adının
| يسبح YSBḪ tesbih ederler
| له LH O'nu
| فيها FYHE onların içinde
| بالغدو BELĞD̃W sabah
| والآصال WEL ËṦEL ve akşam
| (24:36)
| لا LE
| تلهيهم TLHYHM kendilerini alıkoymaz
| تجارة TCERT ticaret
| ولا WLE ve ne de
| بيع BYA alışveriş
| عن AN -tan
| ذكر Z̃KR anmak-
| الله ELLH Allah'ı
| وإقام WÎGEM ve -doğrulur
| الصلاة ELṦLET SaLâTe/Desteğe-
| وإيتاء WÎYTEÙ ve -verir
| الزكاة ELZKET zekatı-
| يخافون YḢEFWN onlar korkarlar
| يوما YWME günden
| تتقلب TTGLB ters döneceği
| فيه FYH onda
| القلوب ELGLWB yüreklerin
| والأبصار WELÊBṦER ve gözlerin
| (24:37)
| الله ELLH Allah
| أحسن ÊḪSN en güzel
| ما ME şeylerin
| عملوا AMLWE yaptıkları
| ويزيدهم WYZYD̃HM ve daha fazlası için
| من MN -ndan
| فضله FŽLH lutfu-
| والله WELLH ve Allah
| يرزق YRZG rızıklandırır
| من MN kimseyi
| يشاء YŞEÙ dilediği
| بغير BĞYR -sız olarak
| حساب ḪSEB hesap-
| (24:38)
| كفروا KFRWE inkar eden(ler)
| أعمالهم ÊAMELHM onların işleri
| كسراب KSREB serap gibidir
| بقيعة BGYAT düz arazideki
| يحسبه YḪSBH onu sanır
| الظمآن ELƵM ËN susayan
| ماء MEÙ su
| حتى ḪT fakat
| إذا ÎZ̃E ne zaman ki
| جاءه CEÙH yanına gelince
| لم LM
| يجده YCD̃H bulamaz
| شيئا ŞYÙE hiçbir şey
| ووجد WWCD̃ ve bulur
| الله ELLH Allah'ı
| عنده AND̃H yanında
| فوفاه FWFEH tam görür
| حسابه ḪSEBH onun hesabını
| والله WELLH ve Allah
| سريع SRYA çabuk görendir
| الحساب ELḪSEB hesabı
| (24:39)
| كظلمات KƵLMET karanlıklar gibidir
| في FY içindeki
| بحر BḪR bir deniz
| لجي LCY derin
| يغشاه YĞŞEH ki üstünü örten
| موج MWC bir dalga
| من MN -nden
| فوقه FWGH onun üstü-
| موج MWC bir dalga
| من MN -nden
| فوقه FWGH onun üstü-
| سحاب SḪEB bir bulut
| ظلمات ƵLMET karanlıklar
| بعضها BAŽHE onun biri
| فوق FWG üstüne
| بعض BAŽ diğerinin
| إذا ÎZ̃E ne zaman ki
| أخرج ÊḢRC çıkarsa
| يده YD̃H elini
| لم LM
| يكد YKD̃ neredeyse
| يراها YREHE onu dahi göremez
| ومن WMN bir kimseye
| لم LM
| يجعل YCAL vermemişse
| الله ELLH Allah
| له LH ona
| نورا NWRE bir nur
| فما FME artık olmaz
| له LH onun
| من MN hiçbir
| نور NWR nuru
| (24:40)
| تر TR görmedin mi?
| أن ÊN Kİ
| الله ELLH """O"""
| يسبح YSBḪ yüceltir
| له LH onu
| من MN -nden
| في FY içi-
| السماوات ELSMEWET göklerdekiler
| والأرض WELÊRŽ ve yerdekiler
| والطير WELŦYR ve -uçanlar
| صافات ṦEFET saflaşarak-
| كل KL -idi/oldu
| قد GD̃ elbette
| علم ALM bilmiş-
| صلاته ṦLETH desteklediğini
| وتسبيحه WTSBYḪH ve yücelttiğini
| والله WELLH ve Allah
| عليم ALYM bilmektedir
| بما BME -şeyleri
| يفعلون YFALWN yaptıkları-
| (24:41)
| ملك MLK mülkü
| السماوات ELSMEWET göklerin
| والأرض WELÊRŽ ve yerin
| وإلى WÎL ve
| الله ELLH Allah'adır
| المصير ELMṦYR dönüş
| (24:42)
| تر TR görmedin mi?
