Kırık Meal (Arapça) : |وَكَأَيِّنْ: nicesini | مِنْ: -den | قَرْيَةٍ: kent(ler)- | هِيَ: (öyle ki) | أَشَدُّ: daha şiddetliydi | قُوَّةً: kuvvet bakımından | مِنْ: -den | قَرْيَتِكَ: senin kentin- | الَّتِي: | أَخْرَجَتْكَ: seni çıkardıkları | أَهْلَكْنَاهُمْ: biz yok ettik | فَلَا: ve olmadı | نَاصِرَ: yardım eden | لَهُمْ: onlara |
Kırık Meal (Harekesiz) : |وكأين WKÊYNnicesini | من MN-den | قرية GRYTkent(ler)- | هي HY(öyle ki) | أشد ÊŞD̃daha şiddetliydi | قوة GWTkuvvet bakımından | من MN-den | قريتك GRYTKsenin kentin- | التي ELTY | أخرجتك ÊḢRCTKseni çıkardıkları | أهلكناهم ÊHLKNEHMbiz yok ettik | فلا FLEve olmadı | ناصر NEṦRyardım eden | لهم LHMonlara |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve keeyyin: nicesini | min: -den | ḳaryetin: kent(ler)- | hiye: (öyle ki) | eşeddu: daha şiddetliydi | ḳuvveten: kuvvet bakımından | min: -den | ḳaryetike: senin kentin- | lletī: | eḣracetke: seni çıkardıkları | ehleknāhum: biz yok ettik | felā: ve olmadı | nāSira: yardım eden | lehum: onlara |
Kırık Meal (Transcript) : |VKÊYN: nicesini | MN: -den | GRYT: kent(ler)- | HY: (öyle ki) | ÊŞD̃: daha şiddetliydi | GVT: kuvvet bakımından | MN: -den | GRYTK: senin kentin- | ELTY: | ÊḢRCTK: seni çıkardıkları | ÊHLKNEHM: biz yok ettik | FLE: ve olmadı | NEṦR: yardım eden | LHM: onlara |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve nice şehirlerin halkını helâk ettik ki onlar, seni çıkardıkları şehirdekilerden daha da güçlü kuvvetliydiler; onlara bir yardım eden bile yok.
Adem Uğur : Senin şehrinden -ki ora (halkı) seni çıkardı- daha kuvvetli nice şehirleri yok ettik; onlara bir yardım eden de çıkmadı.
Ahmed Hulusi : Seni şehrinden çıkartan kuvvetçe daha güçlü nice şehir (halk) vardı! Onları helâk ettik (düşünün?)! Onlara yardım eden yoktu.
Ahmet Tekin : Seni yurdundan eden şehrin halkından daha güçlü, kuvvetli, nice şehirlerin halklarını yok ettik. Onlara yardım eden de olmadı.
Ahmet Varol : Seni çıkaran kasabandan daha güçlü nice kasabalar vardı ki onları helâk ettik. Onların bir yardımcıları da olmadı.
Ali Bulaç : Seni sürüp çıkaran memleketinden kuvvet bakımından daha üstün nice memleketler vardı ki, biz onları yıkıma uğrattık da kendileri için hiçbir yardımcı yoktu.
Ali Fikri Yavuz : Seni, memleketinden (Mekke’den) çıkaran halktan daha kuvvetli nice memleketler (halkı) vardı ki, (türlü azablarla) onları helâk ettik de kendilerini (azabdan), kurtaran olmamıştı.
Bekir Sadak : Seni surup cikaran kasabadan daha kuvvetli olan nice kasabalari yok ettik. Yardim edenleri bulunmadi.
Celal Yıldırım : Nice kasabalar var ki onlar senin çıkarıldığın kasabadan daha kuvvetli idiler, onları yok ettik ; onlara bir yardımcı da bulunmadı.
Diyanet İşleri : (Ey Muhammed!) Seni çıkaran kendi memleket halkından daha güçlü nice memleket halkları vardı ki, biz onları helâk ettik. Onların hiçbir yardımcısı da olmadı.
Diyanet İşleri (eski) : Seni sürüp çıkaran şehirden daha kuvvetli olan nice şehirler yok ettik. Yardım edenleri bulunmadı.
