30Rûm Suresi
Kuran Sırası: 30
İniş Sırası: 84
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|fī:
| ednā: en yakın
| l-erDi: bir yerde
| vehum: ve onlar
| min:
| beǎ'di: sonra
| ğalebihim: yenilgilerinden
| seyeğlibūne: yeneceklerdir
| (30:3)

| ednā: en yakın
| l-erDi: bir yerde
| vehum: ve onlar
| min:
| beǎ'di: sonra
| ğalebihim: yenilgilerinden
| seyeğlibūne: yeneceklerdir
| (30:3)|fī: içinde
| biD'ǐ: birkaç
| sinīne: yıl
| lillahi: Allah'ındır
| l-emru: emir
| min:
| ḳablu: (bundan) önce
| ve min: ve
| beǎ'du: sonra
| ve yevmeiƶin: ve o gün
| yefraHu: sevinir(ler)
| l-mu'minūne: mü'minler
| (30:4)

| biD'ǐ: birkaç
| sinīne: yıl
| lillahi: Allah'ındır
| l-emru: emir
| min:
| ḳablu: (bundan) önce
| ve min: ve
| beǎ'du: sonra
| ve yevmeiƶin: ve o gün
| yefraHu: sevinir(ler)
| l-mu'minūne: mü'minler
| (30:4)|bineSri: yardımıyle
| llahi: Allah'ın
| yenSuru: yardım eder
| men: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| ve huve: ve O
| l-ǎzīzu: galiptir
| r-raHīmu: esirgeyendir
| (30:5)

| llahi: Allah'ın
| yenSuru: yardım eder
| men: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| ve huve: ve O
| l-ǎzīzu: galiptir
| r-raHīmu: esirgeyendir
| (30:5)|veǎ'de: va'didir
| llahi: Allah'ın
| lā:
| yuḣlifu: caymaz
| llahu: Allah
| veǎ'dehu: va'dinden
| velākinne: fakat
| ekṧera: çoğu
| n-nāsi: insanların
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmezler
| (30:6)

| llahi: Allah'ın
| lā:
| yuḣlifu: caymaz
| llahu: Allah
| veǎ'dehu: va'dinden
| velākinne: fakat
| ekṧera: çoğu
| n-nāsi: insanların
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmezler
| (30:6)|yeǎ'lemūne: bilirler
| Zāhiran: dış yüzünü
| mine:
| l-Hayāti: hayatının
| d-dunyā: dünya
| vehum: ve onlar
| ǎni: -ten
| l-āḣirati: ahiret-
| hum: onlar
| ğāfilūne: gafildirler
| (30:7)

| Zāhiran: dış yüzünü
| mine:
| l-Hayāti: hayatının
| d-dunyā: dünya
| vehum: ve onlar
| ǎni: -ten
| l-āḣirati: ahiret-
| hum: onlar
| ğāfilūne: gafildirler
| (30:7)|evelem:
| yetefekkerū: hiç düşünmediler mi?
| fī: içlerinde
| enfusihim: kendi
| mā:
| ḣaleḳa: yaratmamıştır
| llahu: Allah
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDe: ve yerde
| ve mā: ve bulunanları
| beynehumā: bu ikisi arasında
| illā: dışında
| bil-Haḳḳi: hak olması
| ve ecelin: ve bir süre
| musemmen: belirtilmiştir
| ve inne: ve şüphesiz
| keṧīran: çoğu
| mine: -dan
| n-nāsi: insanlar-
| biliḳā'i: kavuşmayı
| rabbihim: Rabblerine
| lekāfirūne: inkar etmektedirler
| (30:8)

| yetefekkerū: hiç düşünmediler mi?
| fī: içlerinde
| enfusihim: kendi
| mā:
| ḣaleḳa: yaratmamıştır
| llahu: Allah
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDe: ve yerde
| ve mā: ve bulunanları
| beynehumā: bu ikisi arasında
| illā: dışında
| bil-Haḳḳi: hak olması
| ve ecelin: ve bir süre
| musemmen: belirtilmiştir
| ve inne: ve şüphesiz
| keṧīran: çoğu
| mine: -dan
| n-nāsi: insanlar-
| biliḳā'i: kavuşmayı
| rabbihim: Rabblerine
| lekāfirūne: inkar etmektedirler
| (30:8)|evelem:
| yesīrū: gezmediler mi?
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| fe yenZurū: baksınlar
| keyfe: nasıl
| kāne: olduğuna
| ǎāḳibetu: sonunun
| elleƶīne: kimselerin
| min:
| ḳablihim: kendilerinden önceki
| kānū: idiler
| eşedde: daha güçlü
| minhum: kendilerinden
| ḳuvveten: kuvvet bakımından
| ve eṧārū: alt-üst etmişlerdi
| l-erDe: toprağı
| ve ǎmerūhā: ve onu imar etmişlerdi
| ekṧera: daha çok
| mimmā:
| ǎmerūhā: bunların imar ettiklerinden
| ve cā'ethum: onlara gelmişti
| rusuluhum: elçiler
| bil-beyyināti: delillerle
| femā: fakat
| kāne: değildi
| llahu: Allah
| liyeZlimehum: onlara zulmedecek
| velākin: fakat
| kānū: onlar
| enfusehum: kendi kendilerine
| yeZlimūne: zulmediyorlardı
| (30:9)

