| ELMYMNT: sağın
| ME: ne (kutludurlar)
| ÊṦḪEB: adamları
| ELMYMNT: sağın
| (56:8)
| ELMŞÊMT: solun
| ME: ne (uğursuzlardır)
| ÊṦḪEB: adamları
| ELMŞÊMT: solun
| (56:9)
| ALYHM: çevrelerinde
| VLD̃EN: gençler
| MḢLD̃VN: ebedi yaşamağa erdirilmiş
| (56:17)
| VÊBERYG: ve ibrikler
| VKÊS: ve kadehlerle
| MN:
| MAYN: kaynağından doldurulmuş
| (56:18)
| YSMAVN: işitmezler
| FYHE: orada
| LĞVE: boş bir söz
| VLE: ve ne de
| TÊS̃YME: günaha sokan bir laf
| (56:25)
| KENVE: idiler
| GBL: önce
| Z̃LK: bundan
| MTRFYN: varlık içinde şımartılmış
| (56:45)
| YṦRVN: ısrar
| AL: üzere
| ELḪNS̃: günah (işlemek)
| ELAƵYM: büyük
| (56:46)
| YGVLVN: diyorlardı ki
| ÊÙZ̃E: zaman mı?
| MTNE: biz öldükten
| VKNE: ve olduğumuz
| TREBE: toprak
| VAƵEME: ve kemik yığını
| ÊÎNE: biz mi?
| LMBAVS̃VN: bir daha diriltileceğiz
| (56:47)
| ÎL: için
| MYGET: buluşma vakti
| YVM: bir günün
| MALVM: belli
| (56:50)
| ÎNKM: şüphesiz siz de
| ÊYHE: ey
| ELŽELVN: sapıklar
| ELMKZ̃BVN: yalanlayıcılar
| (56:51)
| TḢLGVNH: onu yaratıyorsunuz
| ÊM: yoksa
| NḪN: biz (miyiz?)
| ELḢELGVN: yaratıcılar
| (56:59)
| GD̃RNE: takdir eden
| BYNKM: aranızda
| ELMVT: ölümü
| VME: ve değildir
| NḪN: bizim
| BMSBVGYN: önümüze geçilmiş
| (56:60)
| ÊN: diye
| NBD̃L: sizin yerinize getirelim
| ÊMS̃ELKM: benzerlerinizi
| VNNŞÙKM: ve sizi yeniden inşa' edelim
| FY:
| ME: bir biçimde
| LE:
| TALMVN: bilmediğiniz
| (56:61)
| ALMTM: bildiniz
| ELNŞÊT: yaratmayı
| ELÊVL: ilk
| FLVLE: -mısınız?
| TZ̃KRVN: düşünüp ibret almaz-
| (56:62)
| TZRAVNH: onu bitiyorsunuz
| ÊM: yoks
| NḪN: biz (miyiz?)
| ELZERAVN: bitirenler
| (56:64)
| NŞEÙ: dileseydik
| LCALNEH: onu yapardık
| ḪŦEME: kuru bir çöp
| FƵLTM: dururdunuz
| TFKHVN: sızlanıp
| (56:65)
| ÊNZLTMVH: onu indirdiniz
| MN: -tan
| ELMZN: bulut-
| ÊM: yoksa
| NḪN: biz (miyiz?)
| ELMNZLVN: indirenler
| (56:69)
| NŞEÙ: dileseydik
| CALNEH: onu yapardık
| ÊCECE: tuzlu
| FLVLE: -misiniz?
| TŞKRVN: şüketmez-
| (56:70)
| ÊNŞÊTM: yarattınız
| ŞCRTHE: onun ağacını
| ÊM: yoksa
| NḪN: biz (miyiz?)
| ELMNŞÙVN: yaratanlar
| (56:72)
| CALNEHE: onu yaptık
| TZ̃KRT: bir ibret
| VMTEAE: ve bir fayda
| LLMGVYN: çölden gelip geçenlere
| (56:73)
| RZGKM: rızkınızı
| ÊNKM: sizin
| TKZ̃BVN: yalanlamanızdan (ibaret)
| (56:82)
| ÊGRB: daha yakınız
| ÎLYH: ona
| MNKM: sizden
| VLKN: fakat
| LE:
| TBṦRVN: siz görmezsiniz
| (56:85)
| VRYḪEN: ve güzel rızık (vardır)
| VCNT: ve cenneti (vardır)
| NAYM: ni'met
| (56:89)