45Câsiye Suresi
Kuran Sırası: 45
İniş Sırası: 65
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|tenzīlu: indirilmesi
| l-kitābi: Kitabın
| mine: (tarafın)dandır
| llahi: Allah
| l-ǎzīzi: üstün
| l-Hakīmi: hüküm ve hikmet sahibi
| (45:2)

| l-kitābi: Kitabın
| mine: (tarafın)dandır
| llahi: Allah
| l-ǎzīzi: üstün
| l-Hakīmi: hüküm ve hikmet sahibi
| (45:2)|inne: şüphesiz
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| lāyātin: ibretler vardır
| lilmu'minīne: inananlar için
| (45:3)

| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| lāyātin: ibretler vardır
| lilmu'minīne: inananlar için
| (45:3)|ve fī: ve
| ḣalḳikum: sizin yaratılışınızda
| ve mā: ve
| yebuṧṧu: yaymakta olduğunda
| min: -dan
| dābbetin: canlılar-
| āyātun: ibretler vardır
| liḳavmin: kavimler için
| yūḳinūne: kesin olarak inanan
| (45:4)

| ḣalḳikum: sizin yaratılışınızda
| ve mā: ve
| yebuṧṧu: yaymakta olduğunda
| min: -dan
| dābbetin: canlılar-
| āyātun: ibretler vardır
| liḳavmin: kavimler için
| yūḳinūne: kesin olarak inanan
| (45:4)|veḣtilāfi: ve değişmesinde
| l-leyli: gecenin
| ve nnehāri: ve gündüzün
| ve mā: ve
| enzele: indirmesinde
| llahu: Allah'ın
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| min: (sebebi)
| rizḳin: rızık
| fe eHyā: ve diriltmesinde
| bihi: onunla
| l-erDe: yeri
| beǎ'de: sonra
| mevtihā: ölümünden
| ve teSrīfi: ve estirmesinde
| r-riyāHi: rüzgarları
| āyātun: ibretler vardır
| liḳavmin: bir toplum için
| yeǎ'ḳilūne: düşünen
| (45:5)

| l-leyli: gecenin
| ve nnehāri: ve gündüzün
| ve mā: ve
| enzele: indirmesinde
| llahu: Allah'ın
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| min: (sebebi)
| rizḳin: rızık
| fe eHyā: ve diriltmesinde
| bihi: onunla
| l-erDe: yeri
| beǎ'de: sonra
| mevtihā: ölümünden
| ve teSrīfi: ve estirmesinde
| r-riyāHi: rüzgarları
| āyātun: ibretler vardır
| liḳavmin: bir toplum için
| yeǎ'ḳilūne: düşünen
| (45:5)|tilke: işte şunlar
| āyātu: ayetleridir
| llahi: Allah'ın
| netlūhā: onları okuyoruz
| ǎleyke: sana
| bil-Haḳḳi: gerçek ile
| febieyyi: hangi
| Hadīṧin: söze
| beǎ'de: sonra
| llahi: Allah'tan
| ve āyātihi: ve O'nun ayetlerinden
| yu'minūne: inanacaklar
| (45:6)

| āyātu: ayetleridir
| llahi: Allah'ın
| netlūhā: onları okuyoruz
| ǎleyke: sana
| bil-Haḳḳi: gerçek ile
| febieyyi: hangi
| Hadīṧin: söze
| beǎ'de: sonra
| llahi: Allah'tan
| ve āyātihi: ve O'nun ayetlerinden
| yu'minūne: inanacaklar
| (45:6)|yesmeǔ: o işitir
| āyāti: ayetlerinin
| llahi: Allah'ın
| tutlā: okunduğunu
| ǎleyhi: kendisine
| ṧumme: sonra
| yuSirru: direnir
| mustekbiran: büyüklük taslar
| keen: sanki
| lem:
| yesmeǎ'hā: hiç onları işitmemiş
| febeşşirhu: onu müjdele
| biǎƶābin: bir azab ile
| elīmin: acı
| (45:8)