| yesīrū: gezmediler mi?
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| fe yenZurū: baksınlar
| keyfe: nasıl
| kāne: olduğuna
| ǎāḳibetu: sonunun
| elleƶīne: kimselerin
| min:
| ḳablihim: kendilerinden önceki
| kānū: idiler
| eşedde: daha güçlü
| minhum: kendilerinden
| ḳuvveten: kuvvet bakımından
| ve eṧārū: alt-üst etmişlerdi
| l-erDe: toprağı
| ve ǎmerūhā: ve onu imar etmişlerdi
| ekṧera: daha çok
| mimmā:
| ǎmerūhā: bunların imar ettiklerinden
| ve cā'ethum: onlara gelmişti
| rusuluhum: elçiler
| bil-beyyināti: delillerle
| femā: fakat
| kāne: değildi
| llahu: Allah
| liyeZlimehum: onlara zulmedecek
| velākin: fakat
| kānū: onlar
| enfusehum: kendi kendilerine
| yeZlimūne: zulmediyorlardı
| (30:9)|ṧumme: sonra
| kāne: oldu
| ǎāḳibete: sonu
| elleƶīne: kimselerin
| esā'ū: kötülük eden(lerin)
| s-sūā: çok kötü
| en: çünkü
| keƶƶebū: yalanladılar
| biāyāti: ayetlerini
| llahi: Allah'ın
| ve kānū: ve -idiler
| bihā: onlarla
| yestehziūne: alay ediyor-
| (30:10)

| kāne: oldu
| ǎāḳibete: sonu
| elleƶīne: kimselerin
| esā'ū: kötülük eden(lerin)
| s-sūā: çok kötü
| en: çünkü
| keƶƶebū: yalanladılar
| biāyāti: ayetlerini
| llahi: Allah'ın
| ve kānū: ve -idiler
| bihā: onlarla
| yestehziūne: alay ediyor-
| (30:10)|Allahu: Allah
| yebdeu: başlar
| l-ḣalḳa: yaratmağa
| ṧumme: sonra
| yuǐyduhu: onu devam ettirir
| ṧumme: sonra
| ileyhi: O'na
| turceǔne: döndürülürsünüz
| (30:11)

| yebdeu: başlar
| l-ḣalḳa: yaratmağa
| ṧumme: sonra
| yuǐyduhu: onu devam ettirir
| ṧumme: sonra
| ileyhi: O'na
| turceǔne: döndürülürsünüz
| (30:11)|ve yevme: ve gün
| teḳūmu: başladığı
| s-sāǎtu: sa'at
| yublisu: susarlar
| l-mucrimūne: suçlular
| (30:12)

| teḳūmu: başladığı
| s-sāǎtu: sa'at
| yublisu: susarlar
| l-mucrimūne: suçlular
| (30:12)|velem: ve
| yekun: olmaz
| lehum: kendilerine
| min: -ndan
| şurakāihim: ortakları-
| şufeǎā'u: hiçbir şefa'atçi
| ve kānū: o zaman oldular
| bişurakāihim: ortaklarını
| kāfirīne: inkar eder(ler)
| (30:13)

| yekun: olmaz
| lehum: kendilerine
| min: -ndan
| şurakāihim: ortakları-
| şufeǎā'u: hiçbir şefa'atçi
| ve kānū: o zaman oldular
| bişurakāihim: ortaklarını
| kāfirīne: inkar eder(ler)
| (30:13)|ve yevme: ve gün
| teḳūmu: başladığı
| s-sāǎtu: sa'at
| yevmeiƶin: o gün
| yeteferraḳūne: ayrılırlar
| (30:14)

| teḳūmu: başladığı
| s-sāǎtu: sa'at
| yevmeiƶin: o gün
| yeteferraḳūne: ayrılırlar
| (30:14)|feemmā: ancak
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| ve ǎmilū: ve yapanlar
| S-SāliHāti: iyi işler
| fehum: onlar
| fī: içinde
| ravDetin: bir bahçe
| yuHberūne: neş'elendirilirler
| (30:15)

| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| ve ǎmilū: ve yapanlar
| S-SāliHāti: iyi işler
| fehum: onlar
| fī: içinde
| ravDetin: bir bahçe
| yuHberūne: neş'elendirilirler
| (30:15)|veemmā: fakat
| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| ve keƶƶebū: ve yalanlayanlar
| biāyātinā: ayetlerimizi
| veliḳā'i: ve buluşmasını
| l-āḣirati: ahiret
| feulāike: onlar da
| fī: içine
| l-ǎƶābi: azabın
| muHDerūne: getirilirler
| (30:16)

| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| ve keƶƶebū: ve yalanlayanlar
| biāyātinā: ayetlerimizi
| veliḳā'i: ve buluşmasını
| l-āḣirati: ahiret
| feulāike: onlar da
| fī: içine
| l-ǎƶābi: azabın
| muHDerūne: getirilirler
| (30:16)|fesubHāne: öyle ise tesbih edin
| llahi: Allah'ı
| Hīne: zaman
| tumsūne: akşama girdiğiniz
| ve Hīne: ve zaman
| tuSbiHūne: sabaha erdiğiniz
| (30:17)

