Yaşar Nuri Öztürk 🔊 Meali
O tozutup savuranlara/o kırıp un ufak edenlere,(51:1)

O kolayca akıp gidenlere/o rahatça yüzenlere,(51:3)

O iş ve oluşu bölüştürenlere yemin olsun ki,(51:4)

Hiç kuşkusuz, o size vaat olunan kesinlikle doğrudur.(51:5)

Ve din, şaşmaz bir olgudur.(51:6)

Yemin olsun o ahenkli yollar taşıyan göğe,(51:7)

Ki siz gerçekten tartışmalarla dolu bir söz içindesiniz.(51:8)

Yüzgeri çevrilen onun yüzünden çevrilir.(51:9)

Kahrolsun o düzenbaz yalancılar,(51:10)

Ki onlar bir sersemlik içinde ne yaptıklarından habersizdirler.(51:11)

Sorarlar: "Ne zaman o din günü?"(51:12)

O gün onlar ateş üzerinde deneme ve elemeye tâbi tutulacaklardır.(51:13)

Tadın imtihan ve ıstırabınızı. İşte budur o çarçabuk gelmesini istediğiniz!(51:14)

Şu da bir gerçek ki, sakınıp korunanlar bahçelerde ve pınar başlarındadır;(51:15)

Rablerinin kendilerine verdiğini almış kişiler olarak. Doğrusu, onlar bundan önce de iyilik ve güzellik sergilemekteydiler.(51:16)

Gecenin pek azında uyumaktaydılar.(51:17)

Seher vakitlerinde af dilemekteydi onlar.(51:18)

İhtiyaç sahibi için, yoksul için bir hak vardı mallarında onların.(51:19)

Yeryüzünde ayetler vardır görürcesine bilenler için.(51:20)

Benliklerimizin içinde de. Hâlâ bakıp görmeyecek misiniz?(51:21)

Sizin, rızkınız da göktedir, tehdit edildiğiniz şey de.(51:22)

Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki, o tıpkı sizin konuşabildiğiniz gibi kesin bir gerçektir.(51:23)

Geldi mi sana İbrahim'in ikram edilen konuklarının haberi?(51:24)

Hani, İbrahim'in yanına girmişlerdi de "Selam!" demişlerdi. İbrahim: "Selam! Tanınmayan bir topluluk bu." demişti.(51:25)

Hemen ailesinin yanına gitti; semiz bir dana getirdi.(51:26)

Danayı misafirlerin önüne sürdü. "Yemez misiniz?" dedi.(51:27)

O arada, içine bunlardan bir kuşku düştü. "Korkma!" dediler. Ve ona bilgin bir oğlan müjdelediler.(51:28)

Derken, karısı bir çığlık içinde döndü; yüzüne vurarak şöyle dedi: "Ben, doğurma yaşını geçmiş bir kocakarıyım!"(51:29)

Dediler ki: "Rabbin öyle buyurmuştur. Hüküm ve hikmet sahibi O'dur, en iyisini bilen de O'dur."(51:30)

İbrahim sordu: "Amacınız ne, ey elçiler?"(51:31)

Dediler: "Biz, suçlulardan oluşan bir topluma gönderildik."(51:32)

"Üzerlerine çamurdan taş atalım diye."(51:33)

"Rabbin katında, sınır tanımazlar için işaretlenmiş taşlar."(51:34)

Orada, müminlerden kim varsa çıkardık.(51:35)

Artık orada, bir ev dışında, müslümanlardan/Allah'a teslim olanlardan hiç kimse bulamıyorduk.(51:36)

Acıklı azaptan korkanlar için orada bir işaret bıraktık;(51:37)

Mûsa'da da. Biz onu açık bir kanıtla Firavun'a gönderdik.(51:38)

O tüm gücüyle/tüm seçkin adamlarıyla birlikte yüz çevirdi ve şöyle dedi: "Bir büyücü yahut mecnun."(51:39)

Bunun üzerine, onu da ordusunu da yakalayıp suyun ortasına fırlattık. Kendi kendini kınayıp duruyordu.(51:40)

Âd kavminde de bir ibret var. Onlar üzerine, her şeyi yerinden söken rüzgârı göndermiştik.(51:41)

Üzerinden geçtiği her şeyi kül haline getirmeden bırakmıyordu.(51:42)

Semûd'da da bir ibret var. Onlara şöyle denmişti: "Bir vakte kadar yiyip içip eğlenin."(51:43)

Daha sonra onlar, Rablerinin emrine kafa tuttular da gözleri baka baka yıldırım kendilerini yakaladı.(51:44)

Ne kalkıp kaçabildiler ne de kendilerine yardım eden oldu.(51:45)

Daha önce de Nûh kavmini batırmıştık. Çünkü onlar da doğruluktan ayrılmış bir topluluktu.(51:46)

Göğe gelince, onu biz ellerimizle kurduk. Hiç kuşkusuz, biz, genişleticileriz.(51:47)

Yeri de biz döşedik. Ne güzel döşeyicileriz!(51:48)

Herşeyden iki çift yarattık ki düşünüp anlayabilesiniz.(51:49)

O halde Allah'a kaçın/sığının! Ben size O'ndan gelmiş açıklayıcı bir uyarıcıyım.(51:50)
