55Rahmân Suresi
Kuran Sırası: 55
İniş Sırası: 97
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|ve nnecmu: necm (bitkiler-yıldızlar)
| ve şşeceru: ve ağaçlar
| yescudāni: secde etmektedirler
| (55:6)

| ve şşeceru: ve ağaçlar
| yescudāni: secde etmektedirler
| (55:6)|ve eḳīmū: ve yapın
| l-vezne: tartıyı
| bil-ḳisTi: adaletle
| ve lā: ve
| tuḣsirū: eksiklik yapmayın
| l-mīzāne: terazide
| (55:9)

| l-vezne: tartıyı
| bil-ḳisTi: adaletle
| ve lā: ve
| tuḣsirū: eksiklik yapmayın
| l-mīzāne: terazide
| (55:9)|fīhā: onda vardır
| fākihetun: meyva(lar)
| ve nneḣlu: ve hurmalar
| ƶātu:
| l-ekmāmi: salkımlı
| (55:11)

| fākihetun: meyva(lar)
| ve nneḣlu: ve hurmalar
| ƶātu:
| l-ekmāmi: salkımlı
| (55:11)|velHabbu: ve dane(ler)
| ƶū:
| l-ǎSfi: saplı ve yapraklı
| ve rrayHānu: ve hoş kokulu bitkiler
| (55:12)

| ƶū:
| l-ǎSfi: saplı ve yapraklı
| ve rrayHānu: ve hoş kokulu bitkiler
| (55:12)|febieyyi: şimdi hangi?
| ālā'i: ni'metlerini
| rabbikumā: Rabbinizin
| tukeƶƶibāni: yalanlıyorsunuz
| (55:13)

| ālā'i: ni'metlerini
| rabbikumā: Rabbinizin
| tukeƶƶibāni: yalanlıyorsunuz
| (55:13)|ḣaleḳa: yarattı
| l-insāne: insanı
| min: -dan
| SalSālin: pişmiş çamur-
| kālfeḣḣāri: kiremit gibi
| (55:14)

| l-insāne: insanı
| min: -dan
| SalSālin: pişmiş çamur-
| kālfeḣḣāri: kiremit gibi
| (55:14)|ve ḣaleḳa: ve yarattı
| l-cānne: cin'i
| min: -den
| māricin: dumanı olmayan alev-
| min: -ten
| nārin: ateş-
| (55:15)

| l-cānne: cin'i
| min: -den
| māricin: dumanı olmayan alev-
| min: -ten
| nārin: ateş-
| (55:15)|rabbu: Rabbidir
| l-meşriḳayni: iki doğunun
| ve rabbu: ve Rabbidir
| l-meğribeyni: iki batının
| (55:17)

| l-meşriḳayni: iki doğunun
| ve rabbu: ve Rabbidir
| l-meğribeyni: iki batının
| (55:17)|beynehumā: aralarında vardır
| berzeḣun: bir engel
| lā:
| yebğiyāni: (birbirine) geçip karışmıyorlar
| (55:20)

| berzeḣun: bir engel
| lā:
| yebğiyāni: (birbirine) geçip karışmıyorlar
| (55:20)|ve lehu: ve onlar
| l-cevāri: gemiler
| l-munşātu: inşa edilmiş
| fī:
| l-beHri: denizde
| kāleǎ'lāmi: koca dağlar gibi
| (55:24)

| l-cevāri: gemiler
| l-munşātu: inşa edilmiş
| fī:
| l-beHri: denizde
| kāleǎ'lāmi: koca dağlar gibi
| (55:24)|veyebḳā: baki kalacaktır
| vechu: yüzü
| rabbike: Rabbinin
| ƶū: sahibi
| l-celāli: celal
| vel'ikrāmi: ve ikram
| (55:27)

| vechu: yüzü
| rabbike: Rabbinin
| ƶū: sahibi
| l-celāli: celal
| vel'ikrāmi: ve ikram
| (55:27)|yeseluhu: O'ndan isterler
| men: kimseler
| fī: bulunan
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| kulle: her
| yevmin: gün
| huve: O
| fī:
| şe'nin: yeni bir iştedir
| (55:29)

