Onların mallarında dilenip isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı.(51:19)
Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vardır.(51:20)
Ve kendi nefislerinizde de. Yine de görmüyor musunuz?(51:21)
Gökte rızkınız vardır ve size va'dolunmakta olan da.(51:22)
İşte, göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, hiç tartışmasız, o (size va'dedilen) sizin (kendi aranızda) konuştuklarınız kadar, kuşkusu olmayan kesin bir gerçektir.(51:23)
(Ey Nebi!) Sana İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberi geldi mi?(51:24)
Hani, onun yanına girdiklerinde: «Selam» demişlerdi. O da: «Selam» demişti. «(Haklarında bilgim olmayan) Yabancı bir topluluk.»(51:25)
Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile (geri) geldi.(51:26)
Derken onlara yaklaştırıp (önlerine sürdü); «Yemez misiniz?» dedi.(51:27)
(Onlar yemeyince) Bunun üzerine onlardan içine bir tür korku düştü. «Korkma» dediler ve ona bilgin bir erkek çocuk müjdesini verdiler.(51:28)
Böylece karısı çığlıklar kopararak geldi ve yüzüne vurarak: «Kısır, yaşlı bir kadın (mı doğum yapacakmış)?» dedi.(51:29)
Dediler ki: «Öyle. (Bunu) Senin Rabbin buyurdu. Çünkü O, hüküm ve hikmet sahibi olandır, bilendir.»(51:30)
(İbrahim) Dedi ki: «Şu halde sizin asıl isteğiniz nedir, ey elçiler?»(51:31)
Dediler ki: «Gerçek şu ki biz, suçlu günahkâr bir kavme gönderildik.»(51:32)