| أن ÊN şüphesiz ki
| الله ELLH Allah
| يزجي YZCY sürer
| سحابا SḪEBE bulutları
| ثم S̃M sonra
| يؤلف YÙLF birleştirir
| بينه BYNH onların arasını
| ثم S̃M sonra
| يجعله YCALH onları yığar (sıkıştırır)
| ركاما RKEME birbiri üstüne
| فترى FTR sonra görürsün
| الودق ELWD̃G yağmurun
| يخرج YḢRC çıktığını
| من MN -ndan
| خلاله ḢLELH arası-
| وينزل WYNZL ve indirir
| من MN -ten
| السماء ELSMEÙ gök-
| من MN -dan
| جبال CBEL dağlar-
| فيها FYHE orada
| من MN
| برد BRD̃ bir dolu
| فيصيب FYṦYB vurur
| به BH onunla
| من MN
| يشاء YŞEÙ dilediğini
| ويصرفه WYṦRFH ve onu öteye çevirir
| عن AN -nden
| من MN
| يشاء YŞEÙ dilediği-
| يكاد YKED̃ neredeyse
| سنا SNE parıltısı
| برقه BRGH şimşeğinin
| يذهب YZ̃HB alır
| بالأبصار BELÊBṦER gözleri
| (24:43)
| الله ELLH Allah
| الليل ELLYL gece
| والنهار WELNHER ve gündüzü
| إن ÎN kuşkusuz
| في FY vardır
| ذلك Z̃LK bunda
| لعبرة LABRT bir ibret
| لأولي LÊWLY olanlar için
| الأبصار ELÊBṦER gözleri
| (24:44)
| خلق ḢLG yarattı
| كل KL her
| دابة D̃EBT canlıyı
| من MN -dan
| ماء MEÙ su-
| فمنهم FMNHM onlardan
| من MN kimi
| يمشي YMŞY yürür
| على AL üzerinde (sürünerek)
| بطنه BŦNH karnı
| ومنهم WMNHM ve onlardan
| من MN kimi
| يمشي YMŞY yürür
| على AL üstünde
| رجلين RCLYN iki ayak
| ومنهم WMNHM ve onlardan
| من MN kimi
| يمشي YMŞY yürür
| على AL üstünde
| أربع ÊRBA dört (ayak)
| يخلق YḢLG yaratır
| الله ELLH Allah
| ما ME ne
| يشاء YŞEÙ dilerse
| إن ÎN çünkü
| الله ELLH Allah
| على AL zerine
| كل KL her
| شيء ŞYÙ şey
| قدير GD̃YR kadirdir
| (24:45)
| أنزلنا ÊNZLNE biz indirdik
| آيات ËYET ayetler
| مبينات MBYNET (gerçekleri) açıklayan
| والله WELLH ve Allah
| يهدي YHD̃Y iletir
| من MN kimseyi
| يشاء YŞEÙ dilediği
| إلى ÎL
| صراط ṦREŦ yola
| مستقيم MSTGYM doğru
| (24:46)
| آمنا ËMNE inandık
| بالله BELLH Allah'a
| وبالرسول WBELRSWL ve Rasule
| وأطعنا WÊŦANE ve ita'at ettik
| ثم S̃M sonra
| يتولى YTWL dönüyor
| فريق FRYG bir grup
| منهم MNHM onladan
| من MN
| بعد BAD̃ ardından
| ذلك Z̃LK bunun
| وما WME ve değillerdir
| أولئك ÊWLÙK bunlar
| بالمؤمنين BELMÙMNYN inanmış
| (24:47)
| دعوا D̃AWE çağırıldıkları
| إلى ÎL
| الله ELLH Allah'a
| ورسوله WRSWLH ve Rasulüne
| ليحكم LYḪKM hükmetmesi için
| بينهم BYNHM aralarında
| إذا ÎZ̃E hemen
| فريق FRYG bir grup
| منهم MNHM onlardan
| معرضون MARŽWN yüz çevirirler
| (24:48)
| يكن YKN olursa
| لهم LHM kendi lehlerine
| الحق ELḪG hüküm
| يأتوا YÊTWE gelirler
| إليه ÎLYH ona
| مذعنين MZ̃ANYN ita'at ederek
| (24:49)
| قلوبهم GLWBHM kalblerinde
| مرض MRŽ bir hastalık-
| أم ÊM yoksa
| ارتابوا ERTEBWE şühpe mi ettiler?
