| ELZ̃YN: kimseler
| KFRVE: inkar eden(ler)
| FY: içindedirler
| AZT: bir gurur
| VŞGEG: ve ayrılık
| (38:2)
| ÊHLKNE: helak ettik
| MN:
| GBLHM: onlardan önceki
| MN: -den
| GRN: nesiller-
| FNED̃VE: feryad ettiler
| VLET: fakat geçmişti
| ḪYN: zamanı
| MNEṦ: kurtuluş
| (38:3)
| ÊN:
| CEÙHM: onlara gelmesine
| MNZ̃R: bir uyarıcı (peygamber)
| MNHM: kendilerinden
| VGEL: ve dedi(ler) ki
| ELKEFRVN: kafirler
| HZ̃E: bu
| SEḪR: bir sihirbazdır
| KZ̃EB: yalancı
| (38:4)
| EL ËLHT: tanrıları
| ÎLHE: tanrı
| VEḪD̃E: bir tek
| ÎN: şüphesiz
| HZ̃E: bu
| LŞYÙ: bir şeydir
| ACEB: tuhaf
| (38:5)
| ELMLÊ: bir grup
| MNHM: onlardan
| ÊN:
| EMŞVE: yürüyün
| VEṦBRVE: ve bağlı kalın
| AL:
| ËLHTKM: tanrılarınıza
| ÎN: çünkü
| HZ̃E: bu
| LŞYÙ: bir şeydir
| YRED̃: arzu edilen
| (38:6)
| SMANE: biz işitmedik
| BHZ̃E: bunu
| FY:
| ELMLT: dinde
| EL ËḢRT: öteki
| ÎN: değildir
| HZ̃E: bu
| ÎLE: başka bir şey
| EḢTLEG: uydurma(dan)
| (38:7)
| ALYH: ona
| ELZ̃KR: Zikr
| MN: -dan
| BYNNE: aramız-
| BL: doğrusu
| HM: onlar
| FY: içindedirler
| ŞK: şüphe
| MN: -den
| Z̃KRY: benim Zikr'im-
| BL: hayır
| LME:
| YZ̃VGVE: onlar henüz tadmadılar
| AZ̃EB: azabımı
| (38:8)
| AND̃HM: onların yanında (mı?)
| ḢZEÙN: hazineleri
| RḪMT: rahmet
| RBK: Rabbinin
| ELAZYZ: daima üstün olan
| ELVHEB: çok lutufta bulunan
| (38:9)
| LHM: onların (mı?)
| MLK: mülkü
| ELSMEVET: göklerin
| VELÊRŽ: ve yerin
| VME: ve bulunanların
| BYNHME: ikisi arasında
| FLYRTGVE: öyleyse yükselsinler
| FY: içinde
| ELÊSBEB: sebepler (vasıtalar)
| (38:10)
| ME:
| HNELK: şurada
| MHZVM: bozguna uğratılacak
| MN:
| ELÊḪZEB: derme çatma
| (38:11)
| GBLHM: onlardan önce
| GVM: kavmi
| NVḪ: Nuh
| VAED̃: ve Ad (kavmi)
| VFRAVN: ve Fir'avn
| Z̃V: sahibi
| ELÊVTED̃: kazıklar
| (38:12)
| VGVM: ve kavmi
| LVŦ: Lut
| VÊṦḪEB: ve halkı
| ELÊYKT: Eyke
| ÊVLÙK: işte onlar
| ELÊḪZEB: kabilelerdi
| (38:13)
| KL: hepsi de
| ÎLE: ancak
| KZ̃B: yalanladılar
| ELRSL: elçileri
| FḪG: ve hak ettiler
| AGEB: benim cezamı
| (38:14)
| YNƵR: beklemiyorlar
| HÙLEÙ: bunlar
| ÎLE: başka bir şey
| ṦYḪT: na'ra
| VEḪD̃T: bir tek
| ME: olmayan
| LHE: ona
| MN:
| FVEG: geri dönmesi
| (38:15)
| RBNE: Rabbimiz
| ACL: hemen ver
| LNE: bize
| GŦNE: bizim (azab) payımızı
| GBL: önce
| YVM: gününden
| ELḪSEB: hesap
| (38:16)
| AL:
| ME: şeylere
| YGVLVN: onların dedikleri
| VEZ̃KR: ve an
| ABD̃NE: kulumuz
| D̃EVVD̃: Davud'u
| Z̃E: sahibi
| ELÊYD̃: güç
| ÎNH: çünkü o
| ÊVEB: (bize) çok başvururdu
| (38:17)
| SḢRNE: boyun eğdirmiştik
| ELCBEL: dağları
| MAH: onunla beraber
| YSBḪN: tesbih ederlerdi
| BELAŞY: akşam
| VELÎŞREG: ve sabah
| (38:18)
| MLKH: onun mülkünü
| V ËTYNEH: ve kendisine vermiştik
