Abdulbaki Gölpınarlı 🔊 Meali
Bunlardır gerçekle bâtılı açıklayan kitabın âyetleri.(26:2)

Kendine kıyacaksın inanmıyorlar diye âdetâ.(26:3)

Dileseydik gökten bir delîl indirirdik onlara, onun karşısında başlarını eğerlerdi, kalakalırlardı.(26:4)

Rahman katından, Kur'ân'ın yeni bir âyeti indi mi, hemen yüz çevirirler ondan.(26:5)

Gerçekten de yalanladılar, artık yakında alay ettikleri şeyin haberleri gelip çatacak onlara.(26:6)

Bakmazlar mı yeryüzüne, nice güzelim nebatlar bitirdik çifter çifter orada.(26:7)

Bunda bir delil var elbette ve çoğu inanmaz gene de.(26:8)

Ve şüphe yok ki Rabbin, elbette üstündür, rahîmdir.(26:9)

An o zamanı ki hani Rabbin, Mûsâ'ya, git zâlimler topluluğuna diye nidâ etmişti,(26:10)

Firavun'un kavmine, hâlâ mı çekinmeyecekler?(26:11)

Mûsâ, Rabbim demişti, gerçekten de beni yalanlarlar diye korkuyorum.(26:12)

Gönlüm daralır, dilim açılmaz, sen Hârûn'u gönder.(26:13)

Ve bir de onlara karşı suçum var, korkarım, öldürürler beni.(26:14)

Rab, hayır dedi, ikiniz de, delillerimizle gidin, şüphe yok ki biz, sizinleyiz, her şeyi duyarız.(26:15)

Firavun'un tapısına geldiler de biz dediler, şüphe yok ki âlemlerin Rabbinin peygamberleriyiz.(26:16)

İsrâiloğullarını bizimle gönder.(26:17)

Firavun, sen dedi, çocukken içimizde büyüyüp yetişmedin mi ve ömrünün nice yılını aramızda geçirmedin mi?(26:18)

Ve o yaptığın işi de yaptın ve sen, nankörlerdensin.(26:19)

Mûsâ, o işi yaptım ama dedi, o vakit cahillerdendim.(26:20)

Korktuğumdan da hemen kaçtım sizden, derken Rabbim bana peygamberlik verdi ve beni, peygamberler zümresine aldı.(26:21)

Verdiğin nîmeti başıma kakıyorsun ama bu da, İsrâiloğullarını kendine kul edindiğinden meydana gelen bir şeydi.(26:22)

Firavun, âlemlerin Rabbi nedir ki, dedi.(26:23)

Mûsâ, göklerin ve yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin Rabbi, dedi, iyice bilip anlıyorsanız.(26:24)

Firavun, etrafındakilere, işitiyor musunuz? dedi.(26:25)

Mûsâ, sizin de Rabbinizdir dedi, sizden önce gelip geçen atalarınızın da Rabbi.(26:26)

Firavun, gerçekten de dedi, size gönderilen peygamberiniz, mutlaka deli.(26:27)

Mûsâ, doğunun da Rabbidir dedi, batının da ve ikisi arasında bulunanların da düşünüp akıl ediyorsanız.(26:28)

Firavun, eğer dedi, benden başka bir mâbut kabûl edersen seni mutlaka zindana atılmışlara katarım, hapsederim.(26:29)

Mûsâ, ya sana dedi, apaçık bir delil gösterirsem,(26:30)

Firavun, doğru söyleyenlerdensen hadi dedi, göster onu.(26:31)

Mûsâ, sopasını attı, sopa hemen apaçık görünen koca bir ejderhâ oldu.(26:32)

Elini koynundan çıkardı, derhal bakanlara parıl parıl parlayan bembeyaz bir el göründü.(26:33)

Firavun, yanındaki ileri gelenlere, gerçekten de dedi, bu, pek bilgili bir büyücü.(26:34)

Sizi, büyüsüyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor, ne buyurursunuz şimdi?(26:35)

Ona ve kardeşine bir zaman mühlet ver dediler ve şehirlere, büyücüleri toplayıp getirecek adamlar yolla da.(26:36)

Adamakıllı bilgili bütün büyücüleri tapına getirsinler.(26:37)

Muayyen bir günün muayyen bir zamânında büyücüler toplandı.(26:38)

Halka da denildi ki siz de toplanıyor musunuz?(26:39)

Umarız ki üst gelirlerse biz de büyücülere uyarız.(26:40)

Derken büyücüler gelince Firavun'a üst gelirsek dediler, bize bir mükâfat var mı?(26:41)

Firavun, evet dedi, siz o zaman yakınlarımdan olursunuz.(26:42)

Mûsâ, onlara, atacağınız şeyleri atın dedi.(26:43)

İplerini sopalarını attılar ve Firavun'un yüceliği hakkı için dediler, biz elbette üst olacağız.(26:44)

Derken Mûsâ da sopasını attı, sopa, hemen onların düzüp meydana getirdiği şeyleri yutmaya başladı.(26:45)

Büyücüler, derhal secdeye kapandılar.(26:46)

Alemlerin Rabbine inandık dediler.(26:47)

Firavun, size izin vermeden inandınız ha dedi, şüphe yok ki o, sizin büyüğünüz, büyüyü o öğretti size; şimdi anlarsınız siz, mutlaka ellerinizi, ayaklarınızı çaprazvari kestireceğim ve hepinizi de astıracağım.(26:49)

Zararı yok dediler, şüphe yok ki biz, dönüp Rabbimize varacağız.(26:50)