| āyāti: ayetlerinin
| llahi: Allah'ın
| tutlā: okunduğunu
| ǎleyhi: kendisine
| ṧumme: sonra
| yuSirru: direnir
| mustekbiran: büyüklük taslar
| keen: sanki
| lem:
| yesmeǎ'hā: hiç onları işitmemiş
| febeşşirhu: onu müjdele
| biǎƶābin: bir azab ile
| elīmin: acı
| (45:8)|ve iƶā: zaman
| ǎlime: öğrendiği
| min: -den
| āyātinā: bizim ayetlerimiz-
| şey'en: bir şey
| tteḣaƶehā: onu edinir
| huzuven: alay konusu
| ulāike: işte
| lehum: öyleleri için vardır
| ǎƶābun: bir azab
| muhīnun: alçaltıcı
| (45:9)

| ǎlime: öğrendiği
| min: -den
| āyātinā: bizim ayetlerimiz-
| şey'en: bir şey
| tteḣaƶehā: onu edinir
| huzuven: alay konusu
| ulāike: işte
| lehum: öyleleri için vardır
| ǎƶābun: bir azab
| muhīnun: alçaltıcı
| (45:9)|min:
| verāihim: ötelerinden de
| cehennemu: cehennem
| ve lā: ve
| yuğnī: bir yarar sağlamaz
| ǎnhum: kendilerine
| mā:
| kesebū: kazandıkları
| şey'en: şeyler
| ve lā: ve (sağlamaz)
| mā: şeyler
| tteḣaƶū: edindikleri
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| evliyā'e: veliler
| ve lehum: ve Onların
| ǎƶābun: bir azab
| ǎZīmun: büyük
| (45:10)

| verāihim: ötelerinden de
| cehennemu: cehennem
| ve lā: ve
| yuğnī: bir yarar sağlamaz
| ǎnhum: kendilerine
| mā:
| kesebū: kazandıkları
| şey'en: şeyler
| ve lā: ve (sağlamaz)
| mā: şeyler
| tteḣaƶū: edindikleri
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| evliyā'e: veliler
| ve lehum: ve Onların
| ǎƶābun: bir azab
| ǎZīmun: büyük
| (45:10)|hāƶā: işte budur
| huden: yol gösterici
| velleƶīne: ve kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| biāyāti: ayetlerini
| rabbihim: Rablerinin
| lehum: onlar için vardır
| ǎƶābun: bir azab
| min:
| riczin: çok çetin
| elīmun: incitici
| (45:11)

| huden: yol gösterici
| velleƶīne: ve kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| biāyāti: ayetlerini
| rabbihim: Rablerinin
| lehum: onlar için vardır
| ǎƶābun: bir azab
| min:
| riczin: çok çetin
| elīmun: incitici
| (45:11)|Allahu: Allah'tır
| lleƶī: O ki
| seḣḣara: boyun eğdirdi
| lekumu: size
| l-beHra: denizi
| litecriye: akıp gitsin diye
| l-fulku: gemiler
| fīhi: onun içinde
| biemrihi: buyruğuyla
| velitebteğū: ve payınızı arayasınız diye
| min: -ndan
| feDlihi: O'nun lutfu-
| veleǎllekum: ve umulur ki
| teşkurūne: şükredersiniz
| (45:12)

| lleƶī: O ki
| seḣḣara: boyun eğdirdi
| lekumu: size
| l-beHra: denizi
| litecriye: akıp gitsin diye
| l-fulku: gemiler
| fīhi: onun içinde
| biemrihi: buyruğuyla
| velitebteğū: ve payınızı arayasınız diye
| min: -ndan
| feDlihi: O'nun lutfu-
| veleǎllekum: ve umulur ki
| teşkurūne: şükredersiniz
| (45:12)|ve seḣḣara: ve boyun eğdirdi
| lekum: size
| mā: bulunan şeyleri
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| ve mā: ve bulunan şeyleri
| fī:
| l-erDi: yerde
| cemīǎn: hepsini
| minhu: kendisinden
| inne: elbette
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| liḳavmin: bir toplum için
| yetefekkerūne: düşünen
| (45:13)

| lekum: size
| mā: bulunan şeyleri
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| ve mā: ve bulunan şeyleri
| fī:
| l-erDi: yerde
| cemīǎn: hepsini
| minhu: kendisinden
| inne: elbette
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| liḳavmin: bir toplum için
| yetefekkerūne: düşünen
| (45:13)|ḳul: söyle
| lilleƶīne: kimselere
| āmenū: inanan(lara)
| yeğfirū: affetsinler
| lilleƶīne: kimseleri
| lā:
| yercūne: ummayan(ları)
| eyyāme: günlerini
| llahi: Allah'ın
| liyecziye: cezalandırması için
| ḳavmen: bir toplumu
| bimā: sebebiyle
| kānū: oldukları
| yeksibūne: yapıyorlar
| (45:14)