| ELḪKMT: hikmet
| VFṦL: ve ayırd edici
| ELḢŦEB: konuşma
| (38:20)
| ÊTEK: sana geldi-
| NBÊ: haberi
| ELḢṦM: davacıların
| ÎZ̃: hani
| TSVRVE: tırmanmışlardı
| ELMḪREB: mabed(in duvarına)
| (38:21)
| D̃ḢLVE: girmişlerdi
| AL: yanına
| D̃EVVD̃: Davud'un
| FFZA: ve korkmuştu
| MNHM: onlardan
| GELVE: dediler
| LE:
| TḢF: korkma
| ḢṦMEN: biz iki davacıyız
| BĞ: saldırdı
| BAŽNE: birimiz
| AL: hakkına
| BAŽ: ötekinin
| FEḪKM: şimdi sen hükmet
| BYNNE: aramızda
| BELḪG: hak ile
| VLE: ve
| TŞŦŦ: haksızlık etme
| VEHD̃NE: bizi götür
| ÎL:
| SVEÙ: ortasına (adalete)
| ELṦREŦ: yolun
| (38:22)
| HZ̃E: bu
| ÊḢY: kardeşimin
| LH: vardır
| TSA: (doksan) dokuz
| VTSAVN: doksan (dokuz)
| NACT: koyunu
| VLY: benim ise vardır
| NACT: koyunum
| VEḪD̃T: bir tek
| FGEL: fakat (kardeşim) dedi
| ÊKFLNYHE: onu da bana ver
| VAZNY: ve bana ağır bastı
| FY:
| ELḢŦEB: konuşmada
| (38:23)
| LGD̃: andolsun
| ƵLMK: sana zulmetmiştir
| BSÙEL: istemekle
| NACTK: senin koyununu
| ÎL:
| NAECH: kendi koyunlarına
| VÎN: ve zaten
| KS̃YRE: çoğu
| MN:
| ELḢLŦEÙ: karıştıran(ortak)ların
| LYBĞY: zulmederler
| BAŽHM: biri
| AL: üzerine
| BAŽ: diğeri
| ÎLE: yalnız bunun dışındadır
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: inanan(lar)
| VAMLVE: ve yapanlar
| ELṦELḪET: iyi işler
| VGLYL: ve azdır
| ME: ne kadar
| HM: onlar
| VƵN: ve sandı
| D̃EVVD̃: Davud
| ÊNME:
| FTNEH: kendisini denediğimizi
| FESTĞFR: mağfiret diledi
| RBH: Rabbinden
| VḢR: ve kapandı
| REKAE: eğilerek (secdeye)
| VÊNEB: ve (bize) döndü
| (38:24)
| LH: ondan
| Z̃LK: bunu
| VÎN: ve şüphesiz
| LH: onun vardır
| AND̃NE: yanımızda
| LZLF: bir yakınlığı
| VḪSN: ve güzel
| M ËB: bir geleceği
| (38:25)
| D̃EVVD̃: Davud
| ÎNE: elbette biz
| CALNEK: seni yaptık
| ḢLYFT: hükümdar
| FY:
| ELÊRŽ: yeryüzünde
| FEḪKM: o halde hükmet
| BYN: arasında
| ELNES: insanlar
| BELḪG: adaletle
| VLE: ve
| TTBA: uyma
| ELHV: keyf(in)e
| FYŽLK: sonra seni saptırır
| AN: -ndan
| SBYL: yolu-
| ELLH: Allah'ın
| ÎN: şüphesiz
| ELZ̃YN: kimselere
| YŽLVN: sapan(lara)
| AN: -ndan
| SBYL: yolu-
| ELLH: Allah'ın
| LHM: onlara vardır
| AZ̃EB: bir azab
| ŞD̃YD̃: çetin
| BME: dolayı
| NSVE: unuttuklarından
| YVM: gününü
| ELḪSEB: hesap
| (38:26)
| ḢLGNE: yaratmadık
| ELSMEÙ: göğü
| VELÊRŽ: ve yeri
| VME: ve ne de
| BYNHME: ikisi arasındakileri
| BEŦLE: boş yere
| Z̃LK: bu
| ƵN: zannıdır
| ELZ̃YN: kimselerin
| KFRVE: inkar eden(lerin)
| FVYL: vay hallerine
| LLZ̃YN: kimselerin
| KFRVE: inkar eden(lerin)
| MN: -ten dolayı
| ELNER: ateş-
| (38:27)
| NCAL: tutacağız
| ELZ̃YN: kimseleri
| ËMNVE: inanan(ları)
| VAMLVE: ve yapanları
| ELṦELḪET: iyi işler
| KELMFSD̃YN: bozgunculuk yapanlar gibi (mi?)
