Abdulbaki Gölpınarlı 🔊 Meali
Nedir gerçek olan kıyâmet?(69:2)

Ve nedir bildiren sana ki nedir gerçek kıyâmet?(69:3)

Yalanladı Semûd ve Âd, insanların başına kopan, akıllarını dağıtan kıyâmeti.(69:4)

Derken Semûd, helâk edildi taşkınlığıyla.(69:5)

Ve ama Âd, helâk edildi müthiş bir ses çıkaran, yıkıp götüren, silip süpüren soğuk bir kasırgayla.(69:6)

Onu, yedi gece ve sekiz gün, birbiri ardınca mûsâllat etti onlara, o topluluğa baksaydın görürdün ki bu kadar zamân içinde yıkılıvermişler yerlere, sanki içleri kof hurma kütükleriymiş onlar.(69:7)

Artık görebilir misin, var mı onlardan kalanlar?(69:8)

Ve Firavun ve ondan önce şehirleri altüst olanlar da suçlar işlemişlerdi.(69:9)

Derken Rablerinin peygamberine isyân etmişlerdi de onları gittikçe artan bir azapla helâk etmişti.(69:10)

Şüphe yok ki akıp giden gemide taşıdık sizi sular köpürüp coşunca.(69:11)

Bu, size bir öğüt ve ibret olsun ve belleyip unutmayan kulaklarda kalsın diye.(69:12)

Sûra bir kerecik üfürülünce.(69:13)

Ve yeryüzü ve dağlar, bir kerecik birbirlerine çarpıp dağılınca.(69:14)

İşte o gün ansızın kopacak kıyâmet kopar.(69:15)

Ve gök yarılır, o gün bitkin bir hâle gelir.(69:16)

Melekler, etrafında toplanırlar ve Rabbinin arşını o gün, onların üstünde, sekiz melek taşır.(69:17)

O gün ahvâliniz öylesine meydana çıkarılır ki hiçbir şeyiniz gizli kalmaz.(69:18)

Derken kimin kitabı, sağ yanından verilirse artık der ki: Gelin, işte okuyun kitabımı.(69:19)

Zâten ben biliyordum ki kıyâmet günü kavuşacağım hesâbıma.(69:20)

Artık o, razı olduğu bir yaşayış, bir zevk içindedir.(69:21)

Yiyin için, âfiyetler olsun, geçmiş günlerdeki yaptıklarınızın karşılığı olarak.(69:24)

Ve ama kimin kitabı, sol yanından verilirse artık der ki: Keşke verilmeseydi kitabım.(69:25)

Ve keşke bilmeseydim, nedir hesabım.(69:26)

Keşke ölümle olup bitseydi her işim.(69:27)

Bir fayda vermedi bana mallarım.(69:28)

Helâk olup gitti gücüm, kuvvetim.(69:29)

Tutun onu da zincirle bağlayın.(69:30)

Sonra da onu, boyu yetmiş zirâ, bir zincire vurun.(69:32)

Şüphe yok ki o, pek ulu Allah'a inanmazdı.(69:33)

Ve yoksulun yiyeceğine bakmazdı.(69:34)

Artık bugün, ona, burada bir dost yok.(69:35)

Ve irinden başka bir yemek de yok.(69:36)

Artık iş, sizin sandığınız gibi değil, andolsun gördüğünüze.(69:38)

Şüphe yok ki bu, kerem sâhibi bir elçinin sözü elbet.(69:40)

Ve bu, şâir sözü değil, ne de az inanırsınız.(69:41)

Ve kâhin sözü de değil, ne de az düşünürsünüz.(69:42)

Âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.(69:43)

Ve eğer bize isnâd ederek bâzı lâflar etseydi.(69:44)

Elbette onu kudretimizle alırdık.(69:45)

Sonra da elbette şah damarını çeker koparırdık.(69:46)

Artık buna mâni olamazdı sizden hiçbir kimsecik.(69:47)

Ve şüphe yok ki Kur'ân, çekinenlere öğüttür.(69:48)

Ve şüphe yok ki biz, elbette biliriz, sizden, yalanlayanlar vardır.(69:49)

Ve şüphe yok ki Kur'ân, kâfirlere âdetâ bir hasrettir.(69:50)