| lilleƶīne: kimselere
| āmenū: inanan(lara)
| yeğfirū: affetsinler
| lilleƶīne: kimseleri
| lā:
| yercūne: ummayan(ları)
| eyyāme: günlerini
| llahi: Allah'ın
| liyecziye: cezalandırması için
| ḳavmen: bir toplumu
| bimā: sebebiyle
| kānū: oldukları
| yeksibūne: yapıyorlar
| (45:14)|men: kim
| ǎmile: yaparsa
| SāliHen: iyi bir iş
| felinefsihi: yararı kendisinedir
| ve men: ve kim
| esā'e: kötülük yaparsa
| feǎleyhā: zararı kendisinedir
| ṧumme: sonunda
| ilā:
| rabbikum: Rabbinize
| turceǔne: döndürüleceksiniz
| (45:15)

| ǎmile: yaparsa
| SāliHen: iyi bir iş
| felinefsihi: yararı kendisinedir
| ve men: ve kim
| esā'e: kötülük yaparsa
| feǎleyhā: zararı kendisinedir
| ṧumme: sonunda
| ilā:
| rabbikum: Rabbinize
| turceǔne: döndürüleceksiniz
| (45:15)|veleḳad: ve andolsun
| āteynā: biz verdik
| benī: oğullarına
| isrāīle: İsrail
| l-kitābe: Kitap
| velHukme: ve hüküm
| ve nnubuvve te: ve peygamberlik
| ve razeḳnāhum: ve onları besledik
| mine:
| T-Tayyibāti: güzel rızıklarla
| ve feDDelnāhum: ve onları üstün kıldık
| ǎlā: üzerine
| l-ǎālemīne: alemler
| (45:16)

| āteynā: biz verdik
| benī: oğullarına
| isrāīle: İsrail
| l-kitābe: Kitap
| velHukme: ve hüküm
| ve nnubuvve te: ve peygamberlik
| ve razeḳnāhum: ve onları besledik
| mine:
| T-Tayyibāti: güzel rızıklarla
| ve feDDelnāhum: ve onları üstün kıldık
| ǎlā: üzerine
| l-ǎālemīne: alemler
| (45:16)|ve āteynāhum: ve onlara verdik
| beyyinātin: açık deliller
| mine:
| l-emri: bu işde
| fe mā:
| ḣtelefū: onlar ayrılığa düşmediler
| illā: sadece (yüzünden)
| min:
| beǎ'di: sonra
| mā:
| cā'ehumu: kendilerine geldikten
| l-ǐlmu: bilgi
| beğyen: çekememezlik
| beynehum: aralarındaki
| inne: şüphesiz
| rabbeke: Rabbin
| yeḳDī: hüküm verecektir
| beynehum: onlar arasında
| yevme: günü
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| fīmā: şeylerde
| kānū: oldukları
| fīhi: onda
| yeḣtelifūne: ayrılığa düşüyor(lar)
| (45:17)

| beyyinātin: açık deliller
| mine:
| l-emri: bu işde
| fe mā:
| ḣtelefū: onlar ayrılığa düşmediler
| illā: sadece (yüzünden)
| min:
| beǎ'di: sonra
| mā:
| cā'ehumu: kendilerine geldikten
| l-ǐlmu: bilgi
| beğyen: çekememezlik
| beynehum: aralarındaki
| inne: şüphesiz
| rabbeke: Rabbin
| yeḳDī: hüküm verecektir
| beynehum: onlar arasında
| yevme: günü
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| fīmā: şeylerde
| kānū: oldukları
| fīhi: onda
| yeḣtelifūne: ayrılığa düşüyor(lar)
| (45:17)|ṧumme: sonra
| ceǎlnāke: seni koyduk
| ǎlā: üzerine
| şerīǎtin: bir şeriat
| mine: -den
| l-emri: emrimiz-
| fettebiǎ'hā: sen ona uy
| ve lā: ve
| tettebiǎ': uyma
| ehvā'e: keyiflerine
| elleƶīne: kimselerin
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmeyen(lerin)
| (45:18)

