Bunlar, Allah, insan, kâinat ilişkilerini ve ilâhî düzeni açıklayan apaçık mükemmel kutsal kitabın, Kur’ân’ın âyetleridir.(26:2)
Rasûlüm, onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendini helâk edeceksin!(26:3)
Bizim sünnetimizin, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olursa, onların üzerlerine gökten bir âyet, bir mûcize indiririz. Bu mûcizeden dolayı toplu olarak boyun eğmek mecburiyetinde kalırlar.(26:4)
Kendilerine, Rahmet sahibi Rahman olan Allah’tan, okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur’ân âyetleri, yeni bir öğüt gelir gelmez, ille de ondan yüz çeviriyorlar, tebliği engelliyorlar.(26:5)
Üstelik onu, Kur’ân’ı yalanladılar. Onlara alay edip durdukları şeyin gücünün, kendilerine getireceği sıkıntı ile ilgili haberler, yakında, dünyada da, âhirette de başlarına gelecek.(26:6)
Erkekli dişili güzel, faydalı çiftlerin her türünden nice bitkiler yetiştirdiğimiz yeryüzüne bakmıyorlar mı?(26:7)
Bunlarda, Allah’ın kudretine, ilmine, hikmet sahibi olduğuna işaretler, insanlar için ibretler vardır. Ama onların çoğu, mü’min olacak değildi.(26:8)
Senin Rabbin kudretli ve hükümrandır. Engin merhamet sahibidir.(26:9)
Hani Rabbin Mûsâ’ya:
'İnkârda, isyanda ileri giden baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, insanları köleleştiren o zâlim kavme git.' diye nida etmişti.(26:10)
'Firavun’un kavmine git. Hâlâ, bana sığınmayacaklar, emirlerime yapışmayacaklar, günahlardan arınıp, azâbımdan korunmayacaklar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranmayacaklar, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olmayacaklar mı?'(26:11)
'İkiniz Firavun’a gidin. Biz âlemlerin, bütün varlıkların Rabbinin elçisiyiz.' deyin.(26:16)
'Temel hak ve hürriyetlerinin kısıtlanmasına son vererek, İsrâiloğulları’nı bizimle gönder' deyin.(26:17)
Firavun:
'Biz seni, çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?' dedi.(26:18)
'Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankör birisisin.'(26:19)
Mûsâ:
'Bir yumruğun ölüme sebebiyet vereceğini bilerek yapmışsam, o takdirde düzen, kural tanımayanlardan, helâki hak edenlerden olurum.' dedi.(26:20)
'Sizden korkunca aranızdan kaçtım. Rabbim bana hikmete dayalı hükümranlık, yargı ve icra yetkisi, şeriat bahşetti. Beni özgürce sorumluluklarımı yerine getirmek üzere peygamberlikle görevlendirilenler arasına dahil etti.'(26:21)
'Şu, nimet sayarak başıma kaktığın şeylere bak, İsrâiloğulları’nı köle olarak hizmetinde kullanmanın, oğullarını boğazlamanın, ilâhî bir tecelli ile boğazlanmaktan kurtarılmamın neresi senin tarafından bahşedilen nimet?'(26:22)
Firavun:
'Âlemlerin bütün varlıkların Rabbi dediğin nedir?' diye sordu.(26:23)
Mûsâ:
'İlme, delile ve gerekçeye itibar eden, inanan kişiler olsanız, itiraf edersiniz ki, O, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki varlıkların ve imkânların yaratıcısı, düzeninin hâkimi, Rabbidir' dedi.(26:24)
Mûsâ:
'Sizin Rabbiniz, önceki atalarınızın Rabbi' dedi.(26:26)
Firavun:
'Size özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderilen Rasulünüz kesinlikle cinlere mahkûm olmuş biridir, delidir' dedi.(26:27)
Mûsâ:
'Aklınız başınızdaysa, eşyanın hakikatini, kâinatın yaratılışındaki nihai sebebi kavramışsanız eğer, doğunun, batının ve ikisi arasında bulunanların Rabbi.' dedi.(26:28)
Firavun:
'Benden başka tanrı edinirsen eğer, kesinlikle seni zindana kapatılanların arasına koyarım' dedi.(26:29)
Mûsâ:
'Sana hak peygamber olduğumu teyit eden apaçık bir mucize getirmiş olsam da mı?' dedi.(26:30)
Firavun:
'İddianda doğru isen, dediğini yap, bakalım' dedi.(26:31)
Mûsâ asâsını attı. Bir de ne görsünler, asâ, aşikâre bir ejderha oluverdi.(26:32)
Elini koynundan çıkardı. Bir de ne görsünler! Bakanlara bembeyaz, ışıl ışıl göründü.(26:33)
Firavun, etrafındaki devlet büyüklerine:
'Bu, kesinlikle bilge bir sihirbaz' dedi.(26:34)
'Sizi, aklınızı etki altına alan sihiriyle topraklarınızdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?'(26:35)
Onlar:
'Onu kardeşiyle beraber burada eğle. Şehirlere sihirbazları toplamaya adamlar gönder.' dediler.(26:36)
'Bütün ünlü bilge sihirbazları getirsinler.'(26:37)
Sihirbazlar, belli günün tayin edilen saatinde bir araya geldiler.(26:38)
Firavun:
'Ben size izin vermeden mi, ona boyun eğip güvendiniz? Anlaşıldı ki, size sihri öğreten büyüğünüzmüş o. Şimdi size yapacaklarımı göreceksiniz. Ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Hepinizi astıracağım.' dedi.(26:49)
Sihirbazlar:
'Zararı yok. Nasıl olsa, Rabbimize döneceğiz.' dediler.(26:50)