26Su’arâ Suresi
Kuran Sırası: 26
İniş Sırası: 47
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|leǎlleke: sen neredeyse
| bāḣiǔn: helak edeceksin
| nefseke: kendini
| ellā: diye
| yekūnū: etmiyorlar
| mu'minīne: iman
| (26:3)

| bāḣiǔn: helak edeceksin
| nefseke: kendini
| ellā: diye
| yekūnū: etmiyorlar
| mu'minīne: iman
| (26:3)|in: eğer
| neşe': dilesek
| nunezzil: indiririz
| ǎleyhim: onların üzerine
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| āyeten: bir mu'cize
| feZellet: ve oluverir
| eǎ'nāḳuhum: boyunları
| lehā: ona
| ḣāDiǐyne: eğilip kalmış
| (26:4)

| neşe': dilesek
| nunezzil: indiririz
| ǎleyhim: onların üzerine
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| āyeten: bir mu'cize
| feZellet: ve oluverir
| eǎ'nāḳuhum: boyunları
| lehā: ona
| ḣāDiǐyne: eğilip kalmış
| (26:4)|ve mā: ve
| ye'tīhim: onlara gelmez
| min: hiçbir
| ƶikrin: Zikir (uyarı)
| mine: -dan
| r-raHmāni: Rahman-
| muHdeṧin: yeni
| illā:
| kānū: olmadıkları
| ǎnhu: ondan
| muǎ'riDīne: yüz çevirici
| (26:5)

| ye'tīhim: onlara gelmez
| min: hiçbir
| ƶikrin: Zikir (uyarı)
| mine: -dan
| r-raHmāni: Rahman-
| muHdeṧin: yeni
| illā:
| kānū: olmadıkları
| ǎnhu: ondan
| muǎ'riDīne: yüz çevirici
| (26:5)|feḳad: şüphesiz
| keƶƶebū: yalanladılar
| feseye'tīhim: ama kendilerine gelecektir
| enbā'u: haberleri
| mā: şeyin
| kānū: oldukları
| bihi: onunla
| yestehziūne: alay edip duruyor(lar)
| (26:6)

| keƶƶebū: yalanladılar
| feseye'tīhim: ama kendilerine gelecektir
| enbā'u: haberleri
| mā: şeyin
| kānū: oldukları
| bihi: onunla
| yestehziūne: alay edip duruyor(lar)
| (26:6)|evelem:
| yerav: bakmadılar mı?
| ilā:
| l-erDi: yeryüzüne
| kem: kaç
| enbetnā: bitirmişizdir
| fīhā: orada
| min: çeşitten
| kulli: her
| zevcin: çifti
| kerīmin: güzel
| (26:7)

| yerav: bakmadılar mı?
| ilā:
| l-erDi: yeryüzüne
| kem: kaç
| enbetnā: bitirmişizdir
| fīhā: orada
| min: çeşitten
| kulli: her
| zevcin: çifti
| kerīmin: güzel
| (26:7)|inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyeten: bir ibret
| vemā: ama yine
| kāne: değillerdir
| ekṧeruhum: çokları
| mu'minīne: inanıcı
| (26:8)

| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyeten: bir ibret
| vemā: ama yine
| kāne: değillerdir
| ekṧeruhum: çokları
| mu'minīne: inanıcı
| (26:8)|ve inne: ve şüphesiz
| rabbeke: Rabbin
| lehuve: işte O
| l-ǎzīzu: üstündür
| r-raHīmu: merhamet edendir
| (26:9)

| rabbeke: Rabbin
| lehuve: işte O
| l-ǎzīzu: üstündür
| r-raHīmu: merhamet edendir
| (26:9)|ve iƶ: hani
| nādā: seslenmişti
| rabbuke: Rabbin
| mūsā: Musa'ya
| eni: diye
| 'ti: git
| l-ḳavme: kavmine
| Z-Zālimīne: zalimler
| (26:10)