| men: kimseler
| fī: bulunan
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| kulle: her
| yevmin: gün
| huve: O
| fī:
| şe'nin: yeni bir iştedir
| (55:29)|senefruğu: boş vaktimiz olacak
| lekum: sizin için
| eyyuhe: ey
| ṧ-ṧeḳalāni: iki yük sahibi (insan ve cin)
| (55:31)

| lekum: sizin için
| eyyuhe: ey
| ṧ-ṧeḳalāni: iki yük sahibi (insan ve cin)
| (55:31)|yā: EY/HEY/AH
| meǎ'şera: topluluğu
| l-cinni: cinler
| vel'insi: ve insanlar
| ini: eğer
| steTaǎ'tum: gücünüz yeterse
| en:
| tenfuƶū: geçip gitmeğe
| min: -ndan
| eḳTāri: bucakları-
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| fenfuƶū: geçin gidin
| lā:
| tenfuƶūne: geçemezsiniz
| illā: ancak (geçebilirsiniz)
| bisulTānin: kudretle
| (55:33)

| meǎ'şera: topluluğu
| l-cinni: cinler
| vel'insi: ve insanlar
| ini: eğer
| steTaǎ'tum: gücünüz yeterse
| en:
| tenfuƶū: geçip gitmeğe
| min: -ndan
| eḳTāri: bucakları-
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| fenfuƶū: geçin gidin
| lā:
| tenfuƶūne: geçemezsiniz
| illā: ancak (geçebilirsiniz)
| bisulTānin: kudretle
| (55:33)|yurselu: gönderilir
| ǎleykumā: ikinizin üzerine
| şuvāZun: yalın alev
| min: -ten
| nārin: ateş-
| ve nuHāsun: ve kıpkızıl bir duman
| fe lā:
| tenteSirāni: başaramazsınız
| (55:35)

| ǎleykumā: ikinizin üzerine
| şuvāZun: yalın alev
| min: -ten
| nārin: ateş-
| ve nuHāsun: ve kıpkızıl bir duman
| fe lā:
| tenteSirāni: başaramazsınız
| (55:35)|feiƶā: zaman
| nşeḳḳati: yarıldığı
| s-semāu: gök
| fe kānet: ve olduğunda
| verdeten: kıpkırmızı bir gül
| kāddihāni: erimiş yağ gibi
| (55:37)

| nşeḳḳati: yarıldığı
| s-semāu: gök
| fe kānet: ve olduğunda
| verdeten: kıpkırmızı bir gül
| kāddihāni: erimiş yağ gibi
| (55:37)|feyevmeiƶin: o gün
| lā:
| yuselu: sorulmaz
| ǎn: -ndan
| ƶenbihi: günahı-
| insun: insana
| ve lā: ne de
| cānnun: cin'e
| (55:39)

| lā:
| yuselu: sorulmaz
| ǎn: -ndan
| ƶenbihi: günahı-
| insun: insana
| ve lā: ne de
| cānnun: cin'e
| (55:39)|yuǎ'rafu: tanınır
| l-mucrimūne: suçlular
| bisīmāhum: simalarından
| fe yu'ḣaƶu: ve tutulur
| bin-nevāSī: alınlar(ın)dan
| vel'eḳdāmi: ve ayaklar(ın)dan
| (55:41)

| l-mucrimūne: suçlular
| bisīmāhum: simalarından
| fe yu'ḣaƶu: ve tutulur
| bin-nevāSī: alınlar(ın)dan
| vel'eḳdāmi: ve ayaklar(ın)dan
| (55:41)|hāƶihi: işte bu
| cehennemu: cehennemdir
| lletī:
| yukeƶƶibu: yalanladığı
| bihā: onunla
| l-mucrimūne: suçluların
| (55:43)

| cehennemu: cehennemdir
| lletī:
| yukeƶƶibu: yalanladığı
| bihā: onunla
| l-mucrimūne: suçluların
| (55:43)|yeTūfūne: dolaşırlar
| beynehā: onunla
| ve beyne: arasında
| Hamīmin: kaynar su
| ānin: kızgın
| (55:44)