| llahi: Allah'ı
| Hīne: zaman
| tumsūne: akşama girdiğiniz
| ve Hīne: ve zaman
| tuSbiHūne: sabaha erdiğiniz
| (30:17)|velehu: O'na mahsustur
| l-Hamdu: hamd
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| ve ǎşiyyen: ve günün sonunda
| ve Hīne: ve zaman
| tuZhirūne: öğleye erdiğiniz
| (30:18)

| l-Hamdu: hamd
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| ve ǎşiyyen: ve günün sonunda
| ve Hīne: ve zaman
| tuZhirūne: öğleye erdiğiniz
| (30:18)|yuḣricu: çıkarır
| l-Hayye: diri
| mine: -den
| l-meyyiti: ölü-
| ve yuḣricu: ve çıkarır
| l-meyyite: ölü
| mine: -den
| l-Hayyi: diri-
| ve yuHyī: ve diriltir
| l-erDe: yeri
| beǎ'de: sonra
| mevtihā: ölümünden
| ve keƶālike: işte siz de öyle
| tuḣracūne: çıkarılacaksınız
| (30:19)

| l-Hayye: diri
| mine: -den
| l-meyyiti: ölü-
| ve yuḣricu: ve çıkarır
| l-meyyite: ölü
| mine: -den
| l-Hayyi: diri-
| ve yuHyī: ve diriltir
| l-erDe: yeri
| beǎ'de: sonra
| mevtihā: ölümünden
| ve keƶālike: işte siz de öyle
| tuḣracūne: çıkarılacaksınız
| (30:19)|ve min: -nden (biri)
| āyātihi: O'nun ayetleri-
| en:
| ḣaleḳakum: sizi yaratmasıdır
| min: -tan
| turābin: toprak-
| ṧumme: sonra
| iƶā: bir de bakarsın ki
| entum: siz
| beşerun: insan(lar)
| tenteşirūne: yayılıyorsunuz
| (30:20)

| āyātihi: O'nun ayetleri-
| en:
| ḣaleḳakum: sizi yaratmasıdır
| min: -tan
| turābin: toprak-
| ṧumme: sonra
| iƶā: bir de bakarsın ki
| entum: siz
| beşerun: insan(lar)
| tenteşirūne: yayılıyorsunuz
| (30:20)|ve min: -nden (biri de)
| āyātihi: O'nun ayetleri-
| en:
| ḣaleḳa: yaratmasıdır
| lekum: sizin için
| min: -den
| enfusikum: nefisleriniz-
| ezvācen: eşler
| liteskunū: sakinleşeceğiniz
| ileyhā: onunla
| ve ceǎle: ve koymasıdır
| beynekum: aranıza
| meveddeten: sevgi
| ve raHmeten: ve acıma
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| liḳavmin: bir toplum için
| yetefekkerūne: düşünen
| (30:21)

| āyātihi: O'nun ayetleri-
| en:
| ḣaleḳa: yaratmasıdır
| lekum: sizin için
| min: -den
| enfusikum: nefisleriniz-
| ezvācen: eşler
| liteskunū: sakinleşeceğiniz
| ileyhā: onunla
| ve ceǎle: ve koymasıdır
| beynekum: aranıza
| meveddeten: sevgi
| ve raHmeten: ve acıma
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| liḳavmin: bir toplum için
| yetefekkerūne: düşünen
| (30:21)|ve min: -nden (biri de)
| āyātihi: O'nun ayetleri-
| ḣalḳu: yaratılmasıdır
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| veḣtilāfu: ve değişik olmasıdır
| elsinetikum: dillerinizin
| ve elvānikum: ve renklerinizin
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| lil'ǎālimīne: bilenler için
| (30:22)

| āyātihi: O'nun ayetleri-
| ḣalḳu: yaratılmasıdır
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| veḣtilāfu: ve değişik olmasıdır
| elsinetikum: dillerinizin
| ve elvānikum: ve renklerinizin
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| lil'ǎālimīne: bilenler için
| (30:22)|ve min: -nden (biri de)
| āyātihi: O'nun ayetleri-
| menāmukum: uyumanızdır
| bil-leyli: geceleyin
| ve nnehāri: ve gündüzün
| vebtiğā'ukum: ve aramanızdır
| min: -ndan
| feDlihi: O'nun lutfu-
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| liḳavmin: bir toplum için
| yesmeǔne: işiten
| (30:23)

| āyātihi: O'nun ayetleri-
| menāmukum: uyumanızdır
| bil-leyli: geceleyin
| ve nnehāri: ve gündüzün
| vebtiğā'ukum: ve aramanızdır
| min: -ndan
| feDlihi: O'nun lutfu-
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| liḳavmin: bir toplum için
| yesmeǔne: işiten
| (30:23)|ve min: -nden (biri de)
| āyātihi: O'nun ayetleri-
| yurīkumu: size göstermesidir
| l-berḳa: şimşeği
| ḣavfen: korku
| ve Tameǎn: ve umut
| ve yunezzilu: ve indirmesidir
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| māen: bir su
| fe yuHyī: ve diriltmesidir
| bihi: onunla
| l-erDe: yeri
| beǎ'de: sonra
| mevtihā: ölümünden
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| liḳavmin: bir toplum için
| yeǎ'ḳilūne: aklını kullanan
| (30:24)

