Önceki Sonraki

14:9Ibrahim Suresi 9. Ayet

Kuran Sırası: 14 İniş Sırası: 72
12345678910111213141516171819202122232425262728293031323334353637383940414243444546474849505152

14:9Ibrahim Suresi 9. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
ألم
elem
|
Kombi Müfredat
يأتكم
ye'tikum
ETY|ا ت ي
size gelmedi mi?
Kombi Müfredat
نبأ
nebeu
NBE|ن ب ا
haberi
4
الذين
elleƶīne
|
kimselerin
5
من
min
|
Kombi Müfredat
قبلكم
ḳablikum
GBL|ق ب ل
sizden öncekilerin
Kombi Müfredat
قوم
ḳavmi
GVM|ق و م
kavimlerinin
8
نوح
nūHin
|
Nuh
Kombi Müfredat
وعاد
ve ǎādin
AVD̃|ع و د
ve Ad
10
وثمود
ve ṧemūde
|
ve Semud
11
والذين
velleƶīne
|
ve kimselerin
12
من
min
|
13 Kombi Müfredat
بعدهم
beǎ'dihim
BAD̃|ب ع د
onlardan sonra gelen
14
لا
|
15 Kombi Müfredat
يعلمهم
yeǎ'lemuhum
ALM|ع ل م
onları kimse bilmez
16
إلا
illā
|
başka
17
الله
llahu
|
Allah'tan
18 Kombi Müfredat
جاءتهم
cā'ethum
CYE|ج ي ا
onlara getirdi
19 Kombi Müfredat
رسلهم
rusuluhum
RSL|ر س ل
elçileri
20 Kombi Müfredat
بالبينات
bil-beyyināti
BYN|ب ي ن
kanıtlar
21 Kombi Müfredat
فردوا
feraddū
RD̃D̃|ر د د
fakat koydular
22 Kombi Müfredat
أيديهم
eydiyehum
YD̃Y|ي د ي
onlar ellerini
23
في
|
24 Kombi Müfredat
أفواههم
efvāhihim
FVH|ف و ه
ağızlarına
25 Kombi Müfredat
وقالوا
ve ḳālū
GVL|ق و ل
ve dediler ki
26
إنا
innā
|
muhakkak biz
27 Kombi Müfredat
كفرنا
kefernā
KFR|ك ف ر
tanımayız
28
بما
bimā
|
şeyi
29 Kombi Müfredat
أرسلتم
ursiltum
RSL|ر س ل
sizinle gönderilen
30
به
bihi
|
onunla
31
وإنا
ve innā
|
ve biz
32
لفي
lefī
|
içindeyiz
33 Kombi Müfredat
شك
şekkin
ŞKK|ش ك ك
bir kuşku
34
مما
mimmā
|
şeye karşı
35 Kombi Müfredat
تدعوننا
ted'ǔnenā
D̃AV|د ع و
bizi çağırdığınız
36
إليه
ileyhi
|
ona
37 Kombi Müfredat
مريب
murībin
RYB|ر ي ب
derin
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |أَلَمْ: | يَأْتِكُمْ: size gelmedi mi? | نَبَأُ: haberi | الَّذِينَ: kimselerin | مِنْ: | قَبْلِكُمْ: sizden öncekilerin | قَوْمِ: kavimlerinin | نُوحٍ: Nuh | وَعَادٍ: ve Ad | وَثَمُودَ: ve Semud | وَالَّذِينَ: ve kimselerin | مِنْ: | بَعْدِهِمْ: onlardan sonra gelen | لَا: | يَعْلَمُهُمْ: onları kimse bilmez | إِلَّا: başka | اللَّهُ: Allah'tan | جَاءَتْهُمْ: onlara getirdi | رُسُلُهُمْ: elçileri | بِالْبَيِّنَاتِ: kanıtlar | فَرَدُّوا: fakat koydular | أَيْدِيَهُمْ: onlar ellerini | فِي: | أَفْوَاهِهِمْ: ağızlarına | وَقَالُوا: ve dediler ki | إِنَّا: muhakkak biz | كَفَرْنَا: tanımayız | بِمَا: şeyi | أُرْسِلْتُمْ: sizinle gönderilen | بِهِ: onunla | وَإِنَّا: ve biz | لَفِي: içindeyiz | شَكٍّ: bir kuşku | مِمَّا: şeye karşı | تَدْعُونَنَا: bizi çağırdığınız | إِلَيْهِ: ona | مُرِيبٍ: derin | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |ألم ÊLM | يأتكم YÊTKM size gelmedi mi? | نبأ NBÊ haberi | الذين ELZ̃YN kimselerin | من MN | قبلكم GBLKM sizden öncekilerin | قوم GWM kavimlerinin | نوح NWḪ Nuh | وعاد WAED̃ ve Ad | وثمود WS̃MWD̃ ve Semud | والذين WELZ̃YN ve kimselerin | من MN | بعدهم BAD̃HM onlardan sonra gelen | لا LE | يعلمهم YALMHM onları kimse bilmez | إلا ÎLE başka | الله ELLH Allah'tan | جاءتهم CEÙTHM onlara getirdi | رسلهم RSLHM elçileri | بالبينات BELBYNET kanıtlar | فردوا FRD̃WE fakat koydular | أيديهم ÊYD̃YHM onlar ellerini | في FY | أفواههم ÊFWEHHM ağızlarına | وقالوا WGELWE ve dediler ki | إنا ÎNE muhakkak biz | كفرنا KFRNE tanımayız | بما BME şeyi | أرسلتم ÊRSLTM sizinle gönderilen | به BH onunla | وإنا WÎNE ve biz | لفي LFY içindeyiz | شك ŞK bir kuşku | مما MME şeye karşı | تدعوننا TD̃AWNNE bizi çağırdığınız | إليه ÎLYH ona | مريب MRYB derin | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |elem: | ye'tikum: size gelmedi mi? | nebeu: haberi | elleƶīne: kimselerin | min: | ḳablikum: sizden öncekilerin | ḳavmi: kavimlerinin | nūHin: Nuh | ve ǎādin: ve Ad | ve ṧemūde: ve Semud | velleƶīne: ve kimselerin | min: | beǎ'dihim: onlardan sonra gelen | : | yeǎ'lemuhum: onları kimse bilmez | illā: başka | llahu: Allah'tan | cā'ethum: onlara getirdi | rusuluhum: elçileri | bil-beyyināti: kanıtlar | feraddū: fakat koydular | eydiyehum: onlar ellerini | : | efvāhihim: ağızlarına | ve ḳālū: ve dediler ki | innā: muhakkak biz | kefernā: tanımayız | bimā: şeyi | ursiltum: sizinle gönderilen | bihi: onunla | ve innā: ve biz | lefī: içindeyiz | şekkin: bir kuşku | mimmā: şeye karşı | ted'ǔnenā: bizi çağırdığınız | ileyhi: ona | murībin: derin | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |ÊLM: | YÊTKM: size gelmedi mi? | NBÊ: haberi | ELZ̃YN: kimselerin | MN: | GBLKM: sizden öncekilerin | GVM: kavimlerinin | NVḪ: Nuh | VAED̃: ve Ad | VS̃MVD̃: ve Semud | VELZ̃YN: ve kimselerin | MN: | BAD̃HM: onlardan sonra gelen | LE: | YALMHM: onları kimse bilmez | ÎLE: başka | ELLH: Allah'tan | CEÙTHM: onlara getirdi | RSLHM: elçileri | BELBYNET: kanıtlar | FRD̃VE: fakat koydular | ÊYD̃YHM: onlar ellerini | FY: | ÊFVEHHM: ağızlarına | VGELVE: ve dediler ki | ÎNE: muhakkak biz | KFRNE: tanımayız | BME: şeyi | ÊRSLTM: sizinle gönderilen | BH: onunla | VÎNE: ve biz | LFY: içindeyiz | ŞK: bir kuşku | MME: şeye karşı | TD̃AVNNE: bizi çağırdığınız | ÎLYH: ona | MRYB: derin | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Sizden önce gelip geçen Nûh, Âd ve Semûd kavimleriyle onlardan sonra gelip geçen ve ancak Allah'ın bildiği kavimlere âit olan haberler gelmedi mi size? Onlara peygamberleri, apaçık delillerle gelmişti de onlar, elleriyle peygamberlerinin ağızlarını örtmüşler ve biz demişlerdi, sizinle gönderilenleri inkâr ediyoruz ve gerçekten de bizi dâvet ettiğiniz şeyler hakkında şüphe ve tereddüt içindeyiz.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini peygamberlerinin ağızlarına bastılar ve dediler ki: Biz, size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Sizden öncekilerin, Nuh halkının, Ad'ın, Semud'un ve onlardan sonrakilerin haberleri gelmedi mi size? (Ki) onları Allâh'tan başkası bilmez! Onlara Rasûlleri delillerle gelmişti de; onlar ellerini ağızlarına götürüp (Arap âdetinde bir fikri ret jesti) şöyle dediler: "Doğrusu biz kendisiyle irsâl olunduğunuzu inkâr ediyoruz; gerçekten bizi kendisine davet ettiğine karşı, endişe verici bir kuşku içindeyiz. "Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve kimliklerini yalnızca Allah’ın bildiği onlardan sonraki kavimlerin cezalandırılma haberleri sana gelmedi mi? Rasulleri, deliller ve mucizelerle hak dine davet için geldi de, onlar kendilerine uzatılan rahmet ve lütuf ellerini lafa boğarak geri çevirdiler: 'Biz, sizin özgürce tebliğ ile görevlendirildiğiniz dini kabul etmiyoruz. Bizi davet ettiğiniz şeye karşı sû-i zannımızın beslediği şüpheler içindeyiz.' dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Size, sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad'ın, Semud'un ve onlardan sonrakilerin -ki onları Allah'tan başkası bilmez- haberi gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçık belgelerle geldiler de onlar ellerini ağızlarına götürüp şöyle dediler: 'Biz sizinle gönderileni inkar ettik ve doğrusu sizin bizi kendisine çağırdığın şeyden kuşkulu bir şüphe içindeyiz.'Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları, Allah'tan başkası bilmez. Elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: "Tartışmasız, biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz."Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Size, sizden önce gelip geçen Nûh kavminin, Âd kavminin, Semûd kavminin ve onlaradan sonra da tafsilâtını ancak Allah’ın bildiği kavimlerin haberleri gelmedi mi? Onlara, Peygamberleri mûcizelerle gelmişlerdi de ellerini (hayretlerinden kendi ağızlarına veya konuşturmamak için Peygamberlerin) ağızlarına itip şöyle demişlerdi: “- Biz, sizinle gönderilen şeyi tanımıyoruz, ona inanmıyoruz ve bizi davet ettiğiniz şeyden, kuşku veren bir şüphe içindeyiz.”Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Sizden once gecen Nuh, Ad, Semud milletlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri ki onlari Allah'tan baskasi bilmez size ulasmadi mi? Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat ellerini agizlarina goturup: «Biz sizinle gonderilene inanmiyoruz. Bizi cagirdiginiz seyden de suphe ve endise icindeyiz» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Sizden önce gelip geçen Nûh, Âd, Semûd'un ve onlardan sonra gelip (ismini, sayısını, kıssalarını) Allah' tan başkasının bilmediği kavimlerin (ve milletlerin) haberleri size gelmedi mi ? Peygamberleri onlara açık belgelerle, mu'cizelerle geldiler; onlar ise (peygamberleri konuşturmamak için) ellerini (onların) ağızlarına doğru uzatıp, «doğrusu biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz; bizi davet ettiğiniz şeyden de iyice şüphe içindeyiz!» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Sizden önceki Nûh, Âd, ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Sizden önce gecen Nuh, Ad, Semud milletlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri ki onları Allah'tan başkası bilmez size ulaşmadı mı? Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat ellerini ağızlarına götürüp: 'Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz' dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini peygamberlerinin ağızlarına bastılar ve dediler ki: Biz, size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz.Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Sizden öncekilerin, Nuh, Aad ve Semud halkının ve onlardan sonra gelip de sadece ALLAH'ın bildiği kimselerin haberleri size ulaşmadı mı? Elçileri onlara apaçık delillerle gittiler, fakat onları küçümsediler ve 'Biz getirdiğiniz şeyi inkar ediyoruz ve bizi çağırdığınız mesaj hakkında kuşkumuz ve şüphemiz var,' dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Sizden öncekilerin; Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Onları, Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri onlara mucizeler getirdi de onlar ellerini ağızlarına koydular ve dediler ki: «Biz sizinle gönderileni inkâr ettik ve bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz.»Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Size, sizden önce gelip geçenlerin haberleri gelmedi mi? Nuh, Ad ve Semud kavminin ve onlardan sonrakilerin ki, ayrıntılarını ancak Allah bilir! Onlara peygamberleri açık delillerle geldiler de onlar, ellerini ağızlarına ittiler ve: «Biz, sizinle gönderilen şeyi tanımıyoruz ve biz, bizi davet ettiğiniz şeyden kuşkulu bir şüphe içindeyiz.» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Size önünüzden geçenlerin haberleri gelmedi mi? Kavmi Nuhun, Âdın ve Semudun ve daha onlardan sonrakilerin ki tafsıllerini ancak Allah bilir, onlara resulleri beyyinelerle geldiler de ellerini ağızlarına ittiler ve biz dediler: sizin gönderildiğiniz şey'i tanımıyoruz ve biz, sizin bizi da'vet ettiğiniz şeyden bir şekk içindeyizDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Daha önce yaşamış Nuh, Ad, Semud kavimlerine, ayrıca bunlardan sonra gelen ve haklarında Allah'dan başka hiç kimsenin bir şey bilmediği toplumlara ilişkin bilgi size ulaşmadı mı? Peygamberleri, bu toplumlara açık belgeler ile geldiler. Fakat onlar (sesleri yankılanarak gürleşsin diye) ellerini ağızlarına tutarak sizin bize getirdiğiniz mesajı reddediyoruz, bizi benimsemeye çağırdığınız ilkeler konusunda koyu bir kuşku içindeyiz» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları, Tanrı'dan başkası bilmez. Elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: "Tartışmasız biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeylere küfrettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz."Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : "Sizden öncekilerin; Nûh toplumunun, Âd, Semûd ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. Elçileri onlara apaçık kanıtlarla geldi de onlar, ellerini, elçilerin ağızlarına götürdüler. Ve: “Biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi bilerek reddettik/ inanmadık ve şüphesiz biz, bizi çağırdığınız şey hakkında yetersiz bilgi ve endişe içindeyiz” dediler. "Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Sizden evvelkilerin, Nur, Âd ve Semud kavmlerinin ve onlardan sonra (gelib sayılarını) Allahdan başkasının bilmediği (kavmlerin) haberi size gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçık bürhanlar getirmişdi de onlar ellerini ağızlarına itib: «Biz size gönderileni inkâr etdik ve biz sizin da'vet eder olduğunuz (dîn) den kat'î ve kocundurucu bir şek ve şübhe içindeyiz» demişlerdi. Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Sizden öncekilerin, Nûh, Âd ve Semûd kavminin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Ki onları(n gerçek mâhiyetini) ancak Allah bilir. Peygamberleri onlara apaçık delillerle geldi de (onlar) ellerini (peygamberlerin) ağızlarına götürüp (onların teblîğine dahi karşı çıkarak): 'Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkâr ettik ve gerçekten biz, bizi kendisine da'vet etmekte olduğunuz şeyden kuşku veren kesin bir şübhe içindeyiz' dediler.Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Sizden önce geçenlerin Nuh, Ad, Semud kavimlerinin ve onlardan sonra Allah'tan başka kimsenin bilmediği kavimlerin haberi size gelmedi mi? Peygamberleri onlara ayetlerle geldiler de onlar, ellerini ağızlarına koyup: Biz, sizin gönderilmiş olduğunuz şeyi inkar ettik, bizi çağırdığınız şeyden şüphe ve endişe içindeyiz, dediler.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad kavminin ve Semud kavminin ve onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Onları, Allah'tan başkası bilemez. Onların resûlleri, onlara beyyinelerle (delillerle) geldiler. Fakat onlar, ellerini ağızlarına götürdüler (öfkelendiler). Ve şöyle dediler: “Gerçekten biz onunla gönderildiğiniz şeyi inkâr ettik. Ve muhakkak ki; biz, bizi kendisine (ona) davet ettiğiniz şeye karşı tereddüt ediyoruz, şüphe içindeyiz.”Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Sizden önce gelip geçen (inkarcı toplum)ların başına gelenlerden hiç haberiniz olmadı mı; Nuh kavminin, 'Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelip geçen daha nicelerinin? Onlar(ın başına gelenleri) Allah'tan başka kimse bilmez. Onlara da kendileri için görevlendirilmiş olan elçiler, hakkı bütün açıklığıyla gösteren delillerle gelmişlerdi; fakat onlar, ellerini şaşkınlıkla ağızlarına götürüp "Biz, sizinle gönderildiğini iddia ettiğiniz mesajın hak olduğuna inanmıyoruz" dediler, "ve doğrusu bizi çağırdığınız şey(in mahiyetin)den yana ciddi bir şüphe ve şaşkınlık içindeyiz".Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Size sizden evvelkilerin, Nûh, Âd ve Semûd kavminin ve onlardan sonrakilerin (ki onları Allah'tan başkası bilmez) haberleri gelmedi mi? Onlara peygamberleri mûcizelerle gelmişlerdi. Onlar ellerini ağızlarına itmişler ve demişlerdi ki: «Biz kendisiyle gönderilmiş olduğunuz şeyi inkar ettik ve biz kendisine bizi dâvet ettiğiniz şey hakkında şüphe yok ki, kuşkulandırıcı bir şey içindeyiz.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri onlara apaçık deliller (mucizeler) getirmişlerdi de, ellerini ağızlarına koydular. “Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi dâvet ettiğiniz şeyden de kuşkulu bir şüphe içindeyiz. ” dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Sizden önce geçen Nuh, Ad, Semûd halklarının ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size ulaşmadı mı? -ki onları Allah’tan başkası bilmez-. Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat elleriyle ağızlarını kapatıp: -Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz, dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Sizden önce gelip geçmiş ümmetlerin, Nuh, Âd ve Semûd halklarının ve onlardan sonra gelip de Allah’tan başkasının tamtamına bilemeyeceği halkların başlarından geçen olaylardan haberdar olmadınız mı? Elçileri kendilerine delil ve mûcizeler getirdiler de onlar ellerini ağızlarına götürüp: "Biz, dediler, sizinle gönderilen talimatları kabul etmiyoruz. Çünkü biz, bize yaptığınız dâvetin mahiyetinden derin bir kuşku içindeyiz."Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Sizden öncekilerin: Nûh, 'Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin -ki onları(n sayısını) Allah'tan başka kimse bilmez- haberi size gelmedi mi? Elçileri onlara kanıtlar getirdi de onlar, ellerini ağızlarına koydu (öfkelerinden parmaklarını ısırdı)lar (yahut: peygamberlerin ağızlarını tuttular): "Biz sizinle gönderilen mesajı tanımadık ve biz sizin bizi çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz!" dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları, Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: «Tartışmasız, biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkâr ettik ve bizi kendisine çağırmakta olduğunuz şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz.»Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Sizden önce geçen Nuh kavminin, Âd ve Semud'un ve daha sonra gelenlerin-ki bunların hepsini birden ancak Allah bilir-haberi size ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık deliller getirmiş, onlar ise öfkelerinden ellerini dişleyerek 'Sizinle gönderileni biz inkâr ediyoruz; bizi davet ettiğiniz şey hakkında da derin bir kuşku içindeyiz' demişlerdi.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Sizden öncekilerin, Nûh kavminin, Âd'ın, Semûd'un ve onlardan sonrakilerin haberleri ulaşmadı mı size? Allah'tan başkası bilmez onları. Peygamberleri onlara açık deliller getirmişti de onlar ellerini ağızlarına itip şöyle demişlerdi: "Biz size gönderileni kesinlikle tanımıyoruz ve biz sizin çağırdığınız şey konusunda karmaşa ve çıkmaza iten bir kuşku içindeyiz."Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.