8Enfâl Suresi
Kuran Sırası: 8
İniş Sırası: 88
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|yeselūneke: sana sorarlar
| ǎni: -den
| l-enfāli: ganimetler-
| ḳuli: de ki
| l-enfālu: ganimetler
| lillahi: Allah'ındır
| ve rrasūli: ve Elçi(si)nindir
| fetteḳū: korkun
| llahe: Allah'tan
| ve eSliHū: ve düzeltin
| ƶāte: hali
| beynikum: aranızdaki
| ve eTīǔ: ita'at edin
| llahe: Allah'a
| ve rasūlehu: ve Elçisine
| in: eğer
| kuntum: siz (gerçekten) iseniz
| mu'minīne: inananlar
| (8:1)

| ǎni: -den
| l-enfāli: ganimetler-
| ḳuli: de ki
| l-enfālu: ganimetler
| lillahi: Allah'ındır
| ve rrasūli: ve Elçi(si)nindir
| fetteḳū: korkun
| llahe: Allah'tan
| ve eSliHū: ve düzeltin
| ƶāte: hali
| beynikum: aranızdaki
| ve eTīǔ: ita'at edin
| llahe: Allah'a
| ve rasūlehu: ve Elçisine
| in: eğer
| kuntum: siz (gerçekten) iseniz
| mu'minīne: inananlar
| (8:1)|innemā: gerçekten
| l-mu'minūne: Mü'minler
| elleƶīne: o kimselerdir ki
| iƶā: zaman
| ƶukira: anıldığı
| llahu: Allah
| vecilet: ürperir
| ḳulūbuhum: yürekleri
| ve iƶā: ve zaman
| tuliyet: okunduğu
| ǎleyhim: kendilerine
| āyātuhu: O'nun ayetleri
| zādethum: artırır
| īmānen: imanlarını
| ve ǎlā: ve
| rabbihim: Rablerine
| yetevekkelūne: tevekkül ederler
| (8:2)

| l-mu'minūne: Mü'minler
| elleƶīne: o kimselerdir ki
| iƶā: zaman
| ƶukira: anıldığı
| llahu: Allah
| vecilet: ürperir
| ḳulūbuhum: yürekleri
| ve iƶā: ve zaman
| tuliyet: okunduğu
| ǎleyhim: kendilerine
| āyātuhu: O'nun ayetleri
| zādethum: artırır
| īmānen: imanlarını
| ve ǎlā: ve
| rabbihim: Rablerine
| yetevekkelūne: tevekkül ederler
| (8:2)|elleƶīne: o kimseler
| yuḳīmūne: doğrulurlar
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe
| ve mimmā: ve -şeylerden
| razeḳnāhum: rızıklandırdığımız-
| yunfiḳūne: harcayanlar
| (8:3)

| yuḳīmūne: doğrulurlar
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe
| ve mimmā: ve -şeylerden
| razeḳnāhum: rızıklandırdığımız-
| yunfiḳūne: harcayanlar
| (8:3)|ulāike: işte
| humu: onlardır
| l-mu'minūne: mü'minler/doğrulaşmışlar/eminler
| Haḳḳan: gerçek
| lehum: onlara vardır
| deracātun: dereceler
| ǐnde: katında
| rabbihim: Rablerinin
| ve meğfiratun: ve bağışlanma
| ve rizḳun: ve rızık
| kerīmun: tükenmez
| (8:4)

| humu: onlardır
| l-mu'minūne: mü'minler/doğrulaşmışlar/eminler
| Haḳḳan: gerçek
| lehum: onlara vardır
| deracātun: dereceler
| ǐnde: katında
| rabbihim: Rablerinin
| ve meğfiratun: ve bağışlanma
| ve rizḳun: ve rızık
| kerīmun: tükenmez
| (8:4)|kemā: gibi
| eḣraceke: seni çıkardığı
| rabbuke: Rabbinin
| min: -den/dan
| beytike: Yapı'n
| bil-Haḳḳi: gerçek'le
| veinne: ve Kİ
| ferīḳan: bir kısmı
| mine: -den
| l-mu'minīne: mü'minler-
| lekārihūne: bundan hoşlanmıyordu
| (8:5)

| eḣraceke: seni çıkardığı
| rabbuke: Rabbinin
| min: -den/dan
| beytike: Yapı'n
| bil-Haḳḳi: gerçek'le
| veinne: ve Kİ
| ferīḳan: bir kısmı
| mine: -den
| l-mu'minīne: mü'minler-
| lekārihūne: bundan hoşlanmıyordu
| (8:5)|yucādilūneke: seninle tartışıyorlardı
| fī: dair
| l-Haḳḳi: hakka
| beǎ'demā: sonra
| tebeyyene: ortaya çıktıktan
| keennemā: gibi
| yusāḳūne: sürülüyorlarmış
| ilā:
| l-mevti: ölüme
| vehum: ve onlar
| yenZurūne: gözleri göre göre
| (8:6)

| fī: dair
| l-Haḳḳi: hakka
| beǎ'demā: sonra
| tebeyyene: ortaya çıktıktan
| keennemā: gibi
| yusāḳūne: sürülüyorlarmış
| ilā:
| l-mevti: ölüme
| vehum: ve onlar
| yenZurūne: gözleri göre göre
| (8:6)|ve iƶ: o zaman
| yeǐdukumu: size va'dediyordu
| llahu: Allah
| iHdā: birinin
| T-Tāifeteyni: iki topluluktan
| ennehā: muhakkak
| lekum: sizin olduğunu
| ve teve ddūne: siz de istiyordunuz
| enne: gerçekten
| ğayra:
| ƶāti: hali
| ş-şevketi: kuvvetsiz olanın
| tekūnu: olmasını
| lekum: sizin
| veyurīdu: oysa istiyordu
| llahu: Allah
| en:
| yuHiḳḳa: gerçekleştirmek
| l-Haḳḳa: hakkı
| bikelimātihi: sözleriyle
| ve yeḳTaǎ: ve kesmek
| dābira: ardını
| l-kāfirīne: kafirlerin
| (8:7)