| FY:
| ELÊRŽ: yeryüzünde
| ÊM: yoksa
| NCAL: tutacağız
| ELMTGYN: muttakileri
| KELFCER: yoldan çıkanlar gibi (mi?)
| (38:28)
| ÊNZLNEH: onu indirdik
| ÎLYK: sana
| MBERK: mübarek
| LYD̃BRVE: düşünsünler diye
| ËYETH: ayetlerini
| VLYTZ̃KR: ve öğüt alsınlar diye
| ÊVLV: sahipleri
| ELÊLBEB: sağduyu
| (38:29)
| LD̃EVVD̃: Davud'a
| SLYMEN: Süleyman'ı
| NAM: ne güzel
| ELABD̃: kuldu
| ÎNH: şüphesiz o
| ÊVEB: (Allah'a) yönelirdi
| (38:30)
| ARŽ: gösterilmişti
| ALYH: kendisine
| BELAŞY: akşam üstü
| ELṦEFNET: safin (görkemli)
| ELCYED̃: (saf kan Arap) atları
| (38:31)
| ÎNY: muhakkak ben
| ÊḪBBT: tercih ettim
| ḪB: sevgisini
| ELḢYR: mal
| AN: -tan (ötürü)
| Z̃KR: anmak-
| RBY: Rabbimi
| ḪT: nihayet
| TVERT: (atlar) gizlendi
| BELḪCEB: perde ile
| (38:32)
| ALY: bana
| FŦFG: sonra başladı
| MSḪE: okşamağa
| BELSVG: bacaklarını
| VELÊANEG: ve boyunlarını
| (38:33)
| FTNE: denedik
| SLYMEN: Süleyman'ı
| VÊLGYNE: ve bıraktık
| AL: üstüne
| KRSYH: tahtının
| CSD̃E: bir ceset
| S̃M: sonra
| ÊNEB: (bize) yöneldi
| (38:34)
| RB: Rabbim
| EĞFR: affet
| LY: beni
| VHB: ve ver
| LY: bana
| MLKE: bir mülk (hükümdarlık)
| LE:
| YNBĞY: nasib olmayan
| LÊḪD̃: hiç kimseye
| MN:
| BAD̃Y: benden sonra
| ÎNK: çünkü sensin
| ÊNT: sen
| ELVHEB: çok lutfeden
| (38:35)
| LH: ona
| ELRYḪ: rüzgarı
| TCRY: eserdi
| BÊMRH: onun buyruğuyla
| RḢEÙ: tatlı tatlı
| ḪYS̃: yere
| ÊṦEB: istediği
| (38:36)
| MGRNYN: birbirine bağlanmış
| FY:
| ELÊṦFED̃: zincirlerle
| (38:38)
| AŦEÙNE: bizim ihsanımızdır
| FEMNN: artık dilediğine ver
| ÊV: veya
| ÊMSK: verme
| BĞYR: yoktur
| ḪSEB: hesabı
| (38:39)
| LH: onun için vardır
| AND̃NE: bizim yanımızda
| LZLF: bir yakınlık
| VḪSN: ve güzel
| M ËB: bir gelecek
| (38:40)
| ABD̃NE: kulumuz
| ÊYVB: Eyyub'u
| ÎZ̃: hani
| NED̃: seslenmişti
| RBH: Rabbine
| ÊNY: bana
| MSNY: dokundurdu
| ELŞYŦEN: şeytan
| BNṦB: bir yorgunluk
| VAZ̃EB: ve azab
| (38:41)
| BRCLK: ayağını
| HZ̃E: (işte) bu
| MĞTSL: yıkanacak
| BERD̃: serin (bir su)
| VŞREB: ve içilecek
| (38:42)
| LH: ona
| ÊHLH: ailesini
