» 88 / Gâsiye  21:

Kuran Sırası: 88
İniş Sırası: 68
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26

 » 88 / Gâsiye  Suresi: 21
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. فَذَكِّرْ (FZ̃KR) = feƶekkir : öğüt ver
2. إِنَّمَا (ÎNME) = innemā : çünkü ancak
3. أَنْتَ (ÊNT) = ente : sen
4. مُذَكِّرٌ (MZ̃KR) = muƶekkirun : öğüt verensin
öğüt ver | çünkü ancak | sen | öğüt verensin |

[Z̃KR] [] [] [Z̃KR]
FZ̃KR ÎNME ÊNT MZ̃KR

feƶekkir innemā ente muƶekkirun
فذكر إنما أنت مذكر

 » 88 / Gâsiye  Suresi: 21
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فذكر ذ ك ر | Z̃KR FZ̃KR feƶekkir öğüt ver So remind,
إنما | ÎNME innemā çünkü ancak only
أنت | ÊNT ente sen you
مذكر ذ ك ر | Z̃KR MZ̃KR muƶekkirun öğüt verensin (are) a reminder.

88:21 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

öğüt ver | çünkü ancak | sen | öğüt verensin |

[Z̃KR] [] [] [Z̃KR]
FZ̃KR ÎNME ÊNT MZ̃KR

feƶekkir innemā ente muƶekkirun
فذكر إنما أنت مذكر

[ذ ك ر] [] [] [ذ ك ر]

 » 88 / Gâsiye  Suresi: 21
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فذكر ذ ك ر | Z̃KR FZ̃KR feƶekkir öğüt ver So remind,
Fe,Zel,Kef,Re,
80,700,20,200,
REM – prefixed resumption particle
V – 2nd person masculine singular (form II) imperative verb
الفاء استئنافية
فعل أمر
إنما | ÎNME innemā çünkü ancak only
,Nun,Mim,Elif,
,50,40,1,
ACC – accusative particle
PREV – preventive particle
كافة ومكفوفة
أنت | ÊNT ente sen you
,Nun,Te,
,50,400,
PRON – 2nd person masculine singular personal pronoun
ضمير منفصل
مذكر ذ ك ر | Z̃KR MZ̃KR muƶekkirun öğüt verensin (are) a reminder.
Mim,Zel,Kef,Re,
40,700,20,200,
N – nominative masculine indefinite (form II) active participle
اسم مرفوع
FZ̃KR ÎNME ÊNT MZ̃KR

فذكر إنما أنت مذكر

 » 88 / Gâsiye  Suresi: 21

: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |فَذَكِّرْ: öğüt ver | إِنَّمَا: çünkü ancak | أَنْتَ: sen | مُذَكِّرٌ: öğüt verensin |
Kırık Meal (Harekesiz) : |فذكر FZ̃KR öğüt ver | إنما ÎNME çünkü ancak | أنت ÊNT sen | مذكر MZ̃KR öğüt verensin |
Kırık Meal (Okunuş) : |feƶekkir: öğüt ver | innemā: çünkü ancak | ente: sen | muƶekkirun: öğüt verensin |
Kırık Meal (Transcript) : |FZ̃KR: öğüt ver | ÎNME: çünkü ancak | ÊNT: sen | MZ̃KR: öğüt verensin |
Abdulbaki Gölpınarlı : Artık korkut, öğüt ver, sen, ancak bir korkutucusun, bir öğütçü.
Adem Uğur : O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin.
Ahmed Hulusi : HATIRLAT; çünkü sen ancak bir hatırlatıcısın (hakikatlerini hatırlatmak için irsâl oldun)!
Ahmet Tekin : O halde, tebliğe devam et, Kur’ân ile öğüt ver. Çünkü sen vahyi, Kur’ân’ı tebliğ ile memursun, öğüt vericisin.
Ahmet Varol : Sen öğüt ver. Sen ancak bir öğüt vericisin.
Ali Bulaç : Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.
Ali Fikri Yavuz : Artık sen (Ey Rasûlüm, deliller göstererek) nasihat et. Sen ancak bir öğüd vericisin.
Bekir Sadak : Sen ogut ver! Esasen sen sadece bir ogutcusun.
Celal Yıldırım : Öğüt ver; çünkü sen ancak bir öğütçüsün.
Diyanet İşleri : Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
Diyanet İşleri (eski) : Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.
Diyanet Vakfi : (21-26) O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin. Ancak yüz çevirip inkâr edene gelince, işte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır. Şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
Edip Yüksel : Hatırlat, çünkü sen hatırlatıcısın.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Haydi öğüt ver, sen şimdi yalnızca bir öğütçüsün!
Elmalılı Hamdi Yazır : haydi ıhtar et; sen şimdi sırf bir öğütçüsün
Fizilal-il Kuran : Ey Muhammed! Sen öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt verensin.
Gültekin Onan : Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.
Hakkı Yılmaz : (21,22) Haydi, öğüt ver/ hatırlat, şüphesiz sen, sadece bir öğütçüsün/hatırlatıcısın. Sen, onların üzerinde bir zorba değilsin.
Hasan Basri Çantay : (Habîbim) sen hemen (onlara Allahın ni'metlerini, tevhîd delîllerini) hatırlat. Sen ancak bir hatırlatıcısın.
Hayrat Neşriyat : (Habîbim, yâ Muhammed!) O hâlde nasîhat et; çünki sen, ancak bir nasîhat edicisin!
İbni Kesir : Öğüt ver, çünkü sen; ancak bir öğütçüsün.
İskender Evrenosoğlu : Artık zikret (hatırlat), sen sadece müzekkirsin (hatırlatıcısın).
Muhammed Esed : İşte böyle, (ey Peygamber,) onlara öğüt ver; senin görevin yalnız öğüt vermektir:
Ömer Nasuhi Bilmen : (21-22) Artık sen hatırlat. Şüphe yok ki, sen ancak bir hatırlatıcısın. Onların üzerlerinde bir musallat (cebbâr) değilsin.
Ömer Öngüt : Öğüt ver, hatırlat! Çünkü sen ancak öğüt vericisin.
Şaban Piriş : -Hatırlat/uyar! Sen ancak uyarıcısın.
Suat Yıldırım : İşte böyle... Sen insanları irşada devam et! Zaten senin görevin sadece irşad edip düşündürmektir.
Süleyman Ateş : Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.
Tefhim-ul Kuran : Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.
Ümit Şimşek : Öğüt ver; çünkü sen öğüt vericisin.
Yaşar Nuri Öztürk : Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}