| yeǐdukumu: size va'dediyordu
| llahu: Allah
| iHdā: birinin
| T-Tāifeteyni: iki topluluktan
| ennehā: muhakkak
| lekum: sizin olduğunu
| ve teve ddūne: siz de istiyordunuz
| enne: gerçekten
| ğayra:
| ƶāti: hali
| ş-şevketi: kuvvetsiz olanın
| tekūnu: olmasını
| lekum: sizin
| veyurīdu: oysa istiyordu
| llahu: Allah
| en:
| yuHiḳḳa: gerçekleştirmek
| l-Haḳḳa: hakkı
| bikelimātihi: sözleriyle
| ve yeḳTaǎ: ve kesmek
| dābira: ardını
| l-kāfirīne: kafirlerin
| (8:7)|liyuHiḳḳa: ta ki gerçekleştirsin
| l-Haḳḳa: hakkı
| ve yubTile: ve ortadan kaldırsın
| l-bāTile: batılı
| velev: şayet
| kerihe: istemese (bile)
| l-mucrimūne: suçlular
| (8:8)

| l-Haḳḳa: hakkı
| ve yubTile: ve ortadan kaldırsın
| l-bāTile: batılı
| velev: şayet
| kerihe: istemese (bile)
| l-mucrimūne: suçlular
| (8:8)|iƶ: hani
| testeğīṧūne: siz yardım istiyordunuz
| rabbekum: Rabbinizden
| festecābe: karşılık vermişti
| lekum: size
| ennī: şüphesiz ben
| mumiddukum: size yardım edeceğim
| bielfin: bin
| mine: ile
| l-melāiketi: melekler
| murdifīne: birbiri ardınca
| (8:9)

| testeğīṧūne: siz yardım istiyordunuz
| rabbekum: Rabbinizden
| festecābe: karşılık vermişti
| lekum: size
| ennī: şüphesiz ben
| mumiddukum: size yardım edeceğim
| bielfin: bin
| mine: ile
| l-melāiketi: melekler
| murdifīne: birbiri ardınca
| (8:9)|ve mā: ve
| ceǎlehu: bunu yapmadı
| llahu: Allah
| illā: ancak (yaptı)
| buşrā: müjde olsun diye
| veliteTmeinne: ve yatışsın diye
| bihi: bununla
| ḳulūbukum: kalbiniz
| ve mā: ve yoktur
| n-neSru: yardım
| illā: başkaca
| min:
| ǐndi: katından
| llahi: Allah
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎzīzun: daima üstün
| Hakīmun: hüküm ve hikmet sahibidir
| (8:10)

| ceǎlehu: bunu yapmadı
| llahu: Allah
| illā: ancak (yaptı)
| buşrā: müjde olsun diye
| veliteTmeinne: ve yatışsın diye
| bihi: bununla
| ḳulūbukum: kalbiniz
| ve mā: ve yoktur
| n-neSru: yardım
| illā: başkaca
| min:
| ǐndi: katından
| llahi: Allah
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎzīzun: daima üstün
| Hakīmun: hüküm ve hikmet sahibidir
| (8:10)|iƶ: O zaman
| yuğaşşīkumu: sizi bürüyordu
| n-nuǎāse: hafif bir uyku
| emeneten: bir güven olmak üzere
| minhu: O'ndan (Allah'tan)
| ve yunezzilu: ve indiriyordu
| ǎleykum: üzerinize
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| māen: bir su
| liyuTahhirakum: sizi temizlemek için
| bihi: onunla
| ve yuƶhibe: ve gidermek için
| ǎnkum: sizden
| ricze: pisliğini
| ş-şeyTāni: şeytanın
| veliyerbiTa: ve (birbirine) bağlamak için
| ǎlā: üzerini
| ḳulūbikum: kalblerinizin
| ve yuṧebbite: ve pekiştirmek için
| bihi: onunla
| l-eḳdāme: ayakları(nızı)
| (8:11)

| yuğaşşīkumu: sizi bürüyordu
| n-nuǎāse: hafif bir uyku
| emeneten: bir güven olmak üzere
| minhu: O'ndan (Allah'tan)
| ve yunezzilu: ve indiriyordu
| ǎleykum: üzerinize
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| māen: bir su
| liyuTahhirakum: sizi temizlemek için
| bihi: onunla
| ve yuƶhibe: ve gidermek için
| ǎnkum: sizden
| ricze: pisliğini
| ş-şeyTāni: şeytanın
| veliyerbiTa: ve (birbirine) bağlamak için
| ǎlā: üzerini
| ḳulūbikum: kalblerinizin
| ve yuṧebbite: ve pekiştirmek için
| bihi: onunla
| l-eḳdāme: ayakları(nızı)
| (8:11)|iƶ: hani
| yūHī: vahyediyordu
| rabbuke: Rabbin
| ilā:
| l-melāiketi: meleklere
| ennī: şüphesiz ben
| meǎkum: sizinle beraberim
| feṧebbitū: siz pekiştirin
| elleƶīne: kimseleri
| āmenū: inananları
| seulḳī: ben salacağım
| fī: içine
| ḳulūbi: yüreklerine
| elleƶīne: kimselerin
| keferū: inkar edenlerin
| r-ruǎ'be: korku
| feDribū: vurun
| fevḳa: üstüne
| l-eǎ'nāḳi: boyunların(ın)
| veDribū: ve vurun
| minhum: onların
| kulle: her
| benānin: parmağına
| (8:12)

| yūHī: vahyediyordu
| rabbuke: Rabbin
| ilā:
| l-melāiketi: meleklere
| ennī: şüphesiz ben
| meǎkum: sizinle beraberim
| feṧebbitū: siz pekiştirin
| elleƶīne: kimseleri
| āmenū: inananları
| seulḳī: ben salacağım
| fī: içine
| ḳulūbi: yüreklerine
| elleƶīne: kimselerin
| keferū: inkar edenlerin
| r-ruǎ'be: korku
| feDribū: vurun
| fevḳa: üstüne
| l-eǎ'nāḳi: boyunların(ın)
| veDribū: ve vurun
| minhum: onların
| kulle: her
| benānin: parmağına
| (8:12)|ƶālike: böyle (olacak)
| biennehum: çünkü onlar
| şāḳḳū: karşı geldiler
| llahe: Allah'a
| ve rasūlehu: ve Elçisine
| ve men: kim
| yuşāḳiḳi: karşı gelirse
| llahe: Allah'a
| ve rasūlehu: ve Elçisine
| feinne: muhakkak ki
| llahe: Allah'ın
| şedīdu: çetin olur
| l-ǐḳābi: cezası
| (8:13)

