Kırık Meal (Arapça) : |أَمْ: yoksa | حَسِبَ: sandılar (mı ki?) | الَّذِينَ: kimseler | اجْتَرَحُوا: işleyen | السَّيِّئَاتِ: kötülükleri | أَنْ: | نَجْعَلَهُمْ: onları yapacağımızı | كَالَّذِينَ: kimseler gibi | امَنُوا: inanan | وَعَمِلُوا: ve yapan | الصَّالِحَاتِ: iyi ameller | سَوَاءً: bir olacak (öyle mi?) | مَحْيَاهُمْ: yaşamaları | وَمَمَاتُهُمْ: ve ölümleri | سَاءَ: ne kötü | مَا: | يَحْكُمُونَ: hüküm veriyorlar |
Kırık Meal (Harekesiz) : |أم ÊMyoksa | حسب ḪSBsandılar (mı ki?) | الذين ELZ̃YNkimseler | اجترحوا ECTRḪWEişleyen | السيئات ELSYÙETkötülükleri | أن ÊN | نجعلهم NCALHMonları yapacağımızı | كالذين KELZ̃YNkimseler gibi | آمنوا ËMNWEinanan | وعملوا WAMLWEve yapan | الصالحات ELṦELḪETiyi ameller | سواء SWEÙbir olacak (öyle mi?) | محياهم MḪYEHMyaşamaları | ومماتهم WMMETHMve ölümleri | ساء SEÙne kötü | ما ME | يحكمون YḪKMWNhüküm veriyorlar |
Kırık Meal (Okunuş) : |em: yoksa | Hasibe: sandılar (mı ki?) | elleƶīne: kimseler | cteraHū: işleyen | s-seyyiāti: kötülükleri | en: | nec'ǎlehum: onları yapacağımızı | kālleƶīne: kimseler gibi | āmenū: inanan | ve ǎmilū: ve yapan | S-SāliHāti: iyi ameller | sevā'en: bir olacak (öyle mi?) | meHyāhum: yaşamaları | ve memātuhum: ve ölümleri | sā'e: ne kötü | mā: | yeHkumūne: hüküm veriyorlar |
Kırık Meal (Transcript) : |ÊM: yoksa | ḪSB: sandılar (mı ki?) | ELZ̃YN: kimseler | ECTRḪVE: işleyen | ELSYÙET: kötülükleri | ÊN: | NCALHM: onları yapacağımızı | KELZ̃YN: kimseler gibi | ËMNVE: inanan | VAMLVE: ve yapan | ELṦELḪET: iyi ameller | SVEÙ: bir olacak (öyle mi?) | MḪYEHM: yaşamaları | VMMETHM: ve ölümleri | SEÙ: ne kötü | ME: | YḪKMVN: hüküm veriyorlar |
Abdulbaki Gölpınarlı : Yoksa kötülük kazananlar, kendilerini de îmân edenler ve iyi işlerde bulunanlarla eşit mi tutacağız, dirimleri de, ölümleri de onlarla bir olacak mı sanıyorlar? Ne de kötü hükmediyorlar.
Adem Uğur : Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini, inanıp iyi ameller işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Ahmed Hulusi : Yoksa kötülükleri kazananlar, kendilerini, iman edip imanın gereğini uygulayanlarla aynı kılacağımızı; hayatlarında ve mematlarında eşit (tutacağımızı) mi sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Ahmet Tekin : Yoksa kötü ameller, günahlar işleyenler, hayatlarında da, öldükten sonra da kendilerini; iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenlerle bir tutacağımızı mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Ahmet Varol : Yoksa kötülükleri işleyenler kendilerini, hayatları da ölümleri de bir olacak şekilde, iman edip salih ameller işleyenlerle bir tutacağımızı mı sandılar? Ne kadar kötü hüküm veriyorlar!
Ali Bulaç : Yoksa kötülüklere batıp yara alanlar, kendilerini iman edip salih amellerde bulunanlar gibi kılacağımızı mı sandılar? Hayatları ve ölümleri bir mi (olacak)? Ne kötü hüküm veriyorlar.
Ali Fikri Yavuz : Yoksa o kötülükleri işleyib duranlar, kendilerini, iman edib salih ameller işliyenler gibi yapacağız, hayat ve ölümlerini bir tutacağız mı sandılar? Ne fena hüküm veriyorlar...
Bekir Sadak : Yoksa, kotuluk isleyen kimseler, olumlerinde ve diriliklerinde kendilerini, inanip yararli is isleyen kimseler ile bir mi tutacagimizi sandilar? Ne kotu hukum veriyorlar! *
Celal Yıldırım : Yoksa o kötülükleri işleyip duranları; imân edip iyi-yararlı amellerde bulunanlar gibi mi yapacağız, hayatlarını, ölümlerini bir mi tutacağımızı sanıyorlar ? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Diyanet İşleri : Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Diyanet İşleri (eski) : Yoksa, kötülük işleyen kimseler, ölümlerinde ve diriliklerinde kendilerini, inanıp yararlı iş işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Diyanet Vakfi : Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini, inanıp iyi ameller işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Edip Yüksel : Kötülükleri işleyen kimseler, dirildiklerinde ve ölümlerinde, kendilerini, inanıp erdemli davrananlarla bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Yoksa, kötülük işleyenler, hayatlarında ve ölümlerinde kendilerini, iman edip iyi ameller işleyen kimselerle bir tutacağımızı mı zannettiler? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Yoksa o kötülükleri yapıp duran kimseler, kendilerini iman edip iyi ameller yapan kimseler gibi yapacağız, hayatlarını ve ölümlerini bir tutacağız mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır : Yoksa o kötülükleri yapıp duran kimseler, kendilerini o iyman edip salih ameller yapan kimseler gibi yapacağız, hayat ve memâtlarını müsavî kılacağız mı sandılar? Ne fena hukmediyorlar!