Diyanet Vakfi : Senin şehrinden -ki ora (halkı) seni çıkardı- daha kuvvetli nice şehirleri yok ettik; onlara bir yardım eden de çıkmadı.
Edip Yüksel : Seni çıkaran ülkenden daha güçlü nice ülkeler vardı ki onları yok ettik, onlara yardım eden olmadı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ey Muhammed! Seni yurdundan çıkaran şehirden daha kuvvetli olan nice şehirler vardı ki biz onları helâk ettik de onlara yardım eden çıkmadı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Seni yurdundan çıkaran şehirden daha kuvvetli nice şehirler vardı ki, Biz onları helak ettik de onlara yardım eden yok.
Elmalılı Hamdi Yazır : Seni çıkaran karyenden daha kuvvetli ne karyeler vardı ki biz onları helâk ettik de onları kurtaran yok
Fizilal-il Kuran : Biz, halkı seni yurdundan çıkaran şehirden daha kuvvetli nice şehirleri yok ettik, fakat onlara bir yardım eden çıkmadı.
Gültekin Onan : Seni sürüp çıkaran memleketinden kuvvet bakımından daha üstün nice memleketler vardı ki, biz onları yıkıma uğrattık da kendileri için hiçbir yardımcı yoktu.
Hakkı Yılmaz : "Ve kuvvetçe, seni çıkaran kentten daha şiddetli nice kentler; onları değişime/yıkıma uğrattık. Öyle ki kendileri için yardımcı diye bir şey olmadı. "
Hasan Basri Çantay : Biz nice memleket (ler halkını) ki (her biri) seni (içinden) çıkaran (öz) memleketinden daha çok kuvvetli idi — helak etdik. (O zaman) onların (selâmetine) hiçbir yardımcı da yokdu.
Hayrat Neşriyat : Seni (kendi içinden) çıkaran (hicrete zorlayan) memleketinden (o Mekke müşriklerinden) kuvvetçe daha çetin (insanlarla dolu) nice şehirler de vardır! Onları helâk ettik; onlara yardım eden de olmadı.
İbni Kesir : Nice kasabaları yok ettik ki; onlar, seni sürüp çıkaran kasabadan daha kuvvetli idiler. Ve onlara yardım eden de bulunmadı.
İskender Evrenosoğlu : Nice beldeler, seni çıkardıkları ülkeden daha kuvvetliydi (daha üstündü), onları helâk ettik. O zaman onlar için bir yardımcı yoktu.
Muhammed Esed : (Ey Muhammed,) Seni (yurdundan) kovan bu toplumdan daha güçlü nice toplumları yok ettik de onlara bir yardım eden çıkmadı!
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve nice beldeler de var idi ki, seni çıkarmış olan beldeden daha kuvvetce şiddetli idi. Onları helâk ettik, artık onlar için bir yardımcı yoktur.
Ömer Öngüt : Nice memleketler vardır ki, onlar seni sürüp çıkaran memleketten daha kuvvetli idiler. Biz onları helâk ettik. Onlara bir yardım eden de bulunmadı.
Şaban Piriş : -Seni ülkenden çıkaranlardan daha güçlü nice ülkeleri helak ettik de onlar için bir yardımcı/kurtarıcı yoktu.
Suat Yıldırım : Nice şehirler vardı ki halkı, seni süren Mekke şehri’nin halkından daha kuvvetli idiler. İşte Biz, onları imha ettik ve kendilerine yardım edecek kimse çıkmadı.
Süleyman Ateş : Seni (içinden) çıkarmış olan kentten daha kuvvetli nice kent var ki biz onları yok ettik de onlara yardım eden çıkmadı.
Tefhim-ul Kuran : Seni sürüp çıkaran memleketinden, kuvvet bakımından daha üstün nice memleketler vardır ki, biz onları yıkıma uğrattık da kendileri için hiçbir yardımcı yoktu.
Ümit Şimşek : Seni yurdundan çıkaran bu beldeden daha güçlü nice beldeler vardı ki, Biz onları helâk ettik de yardımlarına koşan çıkmadı.
Yaşar Nuri Öztürk : Seni yerinden çıkaran o kentinden çok daha kuvvetlice nice kentler vardı ki, biz hepsini helâk ettik; hiçbir yardımcıları olmadı.