| biennehum: çünkü onlar
| şāḳḳū: karşı geldiler
| llahe: Allah'a
| ve rasūlehu: ve Elçisine
| ve men: kim
| yuşāḳiḳi: karşı gelirse
| llahe: Allah'a
| ve rasūlehu: ve Elçisine
| feinne: muhakkak ki
| llahe: Allah'ın
| şedīdu: çetin olur
| l-ǐḳābi: cezası
| (8:13)|ƶālikum: işte siz
| feƶūḳūhu: şimdi tadın onu
| ve enne: ve şüphesiz
| lilkāfirīne: kafirler için vardır
| ǎƶābe: azabı
| n-nāri: ateş
| (8:14)

| feƶūḳūhu: şimdi tadın onu
| ve enne: ve şüphesiz
| lilkāfirīne: kafirler için vardır
| ǎƶābe: azabı
| n-nāri: ateş
| (8:14)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| iƶā: ne zaman ki
| leḳītumu: karşılaşırsanız
| elleƶīne: kimselerle
| keferū: inkar edenlerle
| zeHfen: toplu halde
| felā: asla
| tuvellūhumu: onlara döndürmeyin
| l-edbāra: arkalar(ınız)ı
| (8:15)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| iƶā: ne zaman ki
| leḳītumu: karşılaşırsanız
| elleƶīne: kimselerle
| keferū: inkar edenlerle
| zeHfen: toplu halde
| felā: asla
| tuvellūhumu: onlara döndürmeyin
| l-edbāra: arkalar(ınız)ı
| (8:15)|ve men: ve kim
| yuvellihim: döner(kaçar)sa
| yevmeiƶin: o gün
| duburahu: arkasını
| illā: dışında
| muteHarrifen: bir tarafa çekilmek
| liḳitālin: savaşmak için
| ev: ya da
| muteHayyizen: katılmak
| ilā:
| fietin: (başka) bir birliğe
| feḳad: muhakkak
| bā'e: uğrar
| biğaDebin: bir gazaba
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| ve me'vāhu: ve onun yeri
| cehennemu: cehennemdir
| vebi'se: ve o ne kötü
| l-meSīru: varılacak bir yerdir
| (8:16)

| yuvellihim: döner(kaçar)sa
| yevmeiƶin: o gün
| duburahu: arkasını
| illā: dışında
| muteHarrifen: bir tarafa çekilmek
| liḳitālin: savaşmak için
| ev: ya da
| muteHayyizen: katılmak
| ilā:
| fietin: (başka) bir birliğe
| feḳad: muhakkak
| bā'e: uğrar
| biğaDebin: bir gazaba
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| ve me'vāhu: ve onun yeri
| cehennemu: cehennemdir
| vebi'se: ve o ne kötü
| l-meSīru: varılacak bir yerdir
| (8:16)|fe lem:
| teḳtulūhum: onları siz öldürmediniz
| velākinne: fakat
| llahe: Allah
| ḳatelehum: onları öldürdü
| ve mā:
| rameyte: sen atmadın
| iƶ: zaman
| rameyte: attığın
| velākinne: fakat
| llahe: Allah
| ramā: attı
| veliyubliye: sınamak için
| l-mu'minīne: Mü'minleri
| minhu: kendinden
| belā'en: bir imtihanla
| Hasenen: güzel
| inne: doğrusu
| llahe: Allah
| semīǔn: işitendir
| ǎlīmun: bilendir
| (8:17)

| teḳtulūhum: onları siz öldürmediniz
| velākinne: fakat
| llahe: Allah
| ḳatelehum: onları öldürdü
| ve mā:
| rameyte: sen atmadın
| iƶ: zaman
| rameyte: attığın
| velākinne: fakat
| llahe: Allah
| ramā: attı
| veliyubliye: sınamak için
| l-mu'minīne: Mü'minleri
| minhu: kendinden
| belā'en: bir imtihanla
| Hasenen: güzel
| inne: doğrusu
| llahe: Allah
| semīǔn: işitendir
| ǎlīmun: bilendir
| (8:17)|ƶālikum: işte size böyle yaptı
| ve enne: çünkü
| llahe: Allah
| mūhinu: zayıflatır
| keydi: tuzağını
| l-kāfirīne: kafirlerin
| (8:18)

| ve enne: çünkü
| llahe: Allah
| mūhinu: zayıflatır
| keydi: tuzağını
| l-kāfirīne: kafirlerin
| (8:18)|in: eğer
| testeftiHū: fetih istiyorsanız
| feḳad: işte
| cā'ekumu: size geldi
| l-fetHu: fetih
| ve in: eğer
| tentehū: vazgeçerseniz
| fehuve: bu
| ḣayrun: iyidir
| lekum: sizin için
| vein: ama yine
| teǔdū: dönerseniz
| neǔd: biz de döneriz
| velen:
| tuğniye: sağlayamaz
| ǎnkum: size
| fietukum: topluluğunuz
| şey'en: hiçbir şey (yarar)
| velev: şayet
| keṧurat: çok da olsa
| ve enne: çünkü
| llahe: Allah
| meǎ: beraberdir
| l-mu'minīne: inananlarla
| (8:19)

| testeftiHū: fetih istiyorsanız
| feḳad: işte
| cā'ekumu: size geldi
| l-fetHu: fetih
| ve in: eğer
| tentehū: vazgeçerseniz
| fehuve: bu
| ḣayrun: iyidir
| lekum: sizin için
| vein: ama yine
| teǔdū: dönerseniz
| neǔd: biz de döneriz
| velen:
| tuğniye: sağlayamaz
| ǎnkum: size
| fietukum: topluluğunuz
| şey'en: hiçbir şey (yarar)
| velev: şayet
| keṧurat: çok da olsa
| ve enne: çünkü
| llahe: Allah
| meǎ: beraberdir
| l-mu'minīne: inananlarla
| (8:19)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| eTīǔ: ita'at edin
| llahe: Allah'a
| ve rasūlehu: ve Elçisine
| ve lā: ve asla
| tevellev: dönmeyin
| ǎnhu: ondan
| veentum: ve siz
| tesmeǔne: işittiğiniz halde
| (8:20)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| eTīǔ: ita'at edin
| llahe: Allah'a
| ve rasūlehu: ve Elçisine
| ve lā: ve asla
| tevellev: dönmeyin
| ǎnhu: ondan
| veentum: ve siz
| tesmeǔne: işittiğiniz halde
| (8:20)|ve lā: ve asla
| tekūnū: olmayın
| kālleƶīne: gibi
| ḳālū: diyenler
| semiǎ'nā: işittik
| vehum: ve onlar
| lā:
| yesmeǔne: işitmedikleri halde
| (8:21)