| āyātihi: O'nun ayetleri-
| yurīkumu: size göstermesidir
| l-berḳa: şimşeği
| ḣavfen: korku
| ve Tameǎn: ve umut
| ve yunezzilu: ve indirmesidir
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| māen: bir su
| fe yuHyī: ve diriltmesidir
| bihi: onunla
| l-erDe: yeri
| beǎ'de: sonra
| mevtihā: ölümünden
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| liḳavmin: bir toplum için
| yeǎ'ḳilūne: aklını kullanan
| (30:24)|ve min: -nden (biri de)
| āyātihi: O'nun ayetleri-
| en:
| teḳūme: durmasıdır
| s-semāu: göğün
| vel'erDu: ve yerin
| biemrihi: O'nun buyruğuyla
| ṧumme: sonra
| iƶā: zaman
| deǎākum: sizi çağırdığı
| deǎ'veten: bir tek da'vetle
| mine: -den
| l-erDi: yer-
| iƶā: bir de bakarsınız ki
| entum: siz
| teḣrucūne: çıkıyorsunuz
| (30:25)

| āyātihi: O'nun ayetleri-
| en:
| teḳūme: durmasıdır
| s-semāu: göğün
| vel'erDu: ve yerin
| biemrihi: O'nun buyruğuyla
| ṧumme: sonra
| iƶā: zaman
| deǎākum: sizi çağırdığı
| deǎ'veten: bir tek da'vetle
| mine: -den
| l-erDi: yer-
| iƶā: bir de bakarsınız ki
| entum: siz
| teḣrucūne: çıkıyorsunuz
| (30:25)|ve lehu: ve onlar
| men: kimseler
| fī: bulunan
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| kullun: hepsi
| lehu: O'na
| ḳānitūne: ita'at etmektedirler
| (30:26)

| men: kimseler
| fī: bulunan
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| kullun: hepsi
| lehu: O'na
| ḳānitūne: ita'at etmektedirler
| (30:26)|ve huve: ve O
| lleƶī: ki
| yebdeu: başlar
| l-ḣalḳa: yaratmağa
| ṧumme: sonra
| yuǐyduhu: onu tekrarlar
| ve huve: ve bu
| ehvenu: daha kolaydır
| ǎleyhi: O'na
| velehu: ve onlar
| l-meṧelu: durum
| l-eǎ'lā: en yüce
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| ve huve: ve O
| l-ǎzīzu: üstündür
| l-Hakīmu: hüküm ve hikmet sahibidir
| (30:27)

| lleƶī: ki
| yebdeu: başlar
| l-ḣalḳa: yaratmağa
| ṧumme: sonra
| yuǐyduhu: onu tekrarlar
| ve huve: ve bu
| ehvenu: daha kolaydır
| ǎleyhi: O'na
| velehu: ve onlar
| l-meṧelu: durum
| l-eǎ'lā: en yüce
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| ve huve: ve O
| l-ǎzīzu: üstündür
| l-Hakīmu: hüküm ve hikmet sahibidir
| (30:27)|Derabe: misal verdi
| lekum: size
| meṧelen: bir benzetmeyle
| min: -den
| enfusikum: kendiniz-
| hel: -mı dır?
| lekum: sizin için var-
| min: -dan
| mā:
| meleket: bulunanlar(köleler)-
| eymānukum: sizin ellerinde
| min: -dan
| şurakā'e: ortaklar-
| fī:
| mā: şeylerde
| razeḳnākum: sizi rızıklandırdığımız
| feentum: sizinle
| fīhi: onda
| sevā'un: eşit olan
| teḣāfūnehum: onlardan çekindiğiniz
| keḣīfetikum: çekindiğiniz gibi
| enfusekum: birbirinizden
| keƶālike: işte böyle
| nufeSSilu: biz açıklıyoruz
| l-āyāti: ayetleri
| liḳavmin: bir toplum için
| yeǎ'ḳilūne: aklını kullanan
| (30:28)

| lekum: size
| meṧelen: bir benzetmeyle
| min: -den
| enfusikum: kendiniz-
| hel: -mı dır?
| lekum: sizin için var-
| min: -dan
| mā:
| meleket: bulunanlar(köleler)-
| eymānukum: sizin ellerinde
| min: -dan
| şurakā'e: ortaklar-
| fī:
| mā: şeylerde
| razeḳnākum: sizi rızıklandırdığımız
| feentum: sizinle
| fīhi: onda
| sevā'un: eşit olan
| teḣāfūnehum: onlardan çekindiğiniz
| keḣīfetikum: çekindiğiniz gibi
| enfusekum: birbirinizden
| keƶālike: işte böyle
| nufeSSilu: biz açıklıyoruz
| l-āyāti: ayetleri
| liḳavmin: bir toplum için
| yeǎ'ḳilūne: aklını kullanan
| (30:28)|beli: hayır
| ttebeǎ: uydular
| elleƶīne:
| Zelemū: zulmedenler
| ehvā'ehum: keyiflerine
| biğayri: olmaksızın
| ǐlmin: bilgi(leri)
| femen: kim?
| yehdī: yola getirebilir
| men: kimseyi
| eDelle: şaşırttığı
| llahu: Allah'ın
| ve mā: ve yoktur
| lehum: onların
| min: hiçbir
| nāSirīne: yardımcıları
| (30:29)

