İskender Evrenosoğlu 🔊 Meali
O vakıa (müthiş olay) vuku bulduğu zaman.(56:1)

Onun vuku bulmasını yalanlayan (kimse) yoktur.(56:2)

O; alçaltıcıdır, yükselticidir.(56:3)

O zaman arz (yeryüzü) şiddetli bir sarsıntıyla sarsılmıştır.(56:4)

Ve dağlar ufalanarak parçalanmıştır.(56:5)

Böylece dağılıp toz zerrecikleri haline gelmiştir.(56:6)

Ve (o zaman) siz üç sınıfa ayrılmış olursunuz.(56:7)

İşte ashabı meymene [meymene sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) sağından verilen cennetlikler], (ama) ne ashabı meymene!(56:8)

Ve ashabı meşeme [meşeme sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) solundan verilen cehennemlikler], (ama) ne ashabı meşeme!(56:9)

Ve sabikunlar (hayırlarda yarışıp ileri geçenler), sabikunlar.(56:10)

İşte onlar (sabikunlar). Mukarrip (Allah'a yaklaştırılmış) olanlardır.(56:11)

(Onlar), naim cennetlerindedirler.(56:12)

(Onlar), evvelkilerden bir ümmettir.(56:13)

Ve (onların) birazı sonrakilerdendir.(56:14)

Altın ile örülmüş, mücevherlerle (inci ve yakutla) süslenmiş tahtlar üzerinde.(56:15)

Onların üzerinde karşılıklı olarak yaslananlar onlardır (mukarrebun olanlardır).(56:16)

Onların etrafında halidun olan (ölümsüz) gençler dolaşır.(56:17)

Akan pınarlardan doldurulmuş kâseler, ibrikler ve billur kadehler ile.(56:18)

Ondan (o şaraptan) başları ağrımaz ve sarhoş olmazlar.(56:19)

Ve arzu ettikleri meyvelerden.(56:20)

Ve canlarının çektiği kuş etlerinden (sunulur).(56:21)

Ve harika güzel gözlü huriler (vardır).(56:22)

Sanki saklanmış inci tanesi gibi.(56:23)

Yapmış olduklarının mükâfatı olarak.(56:24)

Orada boş bir söz işitmezler ve günaha girmezler.(56:25)

Sadece selâm, selâm sözü söylenir.(56:26)

Ashabı yemin [yemin sahipleri, amel defterleri (hayat filmleri) sağından verilenler], (ama) ne ashabı yemin!(56:27)

(Ashabı yemin), dikensiz sedir ağaçları arasında.(56:28)

Ve meyveleri kat kat dizili muz ağaçları (arasında).(56:29)

Ve uzayan gölgeler (içinde).(56:30)

Ve çağlayan sular (arasında).(56:31)

Ve pekçok meyveler (arasında).(56:32)

Eksilmeyen ve yasaklanmayan.(56:33)

Ve yüksetilmiş döşeklerdedirler (tahtlardadırlar).(56:34)

Muhakkak ki Biz, onları yeni bir inşa (yaratılış) ile inşa ettik (yarattık).(56:35)

Böylece Biz, onları bakireler kıldık.(56:36)

Eşlerine düşkün, aynı yaşta olarak.(56:37)

Ashabı yemin [yemin sahipleri, amel defterleri (hayat filmleri) önünden ve sağından verilenler] için.(56:38)

(Onlar) evvelkilerden bir ümmettir.(56:39)

Ve de sonrakilerden bir ümmettir.(56:40)

Ve ashabuş şimal [şeamet (kötülük), meşeme sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) sollarından verilenler, cehennemlikler], (ama) ne ashabuş şimal!(56:41)

(Ashabuş şimal), semum (iliklere işleyen bir sıcaklık) ve hamim (kaynar su) içindedir.(56:42)

Ve kara dumandan bir gölge ki.(56:43)

Ne serinleticidir ne de rahatlatıcıdır.(56:44)

Muhakkak ki onlar, daha önce mutrafi idiler (varlık içinde zevklerine dalmışlardı).(56:45)

Ve onlar, büyük günahta ısrar ediyorlardı.(56:46)

Ve şöyle diyorlardı: “Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı? Biz gerçekten, mutlaka beas mı edileceğiz (yeniden mi diriltileceğiz)?”(56:47)

Ve evvelki (bizden önce ölen) babalarımız (atalarımız) da mı?(56:48)

De ki: “Muhakkak ki evvelkiler ve sonrakiler de (diriltilecek).”(56:49)

Malûm (bilinen) günün, belirlenmiş bir vaktinde mutlaka toplanılmış olacaklardır.(56:50)