| tekūnū: olmayın
| kālleƶīne: gibi
| ḳālū: diyenler
| semiǎ'nā: işittik
| vehum: ve onlar
| lā:
| yesmeǔne: işitmedikleri halde
| (8:21)|inne: şüphesiz
| şerra: en kötüsü
| d-devābbi: canlıların
| ǐnde: katında
| llahi: Allah
| S-Summu: sağırlar
| l-bukmu: ve dilsizlerdir
| elleƶīne: onlar ki
| lā:
| yeǎ'ḳilūne: düşünmezler
| (8:22)

| şerra: en kötüsü
| d-devābbi: canlıların
| ǐnde: katında
| llahi: Allah
| S-Summu: sağırlar
| l-bukmu: ve dilsizlerdir
| elleƶīne: onlar ki
| lā:
| yeǎ'ḳilūne: düşünmezler
| (8:22)|velev: şayet
| ǎlime: bilseydi
| llahu: Allah
| fīhim: onlarda vardır
| ḣayran: bir iyilik
| leesmeǎhum: elbette onlara işittirirdi
| velev: şayet
| esmeǎhum: onlara işittirseydi de
| letevellev: yine dönerlerdi
| vehum: onlar
| muǎ'riDūne: aldırmayarak
| (8:23)

| ǎlime: bilseydi
| llahu: Allah
| fīhim: onlarda vardır
| ḣayran: bir iyilik
| leesmeǎhum: elbette onlara işittirirdi
| velev: şayet
| esmeǎhum: onlara işittirseydi de
| letevellev: yine dönerlerdi
| vehum: onlar
| muǎ'riDūne: aldırmayarak
| (8:23)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| stecībū: çağrısına koşun
| lillahi: Allah'ın
| velirrasūli: ve Elçisinin
| iƶā: zaman
| deǎākum: sizi çağırdığı
| limā: şeylere
| yuHyīkum: sizi yaşatacak
| veǎ'lemū: ve bilin ki
| enne: muhakkak
| llahe: Allah
| yeHūlu: girer
| beyne: arasına
| l-mer'i: kişi ile
| ve ḳalbihi: onun kalbi
| ve ennehu: ve siz
| ileyhi: O'nun huzuruna
| tuHşerūne: toplanacaksınız
| (8:24)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| stecībū: çağrısına koşun
| lillahi: Allah'ın
| velirrasūli: ve Elçisinin
| iƶā: zaman
| deǎākum: sizi çağırdığı
| limā: şeylere
| yuHyīkum: sizi yaşatacak
| veǎ'lemū: ve bilin ki
| enne: muhakkak
| llahe: Allah
| yeHūlu: girer
| beyne: arasına
| l-mer'i: kişi ile
| ve ḳalbihi: onun kalbi
| ve ennehu: ve siz
| ileyhi: O'nun huzuruna
| tuHşerūne: toplanacaksınız
| (8:24)|vetteḳū: sakının
| fitneten: fitneden
| lā:
| tuSībenne: erişmekle kalmaz
| elleƶīne: kimselere
| Zelemū: haksızlık edenlere
| minkum: aranızdan
| ḣāSSaten: yalnızca
| veǎ'lemū: bilin ki
| enne: muhakkak
| llahe: Allah'ın
| şedīdu: çetindir
| l-ǐḳābi: azabı
| (8:25)

| fitneten: fitneden
| lā:
| tuSībenne: erişmekle kalmaz
| elleƶīne: kimselere
| Zelemū: haksızlık edenlere
| minkum: aranızdan
| ḣāSSaten: yalnızca
| veǎ'lemū: bilin ki
| enne: muhakkak
| llahe: Allah'ın
| şedīdu: çetindir
| l-ǐḳābi: azabı
| (8:25)|veƶkurū: düşünün ki
| iƶ: bir zaman
| entum: siz
| ḳalīlun: az idiniz
| musteD'ǎfūne: hırpalanıyordunuz
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| teḣāfūne: korkuyordunuz
| en:
| yeteḣaTTafekumu: sizi kapıp götürmesinden
| n-nāsu: insanların
| fe āvākum: (Allah) sizi barındırdı
| ve eyyedekum: ve sizi destekledi
| bineSrihi: yardımıyle
| ve razeḳakum: ve sizi besledi
| mine:
| T-Tayyibāti: güzel şeylerle
| leǎllekum: belki
| teşkurūne: şükredersiniz
| (8:26)

| iƶ: bir zaman
| entum: siz
| ḳalīlun: az idiniz
| musteD'ǎfūne: hırpalanıyordunuz
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| teḣāfūne: korkuyordunuz
| en:
| yeteḣaTTafekumu: sizi kapıp götürmesinden
| n-nāsu: insanların
| fe āvākum: (Allah) sizi barındırdı
| ve eyyedekum: ve sizi destekledi
| bineSrihi: yardımıyle
| ve razeḳakum: ve sizi besledi
| mine:
| T-Tayyibāti: güzel şeylerle
| leǎllekum: belki
| teşkurūne: şükredersiniz
| (8:26)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| lā:
| teḣūnū: hiyanet etmeyin
| llahe: Allah'a
| ve rrasūle: ve Elçisine
| veteḣūnū: hiyanet ederek
| emānātikum: emanetlerinize
| veentum: ve siz
| teǎ'lemūne: bildiğiniz halde
| (8:27)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| lā:
| teḣūnū: hiyanet etmeyin
| llahe: Allah'a
| ve rrasūle: ve Elçisine
| veteḣūnū: hiyanet ederek
| emānātikum: emanetlerinize
| veentum: ve siz
| teǎ'lemūne: bildiğiniz halde
| (8:27)|veǎ'lemū: ve bilin ki
| ennemā: şüphesiz
| emvālukum: mallarınız
| ve evlādukum: ve çocuklarınız
| fitnetun: birer fitne(sınav)dır
| ve enne: ve süphesiz
| llahe: Allah('a gelince)
| ǐndehu: o'nun yanındadır
| ecrun: mükafat
| ǎZīmun: büyük
| (8:28)