| beynehā: onunla
| ve beyne: arasında
| Hamīmin: kaynar su
| ānin: kızgın
| (55:44)|velimen: kimseler için vardır
| ḣāfe: korkan
| meḳāme: (divanında) durmaktan
| rabbihi: Rabbinin
| cennetāni: iki cennet
| (55:46)

| ḣāfe: korkan
| meḳāme: (divanında) durmaktan
| rabbihi: Rabbinin
| cennetāni: iki cennet
| (55:46)|fīhimā: ikisinde de vardır
| min: -nden
| kulli: hepsi-
| fākihetin: meyvaların
| zevcāni: iki çift
| (55:52)

| min: -nden
| kulli: hepsi-
| fākihetin: meyvaların
| zevcāni: iki çift
| (55:52)|muttekiīne: yaslanırlar
| ǎlā: üzerine
| furuşin: yataklar
| beTāinuhā: astarları
| min: -tan
| istebraḳin: kalın atlas-
| ve cenā: ve toplanması (meyvelerin)
| l-cenneteyni: iki cennetin
| dānin: yakındır (kolaydır)
| (55:54)

| ǎlā: üzerine
| furuşin: yataklar
| beTāinuhā: astarları
| min: -tan
| istebraḳin: kalın atlas-
| ve cenā: ve toplanması (meyvelerin)
| l-cenneteyni: iki cennetin
| dānin: yakındır (kolaydır)
| (55:54)|fīhinne: orada vardır
| ḳāSirātu: (eşlerine) diken (dilberler)
| T-Tarfi: bakışlarını
| lem:
| yeTmiṧhunne: onlara temas etmemiştir
| insun: insan
| ḳablehum: bunlardan önce
| ve lā: ne de
| cānnun: cin
| (55:56)

| ḳāSirātu: (eşlerine) diken (dilberler)
| T-Tarfi: bakışlarını
| lem:
| yeTmiṧhunne: onlara temas etmemiştir
| insun: insan
| ḳablehum: bunlardan önce
| ve lā: ne de
| cānnun: cin
| (55:56)|hel: değil midir?
| cezā'u: karşılığı
| l-iHsāni: iyiliğin
| illā: yalnız
| l-iHsānu: iyilik
| (55:60)

| cezā'u: karşılığı
| l-iHsāni: iyiliğin
| illā: yalnız
| l-iHsānu: iyilik
| (55:60)|fīhimā: ikisinde de vardır
| fākihetun: meyvalar
| ve neḣlun: ve hurma
| ve rummānun: ve nar
| (55:68)

| fākihetun: meyvalar
| ve neḣlun: ve hurma
| ve rummānun: ve nar
| (55:68)|lem:
| yeTmiṧhunne: onlara temas etmemiştir
| insun: insan
| ḳablehum: bunlardan önce
| ve lā: ne de
| cānnun: cin
| (55:74)

| yeTmiṧhunne: onlara temas etmemiştir
| insun: insan
| ḳablehum: bunlardan önce
| ve lā: ne de
| cānnun: cin
| (55:74)|muttekiīne: yaslanırlar
| ǎlā: üzerine
| rafrafin: yastıklar
| ḣuDrin: yeşil
| ve ǎbḳariyyin: ve döşeklere
| Hisānin: harikulade güzel
| (55:76)

| ǎlā: üzerine
| rafrafin: yastıklar
| ḣuDrin: yeşil
| ve ǎbḳariyyin: ve döşeklere
| Hisānin: harikulade güzel
| (55:76)|tebārake: ne yücedir
| ismu: adı
| rabbike: Rabbinin
| ƶī: sahibi
| l-celāli: büyüklük
| vel'ikrāmi: ve ikram
| (55:78)

| ismu: adı
| rabbike: Rabbinin
| ƶī: sahibi
| l-celāli: büyüklük
| vel'ikrāmi: ve ikram
| (55:78)