| ttebeǎ: uydular
| elleƶīne:
| Zelemū: zulmedenler
| ehvā'ehum: keyiflerine
| biğayri: olmaksızın
| ǐlmin: bilgi(leri)
| femen: kim?
| yehdī: yola getirebilir
| men: kimseyi
| eDelle: şaşırttığı
| llahu: Allah'ın
| ve mā: ve yoktur
| lehum: onların
| min: hiçbir
| nāSirīne: yardımcıları
| (30:29)|feeḳim: çevir
| vecheke: yüzünü
| liddīni: dine
| Hanīfen: Hanif olarak
| fiTrate: yaratmasına
| llahi: Allah'ın
| lletī: ki
| feTara: yaratmıştır
| n-nāse: insanları
| ǎleyhā: ona göre
| lā:
| tebdīle: değiştirilemez
| liḣalḳi: yaratması
| llahi: Allah'ın
| ƶālike: işte odur
| d-dīnu: din
| l-ḳayyimu: doğru
| velākinne: fakat
| ekṧera: çoğu
| n-nāsi: insanların
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmezler
| (30:30)

| vecheke: yüzünü
| liddīni: dine
| Hanīfen: Hanif olarak
| fiTrate: yaratmasına
| llahi: Allah'ın
| lletī: ki
| feTara: yaratmıştır
| n-nāse: insanları
| ǎleyhā: ona göre
| lā:
| tebdīle: değiştirilemez
| liḣalḳi: yaratması
| llahi: Allah'ın
| ƶālike: işte odur
| d-dīnu: din
| l-ḳayyimu: doğru
| velākinne: fakat
| ekṧera: çoğu
| n-nāsi: insanların
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmezler
| (30:30)|munībīne: yönelin
| ileyhi: yalnız O'na
| vetteḳūhu: ve erdemlenmeleri
| ve eḳīmū: ve -doğrulup
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe-
| ve lā: ve
| tekūnū: olmayın
| mine: -dan
| l-muşrikīne: ortak koşanlar-
| (30:31)

| ileyhi: yalnız O'na
| vetteḳūhu: ve erdemlenmeleri
| ve eḳīmū: ve -doğrulup
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe-
| ve lā: ve
| tekūnū: olmayın
| mine: -dan
| l-muşrikīne: ortak koşanlar-
| (30:31)|mine:
| elleƶīne: onlar ki
| ferraḳū: parçaladılar
| dīnehum: dinlerini
| ve kānū: ve oldular
| şiyeǎn: bölük bölük
| kullu: her
| Hizbin: gurup
| bimā: olanla
| ledeyhim: kendi yanında
| feriHūne: sevinmektedir
| (30:32)

| elleƶīne: onlar ki
| ferraḳū: parçaladılar
| dīnehum: dinlerini
| ve kānū: ve oldular
| şiyeǎn: bölük bölük
| kullu: her
| Hizbin: gurup
| bimā: olanla
| ledeyhim: kendi yanında
| feriHūne: sevinmektedir
| (30:32)|ve iƶā: ve zaman
| messe: dokunduğu
| n-nāse: insanlara
| Durrun: bir zarar
| deǎv: yalvarırlar
| rabbehum: Rablerine
| munībīne: yönelerek
| ileyhi: O'na
| ṧumme: sonra
| iƶā: zaman
| eƶāḳahum: onlara taddırdığı
| minhu: kendinden
| raHmeten: bir rahmet
| iƶā: hemen
| ferīḳun: bir grup
| minhum: onlardan
| birabbihim: Rablerine
| yuşrikūne: ortak koşarlar
| (30:33)

| messe: dokunduğu
| n-nāse: insanlara
| Durrun: bir zarar
| deǎv: yalvarırlar
| rabbehum: Rablerine
| munībīne: yönelerek
| ileyhi: O'na
| ṧumme: sonra
| iƶā: zaman
| eƶāḳahum: onlara taddırdığı
| minhu: kendinden
| raHmeten: bir rahmet
| iƶā: hemen
| ferīḳun: bir grup
| minhum: onlardan
| birabbihim: Rablerine
| yuşrikūne: ortak koşarlar
| (30:33)|liyekfurū: inkar etmeleri için
| bimā: şeyi
| āteynāhum: kendilerine verdiğimiz
| fetemetteǔ: şimdi zevk içinde yaşayın
| fesevfe: yakında
| teǎ'lemūne: bileceksiniz
| (30:34)