| ennemā: şüphesiz
| emvālukum: mallarınız
| ve evlādukum: ve çocuklarınız
| fitnetun: birer fitne(sınav)dır
| ve enne: ve süphesiz
| llahe: Allah('a gelince)
| ǐndehu: o'nun yanındadır
| ecrun: mükafat
| ǎZīmun: büyük
| (8:28)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| in: eğer
| tetteḳū: korkarsanız
| llahe: Allah'tan
| yec'ǎl: O verir
| lekum: size
| furḳānen: iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış
| ve yukeffir: ve örter
| ǎnkum: sizin
| seyyiātikum: kötülüklerinizi
| ve yeğfir: ve bağışlar
| lekum: sizi
| vallahu: Allah
| ƶū: sahibidir
| l-feDli: lutuf
| l-ǎZīmi: büyük
| (8:29)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| in: eğer
| tetteḳū: korkarsanız
| llahe: Allah'tan
| yec'ǎl: O verir
| lekum: size
| furḳānen: iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış
| ve yukeffir: ve örter
| ǎnkum: sizin
| seyyiātikum: kötülüklerinizi
| ve yeğfir: ve bağışlar
| lekum: sizi
| vallahu: Allah
| ƶū: sahibidir
| l-feDli: lutuf
| l-ǎZīmi: büyük
| (8:29)|ve iƶ: ve hani
| yemkuru: tuzak kuruyorlardı
| bike: sana
| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar edenler
| liyuṧbitūke: seni tutup bağlamaları için
| ev: veya
| yeḳtulūke: öldürmeleri için
| ev: ya da
| yuḣricūke: sürmeleri için
| ve yemkurūne: onlar tuzak kurarlarken
| ve yemkuru: tuzak kuruyordu
| llahu: Allah da
| vallahu: Allah
| ḣayru: en iyisidir
| l-mākirīne: tuzak kuranların
| (8:30)

| yemkuru: tuzak kuruyorlardı
| bike: sana
| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar edenler
| liyuṧbitūke: seni tutup bağlamaları için
| ev: veya
| yeḳtulūke: öldürmeleri için
| ev: ya da
| yuḣricūke: sürmeleri için
| ve yemkurūne: onlar tuzak kurarlarken
| ve yemkuru: tuzak kuruyordu
| llahu: Allah da
| vallahu: Allah
| ḣayru: en iyisidir
| l-mākirīne: tuzak kuranların
| (8:30)|ve iƶā: zaman
| tutlā: okunduğu
| ǎleyhim: onlara
| āyātunā: ayetlerimiz
| ḳālū: dediler
| ḳad: muhakkak
| semiǎ'nā: İşittik
| lev: şayet
| neşā'u: istesek
| leḳulnā: biz de söyleriz
| miṧle: gibisini
| hāƶā: bunun
| in:
| hāƶā: bu
| illā: ancak
| esāTīru: masallarındandır
| l-evvelīne: evvelkilerin
| (8:31)

| tutlā: okunduğu
| ǎleyhim: onlara
| āyātunā: ayetlerimiz
| ḳālū: dediler
| ḳad: muhakkak
| semiǎ'nā: İşittik
| lev: şayet
| neşā'u: istesek
| leḳulnā: biz de söyleriz
| miṧle: gibisini
| hāƶā: bunun
| in:
| hāƶā: bu
| illā: ancak
| esāTīru: masallarındandır
| l-evvelīne: evvelkilerin
| (8:31)|ve iƶ: ve hani
| ḳālū: demişlerdi
| llahumme: Allah'ım
| in: eğer
| kāne: ise
| hāƶā: bu
| huve: (kişi)
| l-Haḳḳa: bir gerçek
| min:
| ǐndike: senin yanından gelmiş
| feemTir: yağdır
| ǎleynā: başımıza
| Hicāraten: taş
| mine:
| s-semāi: gökten
| evi: yahut
| 'tinā: bize getir
| biǎƶābin: bir azab
| elīmin: acıklı
| (8:32)

| ḳālū: demişlerdi
| llahumme: Allah'ım
| in: eğer
| kāne: ise
| hāƶā: bu
| huve: (kişi)
| l-Haḳḳa: bir gerçek
| min:
| ǐndike: senin yanından gelmiş
| feemTir: yağdır
| ǎleynā: başımıza
| Hicāraten: taş
| mine:
| s-semāi: gökten
| evi: yahut
| 'tinā: bize getir
| biǎƶābin: bir azab
| elīmin: acıklı
| (8:32)|vemā: oysa
| kāne: değildi
| llahu: Allah
| liyuǎƶƶibehum: onlara azab edecek
| veente: ve sen
| fīhim: onların içinde bulundukça
| ve mā: ve
| kāne: değildi
| llahu: Allah
| muǎƶƶibehum: onlara azab edecek
| vehum: ve onlar
| yesteğfirūne: istiğfar ederlerken
| (8:33)

| kāne: değildi
| llahu: Allah
| liyuǎƶƶibehum: onlara azab edecek
| veente: ve sen
| fīhim: onların içinde bulundukça
| ve mā: ve
| kāne: değildi
| llahu: Allah
| muǎƶƶibehum: onlara azab edecek
| vehum: ve onlar
| yesteğfirūne: istiğfar ederlerken
| (8:33)|vemā: neden
| lehum: onlara
| ellā:
| yuǎƶƶibehumu: azabetmesin?
| llahu: Allah
| vehum: onlar
| yeSuddūne: geri çevirdikleri
| ǎni:
| l-mescidi: Mescid-i
| l-Harāmi: haramdan
| vemā: ve
| kānū: olmadıkları halde
| evliyā'ehu: onun velisi
| in:
| evliyā'uhu: onun velileri
| illā: sadece
| l-mutteḳūne: korunanlardır
| velākinne: fakat
| ekṧerahum: çokları
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmezler
| (8:34)

| lehum: onlara
| ellā:
| yuǎƶƶibehumu: azabetmesin?
| llahu: Allah
| vehum: onlar
| yeSuddūne: geri çevirdikleri
| ǎni:
| l-mescidi: Mescid-i
| l-Harāmi: haramdan
| vemā: ve
| kānū: olmadıkları halde
| evliyā'ehu: onun velisi
| in:
| evliyā'uhu: onun velileri
| illā: sadece
| l-mutteḳūne: korunanlardır
| velākinne: fakat
| ekṧerahum: çokları
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmezler
| (8:34)|ve mā: ve şey
| kāne: olan
| Salātuhum: SaLât'leri / Destekleri
| ǐnde: katında
| l-beyti: Beyt(ullah)
| illā: başka
| mukā'en: ıslık çalmadan
| ve teSdiyeten: ve el çırpmadan
| feƶūḳū: O halde tadın
| l-ǎƶābe: azabı
| bimā: dolayı
| kuntum: olmanızdan
| tekfurūne: inkar ediyor(lar)
| (8:35)

