Önceki Sonraki

47:4Muhammed Suresi 4. Ayet

Kuran Sırası: 47 İniş Sırası: 95
1234567891011121314151617181920212223242526272829303132333435363738

47:4Muhammed Suresi 4. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
فإذا
feiƶā
|
zaman
2 Kombi Müfredat
لقيتم
leḳītumu
LGY|ل ق ي
karşılaştığınız
3
الذين
elleƶīne
|
kimselerle
4 Kombi Müfredat
كفروا
keferū
KFR|ك ف ر
inkar eden(lerle)
5 Kombi Müfredat
فضرب
feDerbe
ŽRB|ض ر ب
vurun
6 Kombi Müfredat
الرقاب
r-riḳābi
RGB|ر ق ب
boyunlarını
7
حتى
Hattā
|
nihayet
8
إذا
iƶā
|
zaman
9 Kombi Müfredat
أثخنتموهم
eṧḣantumūhum
S̃ḢN|ث خ ن
onları iyice vurup sindirdiğiniz
10 Kombi Müfredat
فشدوا
feşuddū
ŞD̃D̃|ش د د
sıkıca bağlayın
11 Kombi Müfredat
الوثاق
l-veṧāḳa
VS̃G|و ث ق
bağı
12
فإما
feimmā
|
ister
13 Kombi Müfredat
منا
mennen
MNN|م ن ن
iyilikle (bırakırsınız)
14 Kombi Müfredat
بعد
beǎ'du
BAD̃|ب ع د
ondan sonra
15
وإما
veimmā
|
veya
16 Kombi Müfredat
فداء
fidā'en
FD̃Y|ف د ي
fidye alırsınız
17
حتى
Hattā
|
kadar
18 Kombi Müfredat
تضع
teDeǎ
VŽA|و ض ع
bırakıncaya
19 Kombi Müfredat
الحرب
l-Harbu
ḪRB|ح ر ب
harb
20 Kombi Müfredat
أوزارها
evzārahā
VZR|و ز ر
ağırlıklarını
21
ذلك
ƶālike
|
işte
22
ولو
velev
|
şayet
23 Kombi Müfredat
يشاء
yeşā'u
ŞYE|ش ي ا
dileseydi
24
الله
llahu
|
Allah
25 Kombi Müfredat
لانتصر
lānteSara
NṦR|ن ص ر
öc alırdı
26
منهم
minhum
|
onlardan
27
ولكن
velākin
|
fakat
28 Kombi Müfredat
ليبلو
liyebluve
BLV|ب ل و
denemek için
29 Kombi Müfredat
بعضكم
beǎ'Dekum
BAŽ|ب ع ض
bir kısmınızı
30 Kombi Müfredat
ببعض
bibeǎ'Din
BAŽ|ب ع ض
diğeriyle
31
والذين
velleƶīne
|
kimselerin
32 Kombi Müfredat
قتلوا
ḳutilū
GTL|ق ت ل
öldürülen(lerin)
33
في
fī
|
34 Kombi Müfredat
سبيل
sebīli
SBL|س ب ل
(Allah) yolunda
35
الله
llahi
|
Allah
36
فلن
felen
|
asla
37 Kombi Müfredat
يضل
yuDille
ŽLL|ض ل ل
zayi etmeyecektir
38 Kombi Müfredat
أعمالهم
eǎ'mālehum
AML|ع م ل
yaptıkları işleri
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |فَإِذَا: zaman | لَقِيتُمُ: karşılaştığınız | الَّذِينَ: kimselerle | كَفَرُوا: inkar eden(lerle) | فَضَرْبَ: vurun | الرِّقَابِ: boyunlarını | حَتَّىٰ: nihayet | إِذَا: zaman | أَثْخَنْتُمُوهُمْ: onları iyice vurup sindirdiğiniz | فَشُدُّوا: sıkıca bağlayın | الْوَثَاقَ: bağı | فَإِمَّا: ister | مَنًّا: iyilikle (bırakırsınız) | بَعْدُ: ondan sonra | وَإِمَّا: veya | فِدَاءً: fidye alırsınız | حَتَّىٰ: kadar | تَضَعَ: bırakıncaya | الْحَرْبُ: harb | أَوْزَارَهَا: ağırlıklarını | ذَٰلِكَ: işte | وَلَوْ: şayet | يَشَاءُ: dileseydi | اللَّهُ: Allah | لَانْتَصَرَ: öc alırdı | مِنْهُمْ: onlardan | وَلَٰكِنْ: fakat | لِيَبْلُوَ: denemek için | بَعْضَكُمْ: bir kısmınızı | بِبَعْضٍ: diğeriyle | وَالَّذِينَ: kimselerin | قُتِلُوا: öldürülen(lerin) | فِي: | سَبِيلِ: (Allah) yolunda | اللَّهِ: Allah | فَلَنْ: asla | يُضِلَّ: zayi etmeyecektir | أَعْمَالَهُمْ: yaptıkları işleri | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |فإذا FÎZ̃E zaman | لقيتم LGYTM karşılaştığınız | الذين ELZ̃YN kimselerle | كفروا KFRWE inkar eden(lerle) | فضرب FŽRB vurun | الرقاب ELRGEB boyunlarını | حتى ḪT nihayet | إذا ÎZ̃E zaman | أثخنتموهم ÊS̃ḢNTMWHM onları iyice vurup sindirdiğiniz | فشدوا FŞD̃WE sıkıca bağlayın | الوثاق ELWS̃EG bağı | فإما FÎME ister | منا MNE iyilikle (bırakırsınız) | بعد BAD̃ ondan sonra | وإما WÎME veya | فداء FD̃EÙ fidye alırsınız | حتى ḪT kadar | تضع TŽA bırakıncaya | الحرب ELḪRB harb | أوزارها ÊWZERHE ağırlıklarını | ذلك Z̃LK işte | ولو WLW şayet | يشاء YŞEÙ dileseydi | الله ELLH Allah | لانتصر LENTṦR öc alırdı | منهم MNHM onlardan | ولكن WLKN fakat | ليبلو LYBLW denemek için | بعضكم BAŽKM bir kısmınızı | ببعض BBAŽ diğeriyle | والذين WELZ̃YN kimselerin | قتلوا GTLWE öldürülen(lerin) | في FY | سبيل SBYL (Allah) yolunda | الله ELLH Allah | فلن FLN asla | يضل YŽL zayi etmeyecektir | أعمالهم ÊAMELHM yaptıkları işleri | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |feiƶā: zaman | leḳītumu: karşılaştığınız | elleƶīne: kimselerle | keferū: inkar eden(lerle) | feDerbe: vurun | r-riḳābi: boyunlarını | Hattā: nihayet | iƶā: zaman | eṧḣantumūhum: onları iyice vurup sindirdiğiniz | feşuddū: sıkıca bağlayın | l-veṧāḳa: bağı | feimmā: ister | mennen: iyilikle (bırakırsınız) | beǎ'du: ondan sonra | veimmā: veya | fidā'en: fidye alırsınız | Hattā: kadar | teDeǎ: bırakıncaya | l-Harbu: harb | evzārahā: ağırlıklarını | ƶālike: işte | velev: şayet | yeşā'u: dileseydi | llahu: Allah | lānteSara: öc alırdı | minhum: onlardan | velākin: fakat | liyebluve: denemek için | beǎ'Dekum: bir kısmınızı | bibeǎ'Din: diğeriyle | velleƶīne: kimselerin | ḳutilū: öldürülen(lerin) | fī: | sebīli: (Allah) yolunda | llahi: Allah | felen: asla | yuDille: zayi etmeyecektir | eǎ'mālehum: yaptıkları işleri | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |FÎZ̃E: zaman | LGYTM: karşılaştığınız | ELZ̃YN: kimselerle | KFRVE: inkar eden(lerle) | FŽRB: vurun | ELRGEB: boyunlarını | ḪT: nihayet | ÎZ̃E: zaman | ÊS̃ḢNTMVHM: onları iyice vurup sindirdiğiniz | FŞD̃VE: sıkıca bağlayın | ELVS̃EG: bağı | FÎME: ister | MNE: iyilikle (bırakırsınız) | BAD̃: ondan sonra | VÎME: veya | FD̃EÙ: fidye alırsınız | ḪT: kadar | TŽA: bırakıncaya | ELḪRB: harb | ÊVZERHE: ağırlıklarını | Z̃LK: işte | VLV: şayet | YŞEÙ: dileseydi | ELLH: Allah | LENTṦR: öc alırdı | MNHM: onlardan | VLKN: fakat | LYBLV: denemek için | BAŽKM: bir kısmınızı | BBAŽ: diğeriyle | VELZ̃YN: kimselerin | GTLVE: öldürülen(lerin) | FY: | SBYL: (Allah) yolunda | ELLH: Allah | FLN: asla | YŽL: zayi etmeyecektir | ÊAMELHM: yaptıkları işleri | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Kâfir olanlarla savaşa giriştiniz mi vurun boyunlarını, onları iyice yaralayıp kırdınız, bozguna uğratıp da onlara üst geldiniz mi işe sağlam yapışın, bağlayın sımsıkı tutsakları, ondan sonra da isterseniz öylece salıverirsiniz onları, isterseniz para alır da bırakırsınız savaş ağırlığını atıncaya dek, bu, böyle; ve Allah dileseydi savaşsız da helâk ederdi onları ve fakat bir kısmınızı, bir kısmınızla sınamak ister ve Allah yolunda öldürülenlerin yaptıklarını asla boşa çıkarmamaktadır.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : (Savaşta) hakikat bilgisini inkâr edenlerle karşılaştığınızda, boyunlarını vurmaya bakın! Nihayet onlara ağır bastığınızda, bağı takviye edin (esir alıp bağlayın)! Ondan sonra yapılacak olan, lütfen karşılıksız salıvermek ya da fidye mukabilinde bırakmaktır! Harp ağırlıklarını bırakıncaya kadar! İşte bu! Eğer Allâh dileseydi, elbette onlara yaptıkları suçun sonucunu (azap yollu) yaşatırdı! Fakat bazınızı, bazınızda olarak denemek için (savaşı koydu). . . Allâh yolunda öldürülenlere gelince, onların yaptıkları asla boşa çıkartılmaz!Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Savaşta, inkârda ısrar edenlerle, kâfirlerle karşılaştığınız zaman, onları zayıf düşürüp mağlup edinceye kadar, boyunlarını vurun. Yakaladığınız esirleri sıkı tedbirler alıp bağlayarak elinizde tutun. Savaş bitince de, onları, ya karşılıksız olarak, ya da fidye karşılığı serbest bırakın. Savaşın doğurduğu sıkıntı ve tahribat böylece hafifler, barış böylece sağlanır. Allah’ın emri budur. Eğer Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, onlara başka türlü de lâyık oldukları cezayı verirdi. Fakat böyle yapması sizi, birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülen yiğitlerin, bilinçli amellerini, Allah asla zayi etmez.