Kırık Meal (Arapça) : |وَكَذَٰلِكَ: ve işte böylece | أَنْزَلْنَا: indirdik | إِلَيْكَ: sana | الْكِتَابَ: Kitabı | فَالَّذِينَ: kimseler | اتَيْنَاهُمُ: kendilerine verdiklerimiz | الْكِتَابَ: Kitabı | يُؤْمِنُونَ: inanırlar | بِهِ: ona | وَمِنْ: ve | هَٰؤُلَاءِ: şunlardan (Araplardan) | مَنْ: kimseler | يُؤْمِنُ: inananırlar | بِهِ: ona | وَمَا: ve | يَجْحَدُ: inkar etmez | بِايَاتِنَا: ayetlerimizi | إِلَّا: başkası | الْكَافِرُونَ: kafirlerden |
Kırık Meal (Harekesiz) : |وكذلك WKZ̃LKve işte böylece | أنزلنا ÊNZLNEindirdik | إليك ÎLYKsana | الكتاب ELKTEBKitabı | فالذين FELZ̃YNkimseler | آتيناهم ËTYNEHMkendilerine verdiklerimiz | الكتاب ELKTEBKitabı | يؤمنون YÙMNWNinanırlar | به BHona | ومن WMNve | هؤلاء HÙLEÙşunlardan (Araplardan) | من MNkimseler | يؤمن YÙMNinananırlar | به BHona | وما WMEve | يجحد YCḪD̃inkar etmez | بآياتنا B ËYETNEayetlerimizi | إلا ÎLEbaşkası | الكافرون ELKEFRWNkafirlerden |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve keƶālike: ve işte böylece | enzelnā: indirdik | ileyke: sana | l-kitābe: Kitabı | felleƶīne: kimseler | āteynāhumu: kendilerine verdiklerimiz | l-kitābe: Kitabı | yu'minūne: inanırlar | bihi: ona | ve min: ve | hā'ulā'i: şunlardan (Araplardan) | men: kimseler | yu'minu: inananırlar | bihi: ona | ve mā: ve | yecHadu: inkar etmez | biāyātinā: ayetlerimizi | illā: başkası | l-kāfirūne: kafirlerden |
Kırık Meal (Transcript) : |VKZ̃LK: ve işte böylece | ÊNZLNE: indirdik | ÎLYK: sana | ELKTEB: Kitabı | FELZ̃YN: kimseler | ËTYNEHM: kendilerine verdiklerimiz | ELKTEB: Kitabı | YÙMNVN: inanırlar | BH: ona | VMN: ve | HÙLEÙ: şunlardan (Araplardan) | MN: kimseler | YÙMN: inananırlar | BH: ona | VME: ve | YCḪD̃: inkar etmez | B ËYETNE: ayetlerimizi | ÎLE: başkası | ELKEFRVN: kafirlerden |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve işte sana böyle bir kitap indirdik biz ve bu yüzden kendilerine kitap verilenler, inanıyorlar ona ve şunlardan da inanan var ona ve delillerimizi, kâfirlerden başkası da bilerek inkâr etmez.
Adem Uğur : (Resûlüm!) İşte böylece sana (önceki kitapları tasdik eden) bu Kitab'ı indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Şunlardan (Araplardan) da ona iman eden nice kimseler vardır. Âyetlerimizi, ancak kâfirler (inatları yüzünden) bile bile inkâr eder.
Ahmed Hulusi : Böylece sana Kitabı (Hakikat ve Sünnetullah bilgisini) inzâl ettik. . . Kendilerine Kitap verdiklerimiz (hakikatleri olarak) O'na iman ederler. . . İşte bunlardan, O'na (hakikatlerine) iman eden kimse de vardır. . . İşaretlerimizi sadece hakikat bilgisini inkâr edenler (kilitlenmişler) bile bile inkâr eder.