| أم ÊM yoksa
| يخافون YḢEFWN korkuyorlar mı?
| أن ÊN diye
| يحيف YḪYF haksızlık yapacak
| الله ELLH Allah'ın
| عليهم ALYHM kendilerine
| ورسوله WRSWLH ve Elçisinin
| بل BL hayır
| أولئك ÊWLÙK işte
| هم HM onlar
| الظالمون ELƵELMWN zalimlerdir
| (24:50)
| كان KEN
| قول GWL sözü
| المؤمنين ELMÙMNYN inananların
| إذا ÎZ̃E zaman
| دعوا D̃AWE çağırıldıkları
| إلى ÎL
| الله ELLH Allah'a
| ورسوله WRSWLH ve Rasulüne
| ليحكم LYḪKM hükmetmesi için
| بينهم BYNHM aralarında
| أن ÊN
| يقولوا YGWLWE demeleridir
| سمعنا SMANE işittik
| وأطعنا WÊŦANE ve ita'at ettik
| وأولئك WÊWLÙK işte
| هم HM onlardır
| المفلحون ELMFLḪWN kurtuluşa erenler
| (24:51)
| يطع YŦA ita'at ederse
| الله ELLH Allah'a
| ورسوله WRSWLH ve Resulüne
| ويخش WYḢŞ ve korkarsa
| الله ELLH Allah'tan
| ويتقه WYTGH ve sakınırsa
| فأولئك FÊWLÙK işte
| هم HM onlardır
| الفائزون ELFEÙZWN kazananlar
| (24:52)
| بالله BELLH Allah'a
| جهد CHD̃ var gücüyle
| أيمانهم ÊYMENHM yeminlerinin
| لئن LÙN eğer
| أمرتهم ÊMRTHM onlara emredersen
| ليخرجن LYḢRCN (savaşa) çıkacaklarına
| قل GL de ki
| لا LE
| تقسموا TGSMWE yemin etmeyin
| طاعة ŦEAT itaatiniz
| معروفة MARWFT malumdur
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| خبير ḢBYR haberdardır
| بما BME şeylerden
| تعملون TAMLWN yaptıklarınız
| (24:53)
| أطيعوا ÊŦYAWE ita'at edin
| الله ELLH Allah'a
| وأطيعوا WÊŦYAWE ve ita'at edin
| الرسول ELRSWL Rasule
| فإن FÎN eğer
| تولوا TWLWE dönerseniz
| فإنما FÎNME artık ancak
| عليه ALYH onun sorumluluğu
| ما ME şeydir
| حمل ḪML kendisine yükletilen
| وعليكم WALYKM ve sizin sorumluluğunuz
| ما ME şeydir
| حملتم ḪMLTM size yükletilen
| وإن WÎN ve eğer
| تطيعوه TŦYAWH ona ita'at ederseniz
| تهتدوا THTD̃WE doğru yolu bulursunuz
| وما WME ve değildir
| على AL düşen
| الرسول ELRSWL Rasule
| إلا ÎLE başka bir şey
| البلاغ ELBLEĞ duyurmaktan
| المبين ELMBYN açık bir şekilde
| (24:54)
| الله ELLH Allah
| الذين ELZ̃YN kimselere
| آمنوا ËMNWE inanan(lara)
| منكم MNKM sizden
| وعملوا WAMLWE ve yapanlara
| الصالحات ELṦELḪET iyi işler
| ليستخلفنهم LYSTḢLFNHM onları hükümran kılacaktır
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yeryüzünde
| كما KME gibi
| استخلف ESTḢLF hükümran kıldığı
| الذين ELZ̃YN kimseleri
| من MN
| قبلهم GBLHM onlardan önceki
| وليمكنن WLYMKNN ve sağlamlaştıracaktır