| nādā: seslenmişti
| rabbuke: Rabbin
| mūsā: Musa'ya
| eni: diye
| 'ti: git
| l-ḳavme: kavmine
| Z-Zālimīne: zalimler
| (26:10)|ḳāle: (Musa) dedi
| rabbi: Rabbim
| innī: şüphesiz ben
| eḣāfu: korkuyorum
| en: diye
| yukeƶƶibūni: beni yalanlayacaklar
| (26:12)

| rabbi: Rabbim
| innī: şüphesiz ben
| eḣāfu: korkuyorum
| en: diye
| yukeƶƶibūni: beni yalanlayacaklar
| (26:12)|ve yeDīḳu: ve daralıyor
| Sadrī: göğsüm
| ve lā: ve
| yenTaliḳu: açılmıyor
| lisānī: dilim
| feersil: onun için elçilik ver
| ilā:
| hārūne: Harun'a da
| (26:13)

| Sadrī: göğsüm
| ve lā: ve
| yenTaliḳu: açılmıyor
| lisānī: dilim
| feersil: onun için elçilik ver
| ilā:
| hārūne: Harun'a da
| (26:13)|ve lehum: ve Onların
| ǎleyye: bana yükledikleri
| ƶenbun: bir suç
| feeḣāfu: korkuyorum
| en: diye
| yeḳtulūni: beni öldürecekler
| (26:14)

| ǎleyye: bana yükledikleri
| ƶenbun: bir suç
| feeḣāfu: korkuyorum
| en: diye
| yeḳtulūni: beni öldürecekler
| (26:14)|ḳāle: (Allah) dedi
| kellā: hayır
| feƶhebā: ikiniz de gidin
| biāyātinā: ayetlerimizle
| innā: şüphesiz biz
| meǎkum: sizinle beraberiz
| mustemiǔne: dinliyoruz
| (26:15)

| kellā: hayır
| feƶhebā: ikiniz de gidin
| biāyātinā: ayetlerimizle
| innā: şüphesiz biz
| meǎkum: sizinle beraberiz
| mustemiǔne: dinliyoruz
| (26:15)|fe'tiyā: gidin ikiniz
| fir'ǎvne: Fir'avn'e
| fe ḳūlā: ve deyin ki
| innā: gerçekten biz
| rasūlu: elçisiyiz
| rabbi: Rabbinin
| l-ǎālemīne: alemlerin
| (26:16)

| fir'ǎvne: Fir'avn'e
| fe ḳūlā: ve deyin ki
| innā: gerçekten biz
| rasūlu: elçisiyiz
| rabbi: Rabbinin
| l-ǎālemīne: alemlerin
| (26:16)|ḳāle: (Fir'avn) dedi ki
| elem:
| nurabbike: biz seni yetiştirmedik mi?
| fīnā: içimizden
| velīden: bir çocuk olarak
| velebiṧte: ve kalmadın mı?
| fīnā: aramızda
| min:
| ǔmurike: ömründen
| sinīne: nice yıllar
| (26:18)

| elem:
| nurabbike: biz seni yetiştirmedik mi?
| fīnā: içimizden
| velīden: bir çocuk olarak
| velebiṧte: ve kalmadın mı?
| fīnā: aramızda
| min:
| ǔmurike: ömründen
| sinīne: nice yıllar
| (26:18)|ve feǎlte: ve yaptın
| feǎ'leteke: yaptığın
| lletī:
| feǎlte: o (kötü) işi
| ve ente: ve sen
| mine: -den(sin)
| l-kāfirīne: nankörler-
| (26:19)

| feǎ'leteke: yaptığın
| lletī:
| feǎlte: o (kötü) işi
| ve ente: ve sen
| mine: -den(sin)
| l-kāfirīne: nankörler-
| (26:19)|ḳāle: (Musa) dedi
| feǎltuhā: onu yaptığım
| iƶen: zaman
| veenā: ben
| mine:
| D-Dāllīne: dalalette idim
| (26:20)

| feǎltuhā: onu yaptığım
| iƶen: zaman
| veenā: ben
| mine:
| D-Dāllīne: dalalette idim
| (26:20)|feferartu: kaçtım
| minkum: aranızdan
| lemmā:
| ḣiftukum: sizden korkunca
| fevehebe: sonra verdi
| lī: bana
| rabbī: Rabbim
| Hukmen: hükümdarlık
| ve ceǎlenī: ve beni yaptı
| mine: -den
| l-murselīne: elçiler-
| (26:21)