Ahmet Tekin : Önceki peygamberlere indirdiğimiz kitaplar gibi, sana da bu kitabı, Kur’ân’ı indirdik. Kendilerine verdiğimiz kutsal kitapların hükmünce amel edenler Kur’ân’a iman ediyorlar. Şu kabilelerden de, Kur’ân’a iman eden ve edecek olan birçok kimse var. Âyetlerimizi, Kur’ân’ımızı ve ilkelerimizi ancak kâfirler, nankörler bile bile inkâr ederler.
Ahmet Varol : İşte böyle (geçmiş peygamberlere indirdiğimiz gibi) sana da Kitap indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanıyorlar. Şunlardan [3] da ona iman edecek olan vardır. Kâfirlerden başkası ayetlerimizi bile bile inkar etmez.
Ali Bulaç : İşte biz sana böyle bir Kitap indirdik. Bundan dolayı kendilerine Kitap verdiklerimiz ona iman etmektedirler. Bunlar (putatapıcılar)dan da ona iman edecek olanlar vardır. İnkârcılardan başkası bizim ayetlerimizi inkar etmez.
Ali Fikri Yavuz : (Ey Rasûlüm), onlara kitab indirdiğimiz gibi, sana da kitab indirdik. Onun için kendilerine kitab verdiklerimiz (Abdullah ibni Selâm gibi kimseler), Kur’an’a iman ediyorlar. Şunlardan (Mekke halkından) da Kur’an’a iman edecek kimseler var. Bizim ayetlerimizi ancak kâfirler inkâr eder.
Bekir Sadak : Sana kitap'i boylece indirdik; iste, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanirlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcilar bile bile tanimazlar.
Celal Yıldırım : İşte (ey Peygamber!) Sana böyle bir kitap indirdik. Kendilerine (daha önce) kitap verdiklerimizden gerçekçi ilim adamları) O'na inanırlar. Bunlar (putperest Araplar)dan da O'na inanan kimseler vardır. Bizim âyetlerimizi ancak inâdçı kâfirler inkâr eder.
Diyanet İşleri : İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar)dan da ona inananlar vardır. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler.
Diyanet İşleri (eski) : Sana Kitap'ı böylece indirdik; işte, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanırlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcılar bile bile tanımazlar.
Diyanet Vakfi : (Resûlüm!) İşte böylece sana (önceki kitapları tasdik eden) bu Kitab'ı indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Şunlardan (Araplardan) da ona iman eden nice kimseler vardır. Âyetlerimizi, ancak kâfirler (inatları yüzünden) bile bile inkâr eder.
Edip Yüksel : İşte sana bu kitabı indirdik. Kendilerine kitap vermiş olduklarımız ona inanacaklardır. Şunlardan (ümmilerden) da bazıları inanacaktır. Kafirlerden başkası ayetlerimizi reddetmez.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : (Resulüm!) İşte sana (önceki kitapları tasdik eden) bu kitabı indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Şunlardan da ona iman eden nice kimseler vardır. Ayetlerimizi ancak kâfirler bile bile inkâr eder.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : İşte sana (öncekileri tasdik eden) böyle bir kitap indirdik. O'nun için kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler. Şunlardan da ona iman edenler vardır. Bizim ayetlerimizi ancak kafirler inkar eder.
Elmalılı Hamdi Yazır : İşte sana böyle kitab indirdik, onun için kendilerine kitab verdiklerimiz ona iyman ederler, şunlardan da ona iyman eden var ve bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr eder
Fizilal-il Kuran : Ey muhammed, sana indirdiğimiz Kitab'ın niteliği işte budur. Buna göre daha önce kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şu müşriklerden de ona inananlar vardır. Bizim ayetlerimizi inkâr edenler, sadece inatçı kâfirlerdir.
Gültekin Onan : İşte biz sana böyle bir Kitap indirdik. Bundan dolayı kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanmaktadırlar. Bunlar [putatapıcılar]dan da ona inanacak olanlar vardır. Kafirlerden başkası bizim ayetlerimizi (bile bile) reddetmez / kafa tutmaz (cehade).