| VMS̃LHM: ve bir eşini
| MAHM: onlarla beraber
| RḪMT: bir rahmet olarak
| MNE: bizden
| VZ̃KR: ve bir ibret olarak
| LÊVLY: sahiplerine
| ELÊLBEB: sağduyu
| (38:43)
| BYD̃K: eline
| ŽĞS̃E: bir demet sap
| FEŽRB: ve vur
| BH: onunla
| VLE: ve asla
| TḪNS̃: yeminini bozma
| ÎNE: gerçekten biz
| VCD̃NEH: onu bulmuştuk
| ṦEBRE: sabreden (bir kul)
| NAM: ne güzel
| ELABD̃: kuldu
| ÎNH: o daima
| ÊVEB: (bize) başvururdu
| (38:44)
| ABED̃NE: kullarımız
| ÎBREHYM: İbrahim'i
| VÎSḪEG: ve İshak'ı
| VYAGVB: ve Ya'kub'u
| ÊVLY: sahibi
| ELÊYD̃Y: kuvvet
| VELÊBṦER: ve basiretli
| (38:45)
| ÊḢLṦNEHM: onları ihlaslı (kul) yaptık
| BḢELṦT: samimiyetle
| Z̃KR: düşüncesiyle
| ELD̃ER: ahiret yurdu
| (38:46)
| AND̃NE: bizim yanımızda
| LMN:
| ELMṦŦFYN: seçkinlerdendir
| ELÊḢYER: hayırlılardandır
| (38:47)
| ÎSMEAYL: İsma'il'i
| VELYSA: ve Elyesa'ı
| VZ̃E: ve Zülkifil'i
| ELKFL: ve Zülkifil'i
| VKL: hepsi de
| MN: -dendir
| ELÊḢYER: iyiler-
| (38:48)
| Z̃KR: bir hatırlamadır
| VÎN: ve gerçekten
| LLMTGYN: korunanlar için vardır
| LḪSN: güzel
| M ËB: bir gelecek
| (38:49)
| FYHE: orada
| YD̃AVN: isterler
| FYHE: orada
| BFEKHT: meyva
| KS̃YRT: bir çok
| VŞREB: ve içki
| (38:51)
| GEṦRET: (eşlerine) diken
| ELŦRF: bakışlarını
| ÊTREB: yaşıt dilberler
| (38:52)
| HZ̃E: bu
| LRZGNE: bizim rızkımızın
| ME: yoktur
| LH: onun
| MN: hiç
| NFED̃: bitip tükenmesi
| (38:54)
| VÎN: ve fakat elbette
| LLŦEĞYN: azgınlara vardır
| LŞR: en kötü
| M ËB: bir gelecek
| (38:55)
| FVC: guruptur
| MGTḪM: (cehenneme) girecek
| MAKM: sizinle beraber
| LE: yoktur
| MRḪBE: merhaba
| BHM: onlara
| ÎNHM: onlar
| ṦELV: gireceklerdir
| ELNER: ateşe
| (38:59)
| BL: hayır
| ÊNTM: asıl size
| LE: yoktur
| MRḪBE: merhaba
| BKM: size
| ÊNTM: siz
| GD̃MTMVH: bunu önümüze getirdiniz
| LNE: bizim
| FBÙS: ne kötü
| ELGRER: durak
| (38:60)
| RBNE: Rabbimiz
| MN: kim
| GD̃M: önümüze getirdiyse
| LNE: bizim
| HZ̃E: bunu
| FZD̃H: onun artır
| AZ̃EBE: azabını
| ŽAFE: bir kat daha
| FY:
| ELNER: ateşteki
| (38:61)
| ME: ne oldu ki?