| minkum: aranızdan
| lemmā:
| ḣiftukum: sizden korkunca
| fevehebe: sonra verdi
| lī: bana
| rabbī: Rabbim
| Hukmen: hükümdarlık
| ve ceǎlenī: ve beni yaptı
| mine: -den
| l-murselīne: elçiler-
| (26:21)|ve tilke: ve işte
| niǎ'metun: ni'met
| temunnuhā: kaktığın
| ǎleyye: başıma
| en: (yüzündendir)
| ǎbbedte: köle yapman
| benī: oğullarını
| isrāīle: İsrail
| (26:22)

| niǎ'metun: ni'met
| temunnuhā: kaktığın
| ǎleyye: başıma
| en: (yüzündendir)
| ǎbbedte: köle yapman
| benī: oğullarını
| isrāīle: İsrail
| (26:22)|ḳāle: dedi ki
| rabbu: Rabbidir
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| ve mā: ve olanların
| beynehumā: ikisi arasında
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| mūḳinīne: gerçekten inanan kimseler
| (26:24)

| rabbu: Rabbidir
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| ve mā: ve olanların
| beynehumā: ikisi arasında
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| mūḳinīne: gerçekten inanan kimseler
| (26:24)|ḳāle: (Fir'avn) dedi
| limen: kimselere
| Havlehu: çevresinde bulunan
| elā:
| testemiǔne: işitiyor musunuz?
| (26:25)

| limen: kimselere
| Havlehu: çevresinde bulunan
| elā:
| testemiǔne: işitiyor musunuz?
| (26:25)|ḳāle: (Musa) dedi
| rabbukum: sizin Rabbinizdir
| ve rabbu: ve Rabbidir
| ābāikumu: atalarınızın
| l-evvelīne: önceki
| (26:26)

| rabbukum: sizin Rabbinizdir
| ve rabbu: ve Rabbidir
| ābāikumu: atalarınızın
| l-evvelīne: önceki
| (26:26)|ḳāle: (Fir'avn) dedi
| inne: şüphesiz
| rasūlekumu: elçiniz
| lleƶī:
| ursile: gönderilen
| ileykum: size
| lemecnūnun: mutlaka delidir
| (26:27)

| inne: şüphesiz
| rasūlekumu: elçiniz
| lleƶī:
| ursile: gönderilen
| ileykum: size
| lemecnūnun: mutlaka delidir
| (26:27)|ḳāle: (Musa) dedi
| rabbu: Rabbidir
| l-meşriḳi: doğunun
| velmeğribi: ve batının
| ve mā: ve olanların
| beynehumā: bunlar arasında
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| teǎ'ḳilūne: düşünüyor
| (26:28)

| rabbu: Rabbidir
| l-meşriḳi: doğunun
| velmeğribi: ve batının
| ve mā: ve olanların
| beynehumā: bunlar arasında
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| teǎ'ḳilūne: düşünüyor
| (26:28)|ḳāle: (Fir'avn) dedi
| leini: andolsun ki eğer
| tteḣaƶte: edinirsen
| ilāhen: bir tanrı
| ğayrī: benden başka
| leec'ǎlenneke: seni mutlaka yapacağım
| mine: -dan
| l-mescūnīne: zindana atılanlar-
| (26:29)

| leini: andolsun ki eğer
| tteḣaƶte: edinirsen
| ilāhen: bir tanrı
| ğayrī: benden başka
| leec'ǎlenneke: seni mutlaka yapacağım
| mine: -dan
| l-mescūnīne: zindana atılanlar-
| (26:29)|ḳāle: (Musa) dedi
| evelev:
| ci'tuke: sana getirsem de mi?
| bişey'in: bir şey
| mubīnin: apaçık
| (26:30)

| evelev:
| ci'tuke: sana getirsem de mi?
| bişey'in: bir şey
| mubīnin: apaçık
| (26:30)|ḳāle: (Fir'avn) dedi
| fe'ti: getir
| bihi: onu
| in: eğer
| kunte: isen
| mine: -dan
| S-Sādiḳīne: doğrular-
| (26:31)

