Önceki Sonraki

14:10Ibrahim Suresi 10. Ayet

Kuran Sırası: 14 İniş Sırası: 72
12345678910111213141516171819202122232425262728293031323334353637383940414243444546474849505152

14:10Ibrahim Suresi 10. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
Kombi Müfredat
قالت
ḳālet
GVL|ق و ل
dediler ki
Kombi Müfredat
رسلهم
rusuluhum
RSL|ر س ل
elçileri
3
أفي
efī
|
hakkında (edilir) mi?
4
الله
llahi
|
Allah
Kombi Müfredat
شك
şekkun
ŞKK|ش ك ك
şüphe
Kombi Müfredat
فاطر
fāTiri
FŦR|ف ط ر
yaratan
Kombi Müfredat
السماوات
s-semāvāti
SMV|س م و
gökleri
Kombi Müfredat
والأرض
vel'erDi
ERŽ|ا ر ض
ve yeri
Kombi Müfredat
يدعوكم
yed'ǔkum
D̃AV|د ع و
(O) sizi davet ediyor
10 Kombi Müfredat
ليغفر
liyeğfira
ĞFR|غ ف ر
bağışlamak için
11
لكم
lekum
|
sizin
12
من
min
|
bir kısmını
13 Kombi Müfredat
ذنوبكم
ƶunūbikum
Z̃NB|ذ ن ب
günahlarınızdan
14 Kombi Müfredat
ويؤخركم
ve yu'eḣḣirakum
EḢR|ا خ ر
ve sizi ertelemek için
15
إلى
ilā
|
kadar
16 Kombi Müfredat
أجل
ecelin
ECL|ا ج ل
bir süreye
17 Kombi Müfredat
مسمى
musemmen
SMV|س م و
belirtilmiş
18 Kombi Müfredat
قالوا
ḳālū
GVL|ق و ل
onlar dediler
19
إن
in
|
20
أنتم
entum
|
siz de
21
إلا
illā
|
başka değilsiniz
22 Kombi Müfredat
بشر
beşerun
BŞR|ب ش ر
bir insandan
23 Kombi Müfredat
مثلنا
miṧlunā
MS̃L|م ث ل
bizim gibi
24 Kombi Müfredat
تريدون
turīdūne
RVD̃|ر و د
istiyorsunuz
25
أن
en
|
26 Kombi Müfredat
تصدونا
teSuddūnā
ṦD̃D̃|ص د د
bizi çevirmek
27
عما
ǎmmā
|
-ndan
28 Kombi Müfredat
كان
kāne
KVN|ك و ن
olduğu-
29 Kombi Müfredat
يعبد
yeǎ'budu
ABD̃|ع ب د
tapıyor
30 Kombi Müfredat
آباؤنا
ābā'unā
EBV|ا ب و
atalarımızın
31 Kombi Müfredat
فأتونا
fe'tūnā
ETY|ا ت ي
o halde bize getirin
32 Kombi Müfredat
بسلطان
bisulTānin
SLŦ|س ل ط
bir delil
33 Kombi Müfredat
مبين
mubīnin
BYN|ب ي ن
açık
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |قَالَتْ: dediler ki | رُسُلُهُمْ: elçileri | أَفِي: hakkında (edilir) mi? | اللَّهِ: Allah | شَكٌّ: şüphe | فَاطِرِ: yaratan | السَّمَاوَاتِ: gökleri | وَالْأَرْضِ: ve yeri | يَدْعُوكُمْ: (O) sizi davet ediyor | لِيَغْفِرَ: bağışlamak için | لَكُمْ: sizin | مِنْ: bir kısmını | ذُنُوبِكُمْ: günahlarınızdan | وَيُؤَخِّرَكُمْ: ve sizi ertelemek için | إِلَىٰ: kadar | أَجَلٍ: bir süreye | مُسَمًّى: belirtilmiş | قَالُوا: onlar dediler | إِنْ: | أَنْتُمْ: siz de | إِلَّا: başka değilsiniz | بَشَرٌ: bir insandan | مِثْلُنَا: bizim gibi | تُرِيدُونَ: istiyorsunuz | أَنْ: | تَصُدُّونَا: bizi çevirmek | عَمَّا: -ndan | كَانَ: olduğu- | يَعْبُدُ: tapıyor | ابَاؤُنَا: atalarımızın | فَأْتُونَا: o halde bize getirin | بِسُلْطَانٍ: bir delil | مُبِينٍ: açık | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |قالت GELT dediler ki | رسلهم RSLHM elçileri | أفي ÊFY hakkında (edilir) mi? | الله ELLH Allah | شك ŞK şüphe | فاطر FEŦR yaratan | السماوات ELSMEWET gökleri | والأرض WELÊRŽ ve yeri | يدعوكم YD̃AWKM (O) sizi davet ediyor | ليغفر LYĞFR bağışlamak için | لكم LKM sizin | من MN bir kısmını | ذنوبكم Z̃NWBKM günahlarınızdan | ويؤخركم WYÙḢRKM ve sizi ertelemek için | إلى ÎL kadar | أجل ÊCL bir süreye | مسمى MSM belirtilmiş | قالوا GELWE onlar dediler | إن ÎN | أنتم ÊNTM siz de | إلا ÎLE başka değilsiniz | بشر BŞR bir insandan | مثلنا MS̃LNE bizim gibi | تريدون TRYD̃WN istiyorsunuz | أن ÊN | تصدونا TṦD̃WNE bizi çevirmek | عما AME -ndan | كان KEN olduğu- | يعبد YABD̃ tapıyor | آباؤنا ËBEÙNE atalarımızın | فأتونا FÊTWNE o halde bize getirin | بسلطان BSLŦEN bir delil | مبين MBYN açık | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ḳālet: dediler ki | rusuluhum: elçileri | efī: hakkında (edilir) mi? | llahi: Allah | şekkun: şüphe | fāTiri: yaratan | s-semāvāti: gökleri | vel'erDi: ve yeri | yed'ǔkum: (O) sizi davet