Yaşar Nuri Öztürk 🔊 Meali
el-Hâkka/geleceği kuşkusuz olan şey!(69:1)

O hâkkanın niteliğini sana bildiren nedir?(69:3)

Semûd ve Âd kâriayı/başa çarpan olayı yalanlamıştı.(69:4)

Bunun üzerine Semûd, bir doğal felaket ile helâk edildi.(69:5)

Âd ise gürleyen sesle gelen rüzgârlı bir fırtınayla mahvedildi.(69:6)

Onu, onların üzerine yedi gece, sekiz gün hiç ara vermeden saldı. Topluluğu orada yerlere serilmiş görürsün. İçleri boşaltılmış hurma kütükleri gibidirler.(69:7)

Onlardan geri kalan birşey görüyor musun?(69:8)

Firavun da ondan öncekiler de altı üstüne gelmiş kentlerde aynı hataya vücut verdiler.(69:9)

Rablerinin resulüne isyan ettiler de O da onları, şiddeti arttıkça artan bir yakalayışla yakaladı.(69:10)

Su azıp köpürdüğünde, biz sizi o akıp gidende taşıdık,(69:11)

Ki onu size bir hatırlatıcı/düşündürücü yapalım ve kavrayabilen kulak kavrasın.(69:12)

Sûra bir üfleyişle üflendiğinde,(69:13)

Yer ve dağlar yükletilip birbirine bir çarpılışla parça parça edildiğinde,(69:14)

İşte o gün, olması gereken olmuştur.(69:15)

Gök yarılmıştır. O gün o, lime lime sarkmıştır.(69:16)

Melek de onun kenarlarındadır. Rabbinin arşını, o gün onların üstündeki sekiz taşır.(69:17)

O gün arz olunursunuz; hiçbir saklınız, gizliniz kalmaz.(69:18)

Öz kitabı sağından verilen: "İşte kitabım, okuyun!" der.(69:19)

"Kendi hesabıma kavuşacağımı sezmiştim zaten."(69:20)

Artık o, hoşnutluk veren bir yaşayış içindedir.(69:21)

Geçmiş günlerde sunduklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyin, için.(69:24)

Öz kitabı sol taraftan verilene gelince o şöyle der: "Ah, ne olurdu, bana kitabım verilmeseydi!"(69:25)

"Hesabımın ne olduğunu hiç bilmemiş olsaydım."(69:26)

"Ah, ne olurdu, iş bitmiş olsaydı!"(69:27)

"Hiçbir işime yaramadı malım."(69:28)

"Sökülüp gitti benden saltanatım."(69:29)

"Tutun onu, derhal bağlayın onu!"(69:30)

"Sonra cehenneme sallayın onu!"(69:31)

"Sonra, boyu yetmiş arşın olan bir zincirde yollayın onu!"(69:32)

"Çünkü o, yüce Allah'a inanmıyordu."(69:33)

"Yoksulu doyurmaya özendirmiyordu."(69:34)

"Bugün onun için burada bir sıcak dost yoktur."(69:35)

"Yıkananların atık sularından başka yemek de yoktur."(69:36)

"Ki o atık suyu sadece günahkârlar yer."(69:37)

Hayır, sandıkları gibi değil! Yemin ederim gördüklerinize,(69:38)

Ki o, çok soylu bir elçinin sözüdür.(69:40)

Bir şairin sözü değildir o. Ne kadar da az inanıyorsunuz?(69:41)

Bir kâhinin sözü de değildir o. Ne kadar da az araştırıp düşünüyorsunuz?(69:42)

Âlemlerin Rabbi'nden bir indiriştir o.(69:43)

Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi,(69:44)

Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık.(69:45)

Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.(69:46)

Sizin hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.(69:47)

Gerçek şu ki o, sakınanlar için tam bir uyarıcı ve düşündürücüdür.(69:48)

Ve biz, içinizden onu yalanlayanların bulunduğunu kesinlikle biliyoruz.(69:49)

Ve o, küfre sapanlar için tam bir hasrettir.(69:50)