| kāne: olan
| Salātuhum: SaLât'leri / Destekleri
| ǐnde: katında
| l-beyti: Beyt(ullah)
| illā: başka
| mukā'en: ıslık çalmadan
| ve teSdiyeten: ve el çırpmadan
| feƶūḳū: O halde tadın
| l-ǎƶābe: azabı
| bimā: dolayı
| kuntum: olmanızdan
| tekfurūne: inkar ediyor(lar)
| (8:35)|inne: şüphesiz
| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| yunfiḳūne: harcarlar
| emvālehum: mallarını
| liyeSuddū: engel olmak için
| ǎn:
| sebīli: yoluna
| llahi: Allah
| feseyunfiḳūnehā: ve harcayacaklar
| ṧumme: sonra (bu)
| tekūnu: olacak
| ǎleyhim: kendilerine
| Hasraten: dert
| ṧumme: nihayet
| yuğlebūne: yenilecekler
| velleƶīne: ve kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| ilā:
| cehenneme: cehenneme
| yuHşerūne: sürüleceklerdir
| (8:36)

| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| yunfiḳūne: harcarlar
| emvālehum: mallarını
| liyeSuddū: engel olmak için
| ǎn:
| sebīli: yoluna
| llahi: Allah
| feseyunfiḳūnehā: ve harcayacaklar
| ṧumme: sonra (bu)
| tekūnu: olacak
| ǎleyhim: kendilerine
| Hasraten: dert
| ṧumme: nihayet
| yuğlebūne: yenilecekler
| velleƶīne: ve kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| ilā:
| cehenneme: cehenneme
| yuHşerūne: sürüleceklerdir
| (8:36)|liyemiyze: ayıklasın diye
| llahu: Allah
| l-ḣabīṧe: murdarı
| mine:
| T-Tayyibi: temizden
| ve yec'ǎle: ve koyup
| l-ḣabīṧe: bütün murdarları
| beǎ'Dehu: birini
| ǎlā: üzerine
| beǎ'Din: diğerinin
| fe yerkumehu: yığsın da
| cemīǎn: hepsini
| fe yec'ǎlehu: atsın
| fī:
| cehenneme: cehenneme
| ulāike: işte
| humu: onlardır
| l-ḣāsirūne: ziyana uğrayanlar
| (8:37)

| llahu: Allah
| l-ḣabīṧe: murdarı
| mine:
| T-Tayyibi: temizden
| ve yec'ǎle: ve koyup
| l-ḣabīṧe: bütün murdarları
| beǎ'Dehu: birini
| ǎlā: üzerine
| beǎ'Din: diğerinin
| fe yerkumehu: yığsın da
| cemīǎn: hepsini
| fe yec'ǎlehu: atsın
| fī:
| cehenneme: cehenneme
| ulāike: işte
| humu: onlardır
| l-ḣāsirūne: ziyana uğrayanlar
| (8:37)|ḳul: söyle
| lilleƶīne: kimselere
| keferū: inkar eden(lere)
| in: eğer
| yentehū: vazgeçerlerse
| yuğfer: bağışlanır
| lehum: kendilerine
| mā: olanlar
| ḳad:
| selefe: geçmiştekiler
| vein: yok yine
| yeǔdū: dönerlerse
| feḳad: elbette
| meDet: geçerlidir
| sunnetu: kanunu
| l-evvelīne: öncekilerin
| (8:38)

| lilleƶīne: kimselere
| keferū: inkar eden(lere)
| in: eğer
| yentehū: vazgeçerlerse
| yuğfer: bağışlanır
| lehum: kendilerine
| mā: olanlar
| ḳad:
| selefe: geçmiştekiler
| vein: yok yine
| yeǔdū: dönerlerse
| feḳad: elbette
| meDet: geçerlidir
| sunnetu: kanunu
| l-evvelīne: öncekilerin
| (8:38)|ve ḳātilūhum: ve onlarla savaşın
| Hattā: kadar
| lā:
| tekūne: kalmayıncaya
| fitnetun: fitne
| ve yekūne: ve oluncaya (kadar)
| d-dīnu: din
| kulluhu: tamamen
| lillahi: Allah'ın
| feini: eğer
| ntehev: son verirlerse
| feinne: muhakkak ki
| llahe: Allah
| bimā: ne
| yeǎ'melūne: yaptıklarını
| beSīrun: görmektedir
| (8:39)

| Hattā: kadar
| lā:
| tekūne: kalmayıncaya
| fitnetun: fitne
| ve yekūne: ve oluncaya (kadar)
| d-dīnu: din
| kulluhu: tamamen
| lillahi: Allah'ın
| feini: eğer
| ntehev: son verirlerse
| feinne: muhakkak ki
| llahe: Allah
| bimā: ne
| yeǎ'melūne: yaptıklarını
| beSīrun: görmektedir
| (8:39)|ve in: eğer
| tevellev: dönerlerse
| feǎ'lemū: bilin ki
| enne: muhakkak
| llahe: Allah
| mevlākum: sizin sahibinizdir
| niǎ'me: O, ne güzel
| l-mevlā: sahip
| ve niǎ'me: ve ne güzel
| n-neSīru: yardımcıdır
| (8:40)

| tevellev: dönerlerse
| feǎ'lemū: bilin ki
| enne: muhakkak
| llahe: Allah
| mevlākum: sizin sahibinizdir
| niǎ'me: O, ne güzel
| l-mevlā: sahip
| ve niǎ'me: ve ne güzel
| n-neSīru: yardımcıdır
| (8:40)|veǎ'lemū: bilin ki
| ennemā:
| ğanimtum: aldığınız ganimetlerin
| min:
| şey'in: herbirinin
| feenne: muhakkak
| lillahi: Allah'a aittir
| ḣumusehu: beşte biri
| velirrasūli: ve Elçisine
| veliƶī:
| l-ḳurbā: ve akrabalara
| velyetāmā: ve yetimlere
| velmesākīni: ve yoksullara
| vebni:
| s-sebīli: ve yolcu(lar)a
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| āmentum: inanmış
| billahi: Allah'a
| ve mā: ve
| enzelnā: indirdiğimize
| ǎlā:
| ǎbdinā: kulumuza
| yevme: gününde
| l-furḳāni: ayrılma
| yevme: günde
| t-teḳā: karşılaştığı
| l-cem'ǎāni: o iki topluluğun
| vallahu: Allah
| ǎlā: üzerine
| kulli: her
| şey'in: şey
| ḳadīrun: kadirdir
| (8:41)