| لهم LHM kendilerine
| دينهم D̃YNHM dinlerini
| الذي ELZ̃Y
| ارتضى ERTŽ razı olduğu
| لهم LHM kendileri için
| وليبدلنهم WLYBD̃LNHM ve onları erdirecektir
| من MN
| بعد BAD̃ ardından
| خوفهم ḢWFHM korkularının
| أمنا ÊMNE (tam) bir güvene
| يعبدونني YABD̃WNNY bana kulluk edecekler
| لا LE
| يشركون YŞRKWN ortak koşmayacaklar
| بي BY bana
| شيئا ŞYÙE hiçbir şeyi
| ومن WMN ama kim(ler)
| كفر KFR inkar ederse
| بعد BAD̃ sonra
| ذلك Z̃LK bundan
| فأولئك FÊWLÙK işte
| هم HM onlar
| الفاسقون ELFESGWN yoldan çıkanlardır
| (24:55)
| الصلاة ELṦLET SaLâTe/Desteğe-
| وآتوا W ËTWE ve -verir
| الزكاة ELZKET zekatı-
| وأطيعوا WÊŦYAWE ve -uyar
| الرسول ELRSWL Elçiye-
| لعلكم LALKM iseniz
| ترحمون TRḪMWN merhamet olunursunuz
| (24:56)
| تحسبن TḪSBN sanma
| الذين ELZ̃YN kimselerin
| كفروا KFRWE inkar eden(lerin)
| معجزين MACZYN (Allah'ı) aciz bırakacaklarını
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yeryüzünde
| ومأواهم WMÊWEHM ve onların varacağı yer
| النار ELNER ateştir
| ولبئس WLBÙS ve ne kötü
| المصير ELMṦYR bir varış yeridir
| (24:57)
| أيها ÊYHE SİZ!
| الذين ELZ̃YN kimseler
| آمنوا ËMNWE inanan(lar)
| ليستأذنكم LYSTÊZ̃NKM izin istesinler
| الذين ELZ̃YN kimseler
| ملكت MLKT altında bulunan (köle ve hizmetçi)
| أيمانكم ÊYMENKM ellerinizin
| والذين WELZ̃YN ve olanlar
| لم LM
| يبلغوا YBLĞWE henüz ermemiş
| الحلم ELḪLM erginliğe
| منكم MNKM sizden
| ثلاث S̃LES̃ üç
| مرات MRET çağ
| من MN
| قبل GBL önce
| صلاة ṦLET desteğinden
| الفجر ELFCR fecir
| وحين WḪYN ve zaman
| تضعون TŽAWN sıyırdığınız(Zai)
| ثيابكم S̃YEBKM kabuğunuzu/elbisenizi
| من MN -den/dan
| الظهيرة ELƵHYRT açtık-
| ومن WMN ve -den/dan
| بعد BAD̃ -sonra
| صلاة ṦLET SaLâtından/Desteğinden-
| العشاء ELAŞEÙ yatsı
| ثلاث S̃LES̃ -üçüncüsü
| عورات AWRET avretin-
| لكم LKM size/sizin için
| ليس LYS yoktur
| عليكم ALYKM size
| ولا WLE ve -yok
| عليهم ALYHM üzerlerine
| جناح CNEḪ günah-
| بعدهن BAD̃HN öncesinde
| طوافون ŦWEFWN -tavafı
| عليكم ALYKM üzerinize-
| بعضكم BAŽKM bazılarınızın
| على AL
| بعض BAŽ bazılarınız
| كذلك KZ̃LK böyle
| يبين YBYN açıklar
| الله ELLH Allah
| لكم LKM size
| الآيات EL ËYET ayetleri
| والله WELLH Allah
| عليم ALYM bilendir
| حكيم ḪKYM hüküm ve hikmet sahibidir
| (24:58)
| بلغ BLĞ erdikleri
| الأطفال ELÊŦFEL çocuklarınız
| منكم MNKM sizin
| الحلم ELḪLM erginlik çağına