ediyor | liyeğfira: bağışlamak için | lekum: sizin | min: bir kısmını | ƶunūbikum: günahlarınızdan | ve yu'eḣḣirakum: ve sizi ertelemek için | ilā: kadar | ecelin: bir süreye | musemmen: belirtilmiş | ḳālū: onlar dediler | in: | entum: siz de | illā: başka değilsiniz | beşerun: bir insandan | miṧlunā: bizim gibi | turīdūne: istiyorsunuz | en: | teSuddūnā: bizi çevirmek | ǎmmā: -ndan | kāne: olduğu- | yeǎ'budu: tapıyor | ābā'unā: atalarımızın | fe'tūnā: o halde bize getirin | bisulTānin: bir delil | mubīnin: açık | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |GELT: dediler ki | RSLHM: elçileri | ÊFY: hakkında (edilir) mi? | ELLH: Allah | ŞK: şüphe | FEŦR: yaratan | ELSMEVET: gökleri | VELÊRŽ: ve yeri | YD̃AVKM: (O) sizi davet ediyor | LYĞFR: bağışlamak için | LKM: sizin | MN: bir kısmını | Z̃NVBKM: günahlarınızdan | VYÙḢRKM: ve sizi ertelemek için | ÎL: kadar | ÊCL: bir süreye | MSM: belirtilmiş | GELVE: onlar dediler | ÎN: | ÊNTM: siz de | ÎLE: başka değilsiniz | BŞR: bir insandan | MS̃LNE: bizim gibi | TRYD̃VN: istiyorsunuz | ÊN: | TṦD̃VNE: bizi çevirmek | AME: -ndan | KEN: olduğu- | YABD̃: tapıyor | ËBEÙNE: atalarımızın | FÊTVNE: o halde bize getirin | BSLŦEN: bir delil | MBYN: açık | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Peygamberleri, Allah'tan şüphe edilir mi dediler, gökleri ve yeryüzünü yaratandır o; suçlarınızı örtmek ve muayyen vakte dek size mühlet vermek için çağırmada sizi. Siz de dediler, bizim gibi insansanız ancak; bizi atalarımızın taptıklarından vazgeçirmek istiyorsunuz, öyleyse apaçık bir delil gösterin bize.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Peygamberleri dedi ki: Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? Halbuki O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi muayyen bir vakte kadar yaşatmak için sizi (hak dine) çağırıyor. Onlar dediler ki: Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Siz bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize, apaçık bir delil getirin!Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Rasûlleri demişti ki: "Semâlar ve arzın Fâtır'ı Allâh hakkında kuşku mu? (O), sizin beşeriyetinizin getirisi olan kusurlarınızı bağışlıyor ve ömrünüzün sonuna kadar size müsaade ediyor. " Dediler ki (Rasûllere): "Siz bizim gibi bir beşersiniz (bir mucizevî farkınız yok). . . Atalarımızın tapındıklarından bizi alıkoymak istiyorsunuz. . . (O hâlde) bize apaçık bir sultan (mucizevî güç, kanıt) getirin. "Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Onlara gelen Rasuller: 'Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında bir şüpheniz mi var? Halbuki, günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak, belli bir süreye, ömürlerinizin sonuna kadar size vâde tanımak için sizi kendisine kulluğa, imana, ibadete, itaate davet ediyor.' dediler. Onlarsa: 'Siz sadece bizim gibi bir insansınız. Siz, bizi, atalarımızın tapmış olduğu şeylerden alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse, bize açık bir ferman getirin.' dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Peygamberleri dediler ki: 'Gökleri ve yeri yaratan, günahlarınızı bağışlamak ve size belirli bir süreye kadar mühlet vermek için sizi davet eden Allah hakkında şüphe olur mu?.' Dediler ki: 'Siz de bizim gibi birer insandan başka bir şey değilsiniz. Bizi atalarımızın tapmakta olduklarından çevirmek istiyorsunuz. O halde bize açık bir delil getirin.'Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Resulleri dedi ki: "Allah hakkında mı şüphe (ediyorsunuz)? O, gökleri ve yeri yaratandır; O, sizi, günahlarınızı bağışlamak için davet etmekte ve sizi adı konulmuş bir süreye kadar erteliyor." Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan birer beşerden başkası değilsiniz. Siz bizi, babalarımızın taptıklarından çevirip engellemek istiyorsunuz, öyleyse bize apaçık bir delil getirin."Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Peygamberleri de (onlara) şöyle demişti: “- Hiç gökleri ve yeri yaratan Allah’ın birliğinde şüphe edilir mi? O, günahlarınızı bağışlamak için sizi hak dine çağırıyor ve belirli bir vakte kadar size müsaade ediyor.” Onlar da (Peygamberlerine) dediler ki: “- Siz de bizim gibi bir insansınız, bizi babalarımızın taptıkları şeylerden (putlardan) çevirmek istiyorsunuz. O halde, doğruluğunu isbat eder açık bir delil bize getirin.”Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Onlarin peygamberleri: «Gokleri ve yeri yaratan, gunahlarinizi bagislamaya cagiran ve bir sureye kadar sizi erteleyen Allah'tan mi suphe ediyorsunuz?» dediler. Onlar da: «Siz de sadece bizim gibi birer insansiniz; bizi babalarimizin taptiklarindan alikoymak istiyorsunuz. yleyse bize apacik bir delil getirmelisiniz» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Peygamberleri onlara dediler ki: «Geçmişte hiçbir örneği ve benzeri olmaksızın gökleri ve yeri yaratan ; günahlarınızdan temizleyip bağışlamak için sizi davet eden ve sizi belli bir süreye kadar (yok etmeyip) geciktiren Allah hakkında mı şüphe ediyorsunuz ?! Onlar, «siz de bizim gibi insansınız, babalarımızın taptıklarından bizi alıkoymak istiyorsunuz. O halde bize açık belge ve delil getirin» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Hâlbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Onların peygamberleri: 'Gökleri ve yeri yaratan, günahlarınızı bağışlamaya çağıran ve bir süreye kadar sizi erteleyen Allah'tan mı şüphe ediyorsunuz?' dediler. Onlar da: 'Siz de sadece bizim gibi birer insansınız; bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirmelisiniz' dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Peygamberleri dedi ki: Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? Halbuki O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi muayyen bir vakte kadar yaşatmak için sizi (hak dine) çağırıyor. Onlar dediler ki: Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Siz bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize, apaçık bir delil getirin!Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Elçileri: 'Gökleri ve yeri yarıp yaratan ALLAH'tan mı kuşkulanıyorsunuz? Günahlarınızı bağışlamak için sizi çağırıyor ve size belli bir süre tanıyor,' dediler. Onlar da, 'Siz, ancak bizim gibi insanlarsınız, atalarımızın tapmakta olduğu şeyden bizi çevirmek istiyorsunuz. Bize açık bir yetki belgesi getiriniz,' dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Peygamberleri dedi ki: «Gökleri ve yeri yaratan, Allah hakkında da şüphe mi var? O, sizi günahlarınızı bağışlamak için çağırıyor ve belirlenmiş bir süreye kadar size müsade ediyor.» Onlar da: «Siz sadece bizim gibi bir insansınız, bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. O halde bize apaçık bir delil getirin!» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Peygamberleri dedi ki: «Hiç gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe edilir mi? O sizi, günahlarınızı bağışlamak için çağırıyor ve belirli bir süreye kadar size müsaade ediyor.» Onlar da: «Siz de bizim gibi bir insansınız, bizi babalarımızın taptıklarından çevirmek istiyorsunuz. O halde bize açık bir delil getiriniz!» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Resulleri hiç, dediler: Gökleri ve Yeri yaradan Allahda şekk edilir mi? O, sizi günahlarınızı mağrifet etmek için çağırıyor ve müsemmâ bir ecele kadar size müsaade ediyor, siz, dediler bizim gibi bir beşersiniz, bizi babalarımızın taptıklarından çevirmek istiyorsunuz, o halde bize sultası açık bir bürhan getirinizDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Peygamberleri, onlara «Göklerin ve yerin yoktan varedicisi olan Allah hakkında şüphe olur mu hiç? O bazı günahlarınızı bağışlamak için sizi doğru yola çağırıyor, bu konuda size belirli bir sürenin sonuna kadar mühlet tanıyor» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Resulleri dedi ki: "Tanrı hakkında mı şüphe (ediyorsunuz)? O, gökleri ve yeri yaratandır (fatır); O, sizi, günahlarınızı bağışlamak için davet etmekte ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar erteliyor." Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan birer beşerden başkası değilsiniz. Siz bizi, babalarımızın taptıklarından çevirip engellemek istiyorsunuz, öyleyse bize apaçık bir delil getirin."Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : Elçileri dedi ki: “Gökleri ve yeri yoktan yaratan, sizi günahlarınızı bağışlamak için çağıran ve belirlenmiş bir süre sonuna kadar sizi erteleyen Allah hakkında yetersiz bilgi mi var?” Onlar: “Siz sadece bizim gibi bir beşersiniz, bizi atalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. O hâlde bize apaçık bir delil getirin!” dediler. Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Peygamberleri de şöyle demişdi: «Gökleri ve yeri yaratan, sizi günâhlarınızdan yarlığamak, size muayyen bir vaktâ kadar meydan vermek için (hak dîne) da'vet etmekde olan Allah hakkında mı bir şek»? Onlar da: «Siz de bizim gibi beşerden başka (bir şey) değilsiniz. Siz bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir hüccet getirin» demişlerdi. Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Peygamberleri dediler ki: 'Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şübhe olur mu? (O,) günahlarınızın bir kısmını sizin için bağışlamak ve sizi(n ecelinizi) belirli bir vakte kadar ertelemek için sizi (îmâna) da'vet ediyor (tâ o vakte kadar size mühlet veriyor).' (Onlar) dediler ki: 'Siz de ancak bizim gibi bir insansınız. Bizi atalarımızın tapmakta olduklarından men' etmek istiyorsunuz; öyle ise bize apaçık bir mu'cize getirin!'Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Peygamberleri onlara: Gökleri ve yeri yaratan, günahlarınızı bağışlamak için çağıran ve sizi belirli bir süreye kadar tehir eden Allah'tan mı şüphe ediyorsunuz? demişlerdi. Onlar da: Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Siz; bizi, atalarımızın tapındığı şeylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse, bize açık bir delil getirin, demişlerdi.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Onların resûlleri şöyle dedi: “Semaları ve arzı yaratan Allah hakkında mı şüphedesiniz? Sizi, günahlarınızı mağfiret etmek için davet ediyor ve sizi belli bir zamana kadar tehir ediyor (mühlet veriyor)”. Onlar da şöyle dediler: “Siz ancak bizim gibi bir beşersiniz. Babalarımızın ibadet etmiş olduğu şeylerden bizi alıkoymak (engellemek) istiyorsunuz. Öyleyse bize açıkça bir mucize getirin!”Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Bu toplumlara gönderilen elçiler: "Hiç, göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah(ın varlığından, birliğinden) şüphe edilebilir mi?" dediler, "Sizi (geçmişteki) günahlarınızdan ötürü bağışlamak ve size (belirlediği) bir süre (bitince)ye kadar mühlet vermek üzere (doğru yola) çağıran O'dur! (Ama) onlar: "Sizler bizim gibi ölümlü insanlardan başka kimseler değilsiniz!" diye cevap verdiler, "Bizi, atalarımızın tapınageldiği şeylerden uzaklaştırmak istiyorsunuz; madem öyle, o zaman (Allah'ın elçileri olduğunuza dair) açık bir delil getirin bize!"Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Peygamberleri demişti ki: «Gökleri ve yeri yaratan Allah Teâlâ'dan şekk edilebilir mi? Sizi dâvet ediyor ki, sizi günahlarınızdan yarlığasın ve sizi muayyen bir vakte kadar geriye bıraksın.» Dediler ki: «Siz de bizim gibi beşerden başka değilsiniz. Bizi atalarımızın tapar oldukları şeylerden döndürmek istiyorsunuz. O halde bize apaçık bir bürhan getiriniz.»Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Peygamberleri onlara dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? Halbuki O, günahlarınızı bağışlamak için sizi çağırıyor ve sizi belirli bir vakte kadar bırakıyor. ” Onlar da: “Siz de bizim gibi birer beşersiniz. Siz bizi atalarımızın tapındığı şeylerden uzaklaştırmak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin. ” dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Peygamberleri: -Gökleri ve yeri yaratan, günahlarınızı bağışlamaya çağıran ve bir süreye kadar sizi erteleyen Allah’tan mı şüphe ediyorsunuz? dediler. Onlar da: -Siz de sadece bizim gibi birer insansınız; bizi babalarımızın kulluk ettiklerinden alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirmelisiniz, dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Peygamberleri onlara: "Hiç gökleri ve yeri yaratan yüce Yaratıcı hakkında şüphe edilebilir mi?O günahlarınızı affetmeye çağırıyor ve muayyen bir süreye kadar size müsaade ediyor, mühlet veriyor." dediler. Onlarsa: "Siz," dediler, "bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsiniz. Siz bizi atalarımızın ibadet ettiği tanrılardan vazgeçirmek istiyorsunuz. O halde bize açık delil getirin."Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Elçileri: "Gökleri ve yeri yaratan Allâh hakkında şüphe (edilir) mi? (O), sizin günâhlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi belirtilmiş bir süreye kadar ertelemek için sizi davet ediyor" dediler. Onlar: "Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Bizi, atalarımızın taptığından çevirmek istiyorsunuz. O halde bize açık bir delil getirin!" dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Peygamberleri dedi ki: «Allah hakkında mı şüphe (etmektesiniz) ? O, gökleri ve yeri yaratandır; O, sizi, günahlarınızı bağışlamak için davet etmekte ve sizi adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir.» Dediler ki: «Siz, bizim benzerimiz olan birer beşerden başkası değilsiniz. Siz bizi, babalarımızın tapmakta olduklarından çevirip engellemek istemektesiniz, öyleyse bize apaçık olan ispatlayıcı bir delil getirin.»Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Peygamberleri onlara dedi ki: 'Gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah hakkında kuşku mu olur? O sizi, günahlarınızı bağışlamak ve ecelinizi belirlenmiş bir vakte kadar geri bırakmak için çağırıyor.' Onlar ise 'Siz de bizim gibi birer beşersiniz,' dediler. 'Atalarımızın taptıklarından bizi alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin.'Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Resulleri dediler ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında mı kuşku? O sizi, günahlarınızı afftetsin, belirli bir süreye kadar size zaman tanısın diye çağırıyor." Şöyle cevap verdiler: "Siz de bizim gibi birer insandan başka şey değilsiniz. Atalarımızın kulluk ettiklerinden bizi yüz geri çevirmek istiyorsunuz. Hadi açık bir kanıt getirin bize!"Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.