| ceǎlnāke: seni koyduk
| ǎlā: üzerine
| şerīǎtin: bir şeriat
| mine: -den
| l-emri: emrimiz-
| fettebiǎ'hā: sen ona uy
| ve lā: ve
| tettebiǎ': uyma
| ehvā'e: keyiflerine
| elleƶīne: kimselerin
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmeyen(lerin)
| (45:18)|innehum: çünkü onlar
| len: asla
| yuğnū: savamazlar
| ǎnke: senden
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| şey'en: hiçbir şeyi
| ve inne: ve şüphesiz
| Z-Zālimīne: zalimler
| beǎ'Duhum: bir kısmı
| evliyā'u: velisidirler
| beǎ'Din: diğerinin
| vallahu: Allah ise
| veliyyu: velisidir
| l-mutteḳīne: muttakilerin
| (45:19)

| len: asla
| yuğnū: savamazlar
| ǎnke: senden
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| şey'en: hiçbir şeyi
| ve inne: ve şüphesiz
| Z-Zālimīne: zalimler
| beǎ'Duhum: bir kısmı
| evliyā'u: velisidirler
| beǎ'Din: diğerinin
| vallahu: Allah ise
| veliyyu: velisidir
| l-mutteḳīne: muttakilerin
| (45:19)|hāƶā: bu (Kur'an)
| beSāiru: kanıtlar(sunmakta)dır
| linnāsi: insanlara
| ve huden: ve yol göstericidir
| ve raHmetun: ve rahmettir
| liḳavmin: kavimler için
| yūḳinūne: kesin olarak inanan
| (45:20)

| beSāiru: kanıtlar(sunmakta)dır
| linnāsi: insanlara
| ve huden: ve yol göstericidir
| ve raHmetun: ve rahmettir
| liḳavmin: kavimler için
| yūḳinūne: kesin olarak inanan
| (45:20)|em: yoksa
| Hasibe: sandılar (mı ki?)
| elleƶīne: kimseler
| cteraHū: işleyen
| s-seyyiāti: kötülükleri
| en:
| nec'ǎlehum: onları yapacağımızı
| kālleƶīne: kimseler gibi
| āmenū: inanan
| ve ǎmilū: ve yapan
| S-SāliHāti: iyi ameller
| sevā'en: bir olacak (öyle mi?)
| meHyāhum: yaşamaları
| ve memātuhum: ve ölümleri
| sā'e: ne kötü
| mā:
| yeHkumūne: hüküm veriyorlar
| (45:21)

| Hasibe: sandılar (mı ki?)
| elleƶīne: kimseler
| cteraHū: işleyen
| s-seyyiāti: kötülükleri
| en:
| nec'ǎlehum: onları yapacağımızı
| kālleƶīne: kimseler gibi
| āmenū: inanan
| ve ǎmilū: ve yapan
| S-SāliHāti: iyi ameller
| sevā'en: bir olacak (öyle mi?)
| meHyāhum: yaşamaları
| ve memātuhum: ve ölümleri
| sā'e: ne kötü
| mā:
| yeHkumūne: hüküm veriyorlar
| (45:21)|ve ḣaleḳa: ve yaratmıştır
| llahu: Allah
| s-semāvāti: gökleri
| vel'erDe: ve yeri
| bil-Haḳḳi: gerçek olarak
| velituczā: cezalandırılsın diye
| kullu: her
| nefsin: can
| bimā: şey ile
| kesebet: kazandığı
| ve hum: ve olnara
| lā: asla
| yuZlemūne: haksızlık edilmesin
| (45:22)

| llahu: Allah
| s-semāvāti: gökleri
| vel'erDe: ve yeri
| bil-Haḳḳi: gerçek olarak
| velituczā: cezalandırılsın diye
| kullu: her
| nefsin: can
| bimā: şey ile
| kesebet: kazandığı
| ve hum: ve olnara
| lā: asla
| yuZlemūne: haksızlık edilmesin
| (45:22)|eferaeyte: gördün mü?
| meni: kimseyi
| tteḣaƶe: edinen
| ilāhehu: tanrı
| hevāhu: keyfini
| ve eDellehu: ve saptırdığı
| llahu: Allah'ın
| ǎlā: -ye göre
| ǐlmin: bir bilgi-
| ve ḣateme: ve mühürlediği
| ǎlā: üzerini
| sem'ǐhi: kulağının
| ve ḳalbihi: ve kalbini
| ve ceǎle: ve çektiği
| ǎlā: üstüne
| beSarihi: gözünün
| ğişāveten: perde
| femen: şimdi kim?
| yehdīhi: ona doğru yolu gösterecek
| min:
| beǎ'di: sonra
| llahi: Allah'tan
| efelā:
| teƶekkerūne: düşünmüyor musunuz?
| (45:23)