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : İnkâr edenlerle (savaşta) karşı karşıya geldiğinizde hemen boyunlarını vurun. Sonunda onları yenik düşürüp üstünlük sağladığınızda (esirleri) sıkı bağlara bağlayın. Artık bundan sonra ya lütufta bulunu(p serbest bırakı)n veya fidye karşılığı salıverin. Savaş ağırlıklarını bırakıncaya kadar [1] (böyle sürdürün). İşte böyle. Allah dileseydi onlardan öc alırdı. Ancak sizi birbirinizle imtihan etmek için (böyle emrediyor). Allah yolunda öldürülenlerin ise (Allah) amellerini boşa çıkarmayacak.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Öyleyse, inkâr edenlerle (savaş sırasında) karşı karşıya geldiğiniz zaman, hemen boyunlarını vurun; sonunda onları 'iyice bozguna uğratıp zafer kazanınca da' artık (esirler için) bağı sımsıkı tutun. Bundan sonra ya bir lütuf olarak (onları bırakın) veya bir fidye (karşılığı salıverin). Öyle ki savaş ağırlıklarını bıraksın (sona ersin). İşte böyle; eğer Allah dilemiş olsaydı, elbette onlardan intikam alırdı. Ancak (savaş,) sizleri birbirinizle denemesi içindir. Allah yolunda öldürülenlerin ise; kesin olarak (Allah,) amellerini giderip boşa çıkarmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : O’nun için, kâfirlerle muharebede karşılaştığınız zaman, hemen boyunlarını vurun; nihayet onları mağlûb ve perişan bir hale getirdiğiniz zaman, bağı sağlam bağlayın (esir alın ve onları sağlam tutun). Sonra da ya lutfedib (esirleri) salıverirsiniz, yahud (geri vereceğiniz esirler karşılığında) fidye alırsınız. (İsterseniz esirleri meccanen serbest bırakırsınız, isterseniz kendi esirlerinizle değiştirir ve onlara karşılık mal ve para alırsınız. Bunda muhayyersiniz). Harb, ağırlıklarını (silâh ve levazımatını) bırakıncaya (kâfirler, şirk ve isyanlarını terk edinciye) kadar, (öldürülürler, onlara yapılacak iş) budur. Allah dileseydi, o kâfirlerden (savaş yapmaksızın) intikamını alırdı. Fakat sizi birbirinizle imtihan etmek için (size savaşı emrediyor). Allah yolunda öldürülenlere gelince; onların amellerini Allah asla boşa çıkarmaz:Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Savasta inkar edenlerle karsilastiginizda boyunlarini vurun; sonunda onlara ustun geldiginizde onlari esir alin; savas sona erince onlari ya karsiliksiz, ya da fidye ile saliverin; Allah dilemis olsaydi, onlardan baska turlu oc alabilirdi, bunun boyle olmasi, kiminizi kiminizle denemek icindir. Allah, Kendi yolunda oldurulenlerin islerini bosa cikarmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Savaşta kâfirlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun. Sonunda kuvvetlerini kırıp üstünlük sağlayınca, artık (aldığınız esirlerin) bağını sıkı tutun ; savaş ağırlıklarını bırakıp (nihayete erince) o esirleri ya iyilik edip salıverin, ya da fidye (kurtuluş akçesi) alarak serbest bırakın. Bu böyledir. Eğer Allah dileseydi onları yok edip öc alabilirdi. Ama (savaş ortamında) sizi birbirinizle imtihan etmek ister. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin ise amellerini boşa çıkarmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun; sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın; savaş sona erince onları ya karşılıksız, ya da fidye ile salıverin; Allah dilemiş olsaydı, onlardan başka türlü öç alabilirdi, bunun böyle olması, kiminizi kiminizle denemek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınzda boyunlarını vurun. Sonunda üstün geldiğinizde onları esir alın; onları ya karşılıksız veya fidye karşılığında salın. Savaş durumu kalkıncaya kadar bunu uygulayın. ALLAH dileseydi sizi savaş derdinden kurtarırdı; ancak O sizi böylece birbirinizle sınamaktadır. ALLAH yolunda öldürenlere gelince, onların yaptıklarını boşa çıkarmıyacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esir alın. Sonra harp ağırlıklarını atıp, savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da fidye ile salıverin. Allah'ın emri budur. Eğer Allah dileseydi onlardan başka türlü de intikam alırdı. Fakat böyle olması sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Onun için küfredenlerle muharebeye tutuştuğunuzda hemen boyunlarını vurmaya bakın! Ta kuvvetlerini derinden kırıp tepeleyinceye kadar (üstünlük sağladığınızda) bağı sıkı basın (sıkıca bağlayın kalanlarını); harp ağırlıklarını atana kadar (savaş sona erinceye değin), sonra ister karşılıksız salıverin, ister fidye karşılığında. Böyledir bu; şayet Allah dilese kesinlikle onlardan intikamını alır, ancak sizi birbirinizle imtihan edecek. Allah yolunda öldürülenlere gelince, onların amellerini asla boşa çıkarmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Onun için küfredenlerle muharebeye tutuştunuz mu hemen boyunlarını vurmaya bakın, tâ kuvvetlerini derinden kırıp tepeleyinceye kadar, o vakıt da bağı sıkı basın, ondan sonra da ya azâd ya fidye, ta harb ağırlıklarını atana kadar, bu böyle, gerçi Allah dilese elbette onlardan öç alıverir ve lâkin sizi yekdiğerinizle imtihan edecek; Allah yolunda katledilenlere gelince amellerini aslâ boşa gidermez.Dinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : İnkar edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (onları esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Allah dileseydi onlardan başka türlü de öç alabilirdi. Bunun öyle olması kiminizi kiminizle denemek içindir. Ancak kendi yolunda ölenlerin yaptıklarını boşa çıkarmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Öyleyse, küfredenlerle (savaş sırasında) karşı karşıya geldiğiniz zaman, hemen boyunlarını vurun; sonunda onları 'iyice bozguna uğratıp zafer kazanınca da' artık (esirler için) bağı sımsıkı tutun. Bundan sonra ya bir lütuf olarak (onları bırakın) veya bir fidye (karşılığı salıverin). Öyle ki savaş ağırlıklarını bıraksın (sona ersin). İşte böyle; eğer Tanrı dilemiş olsaydı, elbette onlardan intikam alırdı. Ancak (savaş,) sizleri birbirinizle denemesi içindir. Tanrı yolunda öldürülenlerin ise; kesin olarak (Tanrı) amellerini giderip boşa çıkarmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : (4-6) "Artık Allah'ın ilâhlığına ve rabliğine inanmayan kimselerle karşılaştığınız/ savaştığınız zaman, hemen boyunları vuruş …/ölümüne savaşın. Sonra onlara üstün geldiğiniz zaman, hemen bağı sıkı bağlayın/sağlam kararlar alın. Sonra harp; bozum yapma işi ağırlıklarını atıp savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da kurtulmalık karşılığı salıverin. İşte! Eğer Allah dileseydi elbette onları cezalandırıp adaleti sağlardı. Fakat böyle olması, sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülen/öldüren/savaşan kimselere gelince; artık Allah, onların amellerini asla boşa çıkarmaz. Allah onları kılavuzlayacak, durumlarını düzeltecek ve onları, kendilerine tanıttığı cennete