| bimā: şeyi
| āteynāhum: kendilerine verdiğimiz
| fetemetteǔ: şimdi zevk içinde yaşayın
| fesevfe: yakında
| teǎ'lemūne: bileceksiniz
| (30:34)|em: yoksa
| enzelnā: indirdik de
| ǎleyhim: onlara
| sulTānen: bir delil
| fe huve: o (delil)
| yetekellemu: söylüyor
| bimā:
| kānū: olmalarını
| bihi: onunla
| yuşrikūne: ortak koşmalarını
| (30:35)

| enzelnā: indirdik de
| ǎleyhim: onlara
| sulTānen: bir delil
| fe huve: o (delil)
| yetekellemu: söylüyor
| bimā:
| kānū: olmalarını
| bihi: onunla
| yuşrikūne: ortak koşmalarını
| (30:35)|ve iƶā: ve zaman
| eƶeḳnā: biz taddırdığımız
| n-nāse: insanlara
| raHmeten: bir rahmet
| feriHū: sevinirler
| bihā: onunla
| vein: ve eğer
| tuSibhum: onlara erişirse
| seyyietun: bir kötülük
| bimā: dolayı
| ḳaddemet: öne sürdüklerinden
| eydīhim: elleriyle (yapıp)
| iƶā: derhal
| hum: onlar
| yeḳneTūne: umutsuzluğa düşerler
| (30:36)

| eƶeḳnā: biz taddırdığımız
| n-nāse: insanlara
| raHmeten: bir rahmet
| feriHū: sevinirler
| bihā: onunla
| vein: ve eğer
| tuSibhum: onlara erişirse
| seyyietun: bir kötülük
| bimā: dolayı
| ḳaddemet: öne sürdüklerinden
| eydīhim: elleriyle (yapıp)
| iƶā: derhal
| hum: onlar
| yeḳneTūne: umutsuzluğa düşerler
| (30:36)|evelem:
| yerav: görmediler mi?
| enne: gerçekten
| llahe: Allah
| yebsuTu: genişletiyor
| r-rizḳa: rızkı
| limen: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| ve yeḳdiru: ve daraltıyor
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| liḳavmin: bir toplum için
| yu'minūne: inanan
| (30:37)

| yerav: görmediler mi?
| enne: gerçekten
| llahe: Allah
| yebsuTu: genişletiyor
| r-rizḳa: rızkı
| limen: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| ve yeḳdiru: ve daraltıyor
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| liḳavmin: bir toplum için
| yu'minūne: inanan
| (30:37)|fe āti: o halde ver
| ƶā:
| l-ḳurbā: akrabaya
| Haḳḳahu: hakkını
| velmiskīne: ve yoksula
| vebne:
| s-sebīli: ve yolcuya
| ƶālike: bu
| ḣayrun: daha hayırlıdır
| lilleƶīne: için
| yurīdūne: isteyenler
| veche: yüzünü (rızasını)
| llahi: Allah'ın
| ve ulāike: ve işte
| humu: onlar
| l-mufliHūne: başarıya erenlerdir
| (30:38)

| ƶā:
| l-ḳurbā: akrabaya
| Haḳḳahu: hakkını
| velmiskīne: ve yoksula
| vebne:
| s-sebīli: ve yolcuya
| ƶālike: bu
| ḣayrun: daha hayırlıdır
| lilleƶīne: için
| yurīdūne: isteyenler
| veche: yüzünü (rızasını)
| llahi: Allah'ın
| ve ulāike: ve işte
| humu: onlar
| l-mufliHūne: başarıya erenlerdir
| (30:38)|ve mā: ne ki
| āteytum: verdiniz
| min:
| riben: riba (faiz)
| liyerbuve: artması için
| fī: içinde
| emvāli: malları
| n-nāsi: insanların
| felā: asla
| yerbū: artmaz
| ǐnde: katında
| llahi: Allah
| vemā: ama
| āteytum: verdiğiniz
| min: -tan
| zekātin: zekat-
| turīdūne: isteyerek
| veche: yüzünü (rızasını)
| llahi: Allah'ın
| feulāike: işte
| humu: onlar
| l-muD'ǐfūne: kat kat artıranlardır
| (30:39)

| āteytum: verdiniz
| min:
| riben: riba (faiz)
| liyerbuve: artması için
| fī: içinde
| emvāli: malları
| n-nāsi: insanların
| felā: asla
| yerbū: artmaz
| ǐnde: katında
| llahi: Allah
| vemā: ama
| āteytum: verdiğiniz
| min: -tan
| zekātin: zekat-
| turīdūne: isteyerek
| veche: yüzünü (rızasını)
| llahi: Allah'ın
| feulāike: işte
| humu: onlar
| l-muD'ǐfūne: kat kat artıranlardır
| (30:39)|Allahu: Allah
| lleƶī: ki
| ḣaleḳakum: sizi yarattı
| ṧumme: sonra
| razeḳakum: besledi
| ṧumme: sonra
| yumītukum: öldürüyor
| ṧumme: sonra
| yuHyīkum: diriltiyor
| hel: var mı?
| min: -dan
| şurakāikum: ortaklarınız-
| men: kimse
| yef'ǎlu: yapan
| min:
| ƶālikum: bunlardan
| min: hiç
| şey'in: birini
| subHānehu: O münezzehtir
| ve teǎālā: ve yücedir
| ǎmmā: şeylerden
| yuşrikūne: onların ortak koştukları
| (30:40)