| LNE: bize
| LE:
| NR: görmüyoruz
| RCELE: adamları
| KNE:
| NAD̃HM: saydığımız
| MN: -den
| ELÊŞRER: kötüler-
| (38:62)
| SḢRYE: alay konusu
| ÊM: yoksa
| ZEĞT: kaydı (mı?)
| ANHM: onlardan
| ELÊBṦER: gözler(imiz)
| (38:63)
| Z̃LK: bu
| LḪG: gerçektir
| TḢEṦM: tartışmasıdır
| ÊHL: halkının
| ELNER: ateş
| (38:64)
| ÎNME: ancak
| ÊNE: ben
| MNZ̃R: bir uyarıcıyım
| VME: ve yoktur
| MN: hiçbir
| ÎLH: tanrı
| ÎLE: başka
| ELLH: Allah'tan
| ELVEḪD̃: tek
| ELGHER: kahreden
| (38:65)
| ELSMEVET: göklerin
| VELÊRŽ: ve yerin
| VME: ve olanların
| BYNHME: ikisi arasında
| ELAZYZ: daima üstündür
| ELĞFER: çok bağışlayandır
| (38:66)
| KEN:
| LY: benim
| MN: hiçbir
| ALM: bilgi(m)
| BELMLÎ: topluluk
| ELÊAL: yüce
| ÎZ̃: sırada
| YḢTṦMVN: tartıştıkları
| (38:69)
| YVḪ: vahyedilmiyor
| ÎLY: bana
| ÎLE: dışında
| ÊNME: sadece
| ÊNE: ben (olduğum için)
| NZ̃YR: bir uyarıcı
| MBYN: apaçık
| (38:70)
| GEL: demişti ki
| RBK: Rabbin
| LLMLEÙKT: meleklere
| ÎNY: elbette ben
| ḢELG: yaratacağım
| BŞRE: bir insan
| MN: -dan
| ŦYN: çamur-
| (38:71)
| SVYTH: onu biçimlendirdiğim
| VNFḢT: ve üflediğim
| FYH: ona
| MN: -dan
| RVḪY: ruhum-
| FGAVE: derhal kapanın
| LH: ona
| SECD̃YN: secdeye
| (38:72)
| ÎBLYS: İblis
| ESTKBR: o büyüklük tasladı
| VKEN: ve oldu
| MN: -den
| ELKEFRYN: kafirler-
| (38:74)
| YE: EY/HEY/AH
| ÎBLYS: İblis
| ME: nedir?
| MNAK: seni alıkoyan
| ÊN:
| TSCD̃: secde etmekten
| LME:
| ḢLGT: yarattığıma
| BYD̃Y: iki elimle
| ÊSTKBRT: büyüklük mü tasladın?
| ÊM: yoksa
| KNT: (mi) oldun?
| MN: -den
| ELAELYN: yüceler-
| (38:75)
| ÊNE: ben
| ḢYR: iyiyim
| MNH: ondan
| ḢLGTNY: beni yarattın
| MN: -ten
| NER: ateş-
| VḢLGTH: onu ise yarattın
| MN: -dan
| ŦYN: çamur-
| (38:76)
| ALYK: senin üzerinedir
| LANTY: lanetim
| ÎL: kadar
| YVM: gününe
| ELD̃YN: ceza
| (38:78)
| RB: Rabbim
| FÊNƵRNY: öyleyse bana süre ver
| ÎL: kadar
| YVM: güne
| YBAS̃VN: yeniden dirilecekleri
| (38:79)
| FBAZTK: senin izzetine and olsun ki
| LÊĞVYNHM: onları azdıracağım
| ÊCMAYN: tümünü
| (38:82)
| CHNM: cehennemi
| MNK: senden
| VMMN: ve kimselerden
| TBAK: sana uyan
| MNHM: onlar içinde
| ÊCMAYN: tümüyle
| (38:85)
| ME:
| ÊSÊLKM: ben sizden istemiyorum
| ALYH: buna karşı
| MN: hiçbir
| ÊCR: ücret
| VME: ve değil(im)
| ÊNE: ben
| MN: -dan
| ELMTKLFYN: yapmacık yapanlar-
| (38:86)
| HV: O (Kur'an)
| ÎLE: başkası
| Z̃KR: öğüt(ten)
| LLAELMYN: bütün alemlere
| (38:87)