| ennemā:
| ğanimtum: aldığınız ganimetlerin
| min:
| şey'in: herbirinin
| feenne: muhakkak
| lillahi: Allah'a aittir
| ḣumusehu: beşte biri
| velirrasūli: ve Elçisine
| veliƶī:
| l-ḳurbā: ve akrabalara
| velyetāmā: ve yetimlere
| velmesākīni: ve yoksullara
| vebni:
| s-sebīli: ve yolcu(lar)a
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| āmentum: inanmış
| billahi: Allah'a
| ve mā: ve
| enzelnā: indirdiğimize
| ǎlā:
| ǎbdinā: kulumuza
| yevme: gününde
| l-furḳāni: ayrılma
| yevme: günde
| t-teḳā: karşılaştığı
| l-cem'ǎāni: o iki topluluğun
| vallahu: Allah
| ǎlā: üzerine
| kulli: her
| şey'in: şey
| ḳadīrun: kadirdir
| (8:41)|iƶ: o vakit
| entum: siz
| bil-ǔdveti: vadinin
| d-dunyā: yakın kenarında idiniz
| ve hum: ve onlar da
| bil-ǔdveti: vadinin
| l-ḳuSvā: uzak kenarında idiler
| ve rrakbu: ve kervan da
| esfele: daha aşağıda idi
| minkum: sizden
| velev: ve eğer
| tevāǎdtum: sözleşmiş olsaydınız dahi
| lāḣteleftum: buluşamazdınız
| fī:
| l-mīǎādi: sözleştiğiniz vakitte
| velākin: fakat bu
| liyeḳDiye: yerine getirmesi içindir
| llahu: Allah'ın
| emran: bir işi
| kāne:
| mef'ǔlen: yapılması gereken
| liyehlike: helak olsun diye
| men: kimse
| heleke: helak olan
| ǎn:
| beyyinetin: açık delille
| ve yeHyā: ve yaşasın diye
| men: kimse (de)
| Hayye: yaşayan
| ǎn:
| beyyinetin: açık delille
| ve inne: çünkü
| llahe: Allah
| lesemīǔn: işitendir
| ǎlīmun: bilendir
| (8:42)

| entum: siz
| bil-ǔdveti: vadinin
| d-dunyā: yakın kenarında idiniz
| ve hum: ve onlar da
| bil-ǔdveti: vadinin
| l-ḳuSvā: uzak kenarında idiler
| ve rrakbu: ve kervan da
| esfele: daha aşağıda idi
| minkum: sizden
| velev: ve eğer
| tevāǎdtum: sözleşmiş olsaydınız dahi
| lāḣteleftum: buluşamazdınız
| fī:
| l-mīǎādi: sözleştiğiniz vakitte
| velākin: fakat bu
| liyeḳDiye: yerine getirmesi içindir
| llahu: Allah'ın
| emran: bir işi
| kāne:
| mef'ǔlen: yapılması gereken
| liyehlike: helak olsun diye
| men: kimse
| heleke: helak olan
| ǎn:
| beyyinetin: açık delille
| ve yeHyā: ve yaşasın diye
| men: kimse (de)
| Hayye: yaşayan
| ǎn:
| beyyinetin: açık delille
| ve inne: çünkü
| llahe: Allah
| lesemīǔn: işitendir
| ǎlīmun: bilendir
| (8:42)|iƶ: hani
| yurīkehumu: sana onları gösteriyordu
| llahu: Allah
| fī:
| menāmike: uykunda
| ḳalīlen: az
| velev: ve eğer
| erākehum: sana onları gösterseydi
| keṧīran: çok
| lefeşiltum: çekinirdiniz
| veletenāzeǎ'tum: ve çekişirdiniz
| fī:
| l-emri: (savaş) iş(in)de
| velākinne: fakat
| llahe: Allah
| selleme: kurtardı
| innehu: doğrusu O
| ǎlīmun: bilir
| biƶāti: özünü
| S-Sudūri: göğüslerin
| (8:43)

| yurīkehumu: sana onları gösteriyordu
| llahu: Allah
| fī:
| menāmike: uykunda
| ḳalīlen: az
| velev: ve eğer
| erākehum: sana onları gösterseydi
| keṧīran: çok
| lefeşiltum: çekinirdiniz
| veletenāzeǎ'tum: ve çekişirdiniz
| fī:
| l-emri: (savaş) iş(in)de
| velākinne: fakat
| llahe: Allah
| selleme: kurtardı
| innehu: doğrusu O
| ǎlīmun: bilir
| biƶāti: özünü
| S-Sudūri: göğüslerin
| (8:43)|ve iƶ: ta ki
| yurīkumūhum: onları gösteriyor
| iƶi: zaman
| t-teḳaytum: karşılaştığınız
| fī:
| eǎ'yunikum: sizin gözlerinize
| ḳalīlen: az
| ve yuḳallilukum: ve sizi de azaltıyordu
| fī:
| eǎ'yunihim: onların gözlerinde
| liyeḳDiye: yerine getirmesi için
| llahu: Allah'ın
| emran: bir işi
| kāne:
| mef'ǔlen: yapılması gereken
| ve ilā: ve
| llahi: Allah'a
| turceǔ: döndürülecektir
| l-umūru: (bütün) işler
| (8:44)

| yurīkumūhum: onları gösteriyor
| iƶi: zaman
| t-teḳaytum: karşılaştığınız
| fī:
| eǎ'yunikum: sizin gözlerinize
| ḳalīlen: az
| ve yuḳallilukum: ve sizi de azaltıyordu
| fī:
| eǎ'yunihim: onların gözlerinde
| liyeḳDiye: yerine getirmesi için
| llahu: Allah'ın
| emran: bir işi
| kāne:
| mef'ǔlen: yapılması gereken
| ve ilā: ve
| llahi: Allah'a
| turceǔ: döndürülecektir
| l-umūru: (bütün) işler
| (8:44)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| iƶā: zaman
| leḳītum: karşılaştığınız
| fieten: bir toplulukla
| feṧbutū: sebat edin
| veƶkurū: ve anın
| llahe: Allah'ı
| keṧīran: çok
| leǎllekum: belki
| tufliHūne: başarıya erişirsiniz
| (8:45)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| iƶā: zaman
| leḳītum: karşılaştığınız
| fieten: bir toplulukla
| feṧbutū: sebat edin
| veƶkurū: ve anın
| llahe: Allah'ı
| keṧīran: çok
| leǎllekum: belki
| tufliHūne: başarıya erişirsiniz
| (8:45)|ve eTīǔ: ve ita'at edin
| llahe: Allah'a
| ve rasūlehu: ve Elçisine
| ve lā:
| tenāzeǔ: birbirinizle çekişmeyin
| fetefşelū: yoksa korkuya kapılırsınız da
| ve teƶhebe: ve gider
| rīHukum: gücünüz (devletiniz)
| veSbirū: ve sabredin
| inne: çünkü
| llahe: Allah
| meǎ: beraberdir
| S-Sābirīne: sabredenlerle
| (8:46)