| lleƶī: ki
| ḣaleḳakum: sizi yarattı
| ṧumme: sonra
| razeḳakum: besledi
| ṧumme: sonra
| yumītukum: öldürüyor
| ṧumme: sonra
| yuHyīkum: diriltiyor
| hel: var mı?
| min: -dan
| şurakāikum: ortaklarınız-
| men: kimse
| yef'ǎlu: yapan
| min:
| ƶālikum: bunlardan
| min: hiç
| şey'in: birini
| subHānehu: O münezzehtir
| ve teǎālā: ve yücedir
| ǎmmā: şeylerden
| yuşrikūne: onların ortak koştukları
| (30:40)|Zehera: çıktı
| l-fesādu: fesat
| fī:
| l-berri: karada
| velbeHri: ve denizde
| bimā: yüzünden
| kesebet: kazandıkları
| eydī: elleriyle
| n-nāsi: insanların
| liyuƶiyḳahum: onlara taddırıyor
| beǎ'De: bir kısmını
| lleƶī:
| ǎmilū: yaptıklarının
| leǎllehum: belki onlar
| yerciǔne: dönerler (diye)
| (30:41)

| l-fesādu: fesat
| fī:
| l-berri: karada
| velbeHri: ve denizde
| bimā: yüzünden
| kesebet: kazandıkları
| eydī: elleriyle
| n-nāsi: insanların
| liyuƶiyḳahum: onlara taddırıyor
| beǎ'De: bir kısmını
| lleƶī:
| ǎmilū: yaptıklarının
| leǎllehum: belki onlar
| yerciǔne: dönerler (diye)
| (30:41)|ḳul: de ki
| sīrū: gezin
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| fenZurū: ve bakın
| keyfe: nasıl
| kāne: olduğuna
| ǎāḳibetu: sonunun
| elleƶīne: kimselerin
| min:
| ḳablu: önceki
| kāne: idi
| ekṧeruhum: onların çoğu
| muşrikīne: ortak koşanlardan
| (30:42)

| sīrū: gezin
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| fenZurū: ve bakın
| keyfe: nasıl
| kāne: olduğuna
| ǎāḳibetu: sonunun
| elleƶīne: kimselerin
| min:
| ḳablu: önceki
| kāne: idi
| ekṧeruhum: onların çoğu
| muşrikīne: ortak koşanlardan
| (30:42)|feeḳim: yönelt
| vecheke: yüzünü
| liddīni: dine
| l-ḳayyimi: dosdoğru
| min:
| ḳabli: önce
| en:
| ye'tiye: gelmesinden
| yevmun: gün
| lā:
| meradde: geri çevirilmeyen
| lehu:
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| yevmeiƶin: o gün
| yeSSaddeǔne: bölük bölük ayrılırlar
| (30:43)

| vecheke: yüzünü
| liddīni: dine
| l-ḳayyimi: dosdoğru
| min:
| ḳabli: önce
| en:
| ye'tiye: gelmesinden
| yevmun: gün
| lā:
| meradde: geri çevirilmeyen
| lehu:
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| yevmeiƶin: o gün
| yeSSaddeǔne: bölük bölük ayrılırlar
| (30:43)|men: kim
| kefera: inkar ederse
| feǎleyhi: kendi aleyhinedir
| kufruhu: inkarı
| ve men: ve kim
| ǎmile: yapasa
| SāliHen: iyi bir iş
| felienfusihim: kendileri için
| yemhedūne: hazırlamaktadırlar
| (30:44)

| kefera: inkar ederse
| feǎleyhi: kendi aleyhinedir
| kufruhu: inkarı
| ve men: ve kim
| ǎmile: yapasa
| SāliHen: iyi bir iş
| felienfusihim: kendileri için
| yemhedūne: hazırlamaktadırlar
| (30:44)|liyecziye: mükafatlandırması için
| elleƶīne: kimseleri
| āmenū: inanan(ları)
| ve ǎmilū: ve yapanları
| S-SāliHāti: iyi işler
| min: -ndan
| feDlihi: lutfu-
| innehu: doğrusu O
| lā:
| yuHibbu: sevmez
| l-kāfirīne: kafirleri
| (30:45)

| elleƶīne: kimseleri
| āmenū: inanan(ları)
| ve ǎmilū: ve yapanları
| S-SāliHāti: iyi işler
| min: -ndan
| feDlihi: lutfu-
| innehu: doğrusu O
| lā:
| yuHibbu: sevmez
| l-kāfirīne: kafirleri
| (30:45)|ve min: -nden (biri de)
| āyātihi: O'nun ayetleri-
| en:
| yursile: göndermesidir
| r-riyāHa: rüzgarları
| mubeşşirātin: müjdeler olarak
| veliyuƶiyḳakum: size tattırması için
| min: -nden
| raHmetihi: rahmeti-
| velitecriye: ve yürümesi için
| l-fulku: gemilerin
| biemrihi: buyruğuyla
| velitebteğū: ve aramanız için
| min: -ndan
| feDlihi: O'nun lutfu-
| veleǎllekum: belki
| teşkurūne: şükredersiniz (diye)
| (30:46)