| فليستأذنوا FLYSTÊZ̃NWE izin istesinler
| كما KME gibi
| استأذن ESTÊZ̃N izin istedikleri
| الذين ELZ̃YN kimselerin
| من MN
| قبلهم GBLHM kendilerinden önceki
| كذلك KZ̃LK işte böyle
| يبين YBYN açıklıyor
| الله ELLH Allah
| لكم LKM size
| آياته ËYETH ayetlerini
| والله WELLH ve Allah
| عليم ALYM bilendir
| حكيم ḪKYM hüküm ve hikmet sahibidir
| (24:59)
| من MN -dan
| النساء ELNSEÙ kadınlar-
| اللاتي ELLETY ki
| لا LE
| يرجون YRCWN ümidi kalmamıştır
| نكاحا NKEḪE evlenmeye
| فليس FLYS yoktur
| عليهن ALYHN kendileri için
| جناح CNEḪ bir günah
| أن ÊN
| يضعن YŽAN bırakmalarında
| ثيابهن S̃YEBHN dış örtülerini
| غير ĞYR
| متبرجات MTBRCET göstermeden
| بزينة BZYNT süslerini
| وأن WÊN ama
| يستعففن YSTAFFN sakınmaları
| خير ḢYR daha hayırlıdır
| لهن LHN kendileri için
| والله WELLH ve Allah
| سميع SMYA işitendir
| عليم ALYM bilendir
| (24:60)
| على AL üzerine
| الأعمى ELÊAM kör
| حرج ḪRC bir güçlük
| ولا WLE ve yoktur
| على AL üzerine
| الأعرج ELÊARC topal
| حرج ḪRC bir güçlük
| ولا WLE ve yoktur
| على AL üzerine
| المريض ELMRYŽ hasta
| حرج ḪRC güçlük
| ولا WLE ve (bir güçlük) yoktur
| على AL üzerinize
| أنفسكم ÊNFSKM sizin
| أن ÊN
| تأكلوا TÊKLWE yemenizde
| من MN -den
| بيوتكم BYWTKM kendi evleriniz-
| أو ÊW yahut
| بيوت BYWT evlerinden
| آبائكم ËBEÙKM babalarınızın
| أو ÊW yahut
| بيوت BYWT evlerinden
| أمهاتكم ÊMHETKM annelerinizin
| أو ÊW yahut
| بيوت BYWT evlerinden
| إخوانكم ÎḢWENKM kardeşlerinizin
| أو ÊW yahut
| بيوت BYWT evlerinden
| أخواتكم ÊḢWETKM kızkardeşlerinizin
| أو ÊW yahut
| بيوت BYWT evlerinden
| أعمامكم ÊAMEMKM amcalarınızın
| أو ÊW yahut
| بيوت BYWT evlerinden
| عماتكم AMETKM halalarınızın
| أو ÊW yahut
| بيوت BYWT evlerinden
| أخوالكم ÊḢWELKM dayılarınızın
| أو ÊW yahut
| بيوت BYWT evlerinden
| خالاتكم ḢELETKM teyzelerinizin
| أو ÊW yahut
| ما ME
| ملكتم MLKTM sahip olduğunuzun
| مفاتحه MFETḪH anahtarlarına
| أو ÊW yahut
| صديقكم ṦD̃YGKM arkadaşınızın
| ليس LYS yoktur
| عليكم ALYKM üzerinize
| جناح CNEḪ bir günah
| أن ÊN
| تأكلوا TÊKLWE yemenizde
| جميعا CMYAE toplu olarak
| أو ÊW yahut
| أشتاتا ÊŞTETE ayrı ayrı
| فإذا FÎZ̃E zaman
| دخلتم D̃ḢLTM girdiğiniz
| بيوتا BYWTE evlere
| فسلموا FSLMWE selam verin
| على AL
| أنفسكم ÊNFSKM kendinize
| تحية TḪYT (bir yaşam) dileğiyle
| من MN
| عند AND̃ tarafından