| llahe: Allah'a
| ve rasūlehu: ve Elçisine
| ve lā:
| tenāzeǔ: birbirinizle çekişmeyin
| fetefşelū: yoksa korkuya kapılırsınız da
| ve teƶhebe: ve gider
| rīHukum: gücünüz (devletiniz)
| veSbirū: ve sabredin
| inne: çünkü
| llahe: Allah
| meǎ: beraberdir
| S-Sābirīne: sabredenlerle
| (8:46)|ve lā:
| tekūnū: olmayın
| kālleƶīne: gibi
| ḣaracū: çıkan
| min: -ndan
| diyārihim: yurtları-
| beTaran: çalım satarak
| ve riā'e: ve gösteriş yaparak
| n-nāsi: insanlara
| ve yeSuddūne: ve men'edenler
| ǎn: -ndan
| sebīli: yolu-
| llahi: Allah
| vallahu: ve Allah
| bimā:
| yeǎ'melūne: onların bütün yaptıklarını
| muHīTun: kuşatmıştı
| (8:47)

| tekūnū: olmayın
| kālleƶīne: gibi
| ḣaracū: çıkan
| min: -ndan
| diyārihim: yurtları-
| beTaran: çalım satarak
| ve riā'e: ve gösteriş yaparak
| n-nāsi: insanlara
| ve yeSuddūne: ve men'edenler
| ǎn: -ndan
| sebīli: yolu-
| llahi: Allah
| vallahu: ve Allah
| bimā:
| yeǎ'melūne: onların bütün yaptıklarını
| muHīTun: kuşatmıştı
| (8:47)|ve iƶ: O zaman
| zeyyene: süslemiş
| lehumu: onlara
| ş-şeyTānu: şeytan
| eǎ'mālehum: yaptıkları işi
| ve ḳāle: ve demişti
| lā: yoktur
| ğālibe: yenecek kimse
| lekumu: sizi
| l-yevme: bugün
| mine: -dan
| n-nāsi: insanlar-
| ve innī: ve elbette ben
| cārun: yanınızdayım
| lekum: sizin
| felemmā: fakat ne zaman
| terā'eti: birbirini görünce
| l-fietāni: iki topluluk
| nekeSa: (geriye) dönüp
| ǎlā: üzerine
| ǎḳibeyhi: iki ökçesi
| ve ḳāle: ve dedi ki
| innī: elbette ben
| berī'un: uzağım
| minkum: sizden
| innī: elbette ben
| erā: görüyorum
| mā: şeyleri
| lā:
| teravne: sizin görmediğinizi
| innī: elbette ben
| eḣāfu: korkarım
| llahe: Allah'tan
| vallahu: zira Allah'ın
| şedīdu: çetindir
| l-ǐḳābi: cezası
| (8:48)

| zeyyene: süslemiş
| lehumu: onlara
| ş-şeyTānu: şeytan
| eǎ'mālehum: yaptıkları işi
| ve ḳāle: ve demişti
| lā: yoktur
| ğālibe: yenecek kimse
| lekumu: sizi
| l-yevme: bugün
| mine: -dan
| n-nāsi: insanlar-
| ve innī: ve elbette ben
| cārun: yanınızdayım
| lekum: sizin
| felemmā: fakat ne zaman
| terā'eti: birbirini görünce
| l-fietāni: iki topluluk
| nekeSa: (geriye) dönüp
| ǎlā: üzerine
| ǎḳibeyhi: iki ökçesi
| ve ḳāle: ve dedi ki
| innī: elbette ben
| berī'un: uzağım
| minkum: sizden
| innī: elbette ben
| erā: görüyorum
| mā: şeyleri
| lā:
| teravne: sizin görmediğinizi
| innī: elbette ben
| eḣāfu: korkarım
| llahe: Allah'tan
| vallahu: zira Allah'ın
| şedīdu: çetindir
| l-ǐḳābi: cezası
| (8:48)|iƶ: o vakit
| yeḳūlu: diyorlardı
| l-munāfiḳūne: Münafıklar
| velleƶīne: ve kimseler
| fī: bulunan
| ḳulūbihim: kalblerinde
| meraDun: hastalık
| ğarra: aldatmış
| hā'ulā'i: bunları
| dīnuhum: dinleri
| vemen: oysa kim
| yetevekkel: dayanırsa
| ǎlā:
| llahi: Allah'a
| feinne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎzīzun: daima galibtir
| Hakīmun: hüküm ve hikmet sahibidir
| (8:49)

| yeḳūlu: diyorlardı
| l-munāfiḳūne: Münafıklar
| velleƶīne: ve kimseler
| fī: bulunan
| ḳulūbihim: kalblerinde
| meraDun: hastalık
| ğarra: aldatmış
| hā'ulā'i: bunları
| dīnuhum: dinleri
| vemen: oysa kim
| yetevekkel: dayanırsa
| ǎlā:
| llahi: Allah'a
| feinne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎzīzun: daima galibtir
| Hakīmun: hüküm ve hikmet sahibidir
| (8:49)|velev: ve keşke
| terā: görseydin
| iƶ:
| yeteveffā: canlarını alırken
| elleƶīne: kimseleri
| keferū: o inkar eden(leri)
| l-melāiketu: Melekler
| yeDribūne: vuruyorlar
| vucūhehum: yüzlerine
| ve edbārahum: ve kıçlarına
| veƶūḳū: haydi tadın
| ǎƶābe: azabını
| l-Harīḳi: yangın
| (8:50)

| terā: görseydin
| iƶ:
| yeteveffā: canlarını alırken
| elleƶīne: kimseleri
| keferū: o inkar eden(leri)
| l-melāiketu: Melekler
| yeDribūne: vuruyorlar
| vucūhehum: yüzlerine
| ve edbārahum: ve kıçlarına
| veƶūḳū: haydi tadın
| ǎƶābe: azabını
| l-Harīḳi: yangın
| (8:50)