| meni: kimseyi
| tteḣaƶe: edinen
| ilāhehu: tanrı
| hevāhu: keyfini
| ve eDellehu: ve saptırdığı
| llahu: Allah'ın
| ǎlā: -ye göre
| ǐlmin: bir bilgi-
| ve ḣateme: ve mühürlediği
| ǎlā: üzerini
| sem'ǐhi: kulağının
| ve ḳalbihi: ve kalbini
| ve ceǎle: ve çektiği
| ǎlā: üstüne
| beSarihi: gözünün
| ğişāveten: perde
| femen: şimdi kim?
| yehdīhi: ona doğru yolu gösterecek
| min:
| beǎ'di: sonra
| llahi: Allah'tan
| efelā:
| teƶekkerūne: düşünmüyor musunuz?
| (45:23)|ve ḳālū: ve dediler ki
| mā: yoktur
| hiye:
| illā: başka bir şey
| Hayātunā: hayatımızdan
| d-dunyā: dünya
| nemūtu: ölürüz
| ve neHyā: ve yaşarız
| ve mā: ve
| yuhlikunā: bizi helak etmiyor
| illā: başkası
| d-dehru: zamandan
| ve mā: fakat yoktur
| lehum: onların
| biƶālike: bu hususta
| min: hiçbir
| ǐlmin: bilgileri
| in: (hayır)
| hum: onlar
| illā: sadece
| yeZunnūne: zannediyorlar
| (45:24)

| mā: yoktur
| hiye:
| illā: başka bir şey
| Hayātunā: hayatımızdan
| d-dunyā: dünya
| nemūtu: ölürüz
| ve neHyā: ve yaşarız
| ve mā: ve
| yuhlikunā: bizi helak etmiyor
| illā: başkası
| d-dehru: zamandan
| ve mā: fakat yoktur
| lehum: onların
| biƶālike: bu hususta
| min: hiçbir
| ǐlmin: bilgileri
| in: (hayır)
| hum: onlar
| illā: sadece
| yeZunnūne: zannediyorlar
| (45:24)|ve iƶā: ve zaman
| tutlā: okunduğu
| ǎleyhim: onlara
| āyātunā: ayetlerimiz
| beyyinātin: açık açık
| mā:
| kāne: olmamıştır
| Huccetehum: bir delilleri
| illā: başka
| en:
| ḳālū: demelerinden
| 'tū: getirin
| biābāinā: babalarımızı
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| Sādiḳīne: doğrular(dan)
| (45:25)

| tutlā: okunduğu
| ǎleyhim: onlara
| āyātunā: ayetlerimiz
| beyyinātin: açık açık
| mā:
| kāne: olmamıştır
| Huccetehum: bir delilleri
| illā: başka
| en:
| ḳālū: demelerinden
| 'tū: getirin
| biābāinā: babalarımızı
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| Sādiḳīne: doğrular(dan)
| (45:25)|ḳuli: de ki
| llahu: Allah
| yuHyīkum: sizi yaşatıyor
| ṧumme: sonra
| yumītukum: sizi öldürüyor
| ṧumme: sonra
| yecmeǔkum: sizi toplayıp getirecektir
| ilā:
| yevmi: gününe
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| lā: asla
| raybe: şüphe yoktur
| fīhi: bunda
| velākinne: ama
| ekṧera: çoğu
| n-nāsi: insanların
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmezler
| (45:26)

| llahu: Allah
| yuHyīkum: sizi yaşatıyor
| ṧumme: sonra
| yumītukum: sizi öldürüyor
| ṧumme: sonra
| yecmeǔkum: sizi toplayıp getirecektir
| ilā:
| yevmi: gününe
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| lā: asla
| raybe: şüphe yoktur
| fīhi: bunda
| velākinne: ama
| ekṧera: çoğu
| n-nāsi: insanların
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmezler
| (45:26)|velillahi: Allah'ındır
| mulku: mülkü
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| ve yevme: ve gün
| teḳūmu: başladığı
| s-sāǎtu: sa'at
| yevmeiƶin: işte o gün
| yeḣseru: hüsrana uğrayacaktır
| l-mubTilūne: iptalciler
| (45:27)