girdirecektir. "Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Onun için o küfredenlerle (muhaarebede) karşılaşdığınız vakit boyunlarını vurun. Nihayet onları mecalsiz bir haale getirdiğiniz zaman artık bağı sıkı tutun. (Ondan) sonra ise ya iyilik (yapın), yahud fidye (alın). Yeter ki harb (erbabı) ağırlıklarını bıraksın. (Emir) böyledir. Eğer Allah dileseydi onlardan (muhaarebesiz olarak da) elbet intikaam alırdı. Fakat (muhaarebeyi emr etmesi) sizi birbirinizle imtihan etmesi içindir. Allah yolunda öldürülenlerin amel (ve hizmet) lerini asla boşa çıkarmaz O. Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Artık (savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınızda, hemen o boyunları(nı) vurmak(gerekir)! Nihâyet onlara ağır kayıplar verdirdiğiniz zaman, artık bağı sıkı tutun (onları esir alın); sonra da ya lûtfederek (karşılıksız) veya fidye alarak (onları salın)! Ve harb ağırlıklarını bırakıncaya kadar (gevşemeden, savaş tamâmen sona erene dek böyle yapın)! İşte (yapılacak iş) budur! Hâlbuki Allah dileseydi, elbette onlardan (hemen) intikam alırdı; fakat sizi birbirinizle imtihân etmek için (size savaşı emretmiştir). Allah yolunda öldürülenlere gelince, artık (Allah), onların amellerini aslâ boşa çıkarmayacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Öyleyse küfredenlerle karşılaştığınızda hemen boyunlarını vurun. Nihayet onları sindirince, bağı sıkı basın. Sonra da ya bir lütuf veya bir fidye. Yeter ki harb hazırlıklarını bıraksın. Eğer Allah, dileseydi; onlardan elbette intikam alırdı. Fakat kiminizi kiminizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince; Allah onların amellerini asla boşa çıkarmaz.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Artık kâfirlerle karşılaştığınız zaman onları güçsüz (zayıf) bırakıncaya kadar boyunlarını vurun. Bağlarını kuvvetlendirin (esirleri sıkıca bağlayın). Nihayet savaşı, onun ağırlıklarını (silâhlarını ve savaş levazımatını) bırakınca da onları, ister lütuf olarak (bedelsiz) veya fidye alarak (bedel karşılığı) (bırakın). İşte böyle. Ve eğer Allah dileseydi, elbette onlardan intikam alırdı. Ve lâkin (bu) sizin bir kısmınızı, diğer bir kısımla imtihan etmek içindir. Ve onlar ki Allah yolunda öldürülenlerdir, o taktirde onların amelleri boşa çıkarılmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : İmdi, (savaşta) hakikati inkara şartlanmış olanlar ile karşılaştığınız zaman onları alt edinceye kadar boyunlarını vurun ve sonra iplerini sıklaştırın ama sonra ya bir lütuf olarak yahut fidye karşılığı (onları serbest bırakın) ki savaşın izleri tamamiyle silinebilsin, (yapmanız gereken) budur. Ve (bilin ki) Allah dilemiş olsaydı onları (bizzat kendisi) cezalandırabilirdi ama (O, mücadele etmenizi istiyor ki) sizi birbiriniz aracılığıyla sınasın. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını zayi etmeyecektir.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : İmdi kâfir olanlar ile (muharebede) karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurunuz, nihâyet onların kanlarını ziyâdesiyle döktüğünüz vakit artık bukağıyı sıkıca bağlayın, sonra da (onları) ya meccanen azad edersiniz veya bir bedel mukabilinde serbest bırakırsınız. Tâ ki, savaş ağırlıklarını atıversin. Emir böyledir. Ve eğer Allah dilese, elbette onlardan (muharebesiz de) intikam almış olurdu. Velakin bazınızı bazınız ile imtihan etmesi için, böyle savaş ile emretmiştir. Ve o kimseler ki, Allah yolunda öldürülmüşlerdir, elbette (Allah) onların amellerini zayi kılmayacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : (Savaşta) kâfirlerle karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun! Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir edin). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye alarak salıverin. Bu böyledir. Eğer Allah dileseydi onlardan intikam alırdı, fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, onların amellerini aslâ boşa çıkarmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : İnkar edenlerle, (savaşta) karşılaştığınız zaman boyunlarına vurun! Onları iyice bozguna uğratınca, sımsıkı bağlayın. Sonra da ya karşılıksız bağışlayın; ya da savaş ağırlıklarını bırakıncaya kadar fidye alın. İşte böyle, eğer Allah dileseydi, onlardan kendisi intikam alırdı. Fakat, savaş sizi birbirinizle denemek içindir. Allah, yolunda öldürülenlerin çalışmalarını asla boşa çıkarmayacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : İmdi kâfirlerle savaşta karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onları iyice mağlub edince, işi sağlama bağlayın, onları esir alın. Savaş bitince onları ister lütuf olarak karşılıksız salıverir, ister fidye alarak bırakırsınız. Durum şu ki: Allah dileseydi, onlardan intikamınızı alır, onları cezalandırırdı. Fakat O, sizi birbirinizle denemek için savaşı emrediyor. Allah yolunda öldürülenler var ya, Allah onların yaptıklarını asla zayi etmeyecek, boşa çıkarmayacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : (Savaşta) İnkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihâyet onları iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (onları esir alın). Ondan sonra artık ya lutfen bırakır veya karşılığında fidye alırsınız. Harb, ağırlıklarını bırakıncaya (savaş sona erinceye) kadar (böyle yaparsınız). Allâh dileseydi (kendisi) onlardan öç alırdı, fakat sizi birbirinizle denemek için (size savaşı emrediyor). Allâh, kendi yolunda öldürülenlerin yaptıkları işleri zayi etmeyecektir.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Öyleyse, küfredenlerle karşı karşıya geldiğiniz zaman, hemen boyunlarını vurun; sonunda onları iyice bozguna uğratıp zafer kazanınca da artık (esirler için) bağı sımsıkı tutun. Bundan sonra ya bir lütuf olarak (onları bırakın) ya da bir fidye (karşılığı salıverin). Öyle ki savaş ağırlıklarını bıraksın (sona ersin). İşte böyle; eğer Allah dilemiş olsaydı, elbette onlardan intikam alırdı. Ancak (savaş,) sizleri birbirinizle denemesi içindir. Allah yolunda öldürülenler ise; (Allah,) kesin olarak onların amellerini giderip boşa çıkarmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Kâfirlerle savaşta karşı karşıya geldiğiniz zaman onların boyunlarını vurun. Onları iyice sindirdiğinizde, sımsıkı bağlayın. Savaş bittikten sonra ya onları lütfedip bırakır, yahut fidye alırsınız-tâ savaş sona erip silâhlar bırakılıncaya kadar böyle yapın. Allah dileseydi onlardan intikam alırdı. Lâkin O sizi birbirinizle sınıyor. Allah yolunda öldürülenlerin ise yaptıklarını O hiçbir zaman boşa çıkarmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Küfre batmışlarla burun buruna geldiğinizde, boyunlar vurulur. Nihayet onları bastırıp sindirdiğinizde, antlaşma bağını sıkı bağlayın. Artık bundan sonrası ya bir bağışlama ya bir fidyedir. Nihayet, harp, ağırlıklarını yere bırakır. İşte böyle! Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Ama kiminizi kiminizle denemek için böyledir. Allah yolunda öldürülenlerin amelleri asla göz ardı edilmeyecektir.Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.