Abdulbaki Gölpınarlı 🔊 Meali
Andolsun şiddetle çekip alanlara.(79:1)

Ve neşeli neşeli yürüyenlere.(79:2)

Ve işi tedbîrle yapanlara.(79:5)

O gün, bir sarsıntıdır, sarsar.(79:6)

Ardından bir sarsıntı daha gelir çatar.(79:7)

Yürekler, belinleyip korkar.(79:8)

Onlar derler ki: Çukura atıldıktan sonra mı dirileceğiz de çıkacağız?(79:10)

Ufalanmış bir kemik yığını hâline geldikten sonra mı olacak bu iş?(79:11)

Öyleyse derler, bu, pek ziyanlı bir dönüş.(79:12)

Halbuki o, bir tek haykırış.(79:13)

Derken onlar dümdüz bir yerde toplanırlar.(79:14)

Gelmedi mi Mûsâ'ya âit söz sana?(79:15)

Hani Rabbi, kutlu Tuvâ vâdisinde nidâ etmişti ona.(79:16)

Git Firavun'a, şüphe yok ki o, azdı.(79:17)

De ki: İster misin temizlenmeyi.(79:18)

Ve sana Rabbinin yolunu göstereyim de korkasın, saygı duyasın?(79:19)

Derken ona en büyük delîli göstermişti.(79:20)

Oysa yalanlamıştı, karşı gelmişti.(79:21)

Sonra da geri dönmüştü de koşup gitmişti.(79:22)

Derken halkı toplamıştı da bağırmıştı.(79:23)

Ben, sizin en yüce Rabbinizim demişti.(79:24)

Derken Allah onu, dünyâda da, âhirette de azaplandırarak helâk etmişti.(79:25)

Şüphe yok ki bunda bir ibret var korkanlara.(79:26)

Sizi yaratmak mı daha güç sizce, yoksa göğü yaratmak mı? Onu kurdu.(79:27)

Tavanını yüceltti, düzüp koştu.(79:28)

Ve gecesini kararttı, kuşluk çağını meydana çıkarttı.(79:29)

Ve yeryüzünü de bundan sonra yaydı, döşedi.(79:30)

Oradan suyunu, otlağını çıkarıp meydana getirdi.(79:31)

Sizin ve hayvanlarınızın faydası için.(79:33)

Derken o pek büyük felâket gelip çatınca.(79:34)

İnsan, o gün anlar, hatırlar neye çalıştığını.(79:35)

Ve cehennem, belirtilir görene.(79:36)

Dünyâ yaşayışını üstün tutmuşsa,(79:38)

Artık cehennemdir onun yeri yurdu.(79:39)

Ve ama kim, Rabbinin durağından korkup da nefsi, dileğinden çekmişse.(79:40)

Şüphe yok ki cennettir onun yeri yurdu.(79:41)

Senden sorarlar kıyâmeti, ne vakit kopacak?(79:42)

Sen, onu ne bilirsin ki ne anlatacaksın?(79:43)

Onun sonu, Rabbine âittir, o bilir.(79:44)

Sen ancak, korkanı korkutansın.(79:45)

Onu gördükleri gün, bir akşamcık yaşamışa dönerler yahut da günün kuşluk çağı.(79:46)