Fizilal-il Kuran : Yoksa kötülükleri işleyen kimseler kendilerini inanıp iyi ameller işleyenlerle bir tutacağımızı mı sandılar? Yaşamaları ve ölmeleri bir olacak öyle mi? Ne kötü hüküm veriyorlar.
Gültekin Onan : Yoksa kötülüklere batıp yara alanlar, kendilerini inanıp salih amellerde bulunanlar gibi kılacağımızı mı sandılar? Hayatları ve ölümleri bir mi (olacak)? Ne kötü hüküm veriyorlar.
Hakkı Yılmaz : Yoksa kötülükleri işleyen o kimseler, kendilerini, hayatlarında ve ölümlerinde, iman eden ve düzeltmeye yönelik işler yapan kimseler gibi yapacağımızı mı zannettiler? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Hasan Basri Çantay : Yoksa kötülükleri kazananlar, kendilerini, îman edib de iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunanlar gibi mi yapacağız, dirim ve ölümleri bir mi olacak sandı (lar). Hükmedegeldikleri (bu) şey ne fena!
Hayrat Neşriyat : Yoksa kötülükleri işleyenler, hayatlarında ve ölümlerinde kendilerini, îmân edip sâlih amel işleyen kimselerle bir tutacağımızı mı sandı(lar)? Ne kötü hüküm veriyorlar!
İbni Kesir : Yoksa; kötülükleri kazananlar, ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini iman edip salih amel işleyen kimseler ile bir tutacağımızı mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar.
İskender Evrenosoğlu : Yoksa kötülük işleyenler, zannediyorlar mı ki, onları, âmenû olan (Allah'a ulaşmayı dileyen) ve salih ameller (nefs tezkiyesi) yapanlar gibi kılacağız ve onların hayatları ve ölümleri eşit olacak? Hüküm verdikleri şey ne kötü.
Muhammed Esed : Kötülük işleyenlere gelince: onlar kendilerini hayatlarında ve ölümlerinde, iman edip doğru ve yararlı işler yapanlarla aynı yere koyacağımızı mı sanırlar? Onların yargıları ne kadar da kötü!
Ömer Nasuhi Bilmen : Yoksa o kötülükleri kazananlar sandılar mı ki onları imân etmiş ve sâlih sâlih amellerde bulunmuş kimseler gibi kılacağız? Onların berhayat olmaları ile ölümlerini müsavi (bulunduracağız)? Ne fena hükmettikleri şey!
Ömer Öngüt : Yoksa kötülük işleyen kimseler, kendilerini iman edip sâlih ameller işleyenler gibi yapacağımızı mı sandılar? Yaşamaları ve ölümleri onlarla bir olacak öyle mi? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Şaban Piriş : Yoksa, kötülük işleyenler, kendilerini iman edip, iyilik yapanlarla bir tutacağımızı mı sanıyorlar. Ne kötü hüküm veriyorlar.
Suat Yıldırım : Yoksa o kötülükleri işleyip duranlar, iman edip güzel ve makbul işler gerçekleştirenlere yaptığımız muameleyi, kendilerine de göstereceğimizi, hayatlarında ve ölümlerinde onları bir tutacağımızı mı sanıyorlar? Ne kötü, ne yanlış bir muhakeme!
Süleyman Ateş : Yoksa kötülükleri işleyen kimseler, kendilerini, inanıp iyi ameller işleyen kimseler gibi yapacağımızı mı sandılar? Yaşamaları ve ölümleri onlarla bir olacak öyle mi? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Tefhim-ul Kuran : Yoksa kötülüklere batıp yara alanlar, kendilerini iman edip salih amellerde bulunanlar gibi kılacağımızı mı sandılar? Hayatları ve ölümleri de bir mi (olacak)? Ne kötü hüküm veriyorlar.
Ümit Şimşek : Yoksa kötülükleri işleyip duranlar, kendilerini iman edip güzel işler yapanlarla bir tutacağımızı ve hayatlarında ve ölümlerinde hepsini eşit kılacağımızı mı sandılar? Ne kötü bir yargıya varıyorlar!
Yaşar Nuri Öztürk : Kötülüklere cesaretle dalanlar sanıyorlar mı ki, biz kendilerini, iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlarla aynı tutacağız. Hayatları ve ölümleri onlarla aynı mı olacak?! Ne kötü hüküm veriyorlar bunlar!