| fe'ti: getir
| bihi: onu
| in: eğer
| kunte: isen
| mine: -dan
| S-Sādiḳīne: doğrular-
| (26:31)|feelḳā: sonra attı
| ǎSāhu: asasını
| fe iƶā: bir de (baktılar ki)
| hiye: o
| ṧuǎ'bānun: bir ejderha
| mubīnun: apaçık
| (26:32)

| ǎSāhu: asasını
| fe iƶā: bir de (baktılar ki)
| hiye: o
| ṧuǎ'bānun: bir ejderha
| mubīnun: apaçık
| (26:32)|ve nezeǎ: ve çıkardı
| yedehu: elini
| fe iƶā: işte
| hiye: o (da)
| beyDā'u: parıl parıl parlıyor(du)
| linnāZirīne: bakanlara
| (26:33)

| yedehu: elini
| fe iƶā: işte
| hiye: o (da)
| beyDā'u: parıl parıl parlıyor(du)
| linnāZirīne: bakanlara
| (26:33)|ḳāle: (Fir'avn) dedi
| lilmelei: ileri gelenlere
| Havlehu: çevresindeki
| inne: şüphesiz
| hāƶā: bu
| lesāHirun: bir büyücüdür
| ǎlīmun: bilen
| (26:34)

| lilmelei: ileri gelenlere
| Havlehu: çevresindeki
| inne: şüphesiz
| hāƶā: bu
| lesāHirun: bir büyücüdür
| ǎlīmun: bilen
| (26:34)|yurīdu: istiyor
| en:
| yuḣricekum: sizi çıkarmak
| min: -dan
| erDikum: toprağınız-
| bisiHrihi: büyüsüyle
| femāƶā: o halde ne?
| te'murūne: buyurursunuz
| (26:35)

| en:
| yuḣricekum: sizi çıkarmak
| min: -dan
| erDikum: toprağınız-
| bisiHrihi: büyüsüyle
| femāƶā: o halde ne?
| te'murūne: buyurursunuz
| (26:35)|ḳālū: dediler ki
| ercih: onu beklet
| ve eḣāhu: ve kardeşini
| veb'ǎṧ: ve gönder
| fī:
| l-medāini: kentlere
| Hāşirīne: toplayıcılar
| (26:36)

| ercih: onu beklet
| ve eḣāhu: ve kardeşini
| veb'ǎṧ: ve gönder
| fī:
| l-medāini: kentlere
| Hāşirīne: toplayıcılar
| (26:36)|fecumiǎ: ve bir araya getirildi
| s-seHaratu: büyücüler
| limīḳāti: belirlenen vaktinde
| yevmin: bir günün
| meǎ'lūmin: belli
| (26:38)

| s-seHaratu: büyücüler
| limīḳāti: belirlenen vaktinde
| yevmin: bir günün
| meǎ'lūmin: belli
| (26:38)|ve ḳīle: ve denildi
| linnāsi: halka da
| hel: musunuz?
| entum: siz de
| muctemiǔne: toplanıyor
| (26:39)

| linnāsi: halka da
| hel: musunuz?
| entum: siz de
| muctemiǔne: toplanıyor
| (26:39)|leǎllenā: umarız ki
| nettebiǔ: onlara uyarız
| s-seHarate: büyücülere
| in: eğer
| kānū: ise
| humu: onlar
| l-ğālibīne: üstün gelirler
| (26:40)

| nettebiǔ: onlara uyarız
| s-seHarate: büyücülere
| in: eğer
| kānū: ise
| humu: onlar
| l-ğālibīne: üstün gelirler
| (26:40)|felemmā: ne zaman ki
| cā'e: geldi(ler)
| s-seHaratu: büyücüler
| ḳālū: dediler
| lifir'ǎvne: Fir'avn'a
| einne: var değil mi?
| lenā: bize
| leecran: bir ücret
| in: eğer
| kunnā: olursak
| neHnu: biz
| l-ğālibīne: üstün gelenler
| (26:41)