| āyātihi: O'nun ayetleri-
| en:
| yursile: göndermesidir
| r-riyāHa: rüzgarları
| mubeşşirātin: müjdeler olarak
| veliyuƶiyḳakum: size tattırması için
| min: -nden
| raHmetihi: rahmeti-
| velitecriye: ve yürümesi için
| l-fulku: gemilerin
| biemrihi: buyruğuyla
| velitebteğū: ve aramanız için
| min: -ndan
| feDlihi: O'nun lutfu-
| veleǎllekum: belki
| teşkurūne: şükredersiniz (diye)
| (30:46)|veleḳad: andolsun ki
| erselnā: biz gönderdik
| min:
| ḳablike: senden önce
| rusulen: elçileri
| ilā:
| ḳavmihim: kavimlerine
| fe cā'ūhum: onlara geldiler
| bil-beyyināti: delillerle
| fenteḳamnā: ve biz öc aldık
| mine: -den
| elleƶīne: kimseler-
| ecramū: suç işleyen(ler)
| ve kāne: ve idi
| Haḳḳan: borç
| ǎleynā: üzerimize
| neSru: yardım etmek
| l-mu'minīne: mü'minlere
| (30:47)

| erselnā: biz gönderdik
| min:
| ḳablike: senden önce
| rusulen: elçileri
| ilā:
| ḳavmihim: kavimlerine
| fe cā'ūhum: onlara geldiler
| bil-beyyināti: delillerle
| fenteḳamnā: ve biz öc aldık
| mine: -den
| elleƶīne: kimseler-
| ecramū: suç işleyen(ler)
| ve kāne: ve idi
| Haḳḳan: borç
| ǎleynā: üzerimize
| neSru: yardım etmek
| l-mu'minīne: mü'minlere
| (30:47)|Allahu: Allah
| lleƶī: ki
| yursilu: gönderir
| r-riyāHa: rüzgarları
| fetuṧīru: kaldırır
| seHāben: bulutu
| feyebsuTuhu: sonra onu yayar
| fī:
| s-semāi: gökte
| keyfe: nasıl
| yeşā'u: diliyorsa
| ve yec'ǎluhu: ve eder
| kisefen: parça parça
| feterā: ve görürsün
| l-vedḳa: yağmurun
| yeḣrucu: çıktığını
| min:
| ḣilālihi: arasından
| feiƶā: derken
| eSābe: uğratınca
| bihi: onu
| men:
| yeşā'u: dilediğine
| min: -ndan
| ǐbādihi: kulları-
| iƶā: hemen
| hum: onlar
| yestebşirūne: sevinirler
| (30:48)

| lleƶī: ki
| yursilu: gönderir
| r-riyāHa: rüzgarları
| fetuṧīru: kaldırır
| seHāben: bulutu
| feyebsuTuhu: sonra onu yayar
| fī:
| s-semāi: gökte
| keyfe: nasıl
| yeşā'u: diliyorsa
| ve yec'ǎluhu: ve eder
| kisefen: parça parça
| feterā: ve görürsün
| l-vedḳa: yağmurun
| yeḣrucu: çıktığını
| min:
| ḣilālihi: arasından
| feiƶā: derken
| eSābe: uğratınca
| bihi: onu
| men:
| yeşā'u: dilediğine
| min: -ndan
| ǐbādihi: kulları-
| iƶā: hemen
| hum: onlar
| yestebşirūne: sevinirler
| (30:48)|ve in: halbuki
| kānū: onlar idiler
| min: -den
| ḳabli: daha önce-
| en:
| yunezzele: (yağmurun) indirilmesinden
| ǎleyhim: kendilerine
| min:
| ḳablihi: önce
| lemublisīne: umutsuz(dular)
| (30:49)

| kānū: onlar idiler
| min: -den
| ḳabli: daha önce-
| en:
| yunezzele: (yağmurun) indirilmesinden
| ǎleyhim: kendilerine
| min:
| ḳablihi: önce
| lemublisīne: umutsuz(dular)
| (30:49)|fenZur: bir bak
| ilā:
| āṧāri: eserlerine
| raHmeti: rahmetinin
| llahi: Allah'ın
| keyfe: nasıl
| yuHyī: diriltiyor
| l-erDe: yeri
| beǎ'de: -nden sonra
| mevtihā: ölümü-
| inne: şüphe yok ki
| ƶālike: böylece
| lemuHyī: diriltecektir
| l-mevtā: ölüleri
| ve huve: ve O
| ǎlā: üzerine
| kulli: her
| şey'in: şey
| ḳadīrun: kadirdir
| (30:50)

| ilā:
| āṧāri: eserlerine
| raHmeti: rahmetinin
| llahi: Allah'ın
| keyfe: nasıl
| yuHyī: diriltiyor
| l-erDe: yeri
| beǎ'de: -nden sonra
| mevtihā: ölümü-
| inne: şüphe yok ki
| ƶālike: böylece
| lemuHyī: diriltecektir
| l-mevtā: ölüleri
| ve huve: ve O
| ǎlā: üzerine
| kulli: her
| şey'in: şey
| ḳadīrun: kadirdir
| (30:50)