Abdulbaki Gölpınarlı 🔊 Meali
Elif lâm râ, budur kitabın ve her şeyi açıklayan Kur'ân'ın âyetleri.(15:1)

Nice demler gelecek ki kâfirler, ne olur keşke biz de Müslüman olsaydık diyecekler.(15:2)

Bırak onları, yesinler, geçinsinler ve isteklere düşüp oyalansınlar, yakında bilecekler.(15:3)

Ve biz hiçbir şehri helâk etmedik ki helâk edeceğimiz zaman, malûm ve mukadder olmasın.(15:4)

Hiçbir ümmet, ne helâk edileceği zamânı mukadder vaktinden öne alabilir, ne de onu geciktirebilir.(15:5)

Ve derler ki: Ey kendisine Kur'ân indirilen sen gerçekten de delisin.(15:6)

Gerçeklerdensen neden meleklerle gelmiyorsun bize?(15:7)

Biz melekleri, ancak hak ve gerçek olarak indiririz, indiririz ama o vakit de mühlet vermeyiz, göz açtırmayız kâfirlere.(15:8)

Şüphe yok ki Kur'ân'ı biz indirdik ve şüphe yok ki onu mutlaka koruyacağız.(15:9)

Andolsun ki senden önce, evvelki ümmetlere de peygamberler göndermiştik.(15:10)

Hiçbir peygamber göndermedik ki alay etmesinler onunla.(15:11)

Biz böylece, Kur'ân'ı, yüreklerine kadar sokarız da.(15:12)

Gene ona inanmazlar ve gerçekten, eskilerin yolu yordamı da böylece olup bitmiş, onlar da bu yüzden azâba uğrayıp gitmiştir.(15:13)

Onlara gökten bir kapı açsak da melekler, o kapıdan inip çıksalar.(15:14)

Bunu görürler de gene ancak derler, gözlerimiz bağlandı bizim, hattâ büyülenmiş bir topluluğuz biz.(15:15)

Andolsun ki gökte burçlar halkettik ve göğü, seyredenlere bezedik.(15:16)

Ve onu, bütün taşlanmış Şeytanlardan koruduk.(15:17)

Ancak hırsızlama bir şey duymaya kalkışan olursa onun da ardından apaçık görünen bir ateş yalımıdır gönderdik.(15:18)

Yeryüzünü, enine boyuna döşedik ve orada metîn dağlar yarattık ve oradan, taktîrimize göre, her şeyi bitirdik.(15:19)

Orada sizin için de, sizin rızıklandırmadığınız mahlûkat için de geçim sebepleri halkettik.(15:20)

Hiçbir şey yoktur ki hazîneleri, katımızda olmasın ve biz onu ancak malûm bir miktarda indiririz.(15:21)

Yüklü rüzgârlar gönderdik de gökten yağmur yağdırdık, suya kandırdık sizi ve onu koruyup saklayan siz değilsiniz.(15:22)

Ve şüphe yok ki ancak biz diriltiriz, biz öldürürüz ve biziz her şeye vâris olan.(15:23)

Ve andolsun ki önce geçip gidenlerinizi de biliriz, sonraya kalanlarınızı da.(15:24)

Ve şüphe yok ki Rabbin, hepsini de haşreder; şüphe yok ki o, hüküm ve hikmet sâhibidir ve her şeyi bilir.(15:25)

Andolsun ki biz Âdem'i, kuru, kokmuş, şekil ve sûret verilmiş balçıktan yarattık.(15:26)

Şeytan'ıysa daha önce, yakıp öldürücü bir harâreti olan ateşten yarattık.(15:27)

An o zamanı ki Rabbin, meleklere demişti: Gerçekten de ben, kuru, kokmuş, şekil ve sûret verilmiş balçıktan bir insan yaratacağım.(15:28)

Onun yaratılışını tamamlayıp kemâle getirerek ruhumdan ruh üfürünce derhal ona karşı secdeye kapanın.(15:29)

Meleklerin hepsi birden secde ettiler.(15:30)

Ancak İblis secde etmedi, secde edenlere katılmaktan çekindi.(15:31)

Ey İblis dedi, sana ne oldu da secde edenlere katılmaktan çekindin?(15:32)

Kuru, kokmuş, şekil ve sûret verilmiş balçıktan yarattığın insana dedi, ben secde etmem.(15:33)

Çık buradan dedi, şüphe yok ki taşlanmış, kovulmuşsun sen.(15:34)

Ve gerçekten de din gününe dek lânet sana.(15:35)

Rabbim dedi, onların tekrar dirilecekleri güne dek mühlet ver, yaşat beni.(15:36)

Şüphe yok ki dedi, sen, mühlet verilmişlerdensin.(15:37)

Malûm vaktin gelip çatacağı güne dek.(15:38)

Rabbim dedi, beni rahmetinden mahrûm ettiğin gibi bende kötülükleri, yeryüzünde onlara bezeyecek, onları isyân ettirerek hepsini de rahmetinden mahrûm edeceğim.(15:39)

Ancak ihlâsa sâhip edilmiş kulların müstesna.(15:40)

Tanrı, işte bu yol dedi, dosdoğru bana varan yol.(15:41)

Şüphe yok ki kullarıma hiçbir sûretle gücün yetmez, ancak sana uyan azgınlara yeter senin gücün.(15:42)

Ve şüphe yok ki onların hepsine de vaadedilen yer, cehennemdir.(15:43)

Orasının yedi kapısı var, her kapıya da onlardan bir kısmı ayrılmıştır.(15:44)

Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerde ve ırmak başlarındadır.(15:45)

Esenlikle emîn olarak girin cennetlere.(15:46)

Gönüllerindeki kîni, hasedi, tâ kökünden söküp attık onların, kardeşlerdir, birbirlerine karşı tahtlar üstünde otururlar.(15:47)

Orada ne bir yorgunluk duyarlar, ne de oradan çıkarılırlar.(15:48)

Haber ver kullarıma, şüphe yok ki ben suçları örterim, rahîmim.(15:49)

Ve şüphe yok ki azâbım da pek elemli bir azaptır.(15:50)