Hakkı Yılmaz : "Ve işte böylece Biz, sana Kitab'ı indirdik de kendilerine Kitap verdiklerimiz Kur’ân'a inanıyorlar. Ve ehli kitabın dışındakilerden/ Araplardan da ona inananlar vardır. Ve Bizim âyetlerimizi ancak, kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek örtbas eden kimseler bile bile reddeder. "
Hasan Basri Çantay : İşte sana (Habîbim böyle bir) kitâb indirdik. Onun için kendilerine kitâb verdiklerimiz buna îman ediyorlar. Şunlardan da ona îman edecek nice kimseler vardır. Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası bilerek inkâr etmez.
Hayrat Neşriyat : (Ey Resûlüm!) İşte böylece sana (önceki kitabları tasdîk eden) bu Kitâb’ı indirdik. Onun için, kendilerine kitab verdiğimiz kimseler ona îmân ederler. Şunlardan (Arab’lardan)da ona îmân eden kimseler vardır. Ve kâfirlerden başkası, bizim âyetlerimizi bilerek inkâr etmez.
İbni Kesir : İşte böylece sana Kitab'ı indirdik. Kendilerine kitab verdiklerimiz de ona inanırlar. Bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi kafirlerden başkası inkar etmez.
İskender Evrenosoğlu : Ve iþte böylece sana Kitab'ı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz O'na inanırlar. Ve bunlardan O'na (Kur'ân-ı Kerim'e) inananlar, kâfirler hariç, âyetlerimizi bile bile inkâr etmezler.
Muhammed Esed : (Ey Muhammed!) Bu ilahi kelamı sana işte bu şekilde indirdik. Ve bu ilahi kelamı bahşettiklerimiz ona inanırlar; şu (geçmiş vahiylerin takipçi)leri arasında da ona inananlar vardır. Mesajlarımızı, (apaçık bir) hakikati inkar edenler dışında, hiç kimse bile bile reddetmez:
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve işte sana böylece kitabı indirdik. Artık kendilerine kitap vermiş olduklarımız ona imân ederler. Şunlardan da ona imân edecek olanlar vardır. Ve Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkar etmez.
Ömer Öngüt : Resulüm! İşte biz böylece sana Kitab'ı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler. Bunlardan da ona iman edenler vardır. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler bile bile inkâr ederler.
Şaban Piriş : İşte sana böyle bir kitap indirdik. Kendilerine kitap verilenler ona inanırlar. Bunlardan da ona inananlar vardır. Ayetlerimizi kafirlerden başkası bile bile inkar etmez.
Suat Yıldırım : Biz, işte sana da bu Kitabı indirdik. Daha önce kitap verdiğimiz kimseler buna da iman ederlerdi. Şunlardan da ona iman edenler vardır. Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.
Süleyman Ateş : İşte böylece Kitabı sana da indirdik. Kendilerine Kitabı verdiklerimiz, ona inanırlar: Şunlardan (şu Araplardan) da ona inananlar vardır. Âyetlerimizi, kâfirlerden başkası inkâr etmez.
Tefhim-ul Kuran : İşte biz sana böyle bir Kitap indirdik. Bundan dolayı kendilerine Kitap verdiklerimiz ona iman etmektedirler. Bunlar (putatapıcılar)dan da ona iman edecek olanlar vardır. Küfre sapanlardan başkası bizim ayetlerimizi inkâr etmez.
Ümit Şimşek : Biz sana da kitabı böylece indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz, bu Kur'ân'a da iman ederler. Şunlardan da ona iman edenler vardır. Zaten Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.
Yaşar Nuri Öztürk : Kitap'ı sana işte böyle indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar içinden de ona inananlar vardır. Bizim ayetlerimize, gerçeği örtenlerden başkası kafa tutmaz.