Elmalılı Hamdi Yazır 🔊 Meali
Sâd. bu zikrile meşhun Kur'ana bak(38:1)

Fakat o küfredenler bir onur, bir şikak içindeler(38:2)

Kendilerinden evvel nicelerini helâk ettik! Çığırıştılar: Değildi fakat vaktı halâs(38:3)

İçlerinden kendilerine uyandırıcı bir Peygamber geldiğine şaştılar da dediler ki kâfirler: bu, bir sihirbaz, bir kezzâb(38:4)

İlâhları hep bir ilâh mı kılmış? Bu cidden şaşılacak bir şey, çok tuhaf(38:5)

İçlerinden o hey'et de fırladı şöyle: ilâhlarınız üzerinde sabr-u sebat edin, bu cidden arzu olunur bir şey, bir murad(38:6)

Biz bunu diğer millette işitmedik, bu bir uydurmadır mutlak(38:7)

O zikr aramızdan ona mı indirilmiş? doğrusu onlar benim zikrimden bir kuşkulu şekk içindeler, doğrusu henüz azâbımı tatmadılar(38:8)

Yoksa sana onu veren azîz vehhab rabbının rahmet hazîneleri onların yanında mı?(38:9)

Yoksa onların mı bütün o Göklerin, Yerin ve aralarındakilerin mülkü? Öyle ise haydi esbab içinde üstüne çıksınlar(38:10)

Onlar burada Ahzab döküntüsünden (muhtelif partilerden) bozuk bir ordu(38:11)

Onlardan evvel tekzib etmişti Nuh kavmi ve Âd ve o kazıkların sahibi Fir'avn(38:12)

Ve Semûd ve kavmi Lût ve eykeliler, bunlar işte o ahzab(38:13)

Başka değil, hepsi gönderilen elçileri (Resulleri) tekzib etti de öyle hak oldu azâbım(38:14)

Onlar da başka değil, bir tek sayhaya bakıyorlar öyle ki ona hık yok(38:15)

Bir de ya rabbenâ bizim pusulamızı hisab gününden evvel acele ver, dediler(38:16)

Şimdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davudu an, çünkü o çok tecri' yapar (evvab) idi(38:17)

Çünkü biz onun maıyyetinde dağları müsahhar kılmıştık: tesbih ederlerdi akşamleyin ve işrak vaktı(38:18)

Kuşları da toplu olarak, hepsi onun için terci' yapar (evvab) idi(38:19)

Hem mülkünü kuvvetlendirmiştik, hem de kendisine hıkmet ve fasl-ı hıtab vermiştik.(38:20)

Bir de hasım kıssası geldi mi sana? Hani surdan mihraba aştıkları vakıt(38:21)

O vakıt Davudun üzerine giriverdiler de onlardan telâşa düştü, korkma dediler: iki hasmız, ba'zımız ba'zımıza tecavüz etti, şimdi sen aramızda hakk ile hukmet ve aşırı gitme de bizi doğru yolun ortasına çıkar(38:22)

Şu benim biraderim onun doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var, böyle iken «bırak onu bana» dedi ve beni söyleşmede yendi(38:23)

Dedi ki: doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına istemesiyle sana zulmetmiş ve hakıkaten karışıkların çoğu birbirlerine tecavüz ediyorlar, ancak iyman edib de salâh istiyenler başka, onlar da pek az, ve sanmıştı ki Davud kendisine sırf bir fitne yaptık, hemen rabbına istiğfar etti ve rükû' ederek yere kapanıb tevbe ile rücu' etti(38:24)

Biz de onu kendisine mağfiret buyurduk ve hakıkat ona ındimizde kat'î bir yakınlık ve bir akıbet güzelliği vardır(38:25)

Ya Davud! muhakkak ki biz seni Arzda bir halîfe kıldık, imdi nâs arasında hakk ile hukmet de (keyfe) hevaya tabi' olma ki seni Allah yolundan sapıtmasın, çünkü Allah yolundan sapanlar hisab gününü unuttukları cihetle kendilerine pek şiddetli bir azâb vardır(38:26)

Hem o Göğü ve Yeri aralarındakileri biz boşuna yaratmadık o, o küfredenlerin zannı, onun için küfredenlere ateşten bir veyl var(38:27)

Yoksa iyman edib de salih salih işler yapanlar biz o Yerdeki müfsidler gibi yapar mıyız? Yoksa o korunan müttekıleri arsız çapkınlar gibi yapar mıyız?(38:28)

Bir kitab ki indirdik, çok mübarek, âyetlerini düşünsünler ve ıbret alsın temiz özlüler(38:29)

Bir de Davuda Süleymanı bahşettik, ne güzel kul, o cidden bir evvab(38:30)

Arzolundukda kendisine akşam üstü sâfinat halinde halıs atlar(38:31)

Ben dedi, o hayır sevgisini rabbımın zikrinden sevdim, nihayet hıcaba gizlendi(38:32)

Geri getirin onları bana, tuttu bacaklarını, boyunlarını silmeğe başladı(38:33)

Celâlim hakkı için Süleymana bir fitne de verdik ve tahtının üstüne bir cesed bıraktık sonra tevbe ile rücu' etti(38:34)

Ya rab! bana mağrifet buyur ve bana öyle bir mülk bağışla ki ardımdan kimseye yaraşmasın, şübhesiz sensin bütün dilekleri veren vehhab sen, dedi(38:35)

Bunun üzerine ona rüzgârı müsahhar ettik, emriyle istediği yere yumuşacık cereyan ederdi(38:36)

Şeytanları da: bütün benna' ve gavvas(38:37)

Ve daha diğerlerini bendlerde çatılı çatılı(38:38)

Bu işte, dedik: bizim atâmız artık diler kerem et, diler imsâk, hisabı yok.(38:39)

Ve şübhesiz ki ona huzur-ı ızzetimizde bir yakınlık ve bir akıbet güzelliği var(38:40)

Kulumuz Eyyubu da an, o vakıt ki rabbına şöyle nidâ etmişti: «bak, bana meşakkat ve elem ile bana Şeytan dokundu.»(38:41)

Depren ayağınla, işte serin bir yıkanacak ve içecek dedik(38:42)

ve ona bütün ehlini ve beraberlerinde daha bir mislini bahşettik tarafımızdan bir rahmet olarak hem de bir dersi ıbret temiz akıllar için(38:43)

Bir de al bir demet elinle de vur onunla hânis olma, hakıkat biz onu sabırlı bulduk, ne güzel kul, hakıkaten o bir evvabdır(38:44)

Kullarımız İbrahimi, İshakı, Ya'kubu da an, eller ve gözler sahibleri idiler(38:45)

Çünkü biz onları temiz bir hassa, halîs yurd düşüncesiyle halîslerimizden kılmışızdır(38:46)

Ve çünkü onlar muhakkak nezdimizde seçilmiş ahyardan(38:47)

İsmaili de, Elyese'i de, Zül'kifli de an, hepsi de o ahyardan(38:48)

İşte bu bir zikirdir ve şübhesiz korunan müttekîler için her halde güzel bir istikbal (bir husni meâb) var.(38:49)

Adn Cennetleri; açılarak kendilerine bütün kapılar(38:50)