| mulku: mülkü
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| ve yevme: ve gün
| teḳūmu: başladığı
| s-sāǎtu: sa'at
| yevmeiƶin: işte o gün
| yeḣseru: hüsrana uğrayacaktır
| l-mubTilūne: iptalciler
| (45:27)|ve terā: ve görürsün
| kulle: her
| ummetin: ümmeti
| cāṧiyeten: toplanmış
| kullu: her
| ummetin: ümmet
| tud'ǎā: çağırılır
| ilā:
| kitābihā: kendi Kitabına
| l-yevme: bugün
| tuczevne: cezalandırılacaksınız
| mā: şeylerle
| kuntum: olduğunuz
| teǎ'melūne: yapıyor(lar)
| (45:28)

| kulle: her
| ummetin: ümmeti
| cāṧiyeten: toplanmış
| kullu: her
| ummetin: ümmet
| tud'ǎā: çağırılır
| ilā:
| kitābihā: kendi Kitabına
| l-yevme: bugün
| tuczevne: cezalandırılacaksınız
| mā: şeylerle
| kuntum: olduğunuz
| teǎ'melūne: yapıyor(lar)
| (45:28)|hāƶā: işte
| kitābunā: Kitabımız
| yenTiḳu: söylüyor
| ǎleykum: aleyhinize
| bil-Haḳḳi: gerçeği
| innā: çünkü biz
| kunnā: idik
| nestensiḣu: yazıyor
| mā: şeyleri
| kuntum: olduğunuz
| teǎ'melūne: yapıyor(lar)
| (45:29)

| kitābunā: Kitabımız
| yenTiḳu: söylüyor
| ǎleykum: aleyhinize
| bil-Haḳḳi: gerçeği
| innā: çünkü biz
| kunnā: idik
| nestensiḣu: yazıyor
| mā: şeyleri
| kuntum: olduğunuz
| teǎ'melūne: yapıyor(lar)
| (45:29)|feemmā: gelince
| elleƶīne: kimselere
| āmenū: inanan(lara)
| ve ǎmilū: ve yapanlara
| S-SāliHāti: iyi işler
| feyudḣiluhum: onları sokar
| rabbuhum: Rableri
| fī:
| raHmetihi: rahmetine
| ƶālike: işte
| huve: budur
| l-fevzu: başarı
| l-mubīnu: apaçık
| (45:30)

| elleƶīne: kimselere
| āmenū: inanan(lara)
| ve ǎmilū: ve yapanlara
| S-SāliHāti: iyi işler
| feyudḣiluhum: onları sokar
| rabbuhum: Rableri
| fī:
| raHmetihi: rahmetine
| ƶālike: işte
| huve: budur
| l-fevzu: başarı
| l-mubīnu: apaçık
| (45:30)|veemmā: ama gelince
| elleƶīne: kimselere
| keferū: inkar eden(lere)
| efelem:
| tekun: değil mi?
| āyātī: ayetlerim
| tutlā: okunurdu
| ǎleykum: size
| festekbertum: fakat siz büyüklük tasladınız
| ve kuntum: ve oldunuz
| ḳavmen: bir toplum
| mucrimīne: suçlulardan
| (45:31)

| elleƶīne: kimselere
| keferū: inkar eden(lere)
| efelem:
| tekun: değil mi?
| āyātī: ayetlerim
| tutlā: okunurdu
| ǎleykum: size
| festekbertum: fakat siz büyüklük tasladınız
| ve kuntum: ve oldunuz
| ḳavmen: bir toplum
| mucrimīne: suçlulardan
| (45:31)|ve iƶā: ve zaman
| ḳīle: dendiği
| inne: şüphesiz
| veǎ'de: va'di
| llahi: Allah'ın
| Haḳḳun: gerçektir
| ve ssāǎtu: ve sa'atte
| lā: yoktur
| raybe: şüphe
| fīhā: onda
| ḳultum: demiştiniz
| mā:
| nedrī: bilmiyoruz
| mā: nedir
| s-sāǎtu: Sa'at
| in: (hayır)
| neZunnu: sanıyoruz ki
| illā: sadece
| Zennen: bir kuruntudur
| ve mā: ve değiliz
| neHnu: biz
| bimusteyḳinīne: inananlardan
| (45:32)