| cā'e: geldi(ler)
| s-seHaratu: büyücüler
| ḳālū: dediler
| lifir'ǎvne: Fir'avn'a
| einne: var değil mi?
| lenā: bize
| leecran: bir ücret
| in: eğer
| kunnā: olursak
| neHnu: biz
| l-ğālibīne: üstün gelenler
| (26:41)|ḳāle: dedi
| neǎm: evet
| ve innekum: şüphesiz siz
| iƶen: o takdirde
| lemine:
| l-muḳarrabīne: yakınlardan olacaksınız
| (26:42)

| neǎm: evet
| ve innekum: şüphesiz siz
| iƶen: o takdirde
| lemine:
| l-muḳarrabīne: yakınlardan olacaksınız
| (26:42)|ḳāle: dedi
| lehum: onlara
| mūsā: Musa
| elḳū: atın
| mā: şeyi
| entum: siz
| mulḳūne: atacağınız
| (26:43)

| lehum: onlara
| mūsā: Musa
| elḳū: atın
| mā: şeyi
| entum: siz
| mulḳūne: atacağınız
| (26:43)|feelḳav: sonra attılar
| Hibālehum: iplerini
| ve ǐSiyyehum: ve değneklerini
| ve ḳālū: ve dediler
| biǐzzeti: şerefine
| fir'ǎvne: Fir'avn'ın
| innā: biz
| leneHnu: elbette biz
| l-ğālibūne: galib geleceğiz
| (26:44)

| Hibālehum: iplerini
| ve ǐSiyyehum: ve değneklerini
| ve ḳālū: ve dediler
| biǐzzeti: şerefine
| fir'ǎvne: Fir'avn'ın
| innā: biz
| leneHnu: elbette biz
| l-ğālibūne: galib geleceğiz
| (26:44)|feelḳā: attı
| mūsā: Musa
| ǎSāhu: asasını
| fe iƶā: birden
| hiye: o
| telḳafu: yutmağa başladı
| mā: şey(ler)i
| ye'fikūne: onların uydurdukları
| (26:45)

| mūsā: Musa
| ǎSāhu: asasını
| fe iƶā: birden
| hiye: o
| telḳafu: yutmağa başladı
| mā: şey(ler)i
| ye'fikūne: onların uydurdukları
| (26:45)|ḳāle: (Fir'avn) dedi
| āmentum: inandınız mı?
| lehu: ona
| ḳable: önce
| en:
| āƶene: ben izin vermeden
| lekum: size
| innehu: şüphesiz O
| lekebīrukumu: büyüğünüzdür
| lleƶī:
| ǎllemekumu: size öğreten
| s-siHra: büyüyü
| felesevfe: öyleyse yakında
| teǎ'lemūne: bileceksiniz
| leuḳaTTiǎnne: mutlaka keseceğim
| eydiyekum: ellerinizi
| ve erculekum: ve ayaklarınızı
| min:
| ḣilāfin: çapraz olarak
| veleuSallibennekum: ve asacağım
| ecmeǐyne: hepinizi
| (26:49)

| āmentum: inandınız mı?
| lehu: ona
| ḳable: önce
| en:
| āƶene: ben izin vermeden
| lekum: size
| innehu: şüphesiz O
| lekebīrukumu: büyüğünüzdür
| lleƶī:
| ǎllemekumu: size öğreten
| s-siHra: büyüyü
| felesevfe: öyleyse yakında
| teǎ'lemūne: bileceksiniz
| leuḳaTTiǎnne: mutlaka keseceğim
| eydiyekum: ellerinizi
| ve erculekum: ve ayaklarınızı
| min:
| ḣilāfin: çapraz olarak
| veleuSallibennekum: ve asacağım
| ecmeǐyne: hepinizi
| (26:49)|ḳālū: dediler
| lā: yok
| Deyra: zarar
| innā: muhakkak biz
| ilā:
| rabbinā: Rabbimize
| munḳalibūne: döneceğiz
| (26:50)

| lā: yok
| Deyra: zarar
| innā: muhakkak biz
| ilā:
| rabbinā: Rabbimize
| munḳalibūne: döneceğiz
| (26:50)