| الله ELLH Allah
| مباركة MBERKT bereketli
| طيبة ŦYBT güzel
| كذلك KZ̃LK işte böyle
| يبين YBYN açıklıyor
| الله ELLH Allah
| لكم LKM size
| الآيات EL ËYET ayetleri
| لعلكم LALKM umulur ki
| تعقلون TAGLWN aklınızı kullanırsınız
| (24:61)
| المؤمنون ELMÙMNWN mü'minler
| الذين ELZ̃YN
| آمنوا ËMNWE inanırlar
| بالله BELLH Allah'a
| ورسوله WRSWLH ve Elçisine
| وإذا WÎZ̃E ve ne zaman ki
| كانوا KENWE olurlar
| معه MAH onunla beraber
| على AL için
| أمر ÊMR bir iş
| جامع CEMA toplumsal
| لم LM
| يذهبوا YZ̃HBWE gitmezler
| حتى ḪT kadar
| يستأذنوه YSTÊZ̃NWH ondan izin alıncaya
| إن ÎN şüphesiz
| الذين ELZ̃YN
| يستأذنونك YSTÊZ̃NWNK senden izin alanlar
| أولئك ÊWLÙK işte onlardır
| الذين ELZ̃YN
| يؤمنون YÙMNWN inananlar
| بالله BELLH Allah'a
| ورسوله WRSWLH ve Elçisine
| فإذا FÎZ̃E zaman
| استأذنوك ESTÊZ̃NWK senden izin istedikleri
| لبعض LBAŽ bazı
| شأنهم ŞÊNHM işleri için
| فأذن FÊZ̃N izin ver
| لمن LMN kimseye
| شئت ŞÙT dilediğin
| منهم MNHM onlardan
| واستغفر WESTĞFR ve mağfiret dile
| لهم LHM onlar için
| الله ELLH Allah'tan
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| غفور ĞFWR çok bağışlayandır
| رحيم RḪYM çok esirgeyendir
| (24:62)
| تجعلوا TCALWE bir tutmayın
| دعاء D̃AEÙ davetini
| الرسول ELRSWL Rasulün
| بينكم BYNKM aranızda
| كدعاء KD̃AEÙ daveti gibi
| بعضكم BAŽKM herhangi birinizin
| بعضا BAŽE diğerini
| قد GD̃ andolsun
| يعلم YALM bilir
| الله ELLH Allah
| الذين ELZ̃YN
| يتسللون YTSLLWN sıvışıp gidenleri
| منكم MNKM içinizden
| لواذا LWEZ̃E birbirinin arkasına gizlenerek
| فليحذر FLYḪZ̃R o halde sakınsınlar
| الذين ELZ̃YN kimseler
| يخالفون YḢELFWN aykırı davranan(lar)
| عن AN
| أمره ÊMRH onun emrine
| أن ÊN
| تصيبهم TṦYBHM kendilerine uğramasından
| فتنة FTNT bir belanın
| أو ÊW yahut
| يصيبهم YṦYBHM onlara çarpmasından
| عذاب AZ̃EB bir azabın
| أليم ÊLYM acıklı
| (24:63)
| إن ÎN şüphesiz
| لله LLH Allah'ındır
| ما ME olanlar
| في FY
| السماوات ELSMEWET göklerde
| والأرض WELÊRŽ ve yerde
| قد GD̃ andolsun
| يعلم YALM bilir
| ما ME ne iş
| أنتم ÊNTM sizin
| عليه ALYH üzerinde olduğunuzu
| ويوم WYWM ve gün
| يرجعون YRCAWN döndürül(üp götürül)dükleri
| إليه ÎLYH O'na
| فينبئهم FYNBÙHM onlara haber verir
| بما BME ne
| عملوا AMLWE yaptıklarını
| والله WELLH Allah
| بكل BKL her
| شيء ŞYÙ şeyi
| عليم ALYM bilendir
| (24:64)