| ḳīle: dendiği
| inne: şüphesiz
| veǎ'de: va'di
| llahi: Allah'ın
| Haḳḳun: gerçektir
| ve ssāǎtu: ve sa'atte
| lā: yoktur
| raybe: şüphe
| fīhā: onda
| ḳultum: demiştiniz
| mā:
| nedrī: bilmiyoruz
| mā: nedir
| s-sāǎtu: Sa'at
| in: (hayır)
| neZunnu: sanıyoruz ki
| illā: sadece
| Zennen: bir kuruntudur
| ve mā: ve değiliz
| neHnu: biz
| bimusteyḳinīne: inananlardan
| (45:32)|ve bedā: ve göründü
| lehum: onlara
| seyyiātu: kötülükleri
| mā: şeylerin
| ǎmilū: yaptıkları
| ve Hāḳa: ve kuşattı
| bihim: onları
| mā: şey
| kānū: oldukları
| bihi: onunla
| yestehziūne: alay ediyor(lar)
| (45:33)

| lehum: onlara
| seyyiātu: kötülükleri
| mā: şeylerin
| ǎmilū: yaptıkları
| ve Hāḳa: ve kuşattı
| bihim: onları
| mā: şey
| kānū: oldukları
| bihi: onunla
| yestehziūne: alay ediyor(lar)
| (45:33)|ve ḳīle: ve denildi
| l-yevme: bugün
| nensākum: sizi unuttuk
| kemā: gibi
| nesītum: unuttuğunuz
| liḳā'e: karşılaşmayı
| yevmikum: gününüzle
| hāƶā: bu
| ve me'vākumu: ve yeriniz
| n-nāru: ateştir
| ve mā: ve yoktur
| lekum: sizin için
| min: hiçbir
| nāSirīne: yardımcınız
| (45:34)

| l-yevme: bugün
| nensākum: sizi unuttuk
| kemā: gibi
| nesītum: unuttuğunuz
| liḳā'e: karşılaşmayı
| yevmikum: gününüzle
| hāƶā: bu
| ve me'vākumu: ve yeriniz
| n-nāru: ateştir
| ve mā: ve yoktur
| lekum: sizin için
| min: hiçbir
| nāSirīne: yardımcınız
| (45:34)|ƶālikum: böyledir
| biennekumu: çünkü siz
| tteḣaƶtum: edindiniz
| āyāti: ayetlerini
| llahi: Allah'ın
| huzuven: eğlence
| ve ğarratkumu: ve sizi aldattı
| l-Hayātu: hayatı
| d-dunyā: dünya
| felyevme: artık bugün
| lā:
| yuḣracūne: onlar çıkarılmazlar
| minhā: ondan (ateşten)
| ve lā: ve olmaz
| hum: onlar
| yusteǎ'tebūne: mazeret istenenlerden
| (45:35)

| biennekumu: çünkü siz
| tteḣaƶtum: edindiniz
| āyāti: ayetlerini
| llahi: Allah'ın
| huzuven: eğlence
| ve ğarratkumu: ve sizi aldattı
| l-Hayātu: hayatı
| d-dunyā: dünya
| felyevme: artık bugün
| lā:
| yuḣracūne: onlar çıkarılmazlar
| minhā: ondan (ateşten)
| ve lā: ve olmaz
| hum: onlar
| yusteǎ'tebūne: mazeret istenenlerden
| (45:35)|felillahi: Allah'a mahsustur
| l-Hamdu: hamd
| rabbi: Rabbi
| s-semāvāti: göklerin
| ve rabbi: ve Rabbi
| l-erDi: yerin
| rabbi: Rabbi
| l-ǎālemīne: bütün alemlerin
| (45:36)

| l-Hamdu: hamd
| rabbi: Rabbi
| s-semāvāti: göklerin
| ve rabbi: ve Rabbi
| l-erDi: yerin
| rabbi: Rabbi
| l-ǎālemīne: bütün alemlerin
| (45:36)|ve lehu: ve onlar
| l-kibriyā'u: ululuk
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| ve huve: ve O
| l-ǎzīzu: azizdir
| l-Hakīmu: hakimdir
| (45:37)

| l-kibriyā'u: ululuk
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| ve huve: ve O
| l-ǎzīzu: azizdir
| l-Hakīmu: hakimdir
| (45:37)